Olimpiyatlar’da, havalı tabanca atış kategorisinde Türkiye’ye gümüş madalya getiren Yusuf Dikeç, global sosyal medyanın gündemine oturdu.
Milyonlarca görüntüleme alan paylaşımlardan bazıları:
- Türkiye, özel lensleri, göz kapağı ve kulak koruması olamayan bir adamı göndererek gümüş madalya kazandı,
- Bir Türk, sadece gözlüğüyle geldi ve gümüş madalya kazandı.
Milli Eğitim Bakanımız bazı sırları deşifre etmiş.
Muhtemelen başı ağrıyacak.
Eğer bağımsız bir devlet isek,
Lozan bağımsızlık sözleşmemiz ise
Bu adama sahip çıkılmalı.
Yalnız,
benim dikkatimi çeken,
Bakanın söyledikleri değil,
Söyleyemedikleri...
Aaa, okul formasıyla kültürel bir gösteri de yapılabiliyormuş.
Burdur-Çatağ İlkokulu öğrencilerine velileri hiçbir masrafa sokmadan
23 Nisan'da yöresel oyun hazırlatan öğretmenimizi tebrik ediyoruz!
👏👏👏
@ArtoteCrypto Fiyat 48700 ü görse (fibo618)e denk gelir enazindan altında enaz 3 gün kapanış yapsa böyle bı oluşum mantıklı ama şu seviyede bana çok mantıklı gelmiyor
9.061 e ulaşan ölü sayısı.
3 bin 760 çocuk.
Çocuk bunlar.
Bebek bunlar.
Ve dünyanın muktedirleri suskun.
Güce tapmak ölümüne sarmış tüm dünyayı.
Aynısını srebrenitsa’da görmüştüm.
Gazze’de her gün cehennem yaşanıyor.
Ve bir şey yapamıyorsak hepimiz suçluyuz.
Çocukların, sivillerin, hiçbir suçu olmayan binlerce insanın gözlerimizin önünde katledilmesine sessiz kalamayız. Hastanelerin, camiilerin, evlerin bombalar altında kalması kabul edilemez. Şimdi susarsam, ömrüm boyunca vicdanım rahat olmayacak. Bu katliama ve yıllardır bitmeyen zulme karşı susmayacağım. #FreePalestine #PalestineGenocide
We cannot remain silent while children, civilians, and countless innocent people are being murdered before our eyes. It is unacceptable for hospitals, mosques, and homes to be under attack. If I stay silent now, my conscience will never be at ease throughout my life. I will not be silent in the face of this massacre and the unending oppression for years. #FreePalestine #PalestineGenocide
Congratulations to all the teams competing in @Teknofest!
Thank you, President @RTErdogan, for the invitation.
I look forward to attending in person next year, as well as discussing further opportunities for investment in Türkiye.
Devlete zarar vermek istemem!
Birileri devlete saldırmak için hiçbir fırsatı kaçırmaz. 72 yaşındaki Mardinli Şeyhmus Ergünoğlu devletinin üstüne titrer…
Bu adam 26 yıldır ağaç dikiyor. Diktiği ağaçlar orman olmuş.
Şimdi Mardin hastanelerini de ağaçlandıracak. Hiçbir beklentisi olmadan.Çünkü devletine zarar vermek istemiyor. Helal olsun sana Şeyhmus Amca…
Polonyalı bir seyyah keşiş, 17.yy sonlarının Travnik şehrinden şöyle bahsediyor:
"Buradaki Türkler bizim dilimize yakın bir dil konuşur. Erkekleri bize göre uzun, sabah ibadet kulelerinden gelen sesten sonra camiye gidiyor hepsi. Gitmeyene tembel diye bakıyorlar ama imansız değil çünkü burada herkes inançlıdır. Cami önünde çıraklar süt, yetişkiler kahfa içiyor. Çırak kahfa içerse saygısızlık çırak kalfa olunca kahfa içiyor. Birer hamurlu yiyecek (böreği kastediyor) hemen herkesin elinde. Bazısı yeşil otlu güzel şeyler. Onu yiyen dükkânını açmaya gidiyor. Dükkân kiraları iyi ayarlanmış hepsi vakıf geliri olarak ahaliye harcanıyor. Bir dükkan 2 günlük kazancı ile kirasını ödeyebilir. 3.günü kendi arzuları ile güçsüz ve yoksullara veriyorlar. Buna da anlamadığım "kiriya'ahreta" (ahiret kirası) diyorlar (?).
Ama o saatte çarşıda gezmeme iyi bakmadılar. Çarşıemüslümanların mekânı ve keşiş gezince herkes bakıyor çünkü hristiyanlar şehirde pek az ve mahalalleri ayrıdır müslüman çarşısında ne gezdiğimi sordu bir yaşlı. İp alacağım dedim. Elimle tarif ettim çünkü dilleri zor anlaşılıyor. Anladı dediğimi. Yardımcı oldu.
(......) Yaşlı Janusz için sırtında çıkan sulu yarayı gösterdiğimiz hekim para almadı. Gençti ve Latince biliyordu. Yola düşmeden önce yanımıza ilaçları verdi onlar için para aldı ama azdı. Bizleri doyurdu bir de güzel kokuyordu sorduk üzerindeki esansları İran'dan ve Bursa'dan getirtmiş. Kendi bahçesinde de çiçeklerden üretmek istemiş ama yapamamış. Bu ilmi öğrenmem lazım diyordu. Bizde de böyle kokular olmalıdır ama bize tüm kokuları tüccarlar uzak yerlerden getirir ve hep gölgede tutmak gerekir yoksa pis kokuyorlar. Bu Türkler kokuyu seviyorlar. Kadınlar evlerinde kullanıyormuş. (......) Buranın kadınları Sultan'ın sarayındaki en güzel kadınlardan daha güzel olurmuş ama bunlar Müslüman oldukları için saraya götürülmez, köle edilmezlermiş. Çok özgür bir kadındır buradaki müslümanlar. Kocası olmadan dışarı çıkanlar az ama yine çıkarlar kötü gözle bakılmaz. Burada tek hâlde çıkan kadın evinden bir süt taşma mesafesi uzağa gitmemeli, bir bebek ağlaması duyulacak kadar uzaklaşmalı diyorlar.
Kadınların hiçbiri erkeklerinden dayak yemiyor. Kör fata dedikleri türbedar dışında kimse kocasından dayak yememiş onun da kocasını kadı efendi kaleye kapatmış. Yemekleri güzel ama çeşit az gibiydi ya da bizim konakladığımız yerde öyleydi. Çok et yiyor çok şekerli besleniyorlar. Dilenci hiç yok sokaklarda hiç bok akışı görmedim sinek yok ama şehri çıkınca hayvanlar yüzünden her yer sinek. Şehirden biraz uzaklaşınca sinekler kurbağalar her yerde ama şehirde yok. Tuhaf.
Tüm sokaklar gece lamba yağı kokuyor gündüz çiçek ama buranın kışı feci diyorlar. Kebe denen Eski Zaradan getirilen pahalı bir kumaş onları koruyor soğuktan (Bulgaristandaki Eski zağra'dan bahsediyor). O kumaş herkesin evinde bolca varmış.
Ticarette yalan söylemiyorlar. Kristal bir şişe sordum. Venedik malı imiş. Bu şişeler kapağı açılınca kırılıyor bunun ağzına bir şey ile reçine sürmeleri veya kehribar ağızlık veya kapak yapmaları gerekirdi bu böyle alırsan kırılır sana satmam dedi birisi. Çok da güzeldi istedim satmadı ama parasız verdi. Gerçekten dediği gibi hiçbir yere çarpmadım ama kendi kapağı ile üçüncü günde kırıldı.
Ne yazık ki tanrının güzelliğini keşfetmekten uzaklar. İsa'nın kutsamadığı bu topraklarda olmak insanı mahzun ve yalnız hissettiriyor. Dindaşlarımız olan Bosnalı Katolikler de beş para etmez adamlar. Müslümanların yanında çalışıp inşallah maşallah diyorlar. Papa hazretlerini bilen pek azdır. Şehirli olanları da azdır. Birçoğu ave mariya duasını bilmez ama hristiyan işte. Yaptıkları ekmekleri çok güzel müslümanlardan daha iyi ekmek yapıyorlar çünkü içine hamuruna şarap katıyorlar. Maya ile şarap tadı güzel olmuş. Yarın Bosna topraklarında yol zahmeti çok olacak. Sirem'e gideceğiz orada beş gün kalmak lazım. Bize verilen sürede çıkmazsak bunların sağı solu belli değil. Kız kardeşimi ve çocuklarını özledim yaşlı bir adamla yol gitmek ne zor..."
Yıl 2012 Ankara’dan dönüyorum, İnegöl’de bir benzinlikten alışveriş yaptım. Markette para üstü olarak 50 kuruş olmadığı için oradan bir Olay Gazetesi almak zorunda kaldım.
Gazetenin 9.sayfasında doğal bir kaynak suyu ihale ilanı vardı. Bursalı, Kestel ilçesinin Kozluören köyünde yaşayan bir iş adamı olarak gözümden kaçmadı. İlanda aynen şöyle yazıyordu; Mülkiyeti İl Özel İdaresine ait Alaçam Köyü sınırları içerisinde bulunan 5 Lt su kaynağının 3 Lt sini yıllık 535,000tl ile, 5 yıllığına kiraya verilmesi işi!
İhaleye girme kararı verdim ve üç gün sonra ihale dokümanını İl Özel İdaresine almaya gittiğimde 200 TL olan şartname bedelini yatırmama rağmen, 5 dk da alabileceğim bir ihale şartnamesini 6 saat bekletildikten sonra elime aldığımda,”Nasıl bir kovana çomak soktuğumu ve bu işin normal bir ihale olmayacağını rakiplerimizin nüfuslu birileri olduğunu anlamıştım”.
Günler günleri kovaladı ihale günü geldi çattı, gerekli teminatları yatırıp dosyamı da alarak ihalenin olacağı İl Özel idare binasına gittim.
BURADAN SONRA OLANLARA DİKKAT:
İhale salonuna alınmadan evvel elimdeki dosyayı alarak beni bir odaya aldılar ve kapıyı kapattılar.3 dk sonra bu odaya benim haricimde ihaleye katılan Coca Cola A.ş.’nin 2 yetkilisi ile birlikte Alaçam köyü muhtarı Cevat Turan geldi.
Coca Cola A.Ş’nin yetkilileri o odada yanlarına (Ayı) lakaplı bir muhtarı alarak bana, ‘’Muhammed Tayyar Türkeş’’e, aba altından sopa gösterip ihaleye girmemem gerektiğini, bu suyu kullanamayacağımı, o köye dahi giremeyeceğimi #TürkiyeCumhuriyeti Bursa İli, Kestel İlçesi Alaçam Köyü muhtarına söyleten sistemin adına da Coca Cola denir.
Bende kendilerine cevaben, yürekleri ve bilekleri yetiyorsa beni ihaleye sokmamalarını, ayrıca Coca Cola A.ş’nin Alaçam muhtarına da
‘’YAHUDİLERLE İŞ YAPMAYI ÖĞRENMİŞSİN AYI CEVAT, SANA MÜSLÜMANLARLA İŞ YAPMAYI ÖĞRETMEK İÇİN BURADAYIM’’dedim.
O suyu alacam, sen mi? mani olacaksın dediğimde de odadan kaçıp gitti.
ARTIK O ODADA COCA COLA’NIN İKİ YETKİLİSİ VE BEN VARDIM.!
Bu seferde odaya dönemin İl Özel İdare avukatı Yasemin Güneş girdi. Gökdere Vergi Dairesinden aldığım borcu yoktur kağıdımın geçersiz olduğunu ve ihaleye katılamayacağımı söyleyerek ihaleye girmemem için elinden geleni ardına koymadı.
İhale mevzuatını ve evrak işlerini Yasemin Güneş kadar bildiğimi fark eden yetkililer yapacak bir şeylerinin olmadığını evraklarımın tam olduğunu ihaleye girmeme mani bir durum bulunmadığını gördüler.
EVRAKLARIM TAMDI VE O İHALEYE GİRECEKTİM! VE NİHAYET İHALE SALONUNA ALINDIK.
O dönem İl Özel İdaresi genel sekreter yardımcılığını yapan Muhammed Müfit Aydın ihale komisyon başkanı olarak karşımdaydı! ve ihaleyi başlattı…
Solumda oturan Coca Cola A.Ş ve ben fiyat arttırmaya başladık. Fiyat 602,000 TL’ye Geldiğinde Coca Cola A.Ş yetkilileri ihaleden çekildiklerine dair ihale evraklarına imza atarak ihale salonundan ayrıldılar ve sonuç olarak yıllık 603.000 TL’ye su kaynağı ihalesi bana kaldı.
Komisyon başkanı, şu an milletvekilliği yapan Muhammed Müfit Aydın’ın şu sözü hiç kulağımdan gitmez. Şöyle söyledi bana:‘’Tayyar sen koskoca Coca Cola ile nasıl baş edeceksin? Bunlar büyük işler, sen bu suyu ne yapacaksın?”diye tüm komisyon üyeleri ve kamera kayıtlarının önünde bunları söyledi.
Ama eminim ki benimde ona verdiğim cevap onun kulağından hiç gitmiyordur. Verdiğim cevap şu: Siz Yahudilerle iş yapmayı öğrenmişsiniz, size Müslümanlarla nasıl iş yapılacağını öğretmek için buradayım. Sen ne yapacaksın benim suyu ne yapacağı mı? Gerekirse sadece yıkanırım, dediğimde ihale komisyonundaki herkesin şaşkınlığı yüzünden okunuyordu.
GÜNLER GÜNLERİ KOVALADI.
İHALE SONUCUNUN TARAFIMA TEBLİGATININ YAPILIP ÖDEME ŞARTLARINI YERİNE GETİRİP, İHALE İLE ALDIĞIM DOĞAL KAYNAK SUYUNU TESLİM ALMAYI BEKLERKEN….
Posta ile tarafıma yollanan bu tebligat, adeta su işinin ne kadar önemli olduğunun göstergesi gibiydi.++
Rahmetli Nasrullah Ayan çok güzel özetlemiş. Kulağa küpe olacak, tecrübe bunlar.
Bu piyasa Ev alın diyor adam yok kiracı olacağım.
Araba veriyor yok araba kiralayacağım taksilerde gezeceğim...
Seni zengin edeceğim diyor, yok ben sürüneceğim..
uzar gider...
Kısa bir hırsız/dürüst esnaf hikayesi
İki gündür dışarıda yemek yiyorum. Ofis çevresinde dönerini sevdiğim ama sürekli fiyatlara ahlaksızca zam yaptığı için nadiren gittiğim bir dönerci var. Dün oraya gittim ve fiyatını sormadan çift lavaş dürüm aldım. En son 65 TL idi, gitmeyeli 80 TL olmuş. En azından vergisini ödesinler diye kartla ödedim. Çıkınca fişe baktığımda KDV'yi %1 (içecek) olarak kestiklerini gördüm.
Bugün aynı muhitte Çağlayan Meydan'a yakın, Pehlivan Lokantası'na gittim. Üç çeşit yemeğe (hindi yemeği, pilav, cacık) 120 TL ödedim. KDV'sini dürüst şekilde %10 (yiyecek) olarak kesmişlerdi.
Alelade bir dönere 80 TL, adam gibi bir menüye 120 TL vermenin kıyasını yapmayacağım, orası arz-talep. İnsanlar her şeye rağmen alıyor ki adamlar ahlaksızca zam üstüne zam yapıyor. Fakat bulduğu her fırsatta fiyatlara zam yapan dönercinin, son KDV artışını da fırsat bilerek fiyatları daha da artırması ve buna rağmen fişini kesmesi gereken şekilde kesmemesi benim için bardağı taşıran son damla oldu.
Başta Gelir İdaresi Başkanlığı'nı arayıp vergi memurlarımızı Çağlayan'a döner yemeye davet edecektim. Sonra esnafların büyük çoğunluğunun aynı şeyi yaptığını bildiğim için vazgeçtim.
Şurası kesin, günde en az 100-150 bin lira ciro yapmasına rağmen doymayıp aleni şekilde hırsızlık yapan bu dönerciden bir daha alışveriş yapmayacağım. En azından dürüst olan esnafın reklamını yapmış olayım.
Fiyatları makul, çeşit çok, sahibi dürüst. Çağlayan'da yemek yiyecekseniz Pehlivan Lokantası'nda yiyin.
Ve son olarak, %3000 kar marjı ile çalışıp sürekli zamlardan dem vuran ve bulduğu her fırsatta fiyatlara zam yapan esnafları boykot edin. Nerede olursanız olun muhakkak civarda bir dürüst esnaf vardır. Soyuluyorsak, kendi irademizle soyuluyoruz. Tek çözüm boykot.
Süleyman Demirel'in unutulmaz sözleri:
😎😎😎
1. Türkeş Türk çocuğu, Ecevit halk çocuğu, Erbakan Müslüman çocuğu, biz o... çocuğu muyuz?
2. Bana Türkiye’nin durumunu bir kelimeyle anlatın derseniz "iyidir" derim. İki kelimeyle anlatın derseniz "iyi değildir" derim.
3. Bize plan değil, pilav lazım.
4. Dünkü güneşle bugünkü çamaşır kurutulmaz.
5. Aslana hüviyet sorulmaz demişler. Kimlik taşımam.
6. Ege bir Yunan gölü değildir. Ege bir Türk gölü de değildir. Binaenaleyh, Ege bir göl de değildir.
7. Galibiyetin sahibi çoktur, mağlubiyetin sahibi yoktur. Yenilgi yetimdir.
8. İcabı olup olmadığı tartışılabilir. Ama icabı varsa feminizm fevkalade güzel bir şeydir.
9. Mizah bir yumruktur, ne zaman kime vuracağı belli olmaz.
10. Meseleleri mesele etmezseniz ortada mesele kalmaz.
11. Memlekette petrol vardı da şerbet yapıp biz mi içtik?
12. Yağmur yağarken "ben ıslanmam" diyemezseniz.
13. Devlet bazen rutinin dışına çıkabilir.
14. Bulut buluttur, bulutun akı da buluttur garası da, binaaneleyh, üzerine gonuşmaya değmez.
15. Elektriğin komünisti olur mu? Yazın biz Bulgaristan'dan elektrik alıyoruz. Kışın Bulgaristan bize elektrik veriyor.
16. Dün dündür, bugün bugündür.
17. Yollar yürümekle aşınmaz.
18.Kavağa balık çıkar mı?
Şunlar kimin listesi? 🤬
* “Gerizekalı, haysiyet fukarası, sefil, zavallı, gafil, eşkıya, çürük, sürtük, siyasi eşkıya, haysiyetsiz, onursuz, sanatçı müsveddesi, edep fukarası, ahlaksız, haysiyet celladı, kan emici…”