1970'de kurulan Milli Nizam'dan bugüne Türkiye'de İslâmî mücadele kasıtlı olarak sistem içine çekildi.
O dönem oy vermeyi cihadi bir anlayış gibi görenler, zamanla nasıl evrildiklerini bugün kendileri itiraf ediyorlar.
Bugün bu yola tevessül edenlerin elinde sadece kocaman bir hiç yoktur, avuçlarında büyük bir vebalde bulunmaktadır.
Birileri çürük demokrasi ipliğine hülyalar dizdirdiler. Bu hülyalar gerçekleşmese de göreceli bazı menfaat ve kazanımlar elde edilmiştir. Ama kaybedilen şuur, direnç ve hedefe bakınca bunların hiçbir kıymeti yoktur.
Oy vererek sistemi değiştirmeye çıkan zihniyet, bugün laik demokratik kemalist sistemin havarisi konumundadır.
Örneğin; önceden oy verirken yasama hakkı verdikleri vekillerin; faizi, zinayı ve alkolü yasaklayamayacaklarını bildikleri halde veriyorlardı, şimdi bu çağda bunlar olur mu diyerek vermektedirler.
Amerika, İngiltere veya cümle Batı; bu mücadelenin demokratik bir zeminde, sistem içinde verilmesini neden istemektedir? Peki onların istediği hatta dayattığı bu yolu dosdoğru yol kabul etmek serap değil midir?
Ne diyordu Süleyman Demirel: "hangi partiye olursa olsun mutlaka sandığa gidin."
Hep bir ağızdan sandığa giderseniz demokrasi kazanacak diyorlardı. Hatta insanlar sandığa gitsin diye oy vermemeyi suç kabul edip idari para cezası getirmişlerdi. Ayrıca partilere hazineden yapılan yardımın hikmeti de neydi? Neden demokrat olmamız konusunda bu kadar ısrarcı idiler?
Çünkü kendilerine benzememizi istiyorlardı. Maalesef öyle de oldu... Bugün sokağa, televizyona ve sosyal medyaya bakınca herkesin gördüğü şey bu değil mi? Herkesin eleştirdiği şey bu çukur değil mi?
Türkiye'de hiçbir lider veya siyasi parti Erdoğan ve AK Parti'nin ulaştığı güce bir daha ulaşamaz. Ama bu dönem aynı zamanda fısk, zulüm ve küfrün belki de en çok işlendiği dönemdir. Hâl böyle iken, yola çıkarken konulan hedeften bu kadar sapılmış iken hâlâ bu sistemi şerrin ehveni görmenin izahı asla İslâm fıkhı olamaz.
Fakat konforlu ve steril ortamlarda mücadele kolaycılığı olabilir.
"Oy vermezsek alternatifi nedir?" sorusuna cevap verememeleri olabilir.
İslâm'ı hayata hakim kılma hedefinden uzaklaşmış olmaları ve bunu nasıl yapacaklarını bilmemeleri olabilir.
Ezcümle; İslâm fıkhını vs. bir kenara bırakın. Gelin salt akıl ile düşünelim. Sizce sömürgeci Amerika ve Avrupa'nın, kurucu irade olan CHP'nin, İslâma karşı düşmanlığı bilinen cümle zevatın yıllardır ısrarla yapmamızı istediği şey bizler için hayırlı olabilir mi?
14 İslam Ülkesi Kudüs İçin Ürdün’de Toplandı: Yine Kınadılar
Türkiye ve Ürdün'ün yanı sıra Filistin, Mısır, Pakistan, Suudi Arabistan, Katar, Endonezya, Bahreyn, Irak, Fas, Tunus, Cezayir, Somali ve Malezya'dan üst düzey yetkililerin ve Arap Ligi Genel Sekreteri'nin hazır bulunduğu toplantı kapsamında, Kudüs'teki kutsal mekânların tarihî ve hukuki statüsünün korunmasının önemi ve bununla bağlantılı hususlar ele alındı.
Büyükelçiliğini Kudüs’e taşıyan ABD’nin “dost ve müttefiki” 14 ülke yaptıkları ortak açıklamada, diplomatik misyonların Kudüs'e kurulması veya taşınması dahil her türlü tek taraflı kararı reddetti.
Dışişleri Bakanı Fidan'ın da katıldığı toplantıda işgalci ‘İsrail'in Gazze ve Kudüs'teki ihlalleri kınandı.
Bu ülkenin aydınları(!) olarak adlandırıldılar.
Çünkü halk karanlıkta idi. Karanlıkta olmalarının esas sebebi ise İslâm'a ve O'nun emirlerine olan bağlılıklarıydı.
Onlara göre İslam karanlık ama laiklik aydınlanma idi...
Tesettür irtica ama çıplaklık medeniyet idi...
Haremlik selamlık çağdışı ama gayri İslâmî hayat tarzı modernleşme idi...
Batı kültürünü televizyon, sinema, müzik vs. ile hep bu şekilde aşıladılar. Bizlere öz vatanında parya muamelesi yaptılar.
Ama bir yerde yetki sahibi olunca Haluk Levent veya Erdal Beşikçioğlu gibi güzide bir örneklik dahi sergileyemediler. Mum olup etraflarını ışıtamadılar.
"Allah, iman edenlerin dostudur. Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. İnkâr edenlerin velileri ise tâğûttur. (O da) onları aydınlıktan karanlıklara sürükler." [Bakara 257]
Tam bir yıl önce idi...
Sözü Muhatabına Söylemek için çıktık yola...
Çünkü ortada büyük bir soykırım varken soykırıma dur diyecek muhatap ortada yoktu...
Gazze'ye yardım elini uzatacak ve "artık yeter!" "kopsun incelediği yerden" diyecek bir otorite yoktu...
Somut adım atacak, işgalciler ile diplomatik ve ticari ilişkiyi kesecek kimsecikler yoktu...
Halkı Müslüman olan 57 ülke lideri Trump'ın, hükümet ile ters düşmemek isteyen SDK'lar da Erdoğan'ın ağzına bakıyordu. Ama Gazze gözler önünde yok oluyorken ona sahip çıkacak kimse yoktu...
Türkiye'nin dört bir yanından yola çıkanlar 27 Temmuz'da ortak bir paydada sadece Gazze için buluştuk...
Hiçbir hesap yapmadan, selefisi sofisi, eşarisi maturidisi, sakallısı kravatlısı kol kola omuz omuza yürüdük on binlerce Müslümanla...
Hep birlikte haykırdık ve "Müslümanlar Birleşin" dedik...
O günden sonra Trump'ın liderliği ve Netenyahu'nun gölgesinde yapılan sözde barış hiç uygulanmadı. Gazze'de ateş hiç sönmedi...
Hepimize yalan söylediler!
Önce garantörüz dediler; yalan söylediler!
Mehmetçik sahada güveni sağlayacak dediler; yalan söylediler!
Gazze'ye bizim sayemizde barış geldi dediler; yalan söylediler!
Yardım konteynerları sorunsuz Gazze'ye ulaşacak dediler; yalan söylediler!
Ve yalan söyleyenler kaybetti...
Yalan söylediklerini bildikleri halde yalancının yanında duranlar kaybetti...
Gazzeli çocuklar kazandı ama 57 ülke lideri kaybetti!
Dünyayı ahirete tercih edenler kaybetti!
Trump'ın barışına alkış tutanlar kaybetti!
Allah'ın rızası adına, Gazze'ye sahip çıkmak adına, hiçbir hesap yapmadan tüm engellere rağmen Türkiye'de ilk defa muhatabına giderek hakkı haykıranlar kazandı...
Selam olsun Sözü Muhatabına Söyleyenlerden...
Türkiye'de hegemonya mücadelesi veren ve darbelerin arkasında olan sömürgeci devletler, İngiltere ve ABD'dir.
Türkiye; NATO ile hesaplaşıp, bu sömürgeci ve işgalci güçler ile bağını keserek özüne ve tarihine dönmeden darbelerden, terörden ve istikrarsızlıktan kurtulamaz.
Türkiye’nin yönü Batı değil İslam, yeri NATO değil Hilafet'tir.
15 Temmuz
N A T O zirvesi bitti. Zirveden geriye akıllarda kalanlar ise şunlar oldu.
Elinde Müslüman ve bebek kanı olan sapık Trump'tan övgü dolu sözler duymak izzet kabul edildi.
Zirve öncesi yüzlerce Müslümanları haksız yere gözaltına almak tedbir sayıldı.
N A T O'yu alternatifsiz görmek, AKlamak ve paklamak İslamcı abilere vazife düştü.
Zirvede İran konuşuldu, Ukrayna konuşuldu ama Gazze ile ilgili tek bir söz konuşulmadı. Böylece yapılan teviller de boşa düştü.
Biz konjonktüre göre değil şer'i hükme hareket edip tam 22 yıl önce ne söyledi isek bugünde aynı şeyleri söylüyoruz.
N A T O gibi tüm şer ittifaklarından beriyiz ve beri olmaya da devam edeceğiz.
#Emrolunduğungibidosdoğruol
Birlikte "Ordular NATO'ya" sloganını atmaya hazırlanıyorlar.
Biz sözü muhatabına söylemeye Külliye'ye gidip "Ordular Aksa'ya" dediğimizde, Erdoğan'dan Gazze'ye asker göndermesini istemiştik. Bugün öğrendik ki Trump'ta Erdoğan'dan savaşa girmemesini istemiş
7-8 Temmuz’da Ankara'da gerçekleştirilecek olan; başta Gazze katliamının ortakları olmak üzere İslam dünyasında birçok işgal ve katliama imza atan ülke liderlerinin de katılacağı 36. NATO Zirvesi'ni ve bu zirvenin perde arkasını konuşuyoruz!
NATO Korur mu Kullanır mı?
- NATO toplantısı ve beklentiler
- NATO güvenlik paktı mı yoksa işgal ve katliam ortaklığı mı?
- NATO toplantısı öncesinde olağandışı önlemler ve verilen kurbanlar
🗓️ 06 Temmuz 🕘 21:30'da X sohbet odasına bekliyoruz.
#NATOyaVETO
Siyasi Analiz
İran’ın Mevcut Vakıası ve ABD ile İran Arasındaki Saldırıların Yeniden Başlaması
🔘 ABD-İran gerilimi ve karşılıklı saldırıların yeniden başlaması
🔘 Trump ve Pezeşkiyan arasında imzalanan 14 maddelik metnin sembolik anlamı ve içeriği
🔘 İran iç siyasetinde güç mücadelesi
🔘 Yeni dini lider Mücteba Hamaney’in rolü
🔘 Hürmüz Boğazı ve küresel enerji krizi
🔘 Trump’ın seçim stratejisi ve müzakereler
🔘 Mutabakatın İran’ı yeniden ABD yörüngesine soktuğuna dair eleştiriler
🔘 İslam Ümmeti için ideolojik çözüm önerisi
Okumak için ↓
🔗 https://t.co/q95FeEGnc6
Hani Tüm Zulümlere Karşı Bir Olacaktık!
🖋️“Mazlumun kim olduğuna değil, zalimin kim olduğuna bakılır oldu.”
🖋️“Korkularla şekillenen tutumlar, kardeşliği zayıflatıyor.”
🖋️“Gerçek güç, Müslümanların birbirine sahip çıkmasındadır.”
#NatoyaKurbanAranıyor
https://t.co/KODznc74YW
Medya Bürosu Başkanımız Sayın Mahmut Kar, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunuyor.
◾️ Şeyh Said'in Davası
◾️ Türkiye'nin Göç Politikası
◾️ Erdoğan Ümmetin Umudu mu? https://t.co/bl8zGj1rk8
Köklü Değişim, çalışmalarına bir yenisini daha ekleyerek Sultanbeyli temsilciliğinin açılışını gerçekleştirdi.
Yoğun bir katılım ve coşkuyla gerçekleştirilen açılış programı, Kur’an-ı Kerim tilaveti ve önemli konuşmalarla manevi bir atmosfere sahne oldu.
Sultanbeyli Temsilcimiz Ahmet Erim’in açılış konuşmasını yaptığı programda; Genel Koordinatörümüz Mahmut Kar, yazarlarımızdan Musa Bayoğlu, İstanbul Temsilcimiz Muhammed Emin Yıldırım ve Kocaeli Temsilcimiz Volkan Ayna birer konuşma gerçekleştirdi.
#Hicret;Allah Rasulünün ve ashabın Mekke’de verdikleri mücadelenin Medine’de nusret ehli ile İslam devletini kurmak için yaptıkları yolculuktur.
#1Muharrem#hicriyılbaşı
HİCRET; KUTLU BİR YÜRÜYÜŞ - MUSA BAYOĞLU https://t.co/pmsvZRqL5v @YouTube aracılığıyla
Hicret'in 1448. yılı mübarek olsun.
Hicret, Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in başkanlığında Medine İslam Devleti’ne yürüyüşün adıdır. Zorlu ve meşakkatli yolları adımlamak, Allah azze ve celle'nin nusretine koşmaktır.
Allah'ın nusretiyle bu yürüyüşü devam ettireceğiz. Her yıl 1 Muharrem gününün şafağında hicreti hatırlayacağız.
Rasulullah’ın bize miras bıraktığı İslam Devleti’ni yeniden kurmak için azimleri bileyip gayretleri artıracağız.
Rabbimizden, bizlere Raşidi Hilafet Devleti'ne yürümeyi nasip etmesini niyaz ediyor, tüm Müslümanların hicri yeni yılını tebrik ediyoruz.
#HicrettenDevlete
Kurban Bayramımız Mübarek olsun
İslam Ümmetinin mübarek Kurban Bayramını tebrik eder, Allah Subhanehu ve Teala'dan vadettiği Raşid-i Hilafet Devleti'nin bir an önce kurulmasını niyaz ederiz...
Kurban Bayramınızı tebrik ediyoruz.
Bu bayramın İslam ümmetinin uyanışına, birlik ve beraberliğimizin tesisine, zafer ve fetihleri gerçekleştirecek Raşidi Hilafetin kurulmasına vesile olmasını Rabbimizden niyaz ediyoruz.
Rableri bir, dinleri bir, kıbleleri bir olan İslam ümmetinin günahlarını bağışlamasını, itaatlerini kabul etmesini ve bir ümmet olarak kutlayacağımız bayram gibi nice bayramlara bizleri ulaştırmasını Rabbimizden niyaz ediyoruz.
Bayramınız Mübarek olsun.
Eko Vizyon I Görkemli Proje, Acı Gerçekler "İstanbul Finans Merkezi"
▪️Küresel şirketler Türkiye'ye neyin karşılığında yatırım yapacak?
▪️Büyük umutlarla hayata geçirilen İstanbul Finans Merkezi projesinin arkasındaki gerçek ne?
Eko Vizyon’un bu bölümünde, parıltılı gökdelenlerin ardındaki ekonomik gerçekleri ve projenin perde arkasını masaya yatırıyoruz.
🎬"Görkemli Proje, Acı Gerçekler: İstanbul Finans Merkezi" videomuz yayında!
#EkoVizyon #cumartesi