Smart Solar Aliağa işçileri dün sarı sendikadan kurtulup Enerji-Sen'e üye oldu, sarı sendikal düzeninizi yırtıp attı!
Bunun üzerine bugün 8 Smart Solar işçisi haksız ve hukuksuz bir şekilde işten çıkarıldı.
Örgütlenme özgürlüğümüze ve sendikal haklarımıza karşı yapılan bu saldırıyı asla kabul etmiyoruz!
İşten atmalarla, baskılarla Smart işçilerini yıldıramazsınız.
Arkadaşlarımız işbaşı yapana kadar mücadelemizi Enerji-Sen sendikamızla birlikte sürdüreceğiz!
#İnadınaSendikaİnadınaDİSK
🔴 Smart Solar Aliağa işçileri sarı sendika esaretinden kurtuluyor! Smart Solar Aliağa işçileri bugün sarı sendika esaretinden kurtuluşun ilk adımını attı!
Bugün Genel Örgütlenme Sekreterimiz Fehmi Elmacı, İzmir ve Manisa şubelerimizin yöneticileri, işyeri sendika temsilcilerimiz ve üyelerimiz ile Enerji-Sen Genel Başkanı Süleyman Keskin, Enerji-Sen yöneticileri, uzmanları ve üyeleriyle birlikte Aliağa’da bulunan fabrika önünde Smart Solar işçileriyle buluştuk.
Smart Solar Aliağa işçilerinin özgür ve gerçek bir sendikal düzene geçiş için ortaya koyduğu bu irade, kardeş sendikamız Enerji-Sen’e yapılan geçişlerle yeni ve güçlü bir aşamaya taşındı. Gebze’de örgütlü olduğumuz fabrikayla Aliağa’daki yol arkadaşlarımız artık aynı çatının, DİSK’in çatısı altında omuz omuza yürüyecek.
✊ Yaşasın Smart Solar işçilerinin birliği!
✊ İnadına sendika, inadına DİSK!
#SmartSolar #EnerjiSen #BirleşikMetalİş #DİSK #İnadınaSendikaİnadınaDİSK
@enerjisen
🏆🏐 Avrupa’nın zirvesinde yine Filenin Sultanları!
A Milli Kadın Voleybol Takımımız, Avrupa Şampiyonası’nda üst üste ikinci kez şampiyonluğa ulaştı!
Sahaya koydukları emek, mücadele ve dayanışmayla hepimize büyük bir sevinç yaşatan Filenin Sultanları’nı yürekten kutluyoruz! 👏
#FileninSultanları #AvrupaŞampiyonu
Emek haberciliğinin öncü isimlerinden, işçilerin ve sendikal mücadelenin sesi Şükran Soner’i, 60 yıl emek verdiği Cumhuriyet gazetesi önünden son yolculuğuna uğurluyoruz.
İşçi sınıfı Şükran Ablasını unutmayacak, anısı mücadelemizde yaşayacak.
#ŞükranSoner
🔴 Bağımsız Maden-İş Genel Başkanı Gökay Çakır ve Örgütlenme Uzmanı Başaran Aksu’nun tutuklanması, sendikal mücadeleye yönelik açık bir saldırıdır.
Madencilerin gasbedilen hakları için yürüttüğü mücadele baskı, gözaltı ve tutuklamalarla durdurulamaz. Madenciler kazanacak, işçi sınıfı kazanacak!
Gökay Çakır ve Başaran Aksu derhal serbest bırakılsın. Sendikal mücadele de hak aramak da suç değildir!
#SendikalMücadeleSuçDeğildir
#TutukluSendikacılaraÖzgürlük
#MadenİşçisiYalnızDeğildir
🔴17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin üzerinden 27 yıl geçti.
17 Ağustos’tan 6 Şubat’a, yaşadığımız büyük yıkımlar bize bir kez daha gösterdi: Deprem değil; alınmayan önlemler, denetimsizlik ve rant politikaları öldürüyor.
Aradan geçen onca yıla rağmen milyonlarca insan depreme dayanıksız konutlarda yaşarken, milyonlarca işçi de güvenliğinden emin olmadığı fabrika ve işyerlerinde çalışmak zorunda bırakılıyor.
Taleplerimiz açık:
📌Kentsel dönüşüm, ranta değil, halkın barınma hakkına hizmet etmelidir. Dönüşüm süreçleri, yerinde, bilimin ve tekniğin ışığında, halkın katılımıyla ve kamu denetiminde gerçekleştirilmelidir.
📌Barınma temel bir insan hakkıdır ve devlet bu hakkı güvence altına almakla yükümlüdür. Parası olanın değil, her yurttaşın güvenli ve sağlıklı konutlarda yaşaması için sosyal devlet ilkeleri hayata geçirilmelidir.
📌Afetlere hazırlık, kamusal bir sorumluluktur. Toplanan vergiler, amacına uygun olarak depreme dayanıklı konutların inşası, mevcut yapı stokunun güçlendirilmesi ve afet toplanma alanlarının artırılması için kullanılmalıdır. Rant projeleri derhal durdurulmalıdır.
📌İşyerleri ve fabrikalar güvenli hale getirilmelidir: Tüm fabrikalar ve işyerleri derhal denetlenmeli, güçlendirilmelidir. Riskli işyerlerinde çalışma durdurulmalıdır. İşçi sağlığı ve iş güvenliği, üretim kârlarının önüne geçmeli; hiçbir işçi ölüm riski altındaki işyerlerinde çalışmaya zorlanmamalıdır. İşyerlerinin güvenli hale getirilmesi, milyonlarca işçinin, emekçinin can güvenliği için ertelenemez bir zorunluluktur.
17 Ağustos depreminde yitirdiğimiz canları saygıyla anıyoruz.
Unutmadık, unutturmayacağız.
#17Ağustos1999 #deprem
Birleşik Metal-İş, Ankara Valiliği’nin 15 günlük eylem yasağına tepki gösterdi. Yerel idarelerin eylem yasaklarını rutin sopaya dönüştürdüğünü belirten sendika, “Anayasal haklar keyfi kararlarla ortadan kaldırılamaz” dedi. https://t.co/WUgq5sh2lB
📢BASIN AÇIKLAMASI👇👇
🔴İŞÇİLER ANAYASAL HAKLARINI ÇİĞNETMEYECEK❗️
Türkiye Cumhuriyeti, anayasasına göre demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir. Ancak bugün iktidarın siyasal tercihleri ve bu tercihler doğrultusunda hareket eden idari makamların uygulamaları, anayasal hak ve özgürlükleri giderek daha fazla daraltmakta; yurttaşların en temel demokratik haklarını kullanmasını fiilen imkânsız hale getirmektedir.
Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı, ifade hürriyeti, örgütlenme özgürlüğü ve sendikal haklar, Anayasa’nın yurttaşlara tanıdığı ve güvence altına aldığı temel haklardır. Bu haklar iktidarların lütfu değildir. Devletin ve idari makamların görevi bu hakları ortadan kaldırmak değil, kullanılabilmelerinin koşullarını güvence altına almaktır.
Oysa biz bugün tam tersine tanık oluyoruz. Valilikler ve kaymakamlıklar tarafından alınan geniş kapsamlı toplantı ve gösteri yasakları, artık istisnai tedbirler olmaktan çıkarılmış, adeta olağan idare biçimine dönüştürülmüştür.
İl İdaresi Kanunu’nun 11. maddesi ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu, idari makamlar tarafından sürekli şekilde temel hakları sınırlandıracak biçimde yorumlanmaktadır. Üstelik bu yasaklar çoğu zaman soyut ve genel güvenlik gerekçelerine dayandırılmakta, yurttaşların haklarını kullanacakları tarih ve mekânları doğrudan hedef almaktadır. Ortaya çıkan tablo ise çok acıdır. Anayasa’da tanınan haklar kâğıt üzerinde varlığını sürdürürken, yurttaşlara bu hakları pratikte kullanamayacakları söylenmektedir.
Bu, bir hukuk devleti açısından kabul edilemez.
11 Ağustos 2026 tarihinde Ankara Valiliği tarafından il genelinde 15 gün süreyle toplantı, gösteri yürüyüşü, basın açıklaması ve oturma eylemlerinin yasaklanması, bu anlayışın en güncel örneklerinden biridir. Üstelik bu karar, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önünde haklarını arayan maden işçilerinin eylemleri sonrasında alınmıştır.
İşçiler haklarını aradığında “kamu düzeni” tehlikeye düşmekte; sermayenin çıkarları söz konusu olduğunda ise kamu düzeni nedense hiç bozulmamaktadır.
Birleşik Metal-İş Sendikası olarak özellikle altını çiziyoruz: Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı ile sendikal örgütlenme ve sendikal faaliyet hakkı birbirinden kopuk değildir. İşçinin sendikasıyla birlikte hareket etmesi, işyerindeki sorunlarını kamuoyuna taşıması, işveren karşısında toplu biçimde hak araması, basın açıklaması yapması, eylem ve protesto gerçekleştirmesi sendikal özgürlüğün ayrılmaz parçalarıdır. Bu yasakların kapsamı o kadar genişletilmektedir ki bir sendika şube yöneticisinin baskı altındaki üyelerini fabrikada ziyaret etmesi dahi “toplantı ve gösteri yürüyüşü” veya “sendikal eylem” olarak değerlendirilerek engellenebilmektedir.
Anayasa’nın 51. maddesiyle güvence altına alınan sendika kurma ve sendikaya üye olma hakkı; işçinin işyerinde, fabrikada, meydanda ve toplum içinde sendikasıyla birlikte hareket edebilme özgürlüğü olmadan gerçek anlamını yitirir.
Sendika yöneticisinin işçisine ulaşamadığı, işçinin sendikasıyla birlikte eylem yapamadığı, basın açıklamasının yasaklandığı, bildiri dağıtmanın engellendiği, fabrikaya giden sendikacıların kolluk tarafından durdurulduğu bir düzende sendikal özgürlük yalnızca Anayasa maddelerinde kalan bir sözcükten ibaret hale gelir.
Toplanma ve eylem yasakları sürekli artan bir ivmeyle ve kapsamı da genişletilerek idari makamların elindeki sopaya dönüşmüş durumdadır. Örneğin maden işçileri, petrol işçileri, özel öğretim kurumları emekçileri, doğa savunucuları ve demokratik haklarını kullanmak isteyen yurttaşların toplantı, yürüyüş, basın açıklaması, oturma, afiş asma eylemleri engellenmiş ve hatta bazı durumlarda seyahat özgürlükleri dahi yok sayılarak il sınırlarına giriş-çıkış yasakları uygulanmıştır. Bu yasaklardan sanatsal faaliyetler de nasibini almıştır.
Bu uygulamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde çok açıktır ki; iktidar, toplumsal muhalefetin ve işçi sınıfının örgütlü gücünün kamusal alanda görünür olmasını istememektedir.
Ancak biz biliyoruz: işçinin ücretine, çalışma koşullarına, iş güvenliğine, kıdem hakkına, emekliliğine, vergisine, geleceğine ilişkin söz söylemesi “kamu düzenini bozmak” değildir. Sendikanın işçileriyle birlikte hareket etmesi “güvenlik tehdidi” değildir. Haksızlığa karşı sokağa çıkmak, örgütlenmek, hak aramak, basın açıklaması yapmak suç değildir.
Birleşik Metal-İş olarak iktidara ve tüm idari makamlara hatırlatıyoruz: Anayasa’nın 2. maddesinde yazdığı şekliyle devlet sosyal bir hukuk devletidir, devlet bu ilkeye tüm organlarıyla birlikte uymak zorundadır. İşçilerin örgütlenmesini, birlikte hareket etmesini ve haklarını kolektif olarak savunmasını engelleyen bir idare anlayışının Anayasa’nın sosyal hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmayacağı açıktır. Anayasa Mahkemesi ve idare mahkemelerinin kararlarına rağmen yasakların sürdürülmesi ise hukuk devletinin temel ilkelerini daha da ağır biçimde zedelemektedir.
Türkiye’de yıllardır “yatırım ortamı”, “işveren özgürlüğü”, “ekonomik istikrar” ve “kamu düzeni” gerekçeleriyle işçilerin haklarının sınırlandırılmasına tanık oluyoruz.
Grevlerin ertelenerek fiilen yasaklanması, sendikal örgütlenmenin engellenmesi, işyerlerinde sendika yöneticilerinin faaliyetlerinin kısıtlanması, işçilerin eylemlerinin kolluk müdahalesiyle bastırılması ve şimdi de valilik yasaklarıyla işçilerin kamusal alandaki görünürlüğünün ortadan kaldırılmak istenmesi aynı anlayışın farklı biçimleridir.
Sermayenin hareket özgürlüğünün korunması adına devletin bütün imkânları seferber edilirken, işçinin hak arama özgürlüğü söz konusu olduğunda “kamu düzeni” hatırlanmaktadır.
Biz bunu kabul etmiyoruz.
Devletin görevi sermayenin çıkarlarını korumak adına işçilerin anayasal haklarını bastırmak değildir. Devletin görevi, işçinin de işveren kadar hukuk önünde eşit olmasını sağlamaktır.
Birleşik Metal-İş Sendikası olarak;
➡️Anayasa’nın güvence altına aldığı temel hak ve özgürlüklerin keyfi idari kararlarla ortadan kaldırılmasına,
➡️Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının fiilen kullanılmaz hale getirilmesine,
➡️Sendikal faaliyetlerin “kamu düzeni” gerekçesiyle engellenmesine,
➡️Sendika yöneticilerinin üyeleriyle buluşmasının ve işyerlerinde sendikal faaliyet yürütmesinin engellenmesine,
➡️İşçilerin hak arama eylemlerine yönelik kolluk müdahalelerine,
➡️Mahkeme kararlarının ve Anayasa Mahkemesi içtihatlarının idari makamlar tarafından yok sayılmasına karşı çıkıyoruz.
Mülki amirleri ve kolluk kuvvetlerini Anayasa’ya, yasalara ve mahkeme kararlarına uygun davranmaya çağırıyoruz ve hatırlatıyoruz, idari makamların asli görevi anayasal hakların kullanılmasını güvence altına almaktır.
İşçilerin anayasal hakları valilik kararlarıyla ortadan kaldırılamaz. Sendikal özgürlükler “kamu düzeni” gerekçesinin arkasına saklanılarak yok edilemez. Hak aramak suç değildir. Örgütlenmek suç değildir. Mücadele etmek suç değildir.
Birleşik Metal-İş olarak bir kere daha ilan ederiz ki anayasa ve yasalarla teminat altına alınmış sendikal haklarımız ve tüm toplumun temel hak ve özgürlükleri için mücadele etmekten asla vazgeçmeyeceğiz.
BİRLEŞİK METAL-İŞ SENDİKASI
GENEL YÖNETİM KURULU
“Kamuoyundan izleyebildiğimiz kadarı ile sadece DİSK’e bağlı Birleşik Metal-İş Sendikası’nın Genel Başkanı Özkan Atar, geçtiğimiz günlerde bu duruma ilişkin görüşlerini açıkladı.
Özkan Atar, ‘Temmuz ayında ara zam yapılmadı diye ocak ayını beklemek gerekmez. Bir an önce, ağustosta zam yapılması için harekete geçilmeli. Başta konfederasyonlar olmak üzere emek örgütlerinin, muhalif partilerin bu işin peşini bırakmaması lazım’ diye görüşünü belirtti.”
(4) Türkiye’de işçileri mesleki ısı stresine karşı koruyan, somut ve bağlayıcı üst sınırlar getiren özel bir yasal düzenleme bulunmuyor.
TALEPLERİMİZ👇
➡️İşkollarının, yapılan işin ve çalışma ortamının özellikleri dikkate alınarak bilimsel ölçütlere dayalı azami ısı maruziyeti sınırları belirlenmeli.
➡️Belirlenen sınırların aşılması ve aşırı sıcakların ciddi ve yakın tehlike oluşturması halinde çalışmalar durdurulmalı. İşçilerin çalışmaktan kaçınma hakkını, ücretlerinde ve diğer haklarında herhangi bir kayıp yaşamadan kullanabilmeleri yasal güvence altına alınmalı.
➡️İşverenlere, gölgelik alanlar ve serinleme noktaları oluşturma, ücretsiz ve kolay erişilebilir içme suyu sağlama, ısı kaynaklarını yalıtma, uygun iklimlendirme ve havalandırma sistemlerini kurma yükümlülüğü getirilmeli.
🔴 SICAKTA ÇALIŞMAYA KARŞI YASAL DÜZENLEME ARTIK BİR ZORUNLULUKTUR👇
(1) Sendikamız ile Türk Tabipleri Birliği (TTB), işçilerin sağlığını ve yaşamını tehdit eden aşırı sıcaklarda çalışmaya karşı yasal düzenleme yapılması talebiyle basın toplantısı düzenledi.
Sendikamızın genel merkezinde yapılan toplantıya merkez ve şube yöneticilerimiz, uzmanlarımız ve işyeri sendika temsilcilerimizin yanı sıra DİSK’e bağlı Sosyal-İş, Nakliyat-İş, Gıda-İş, Dev Yapı-İş ve BTO-Sen sendikalarının yöneticileri katıldı.
Toplantı, hep bir ağızdan atılan “Çalışırken ölmek istemiyoruz!” sloganıyla başladı. Sendikamız ve TTB adına ortak basın açıklamasını Genel Başkanımız Özkan Atar okudu.
#aşırısıcaklar #işçisağlığı #isig #iklimkrizi @ttborgtr@istabip
🔴 "Ocak ayı beklenemez: Asgari ücrete bir an önce ara zam yapılmalıdır!"
Genel Başkanımız Özkan Atar, @ilketvcomtr'de yayımlanan Mercek Altı programında asgari ücrete ara zam talebini değerlendirdi:
📌 Asgari ücret iki yıl üst üste reel olarak ciddi ölçüde geriledi.
📌 Temel tüketim maddeleri ve büyükşehirlerdeki kiralarda yedi-sekiz ayda yüzde 30’lara varan artışlar yaşandı.
📌 Emek örgütleri, muhalefet partileri ve kitle örgütleri ara zam talebinin peşini bırakmamalı.
📌 Bu talep meydanlarda, mitinglerle ve demokratik eylemlerle yükseltilmeli.
#AsgariÜcret #AraZam #Geçinemiyoruz
@BirGun_Gazetesi yayın hayatına başladığı günden bu yana zor koşullar altında ilkeli, halktan ve emekten yana gazetecilikten vazgeçmedi. Grevlerimizde, direnişlerimizde ve hak arama mücadelelerimizde her zaman yanımızda oldu; işçilerin ve emekçilerin sesini, gerçekleri kamuoyuna taşıdı.
Açılan davalara, gözaltılara, tutuklamalara ve her türlü baskıya rağmen gerçekleri yazmaktan vazgeçmedi.
BirGün’ün emek muhabiri Ebru Çelik’de bu habercilik anlayışının temsilcilerinden biridir. İşçilerin ve emekçilerin mücadelesini görünür kılmak için ortaya koyduğu titiz, ilkeli haberciliğine ve emekten yana gazeteciliğine yakından tanığız.
BirGün gazetesini ve emek muhabiri @Ebrupcelik i hedef alan seviyesiz saldırıları şiddetle kınıyoruz.
BirGün gazetesi ve Ebru Çelik yalnız değildir. Yanlarındayız.
KEMAL TÜRKLER KAVGAMIZDA YAŞIYOR!
Onursal Genel Başkanımız Kemal Türkler’i katledilişinin 46’ncı yılında Topkapı’daki mezarı başında anıyoruz.
#KemalTürklerAramızda
KEMAL TÜRKLER KAVGAMIZDA YAŞIYOR!
Onursal Genel Başkanımız Kemal Türkler’i katledilişinin 46’ncı yılında Topkapı’daki mezarı başında anıyoruz.
#KemalTürklerAramızda
Konfederasyonumuzun kurucu genel başkanı, işçi sınıfının unutulmaz önderi Kemal Türkler'i katledilişinin 46.yılında rahmetle minnetle özlemle anıyorum mücadelesi mücadelemizde yaşıyor...#kemaltürkler#kemaltürkler100yaşında
📢2026 Kemal Türkler Yılı etkinlikleri kapsamında KETEV ve TÜSTAV'la birlikte düzenlediğimiz Kemal Türkler Fotoğraf Sergisi, bugünden itibaren 26 Temmuz'a kadar Taksim Meydanı Metro Durağında gezilebilir.
Açılış ise yarın (21 Temmuz 2026) saat 11.00'de yapılacak.
🗞️BirGün
#KemalTürkler100Yaşında
📢KEMAL TÜRKLER FOTOĞRAF SERGİSİ AÇILIŞI👇
🗓️21 Temmuz 2026 Salı
⏰11.00
📍İstanbul Taksim Meydanı Metro Durağı
🔴'2026 Kemal Türkler Yılı' kapsamında sendikamız Birleşik Metal-İş, TÜSTAV ve KETEV işbirliğiyle düzenlenen sergiyi, 20-26 Temmuz 2026 tarihleri arasında, Taksim Meydanı Metro Durağında gezebilirsiniz.
#KemalTürkler100Yaşında