A reminder from The Subtle Art of Not Giving a F*ck by Mark Manson:
“Happiness comes from solving problems. The keyword here is "solving." If you're avoiding your problems or feel like you don't have any problems, then you're going to make yourself miserable. If you feel like you have problems that you can't solve, you will likewise make yourself miserable. The secret sauce is in the solving of the problems, not in not having problems in the first place. To be happy we need something to solve. Happiness is therefore a form of action; it's an activity.”
This paragraph by Haruki Murakami hits hard:
“Once the storm is over, you won’t remember how you made it through, how you managed to survive. You won’t even be sure, whether the storm is really over. But one thing is certain. When you come out of the storm, you won’t be the same person who walked in. That’s what this storm’s all about.”
"Please choose joy. Wear the outfit. Order dessert. Watch the sunset. Laugh often and loudly. Light that candle you're saving. Dance in your kitchen. Celebrate the small stuff. Take road trips. Tell people you love them. Smile at strangers. Do things that scare you. Say yes to adventures—big and small. Life is short. Choose joy whenever you can.” ~Blue Iris
“To everyone who puts the grocery cart back, smiles at strangers, waves people ahead even when it’s their turn, practices empathy for others, actively listens with the intention to understand, is kind to animals, notices the small things, offers to help, isn’t afraid to ask people if they are okay, sends the ‘Did you make it home?’ text, feels compassion when someone else is hurting: thank you. The world needs more of you.” ~Unknown
I don’t want to "download the app" to pay for parking. I don’t want to "create an account" to see a menu. I don’t want to "provide feedback" on a 30-second interaction. I just want to exist in the physical world without a digital leash.
Your parents are suffering from untreated financial trauma.
Indian parents will sit on ₹5 crores of real estate and fixed deposits yet still walk in 40°C heat and fight a street vendor to save ₹15 on tomatoes. They proudly call this middle class values.
It is not. It is a poverty mindset they are absolutely terrified to outgrow.
They built a life optimizing for survival because of the circumstances at that time and now expect you to inherit that as a badge of honor. When they see you paying delivery charges or booking Urban Company, they don't get angry because you are wasting just money. They get angry because your convenience makes their decades of unnecessary suffering look completely pointless.
They forgot one brutal reality: they are not the permanent owners of their wealth. They are simply temporary custodians of it.
They spent their turn hoarding money out of a deeply ingrained fear of going broke. But that era is over. Now the time to use that money is yours. And that’s exactly how this works.
You are not disrespecting their legacy by valuing an hour of your time over ₹15 bus travel. You are actually fulfilling the purpose of the wealth they built. They have won in life.
You cannot inherit generational wealth if you are forced to inherit the trauma of poverty along with it.
Stop romanticizing their struggle, step into your role and unapologetically play your turn.
"Among 137 infants without overt illness (mean age 9.2 mo, 60% males), ferritin, vitamin B12 and concurrent deficiencies were noted in 89.1%, 72.3%, and 65.7% respectively.
Deficiencies were observed across all anthropometric categories and were not associated with growth indices or gender"
The difference between Revenge and Deterrence is subtle, but critical.
Revenge is a waste of time and resources done to make you feel good.
Deterrence is a good use of time and resources which helps secure your future interests and safety.
Altın neden düşüyor? Cevap Japonya'da.
Savaş çıktı.
Herkes aynı şeyi söyledi. "Altın uçar. Belirsizlik varsa altın kazanır."
Sonra altın düştü.
Tek başına da düşmedi.
Borsa da düştü, gümüş de, Bitcoin de. Hepsi aynı anda, aynı yöne.
Herkes sebebi Amerika'da arıyor.
Fed faizi indirmiyormuş, veriler güçlü gelmiş, Trump şöyle demiş.
Hepsi doğru. Ama hepsi yüzeyde.
Çünkü altını, borsayı, gümüşü aynı gün aşağı çeken şey Amerika'da çıkan bir haber değil.
Yıllardır sessizce işleyen bir mekanizma. O mekanizmanın düğmesi de Amerika'da değil, Japonya'da.
Oraya gelmeden önce çok basit bir kural var. Bunu bir kere anlarsan altının neden düştüğünü bir daha kimseye sormazsın.
Altının fiyatı aslında bir kesirdir.
Üstte altın, altta dolar. Sen "altın şu kadar dolar" derken aslında iki şeyi birden ölçüyorsun. Hem altını, hem doları.
Bu kesir düşüyorsa iki ihtimal var.
Ya altın değer kaybetti. Ya da onu ölçtüğün dolar değer kazandı.
Şu an olan ikincisi.
Altın zayıflamadı. Dolar kıtlaştı.
Peki dünyada dolar neden birden bu kadar değerli hale geldi? Hikâye burada başlıyor. İki koldan.
Birinci kol, Hürmüz Boğazı'nda.
Şunu hatırlamak gerekiyor. Dünyada petrol 1974'ten beri sadece dolarla alınıp satılıyor. Japonya da, Almanya da, Hindistan da petrol alacaksa önce dolar bulmak zorunda.
Son aylarda İran gerginliği Hürmüz'ü kilitledi. Petrol fiyatı hızla 100 doların üstüne çıktı.
Şimdi düşün. Petrol pahalandı ama hâlâ dolarla satılıyor. Yani her ülke, aynı miktar petrolü almak için eskisinden çok daha fazla dolar bulmak zorunda kaldı.
Dünya bir anda dolara hücum etti.
Bazı ülkelerin elindeki dolar rezervleri bu yüzden erimeye başladı.
Peki cebinde yeterince dolar olmayan ülke ne yapar? Dolar bulmak için elindeki en değerli şeyi satar. Altını.
Petrolü ödeyecek doları bulmak için bazı ülkeler kasalarındaki altını sattı. Altının düşüşü işte burada başladı.
Sonra haber geldi. Hürmüz yeniden açılıyor.
Petrol fiyatı düşmeye başladı. Normalde bu rahatlama demek.
Ama tam tersi oldu.
Çünkü petrol ucuzlayınca, rezervi erimiş bütün ülkeler aynı anda şunu düşündü. "Fiyat düşmüşken kasamı doldurayım."
Ucuz petrolü kaçırmamak için hepsi birden alıma geçti. Almak için yine dolar lazımdı.
Yani petrol pahalanınca da dolara koşuldu, ucuzlayınca da. İki yönde de aynı kapı çalındı. Dolar.
Dünyanın dolara olan susuzluğu iki kez üst üste arttı. Dolar değerlendi. Dolar değerlenince, onunla ölçülen altın kâğıt üstünde düştü.
Birinci kol bu.
İkinci kol çok daha derin. Asıl büyük olan da bu.
Japonya'da faiz yıllardır neredeyse sıfır.
Bunun anlamı şu. Japonya'dan para bulmak dünyanın en ucuz işi.
Akıllı oyuncular yıllarca şunu yaptı. Japonya'dan bedavaya yakın yen borçlandılar. O parayı bozup dünyanın dört bir yanına yatırdılar. Amerikan hisselerine, altına, gümüşe, Bitcoin'e.
Mantık basitti. Ucuza borçlan, kazançlı yere yatır, aradaki farkı cebine at.
Yani bugün gördüğün altının fiyatının içinde bile, bir yerlerde borçlanılmış Japon yeni vardı.
Şimdi o ucuz para devri kapanmak üzere.
Yen aylardır değer kaybediyor. Sebebi faiz farkı. Amerika'da faiz yüksek, Japonya'da neredeyse sıfır. Para hep daha çok kazandığı yere akıyor. Yen'i bırakıp dolara koşuyor. Yen düştükçe düşüyor.
Japonya bunu durdurmak için elindeki doları satıp yen aldı. İşe yaramadı. Yen birkaç gün durdu, sonra yine düştü.
Neden başarılı olmuyor?
Şöyle düşün.
Su alan bir teknen var. Kovayla suyu dışarı atıyorsun. Ama teknedeki deliği kapatmıyorsun. Ne kadar boşaltsan da delik açık kaldıkça su geri doluyor.
Japonya'nın yaptığı tam bu. Dolar satıp yen alıyor, suyu bir anlığına boşaltıyor. Ama deliği, yani faiz farkını kapatmıyor. O yüzden yen birkaç günde geri düşüyor.
Deliği kapatmanın tek yolu var. Faizi artırmak.
Kritik nokta burası.
Japonya faizi artırdığı gün, otuz yıllık ucuz para devri biter.
Japonya'dan bedavaya borçlanıp dünyaya yatıran bütün büyük fonlar aynı anda kapıya yönelir. Yen borcunu kapatmak için ellerindeki her şeyi satarlar.
En önemli kısım şu. Bu fonlar önce neyi satar?
Zarardaki varlığı değil. Kârdaki varlığı.
Çünkü paraya çevirmen gereken anda, elindeki en çok kazandıran, en kolay satılan şeyi satarsın. Zarardakini satarsan zararı kesinleştirirsin. Kârdakini satarsan nakit yaratırsın.
Peki son yılların en çok kazandıran varlığı neydi?
Altın ve gümüş.
Altının asıl sırrı burada.
Altın kötü olduğu için satılmadı. Tam tersine, en iyi olduğu için satıldı. Zarar başka yerdeydi. Ama parayı en sağlam varlık ödedi.
Herkes "altın güvenli liman değil miydi" diye sordu. Cevap şu. Panik anında kimse istediğini satmaz. Satabildiğini satar. En kolay satılan şey de altındı.
Şimdi iki kolu birleştir.
Bir yandan Hürmüz yüzünden dünya iki kez dolara hücum etti. Dolar değerlendi.
Öbür yandan Japonya'nın faiz kapısı aralandı. Fonlar nakde koştu, ellerindeki altını sattı.
Bunların hiçbiri altının değerini bozmadı. İkisi de geçici. Biri bir boğazın açılıp kapanmasıyla ilgili. Öbürü bir merkez bankasının kararıyla.
Peki önümüzdeki dönem?
İki kol da geçiciyse, geriye tek bir soru kalıyor. Altını kalıcı olarak yukarı itecek ne var?
Cevap, altını bu düşüşte satan elin ta kendisinde saklı.
Çünkü o el, aslında aylardır altını en çok toplayan eldi.
Merkez bankaları aylardır sessizce altın alıyordu. Yavaş yavaş dolardan çıkıp altına geçiyorlardı.
Sonra petrol geldi. Dolara mecbur kaldılar. O biriktirdikleri altını satmak zorunda kaldılar.
Yani şu an satıyor olmaları altına güvenmedikleri için değil. Dolar sıkıştırdığı için.
Bu bir tercih değil, mecburiyet. Mecburiyet geçince ne yaparlar? Kaldıkları yerden devam ederler. Yeniden alıcı olurlar.
Bir de şunu ekle.
Japonya kendini kurtarmak için harcadığı doları havadan bulmadı. Elindeki Amerikan tahvillerini satarak buldu.
Dünyada Amerika'ya en çok borç veren ülke, o borcu yavaşça geri çekiyor.
Bir yanda altını satan merkez bankaları, ilk fırsatta geri dönecek. Öbür yanda dolara en çok güvenen el çekiliyor.
Bu yüzden bugünkü düşüş altının sonu değil. En çok isteyenin, en sıkıştığı anda satmak zorunda kaldığı bir varlığın geçici düşüşü.
Deliğin kapandığı gün, herkesin sattığı gün değil, satışın bittiği gündür.
Herkes düşüşe bakıp Amerika'yı konuşuyor.
Oysa altını bugün aşağı çeken el Amerika'da değil.
Faizini yıllardır sıfırda tutmuş, şimdi o düğmeye basmak zorunda kalan Japonya'nın elinde.
Bu benim şahsi analizim. Gelişmeleri takip ediyorum, sizi bilgilendireceğim.
Learn to trust God when the answers to your prayers are, "Not yet."
It's there your faith is built, virtues are formed, and gratitude is stored. The rest comes later
🚨Claim rejection stories-Low Vitamin B12🤯🤯
Policy Cover=5L
Claim Amount=1.06L
New India Assurance rejected the claim,
"Low Vitamin B12" was caused by a vegetarian diet, making the illness his own fault"!🤯🤯
Shocked by this,
The policyholder approached the consumer court,
What happened next is an absolute eye-opener for every policyholder 👇