Necip Hablemitoğlu 18 Aralık 2002'de öldürülmeden 4 gün önce Eskişehir'deki son konferansında bakın neler söylemiş:
"Bütün bu tarikatlar, Amerika Birleşik Devletleri merkezli bu tarikatlar, bütün dünyada Amerika Birleşik Devletleri büyükelçiliklerinin koruması altında. Adeta cirit atıyorlar. Ve bundan Türkiye de nasibini fazlasıyla alıyor. Sadece bizim kendi tarikatlarımıza destek vermekle kalmıyorlar. Kendi tarikatlarını bu anlamda Türkiye'ye ve bütün dünya ülkelerine gönderiyorlar. Bakın Çin hükümeti tarikatı yasakladı. Ve Falun Gong tarikatının lider kadrosunun canını kurtaramayanları idam etti. Tarikatın lideri şu an Philadelphia'da. Buna karşılık bakıyorsunuz Moon Tarikatı, aynı şekilde bütün dünya için öngörülen tarikat, lideri yine aynı yerde. Türkiye için öngörülen Fethullahçılık. Fethullah Gülen yine aynı yerde.
Hatırlayacaksınız 1946 yılında barış gönüllüleri Türkiye'ye gelmeye başladığında, 10 binden fazla barış gönüllüsü, Türkiye'yi hallaç pamuğuna çeviriyorlar. Ve özellikle bir grubu yeşil kuşak teorisine en uygun grup olarak nitelendiriyorlar. Bu da Nurcular. Yine hatırlayacaksınız bu teoremi, komünizmin güneye inmesini önlemek amacıyla Türkiye dahil, İran dahil, Pakistan dahil, Afganistan, Suriye, Irak dahil olmak üzere; bütün İslam ülkelerinde şeriatçılığı güçlendirerek ulus devletler yerine tarikat yönetimlerini egemen kılarak, ateizme, komünizme karşı olan dinsel yapılanmayı güçlendirmeyi hedefliyor bu strateji. Türkiye'nin iş birlikçisi olarak da Said-i Nursi seçiliyor. Ve Said-i Nursi, bildiğiniz gibi Amerikalılara sonuna kadar hizmet ediyor. Aşağı yukarı 6 bin kişiyi, 6 bin Nur talebesini Türkiye'den götürüyorlar. Ve Amerika'da ilk Nur Cemaati kuruluyor. Elimde ilk Nur risalelerinin Amerika'daki yayın tarihine baktığımda, biri 1951 biri 1956. Yani o tarihlerden itibaren İngilizceye çevrilmiş risaleleri biz Amerika Birleşik Devletleri’nde görüyoruz.
Türkiye'de 4 bin 500 vakıf ve dernek var bunlara ait. Aşağı yukarı 1704 toplam okul var. Bunların 199'u Fethullah, 29'u Nakşibendilere ait. Mahmud Esad Coşan, Musa Topbaş gibi değişik Nakşibendi gruplarının da farklı okulları, farklı yurtları, farklı gazeteleri ve dergileri var. Bunların yanı sıra Cihat, Yöneliş, Darül Harp, Akabe, Vahdet, Selefi, Hizb ut Tahrir gibi, çok sayıda maalesef İslamiyet, resmen irticai tensip eden gruplar da yine faaliyetlerine devam ediyor."
Ayrıntı için bkz.👇
https://t.co/mnEJoDC9jT..
Necip Hablemitoğlu Atatürk'e, bağımsız, laik Cumhuriyete sahip çıkıp gerici ve bölücü teröre karşı çıktı ve katledildi. Hep Hablemitoğlu gibi Atatürkçü ve laik Cumhuriyet sevdalısı aydınlar katledildi, ancak nedense hep Atatürk ve Cumhuriyet düşmanları mağdur pozlarında...
Anısına saygıyla...
➖Somali’ye Recep Tayyip Erdoğan Eğitim ve Araştırma Hastanesi kurduk.
➖Suriye’de Halep’e bağlı Çobanbey Bölgesi'nde Sağlık Bilimleri Üniversitesi ve Tıp Fakültesi kurduk.
➖Suriye’nin kuzeyinde çok sayıda sağlık merkezi ve klinik açtık.
➖Şimdi de Şam’a kalp hastanesi, Halep’e kanser hastanesi kuruyoruz.
➖Bunun için bir anlaşma imzalandı ve önümüzdeki günlerde Gazi Meclis’in onayına sunulacak.
➖Bizim vatandaşlarımız, kendi insanlarımız kanser ve kalp hastalıklarının tedavisi için aylarca sıra beklerken,
➖Bunlar kanser ve kalp hastalıklarının tedavisi için Araplara hastane kuruyor.
💡Sonra da bunu "Türkiye Yüzyılı" diye pazarlıyorlar.
SÖKE SÖKE GERİ ALINACAK
Bugün, AKP ve Yandaşları, 20-25 yıldır koltuklarında oturmakta olan “Sendika Başkanları- TOBB- TÜSİAD- STK Başkanları (TESK-TZOB) dışında herkes ekonomik sıkıntıda.
Emekliden Asgari ücretliye, İşçiden Memura, Çiftçiden Köylüye,
Esnaftan Tüccara, Çalışandan İşsize, üzerimizdeki ekonomik baskı ve geçim sıkıntısı her geçen gün artıyor. Bu nasıl olur? Nasıl olur da ülke nüfusunun büyük çoğunluğu fakirleşirken, çok küçük bir kesim zenginleşir?
AKP’nin 24 yıllık dönemi tam bir yolsuzluk-yoksulluk-rüşvet dönemi oldu. Yargıyı ve Teftiş mekanizmalarını kendisine bağlayan AKP, bu dönemde kendi yönetimiyle ilgili, bir tek hırsızlık olayını bile yargıya taşımadı!
Bugün, AKP Döneminde LİYAKATSIZLIĞIN-BECERİKSİZLİĞİN sonucu yaşadığımız ekonomik kayıpları anlatmak istiyoruz. Hırsızlıklar ise sonra!
Savunma Sanayii ve Diplomasi Hataları;
S-400 Alımı! Tam bir zavallılık örneğidir. Kullanamadığınız ve hangarlarda beklettiğiniz bir sistem için 2,5 Milyar Dolarımızı heder ettiniz!
F-35 Ortaklığı; Türkiye’nin program için ödediği 1,4 Milyar Dolarımızgitti!
F-35 Fırsat Maliyeti; Programdan çıkarılmamız nedeniyle, Türk Savunma Sanayii firmalarının uçak parçası üretiminden elde edeceği uzun vadeli gelir kaybımız yaklaşık 10 Milyar Dolaroldu.
Paris Tahkim Davası; Irak petrollerini çalınması ve İskenderun’dan İsrail’e satılması (CB Erdoğan’ın yakınları) yüzünde ödemek zorunda kaldığımız
1,4 Milyar Dolar. Faizleriyle yaklaşık 4 Milyar Dolar!
Kur Korumalı Mevduat Faturası; Düşük faiz dayatmasının kuru patlatması üzerine, KKM uygulamasına geçilmiş ve bu aptalca proje nedeniyle, ekonomist Mahfi Eğilmez’in belirttiğine göre, bu ihanetin Türk Hazinesine maliyeti yaklaşık 60 Milyar Dolaroldu!
Rezerv Satışları (Arka Kapı Müdahaleleri);
Faizi düşük tutarken döviz kurunu baskılamak amacıyla MB Rezervlerinin arka kapı yöntemiyle heba edilen rezerv gücümüz 128 Milyar Dolar oldu.
Bu miktar, doğrudan bütçeden çıkan nakit zarar olmasa da, ülkemizin en büyük Finansal Savunma Kalkanının yok edilmesidir.
KOİ Kamu-Özel İşbirliği ve Geçiş Garantili Projeler;
“Cebimizden tek kuruş çıkmayacak” denilerek YİD modeliyle yapılan işlere
(Döviz bazlı ve ABD Enflasyonuna endeksli) garantiler, bütçede devasa bir kara delik oluşturdu. Bu projenin kamuya maliyeti yaklaşık 37,5 Milyar Dolarolacak…
Liyakatsizliğin, beceriksizliği bütçeye bedeli 243,4-250 Milyar Dolar oldu.
CB Hükümet sisteminin sadece bu sonucu bile, başlı başına bir felakettir…
Yarın rakamları konuşturmaya devam edelim…
Sağlık ve başarı dileklerimle 15 Temmuz 2026
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı
İddianamenin 61 ve 62 nolu eylemleri kapsamında ihaleye fesat karıştırmak ve kamuyu nitelikli dolandırmak suçları ile suçlanıyorum.
İddianame ile suç tarihi olarak, ihalenin yapıldığı tarihler belirlenmiştir. Biri 24.06.2020, diğer suç tarihi ise 28.07.2020 günüdür.
Suç tarihi diye ifade edilen 2020 yılının Haziran ve Temmuz aylarında, ben İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde çalışmıyorum. İstanbul kentinde ikamet de etmiyorum. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Genel Sekreteri olarak kamu görevi icra etmekteydim.
110 ve 115 nolu suçlamlar da 61 ve 62 nolu eylemlere ters yönde benzerlik taşımaktadır.
Çünkü, 110 ve 115 nolu ihalelerin suç tarihi 13.12.2023 olarak gösterilmekte. Ben Kasım ayında görevimden ayrıldım. İBB’de görevli değilken yapılan ihalelere de fesat karıştırmam fiilen imkânsız bir durumdur.
Bu suçlamaları gerçekleştirmek için yalnız hukuku değil fizik kurallarını da değiştirmem gerekiyor. Çünkü aynı anda iki farklı yerde bulunmak, yalnızca bu iddianamenin değil, doğanın da inkârıdır. Bilim kurgu bile bu kadarını zorlamaz.
Ne yazık ki bu suçlamalarla hala özgürlüğümden mahrumum.
Güzel ülkemizin de bizlerin de adalete ve özgürlüğe ihtiyacı var.
AKP, Paris davasını kaybetti!
Gizlenen dava sonucuna ulaştık.
Uluslararası Tahkim Mahkemesi’nin;
AKP’nin, Irak-Türkiye ham petrol boru hattında yaptığı usulsüzlükler nedeniyle;
Türkiye aleyhine hükmettiği 1 Milyar 471 Milyon Dolarlık ceza kararını iptal etmek için başvurduğu Paris İstinaf Mahkemesi’ndeki davanın kaybedildiğini belgeledik.
Artık 1 Milyar 471 Milyon Dolarlık tahkim cezasının ödenmesi için geri sayım başladı!
Peki süreç nasıl gelişti?
13 Şubat 2023’de Uluslararası Tahkim Mahkemesi aldığı kararla;
AKP’nin, 21 Mayıs 2014 – 30 Eylül 2018 tarihleri arasında, Irak-Türkiye ham petrol boru hattında;
Irak Merkezi Hükümetinin izni olmaksızın⬇️
1.) Irak’a ait petrolü usulsüz olarak taşıdığı,
2.) Ceyhan Limanı’nda yüklemesini yaptığı,
3.) Irak devletinin satış fiyatının altında bu petrolün satılmasına neden olduğu gerekçesiyle,
Türkiye’nin Irak’a net 1 Milyar 471 Milyon Dolar tazminat ödemesine hükmetmişti.
277 sayfalık Nihai Tahkim Kararını ilk kez kamuoyuna belgeleriyle biz açıklamıştık.
AKP ise verdiği yanıtta;
Bu cezayı içeren tahkim kararının iptali için Paris’te dava açtıklarını açıklamıştı.
Yaptığımız araştırma neticesinde;
AKP’nin, uluslararası tahkim kararına karşı Paris İstinaf Mahkemesinde açtığı ‘Kararın İptali Davasını’ kaybettiğini tespit ettik.
Sonuç⬇️
1 Milyar 471 Milyon Dolar tutarındaki ceza ödemesi için geri sayım başladı!
Bu devasa ceza tutarı, mutlaka Tayyip Erdoğan’ın ve ilgili AKP’li yöneticilerin mal varlıklarından tahsil edilmelidir!
İşte resmi belgeler⬇️
Kaynak: 10 Mart 2026 tarihli Paris İstinaf Mahkemesi Kararı (Fransızca Orijinali, Türkçe Çevirisi)
GİZLİ TANIK KİM?
-Yüksek Yargıyı, Erdoğan'ın emri ile FETÖ'ye teslim eden kim? Adalet eski Bakanı Sadullah Ergin!
-Sadullah Ergin'i, CHP listesinden Çankaya /Ankara Milletvekili yapan kim? Kemal Kılıçdaroğlu!
-İkisi de özgür! Biri kripto FETÖ'cu yargıçlar sayesinde yeniden CHP Genel Başkanı oldu.
Diğeri de özgür! Aylık 500 bin TL maaşla gününü gün ediyor!
-Çankaya Belediye Başkanı ise GİZLİ TANIK ifadesiyle gözaltında! Tutuklanacak!
Eğer bu ikisinden biri veya yönlendirdikleri biri GİZLİ TANIK değilse....
10.07.2026
Çok Kıymetli Ekrem Başkanım,
Silivri'den gönderdiğiniz 07.07.2026 tarihli mektubunuz elime ulaştı. İçinde bulunduğunuz koşullarda dahi şahsımı ve çiftliklerime yapılan haksızlığı düşünmeniz, kaleme sarılıp bana yazmanız beni derinden duygulandırdı. Bu incelik, sizin nasıl bir insan olduğunuzun en açık ifadesidir.
Ancak Başkanım, asıl haksızlık alenen size yapılmaktadır. Binlerce yıl hapis istemiyle, yüzlerce suçlamayla yargılanan bir insana savunması için yalnızca birkaç saat tanınmasını, hukukun en temel güvencesi olan savunma hakkının bu şekilde budanmasını bütün milletimiz gibi ben de ibretle izledim. Salondan çıkarılırken dahi başınızı dik tutmanız, o kürsüden millete dönerek konuşmanız hepimize güç ve umut oldu. Benim çiftliklerime yapılan, sizin şahsınıza ve milletin iradesine yapılanın yanında küçük kalır.
Sizinle aynı safta bu mücadelenin bir parçası olmaktan gurur duyuyorum. Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in arkasında dimdik duruyoruz. Bu ceberut sistemin yalnızca seçilmişlere değil; üreten çiftçiye, hayvancıya, toprağına emeğini veren herkese verdiği zararı her gün sahada görüyor ve yaşıyoruz. Bana yöneltilen hukuksuz müdahaleler de bu mücadelenin bedelidir; onurla taşıyorum. Sizin ödediğiniz bedelin yanında ise sözü bile edilmez.
Mektubunuzda yazdığınız gibi, farklı ve doğru düşünceye tahammülü kalmamış, sadece makam tereddüdü ve kaygısıyla işlem yapan kurumların aziz milletimize ve cennet vatanımıza verdiği zarar ortadadır. Ama ben de sizinle aynı inancı taşıyorum: 86 milyon yurttaşımızın irfanı ve vicdanı bu kötülüğe mutlaka dur diyecektir. Toprakla uğraşan bir insanım; ekilen her tohumun günü gelince başak verdiğini, en çetin kışların ardından baharın mutlaka geldiğini bilirim. Sizin bugün katlandığınız bedel, bu millete adalet, hukuk ve umut olarak geri dönecektir.
Siz orada yalnız değilsiniz. Partimiz, örgütümüz ve bu ülkenin dört bir yanındaki milyonlar sizinle. Bu zor günleri, sizin de yazdığınız gibi, büyük mücadele azmiyle hep birlikte aşacağız.
Sayın eşiniz Dilek Hanım'a, evlatlarınıza ve muhterem babanıza saygılarımı; sizinle aynı haksızlığa uğrayan tüm arkadaşlarınıza selamlarımı iletirim. Özgürlüğünüze, ailenize ve milletinize kavuşacağınız o güzel günde buluşmak dileğiyle.
Sevgi ve saygılarımla,
Sencer Solakoğlu
CHP Gölge Kabinesi Tarım ve Orman Bakanı
Özgür Özel: “Geç kalınıyor vehmine kimse kapılmasın.
Ya gösterdiğimiz sabrın sonucu partiye döneriz, ya da sabrın taştığı yerde yeni partiyi kurar birinci parti yine oluruz.
O noktada bize güvensinler.”
Güney sınırımızdaki mayınları kim kaldırdı? AKP
Irak'ın, ABD-İSRAİL'E verilmesinde destekçi kimdi? AKP
10 Milyon Suriyeli, 2 Milyon Afgan'ı kim içimize aldı? AKP
İsrail'in, korktuğu ülke Rus destekli ülke? SURİYE
Suriye'nin yıkılmasında baş rolü kim oynadı? AKP
Suriye'nin yarısının, İsrail'in işgaline göz yuman? AKP
Barzani'ye, İsrail- Kürt devletini kurduran? AKP
Apo'nun Oğlanı Mazlum'a Suriye'de İsrail-Kürt Devletinin
kurulmasına göz yuman kim? AKP
Gazze'deki katliam sürerken İsrail'e silah ve harp malzemeleri satışına devam eden kim? AKP
Bugün, limanlarımızdan İsrail'e gemi gönderen? AKP
İran'dan ülkemize yeni bir göç dalgası gelebilir mi? EVET
BOP Eşbaşkanı ve BİP Eşbaşkanı (Büyük İsrail Projesi)
kimler? AKP-MHP...
Bu sorulara cevap vermek zorundasın. Sana göre iftira ise “senin deyiminle” neden dava açıp aklanmıyorsun⁉️
İftiralara karşı dava açmayanları suçlu olarak niteliyordun ya!.. Haydi görelim!..
@kilicdarogluk
CHP Genel Başkanı Özgür Özel:
"GERGİNLER, PANİK VAR:
Şunu gördüm, hâkimin ve savcının gerginliğinde... Birbirlerine bağırıp çağırıp talimatlar veriyorlar. Savcı hâkime bağırıyor falan. ‘203 uygulasana ya’ diye... Bir panik var, bir sert bir talimat almışlar ve Ekrem Başkan’ın söylediği her söz bizim düşündüğümüzün çok üzerinde karşı tarafta endişe yaratıyor. “Biz bu adama bu kadar şey iddia ettik, hiçbirisini ispatlayamadık. Bu duyulmasın.”
15 TEMMUZ AYDINLATILSIN HER ŞEY ÇÖZÜLÜR
Önümüzdeki hafta, ülkemizin her yerinde “15 Temmuz Destanı” diye tanıtılan, Devlet kaynaklı-Diyanet destekli şovlar izleyeceğiz.
Yalan, haram medyasından, masraflar devletten, gerçeklerin bir kez daha nasıl çarpıtılacağını göreceğiz. Ne yapılırsa yapılsın, gerçeklerin
“ortaya çıkmak” gibi bir özelliği vardır. Gerçekler ortaya çıkacak ve kim darbeci, kim darbe düzenleyicisi Türk Milleti anlayacak. Çok yakında…
“15 Temmuz 2016 Darbe Girişimi” olarak tanıtılan ve başta Yeni Şafak Gazetesi olmak üzere yandaş basının tamamında, darbeyi yapan FETÖ’nun arkasında ABD’nin olduğu kesin ifadelerle ilan edilen bu darbe girişiminin gerçek yüzü aydınlatılınca, AKP-FETÖ’nun 11 yıllık işbirliği, Yüksek Yargının FETÖ’ye, teslim edilmesi, hile ve Seçsis Sistemi ile oy kaydırmalarının yapıldığı referandumlar ve seçimlerin gerçekleri açıklanacak.
Türk Devletinin ve Türk Milletinin ekmeğini yiyen, asker-sivil bürokratlar,
kendilerini Türk Milletinin siyasetçileri olarak gören siyaset insanları bu konuda mutlaka konuşmalıdır.
Özellikle aşağıda adları yazılı kişilerin Türk Milletine anlatacakları çok şeyler olduğunu hepimiz biliyoruz. Bunlar konuşunca kim “Kahraman” kim “Darbeci” ortaya çıkacak…
TBMM’de 15 Temmuz Darbe Girişimi için kurulan Komisyon’un Başkanlığına,
FETÖ’cu olduğunu defalarca söylemiş Reşat Petek neden getirildi?
TBMM Komisyonunun raporu, komisyon Odası ile TBMM Başkanlığı arasındaki 50 metrede nasıl kayboldu?
Hulusi Akar, sürekli olarak neden mahkemelerden kaçtı? Emrinde çalışan ve darbeye kalkışan silah arkadaşlarının ısrarlı sorularına neden yanıt vermedi.
Dönemin MİT Müsteşarı Hakan Fidan da neden mahkemelere çıkarılmadı?
CB Erdoğan’ın “Darbe Girişimini” eniştesinden, Başbakan Binali Yıldırım’ın ise kayınçosundan öğrenmelerine nasıl izin verildi? Neden haber verilmedi?
Kemal KılıçdaroğluBaşkanlığındaki CHP Heyeti (Özgür Özel de vardı) neden, Yenikapı Mitingine katılıp, olaya meşruiyet kazandırdı?
15 Temmuz madem bir darbe girişimi idi ve girişim yasalara uygun olarak bastırıldı ise 696 sayılı KHK neden çıkarıldı?
“15 Temmuz darbe girişimi sonrasında, resmi görevi olup olmadığına bakılmaksızın darbe teşebbüsünü ve bunun devamı nitelendiği eylemleri bastırmak amacıyla hareket eden kişilere HUKUKİ-İDARİ-MALİ-CEZAİ muafiyeti getirilmiştir!”
Aziz Türk Milleti;
15 Temmuz 2016 günü yapılanın, gerçek bir darbe mi, yoksa kurgulanan, gerçek olmayan, bir grup askerin yem yapıldığı, Türkiye’de rejimin değiştirildiği bir İSTİHBARAT Operasyonu mu olduğu çözülünce, herkes
Erdoğan’ın Eşbaşkanlığından ABD-İSRAİL dostluğuna, Akın Gürlek’in önce İstanbul Başsavcılığına sonra Adalet Bakanlığa getirilmesine ve İmamoğlu’nun neden zindana atıldığına kadar olan gerçekleri anlayacaktır.
En büyük cesaret sabırdır! Biraz daha sabır, az kaldı…
Sağlık ve başarı dileklerimle 11 Temmuz 2026
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı
Türkiye S-400 almasaydı…
• F-35 programından çıkarılmayacaktı.
• İlk F-35’ler 2019’da envantere girecekti.
• 100 adet F-35 teslim alınacaktı.
• Türk savunma sanayii, F-35 programındaki yaklaşık 9 milyar dolarlık üretim iş payını kaybetmeyecekti.
• CAATSA yaptırımları uygulanmayacaktı.
• KAAN’ın F110 motorlarının tedariki yıllarca siyasi pazarlığın konusu olmayacaktı.
• S-400 için yaklaşık 2,5 milyar dolar ödendi.
• Teslim edilmeyen F-35’ler için ABD’ye yaklaşık 1,4 milyar dolar ödendi.
Şimdi ise Trump’ın “F-35’leri vereceğiz”, “CAATSA yaptırımlarını kaldıracağız” açıklamaları başarı hikâyesi olarak sunuluyor.
Oysa bunlar, Türkiye’nin S-400 öncesinde zaten sahip olduğu haklardı.
Siyasi iktidarın hatalı dış politika tercihleri nedeniyle ortaya çıkan sonuçların giderilmeye çalışılması, ne zamandan beri bir zafer olarak sunuluyor?
“Kemal Bey bağış paraları ne oldu, açıkla!”
Fatih Altaylı, cumhurbaşkanlığı adaylığı döneminde milyonlarca lira bağış toplayan ve banka hesabına aktarılan Kılıçdaroğlu’na bu paraların akibetini sordu:
“Şimdi kamuoyu bir başka paranın akıbetini sormak istiyor.
Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanı adaylığı sırasında toplanan “Millet İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu Bağış Kampanyası”nda toplanan paranın akıbetini.
Biliyorsunuz, cumhurbaşkanlığı adaylığı sırasında adaylar bağış toplayabiliyorlar.
Muharrem İnce adayken farklı bankalarda açtığı hesaplarda bağış topladı.
İnce son derece şeffaf biçimde 143 bin vatandaştan 25,9 milyon TL bağış topladığını açıkladı.
Bu o günkü kurla 4 milyon 700 bin dolar ediyordu. (Ali Tarakçı’nın araştırması)
Kemal Kılıçdaroğlu da bağış kampanyası yaptı.
İş Bankası, Ziraat Bankası ve Vakıfbank’ta açtığı hesaplarda bağış topladı.
Ancak Fizik Öğretmeni Muharrem İnce’nin aksine, maliye müfettişi Kemal Kılıçdaroğlu bu bağışların ne kadar olduğunu, nereye nasıl harcandığını, tamamının harcanıp harcanmadığını hiç ama hiç açıklamadı.
Muharrem İnce 4,7 milyon topladı ise Kılıçdaroğlu büyük ihtimalle bunun birkaç katı bağış toplamış olmalı. Ama biz bunu öğrenemedik.
Her yerde arınmadan, temizlikten bahseden Kayyum Kemal Bey, bu halkın Cumhurbaşkanı seçilmesi için ona yaptığı bağışları hiç ama hiç açıklamadı.
Hesabını vermedi.
Büyük ihtimalle “tıpış tıpış” mantığı ile “Bana bağışladınız, size mi hesap vereceğim?” diye düşündü.
Tıpkı benim iki yıldır sorduğum, “Kemal Bey bunca ofis, bunca çalışan, bunca lüks araç, bunca masrafın finans kaynağı ne?
Emekli maaşınızla mı karşılıyorsunuz, birileri destek oluyorsa kim ve ne için destek oluyor?” sorularıma yanıt vermediği gibi.
Ve kim bilir belki de Kayyum Kemal Bey o bağışlarla gelen parayı cumhurbaşkanı seçilmek için değil, CHP’nin başına yeniden geçme yolunda kullanmayı tercih etti.
Ben yine de soruyorum, arınmadan bahseden Kayyum’a.
“Bağış paraları ne oldu? Açıklayın.”
YSK'dan mazbata almış CHP'nin seçilmiş Genel Başkanı görevine devam edemiyor
Ammaaaa
Seçilmemiş ve mahkeme kararı ile atanmış Gürsel Tekin görevine devam etsin diye mahkeme karar veriyor.
Türkiye'de siyaset seçmen ve seçilme yolu ile dizayn edilmiyor... Artık MAHKEMELER karar veriyor ve siyaset dizayn ediliyor.
https://t.co/XkF4mos0bG
Bir zamanlar maddi durumumuz çok güzeldi.. Babamın işleri çok iyi gidiyordu, benim çok güzel bir işim vardı. Parayla ilgili en ufak bir sorunumuz yoktu..
Hayat işte hiçbir şeyin garantisi yok! Önce babamın işleri ters gitmeye başladı, dayanabildiği kadar dayanmaya çalışsa da en sonunda iflas bayrağını çekti ve sıfırı tüketti. O çok güvendiği dostları hepsi iyi gün dostu çıktı.. Sonra ben sağlığımı kaybettim ve defalarca yoğun bakımda yattım. Taburcu olsam da artık hiç bir zaman gerçek anlamda sağlıklı bir insan olamayacağım..
Tabi bu süreçte ben de işimi kaybettim ve artık kalıcı ve ciddi sağlık sorunum nedeniyle çalışamaz hale geldim.. Dolayısıyla o günden sonra çok ama çok ciddi maddi sıkıntılar çekmeye başladık..
En büyük şansımız evimizin kira olmamasıydı. Şayet evimiz kira olsaydı şimdi ne yapardık düşünmek bile istemiyorum.
Eski takipçilerim beni bilir, ben eskiden politik twitler atardım, kralından korkmazdım. Trollerin, yandaşların, yardakçı yavşakların alayının içinden geçerdim.. İki defa adliyeye düştüm yine devam ettim, gözüm çok karaydı..
Ama işler ters gidip de hayat acımasız yüzünü göstermeye başlayınca ve sağlığımı kaybedince mecburen değişmek zorunda kaldım..
Artık adliye koridorlarında gezemezdim ve tarzımı tamamen değiştirmek zorunda kaldım. Twitter'da duman attıran REM gitti onun yerine resmen apolitik bir REM geldi.. Neler yaşadığımı bilmeyen birçok kişi benim bu değişimi kınadı ve beni yuhaladı. Tek tek herkese neler yaşadığımı anlatmak zordu, ben de zaten anlatmadım..
Neyse çok uzatmayım.. anlayacağınız hayat bir anda boka sardı.. Şu an hem sağlığım yerinde değil, hem de babam iflas durumunda, ve çok ağır bir maddi sıkıntı içindeyiz..
X üzerinden yaptığım bazı paylaşımlar milyonluk görüntülenmeler alıyordu ve X buna karşılık ufakta olsa bir ödeme yapıyordu. Böyle bir durumda bize ilaç gibi geliyordu, en azıdan faturaları falan ödemeye yetiyordu..
İşler ters gidecek ya.. X de aniden politika değişikliğine gitti ve ödemeleri sadece içerik üreticilerine yapmaya başladı.. Yani paylaştığın video milyonlarca görüntülenme alsa bile artık zınnık yok..
Şaka yapmıyorum şu an fakirlikten geberiyorum..
Şimdi bu aşamada sizin de fikrinizi almak istiyorum.. Sizce X hesabımı ne tür paylaşımlar yapan bir hesap haline getirmeliyim.. Var mı bir fikriniz?
Hani ben öyle kamera karşısına geçip içerik üretecek biri zaten hiç olmadım. olamam da.. Bunun dışında ne yapabilirim diye düşünüyorum aklıma pek fazla bir şey de gelmiyor..
Sadece yapay zeka ile kısa görseller videolar oluşturup kaliteli başlıklar atsam, sorular sorsam, yorumlar yapsam, esprili başlıklar atsam nasıl olur bilemiyorum.
Bir yandan sizleri kaybetmek ten de korkuyorum tabi.. Ne yapsam ne etsem bilemiyorum, kafam karma karışık. Tabiri caizse hem maddi olarak hem mental olarak çok kötü boka sardım.. O yüzden sizden fikir almak istedim. Sizce ne yapayım nasıl bir hesaba dönüşeyim..
Lütfen aklınıza gelen bir fikir varsa benimle paylaşın, buna gerçekten ihtiyacım var..🙏
Tahliye kararı verilirse, üç harfli marketlerin önünden geçmeyeceğime söz veriyorum. Ancak, ‘SIĞINMACILARIN BU ÜLKEYE VERDİĞİ ZARARA SESSİZ KALIRIM, TERÖRİSTBAŞINI AFFETSİNLER, BEN SESİMİ ÇIKARMAM.’ diyemem.