Tsinghua Üniversitesi PBCSF’in düzenlediği 2026 Küresel Finans Forumu’nda “Uluslararası para sistemi” başlıklı bir konuşma yaptım.
Konuşmamda...
- Kural bazlı yönetim ve güven
- Uluslararası finans kuruluşları
- Küresel finansal mimari
- G20 gibi çok taraflı yapılar
- Çin-ABD ilişkileri
konularına değindim.
Çin’in Çengdu şehrinde düzenledikleri bu konferansa davetleri için Tsinghua Üniversitesi’ne teşekkürlerimi sunuyorum.
Konuşmama aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.
https://t.co/p0wZMjo7Vc
Biz, ülkemizdeki kirlenmiş, yozlaşmış siyasetin tamamına alternatifiz.
Umutsuz olmayın, çünkü biz varız. Biz temiz siyaseti temsil ediyoruz. Ülkeyi tertemiz yönetmeye talibiz.
Ali Babacan:
“2 tane büyük kriz nasıl çözüldü, o dönemde yapılandırmalar nasıl yapıldı? Hiç mi öğrenmediniz ya?
Çok basit çok, yeniden yapılandırma; devletinde milletinde kazandığı bir çözüm.
1) Faizi sil.
2) Enflasyona bağla.
3) 1 yıl ödemesiz yıllara taksitlendir.”
Sosyal medyada günlerdir süren itibar suikastı kampanyasını ibretle takip ediyoruz. Muhalefet milletvekillerine, özellikle kadın vekil arkadaşlarımıza yönelik; en iğrenç, en adi, en ahlaksız organize saldırıların bir sosyal medya pervasızlığı olarak geçiştirilmesi elbette mümkün değildir.
Şunu açıkça soralım: Aynı iğrenç iftiralar iktidar partisi milletvekilleri, özellikle de kadın vekil arkadaşlarımız hakkında atılsaydı bugün nerede olurduk?
Saldırıyı yapanlar saatler içinde gözaltına alınır, arkasındaki güçler ortaya çıkarılır, yayın yasakları birbirini izler, Adalet ve İçişleri Bakanı seferber olur, Meclis Başkanı en yüksek perdeden en net tepkiyi verirdi, değil mi?
Hedef CHP'li olunca neden mecliste hiçbir etkisi olmayan cılız ifadelerin ötesinde ses seda yok?
Alçaklık hedefine göre meşru da sayılabiliyor mu?
Kadınların iffetine dil uzatmak, ailelerin özel yaşamına dair görüntüleri servis etmek, namus üzerinden hedef göstermek en adi yöntemlerdir.
Dahası var; Gözaltına alınan bir kişinin telefonundaki özel hayata ilişkin görüntüler, devletin namusuna emanet değil mi?
Bu görüntülerin nasıl olup da troll hesaplarına, anonim tetikçilere ulaştığı sorulmadan; iktidar bu kampanyaya karşı elindeki somut imkânları kullanmadan, bu alçaklığa ortak olanları açığa çıkarmadan söylenen cılız tepkiler ciddiye alınabilir mi?
Unutmayalım ki siyasi rakibini hileyle, desiseyle, namusa iftirayla alt etmeye çalışmak; yolsuzluk yapana, hırsıza ve zalime kendi partilisi diye göz yummak; muhalif olunca en ağır yargıyı reva görmek, yani fiilen iki ayrı hukuk düzeni işletmek, sadece bugünün değil, yarının da utancı olarak tarihe geçecektir.
Ne bu ahlaksız dile sessiz kalırız, ne bu çürümüş siyaset anlayışına teslim oluruz.
Çorum’daydık.
Sokakta emeklilerimizle, esnafımızla, çiftçimizle dertleştik. Şehitliği ziyaret ettik. Ticaret ve Sanayi Odası’nda ekonomi konuştuk.
Anneler Günü programımızda şehit ve gazi anneleriyle buluştuk.
Programı hazırlayan, bizlere eşlik eden herkese teşekkür ediyorum.
Bu ülkenin annelerine;
Acıyı, kaygıyı, yoksulluğu değil;
Adaleti, barışı, huzuru ve bereketi hediye etmek zorundayız;
Evlatları için, torunları için yaşanabilir bir Türkiye’yi hediye etmek zorundayız.
Biz her gün bu inançla yola koyuluyoruz.
#AnnelerGünü kutlu olsun.
Nisan ayında, tek bir ayda, yaşanan enflasyon %4,18 oldu. İktidar, enflasyondaki yükselişe savaşı bahane ediyor.
Petrol fiyatları sadece Türkiye için artmadı, tüm dünya için arttı.
Soru şu: Artan petrol fiyatlarına rağmen çoğu ülkede yıllık enflasyon %4'ün altında iken, bizde nasıl oluyor da aylık rakam %4'ün üstünde çıktı?
Türkiye'de doğurganlık hızı 2017 yılından beri 2,10'un altında ve her sene düşmeye devam ediyor; 2024 rakamı 1,48.
Nüfusumuz artık kendisini yenileyemiyor.
Doğurganlık hızının düşmesinin ana sebebi, ekonomik sorunlardır, insanların yarınlara güvenle bakamamasıdır.
2017’de Başkanlık Sistemi’nin başlamasından bu yana her alanda kötüleşme var. İnsanlar mutsuz, umutsuz.
Bir genel müdürün çözebileceği iş, Cumhurbaşkanı’ndan talimat gelmeyince çözülemedi.
Mağdur olan herkesin Kurtuluş Parkı'na gidip, madencilerimiz gibi isyan etmesi mi gerekiyor?
Başkanlık sistemiyle sorunlar çözülemiyor. Biz de tam bu sebeple “Parlamenter Sistem” diyoruz.
Netenyahu ve Katz, İsrail hükümetinin kendi sıkışmışlığını, Türkiye üzerinden perdelemeye çalışıyor.
Haddinizi bilin!
Fitne fesat üretme çabanız beyhudedir.
Siz, uluslararası hukuku ihlal ediyorsunuz, savaş suçu ve insanlık suçu işliyorsunuz.
Er veya geç hesap vereceksiniz.
Dünden bu yana yoğun bir tartışma var.
“Asgari ücreti artırmak, enflasyonu azdırır” diyorlar.
Oysa; hem makro ekonomik verileri hem de reel sektör dinamiklerini dikkate alarak, doğru zamanda yapılan asgari ücret artışları enflasyonu sanıldığı kadar etkilemez.
Yakın tarihimizden iki örnek verelim:
Yıl 2004:
Aralık 2003’ten Aralık 2004’e net asgari ücret %41 arttı.
Enflasyon Aralık 2004’te %9,3’e düştü, Aralık 2005’te %7,7’ye düştü.
Yıl 2008:
Aralık 2007’den Aralık 2008’e net asgari ücret %20 arttı.
Enflasyon Aralık 2008’de %10,0 oldu, Aralık 2009’da %6,5’e düştü.
Kız çocukları için bir toplu mezar fotoğrafı... Dünden beri, gördüğüm ilk andan beri aklımdan çıkmıyor.
Minab’daki Şeceretü’t-Tayyibe Kız İlkokulu…
Henüz 7–12 yaş aralığında, hayatlarının ilk dönemlerindeki kız çocukları. O sabah da her zamanki gibi okula geldiler. Çantalarını omuzlarına astılar; bahçede fısıldaştılar, gülümsediler, belki yarım kalan bir oyunu tamamlamayı düşündüler. Sonra ders zili çaldı, sıralarına oturdular.
Şimdi bu fotoğrafta gördüğümüz mezarlar, o sıralarda oturan çocuklara ait. Zehra’ya… Fatma’ya… Nadya’ya… Hena’ya… Her biri anne-baba kuzusu. Her biri bir annenin duası, bir babanın umudu, bir kardeşin neşesi...
Hayat dolu kız çocuklarımızın istatistik satırlarına sığdırılmasına razı olamayız. Toplu mezarlara indirgenen çocukluklara alışmadık, alışamayız.
İran’da, Gazze’de öldürülen çocukların birer sayıdan ibaret hâle getirilmesine izin vermemek en temel insani sorumluluğumuz. Her birinin yasını ayrı ayrı tutmak, isimlerini anmak, hatıralarını yaşatmak boynumuzun borcu.
Minab’ta katledilen yavrularımıza Allah’tan rahmet diliyorum. Acılı ailelerine ve İran halkına sabır ve başsağlığı temenni ediyorum.
Unutmamak, unutturmamak ve her bir evladımız için adalet talep etmek zorundayız. Çünkü insanlık onuru bunu gerektirir, çünkü insan olmak bunu gerektirir.
"3Y ile mücadele edeceğim” diye yola çıkan bir iktidar, yetkinin tek elde toplandığı Başkanlık Sistemi ile beraber, 3Y’nin hepsini de tek tek yeniden ihya etti.
Açıkça ifade ediyorum: Dürüst ve ehil kadrolar iş başına gelmeden bu kötüye gidiş durmayacak.
Söz konusu emekli, işçi, çiftçi, öğrenci olunca “Kaynak yok” diyen iktidar, Ocak ayında faize tam 454 milyar lira ödedi. Yani 10 milyar dolardan fazla…
Bu rakam, Hazine’den bir ayda ödenen en yüksek faiz olarak tarihe geçti.
Rekorun altında Sayın Erdoğan’ın imzası var.
Ali Babacan: “İktidarkiler, seçimle alamadıklarını masa başında almaya çalışıyorlar. Sandıkta kazanamadığını, devletin gücünü kullanarak ele geçirmek ne ahlaka sığar ne de demokrasiye.
Peki ya ana muhalefet? Daha dün ittifakta beraber oldukları partilerin milletvekillerini davet edip, pişkin pişkin rozet takarken gayet rahatlar.
Ama kendilerinden ayrılıp başka partilere geçenlerin arkasından yapmadıkları hakaret yok, etmedikleri küfür yok.
İktidarla ana muhalefet sanki anlaşmış, bu milleti siyasetten bezdirmeye and içmişler.”
İşsizlik bölgenin şu anda en büyük sorunu.
Binlerce esnaf ve üretici, kepenk açmaya çalıştı ama önlerine aşılamaz engeller kondu.
Sanayi olmadan, üretim olmadan, yalnızca konut inşa ederek bu şehirler ayağa kalkamaz.
Evi yaptınız, fakat iş yok. Ne yapacak bu insanlar?
Suriye hükûmeti ile SDG arasında uluslararası arabuluculukla sağlanan ve çerçevesi netleşen mutabakatı, komşumuzun toprak bütünlüğü ve bölgemizin istikrarı adına memnuniyetle karşılıyorum.
Ortak yurttaşlık bilincinin, kültürel hakların ve kapsayıcılığın esas alındığı her adımın, Suriye’nin toplumsal barışına sunacağı katkı kıymetlidir. Güçlü ve kalıcı bir devlet yapısının, ancak tüm toplumsal kesimlerin kendini ait hissettiği, kapsayıcılığın gözetildiği bir anayasal düzenle mümkün olacağı açıktır.
Bununla birlikte; silahlı yapıların blok halinde değil, güvenlik tedbirleri süzgecinden geçirilerek devlet hiyerarşisine entegre edilmesi ve bilhassa yabancı unsurların Suriye topraklarından tahliye edilecek olması, hem Suriye’nin iç barışı hem de Türkiye'nin ulusal güvenlik kaygılarının giderilmesi açısından son derece önemlidir.
Tüm zorluklara rağmen gelinen bu aşamanın, Suriye halkının huzuruna ve refahına hizmet etmesini diliyorum. Temennim; varılan mutabakatın sahadaki uygulamasının sivillere zarar vermeden, temkin ve kararlılıkla sürdürülmesidir.
Sınırımızın ötesindeki düğümler çözülürken, içerideki süreçte de bölgesel gelişmeleri beklemek yerine inisiyatif almak elzemdir. Meclisimiz bünyesinde çalışmalarını sürdüren Komisyon, faaliyetlerini “Suriye sahasındaki tablonun netleşmesi” şartına bağlamamalı; aksine raporunu bir an evvel tamamlayarak çözüm için gerekli hukuki ve siyasi mekanizmaları somutlaştırmalıdır.
İç barışımızı tahkim edecek adımları atmak için dışarıyı izleyen değil, sürece yön veren bir irade ortaya konulmalıdır.
Aydın’da Tüm Emeklileri Koruma ve Güçlendirme Derneği’ni (TEKGÜÇ-DER) ve Yörük Efe Gazetesi’ni ziyaret ettik.
Dernek Başkanı Sn. Erdal Demir’e ve ekibine, ayrıca Yörük Efe Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Sn. Selva Demir’e teşekkür ederiz.
Emeklilerimizin yaşadığı adaletsizlikleri, geçim mücadelesini ve hak kayıplarını her platformda dile getiriyoruz. Emeklilerin onurlu bir yaşam sürmesi için sorunlarını görünür kılmaya, çözüm üretmeye ve yanlarında durmaya kararlılıkla devam edeceğiz.
İl Başkanımız Sn. Osman Yasin Uzdu (@uzdu) ve Genel Merkez Heyetimiz (@sskaraosmanoglu, @abdullahkaya02, @bekirkirar20) ile birlikte gerçekleştirdiğimiz ziyarette bu irademizi bir kez daha ifade ettik.