Bir şey olacaksa olacaktır.
Biraz huzura ihtiyaç duymanız, zaten zor günler geçiriyor olmanız, günün kalanında kendinize izin vermeniz, çok ulvi bir iş ya da büyük bir iyilik yapmak üzere olmanız fark etmez.
Bir şey olacaksa olacaktır. Bu kadercilik değil, tam tersi. Bir şeyin olması süreçlerin tarafsız, plansız, anlık sonucudur.
“Biz peygamberler topluluğu, daima insanların seviyelerine inmek ve onların anlayabilecekleri şekilde konuşmakla emrolunduk."
(Zebidî, İthaf'u Sade, 2/65)
Hayatını düz ve samimi yaşayan adama, sanki felsefe profesörüymüş gibi kafa karıştırıcı, ağır teoriler anlatırsan; adamın elindeki saf inancı da patlatır, onu dımdızlak ortada bırakırsın.
Öte taraftan, ömrünü laboratuvarda, kitap başında ispat aramakla geçirmiş adama da en ciddi sorusunun cevabı olarak
'Sorgulama, geç işte, büyükler böyle demiş'
dersen; o adamı da dinden imandan soğutur, büsbütün ateist yaparsın.
İnsanlara kaldıramayacakları derin, karmaşık veya idrak sınırlarını aşan bilgiler vermek, onların kalplerinde şüpheye, yanlış anlamalara ve toplumsal kargaşaya yol açabilir
Günümüz eğitim ve gelişim psikolojisinde de "hazır bulunuşluk" ilkesi olarak karşılık bulan bu kural, bilginin verileceği kişinin algı düzeyinin gözetilmesi gerektiğini savunur.
İslami kaideye göre de"Sözün güzelliği, muhatabın anlayışına göredir."
Eğer karşındakinin terazisinin kaldıramayacağı yükü diline koyarsan, o teraziyi de kırarsın, o adamı da kaybedersin.
Kısacası bu her branşın ve her insan mizacının kendi diline sahip olması meselesidir.
Tıpkı bir tıp doktorunun, laboratuvardaki Latince makale dilini hastasına reçete yazarken kullanmaması; hastaya onun anlayacağı pratik dille hitap etmesi gerektiği gibi.
Tam tersine, hayatını tamamen akademik, soyut ve metodolojik kesinlik arayışına adamış bir araştırmacıya da felsefi bir sorunun cevabı olarak sadece
'Genel kanaat bu yönde, bunu böyle kabul et'
derseniz, onun da entelektüel merakını öldürür ve onu konudan tamamen soğutursunuz
Hayatı uygulamalı ve pratik yaşayan, kalbi ve ahlaki değerlere odaklanmış bir insana, kalkıp en soyut akademik teorileri ve matematiksel mantık formüllerini anlatırsanız, onun zihnini gereksiz bir karmaşaya sürükler ve hayatla kurduğu o güzel, samimi bağı zedelersiniz.
👉 Anadolu Hayat Emeklilik’ten Düşük Ödemeli Kesintisiz Bes Planı 👈
Plan Adı: Anadolu Hayat - Anında Bes
Aylık Ödeme: 1000 TL
Yönetim Gider Kesintisi: Yok
Giriş Aidatı: İlk 5 yıl ayrılmazsanız yok.
Daha önce bu plan aktifti fakat sonradan kaldırıldı ve bu fırsatı pek çok kişi değerlendirdi.
Bugün tekrar aktif olunca takipçim sağolsun haber verdi. 🙂 Böyle kurumsal ve geniş fon seçeneği olan bir firmada muhakkak bir #bes planınız olmalı.
Bireysel emeklilik sistemine dahil olmak isteyenler değerlendirsin.
Link: https://t.co/DJMMQSoLZw
Bebek o an nesnelerin birbirine girdiğini falan algılamıyor.
Onun zihninin o ham gerçeklikten devşirdiği tek şey; yüksek frekanslı bir ses ve görsel bir dalgalanma
Belki irkilip ağlıyor, belki de sadece ilgisini çektiği için o tarafa bakıp parmağını emmeye devam ediyor.
Birkaç saniye sonra o gürültü kesildiğinde, bebek için olay bitti gitti.
Tıpkı karıncanın rüzgarı gibi, onun için de sadece bir "gürültü" esti ve geçti.
Şimdi Kim Haklı?
Sen "Korkunç bir trajedi yaşandı" diye ağlıyorsun, bebek ise "Ne güzel ses çıktı" diye gülümsüyor.
Şimdi sor bakalım: Asfaltın üzerindeki o olay "gerçekte" hangisi?
Trajik bir kaza mı?
Yoksa sadece eğlenceli/korkutucu bir gürültü mü?
Cevap : İkisi de değil!
Senin 40 yıllık yetişkin,neden-sonuç ilişkileriyle donanmış zihnine girdiğinde "kaza" şeklini alıyor; bebeğin henüz gelişmekte olan saf zihnine girdiğinde ise sadece "gürültü" şeklini alıyor.