3 çocuğum var. Evde çocukların koşması, oynaması gibi hayatın normal akışı içerisinde oluşan sesler oluyor.
Alt komşumuz ise çözümü tavana sopayla vurarak buluyor.
Çocuklarımı evin içinde yürümeye bile korkar hale getirmek zorunda değilim. Apartmanda yaşamanın gereği karşılıklı anlayıştır; tavana sopayla vurmak değil.
Bu durum devam ederse nereye, hangi mercilere şikâyet edebileceğimi bilen var mı?
Özellikle hukuk bilenlerin ve benzerini yaşayanların görüşünü bekliyorum.
#Apartman #Komşu #Gürültü #Çocuk #Hukuk
@CryptoSarelf Dostum ozaman bütün masrafları karşıla adama ev bul ondan sonra evinden çıkart. Ne güzel ya işinize geldiği gibi konuşmak. Kiracının iliğine kadar sömürün kiracıyı zenginleşme aracı olarak görün işinize gelmeyince çık. Eee masraflar?. Ne çok biliyorsunuz ya siz
@bosunatiklama Bunun açıklaması aslında gayet basit. Metal kaşık cilde yapışınca insan “mıknatıs” olmuyor. Cildin doğal yağlanması, ter/nem, sürtünme ve kaşığın cilde temas eden geniş-düz yüzeyi böyle bir tutunma oluşturabiliyor. Bu olay yıllardır biliniyor.
Zihniyetini değiştir dostum. Kiracıyı “iliğine kadar sömürülecek adam” olarak görmekten vazgeçin. Dünyanın hiç birinde barınma yatırım aracı görülmezken Bizim ülkemizde sizin 30 senelik boklu evleriniz yatırım aracı olarak görülüyor. Devlet şu duruma el atsa salya sümük ağlarsınız.
Hani şu “IBAN’ım kullanıldı, ben de mağdurum” diye ortalıkta dolaşanlar var ya… Heh, onlardan bir kaçını göstereyim size.
Bunlar 3-5 kuruş için hesaplarını, ibanlarını, numarasını bu dolandırıcı tayfaya kullandırıyor. Sonra millet dolandırılıyor, para gidiyor, ortada mağdur edebiyatı:
“Ben arkadaşıma vermiştim.”
“Ne yaptığını bilmiyordum.”
“Ben de mağdurum.”
Kardeşim vermeyeceksin. Hesabını, ibanını, kullandırmayacaksın. Kim ne yapıyor belli değilse hele hiç bulaşmayacaksın.
3 kuruş için kapıyı açıp içeride ne döndüğünü sorgulamayacaksın, sonra iş patlayınca “ben bilmiyordum” diye ağlamayacaksın.
Bilmiyorsan paylaşmayacaksın. Emin değilsen kullandırmayacaksın.
Dolandırıcının ekmeğine yağ sürüp sonra “mağdurum” demek bu işin sorumluluğunu sıfırlamıyor.
Bırakın maçı, transferi, sulu boyayı falan. Şu kediye bunu yapan aşağılık mahlukatları bulun önce.
Kim lan bunlar? Kimse tanımıyor mu bunları? Kimsenin mi arkadaşı değil, komşusu değil, okuldan tanıdığı değil? Böyle bir varlıkla aynı masaya oturup nasıl arkadaşlık yapıyorsunuz?
Bir insanın gerçek yüzünü bundan daha net gösteren ne olabilir?
Bir canlının canını yakıp bunu kayda alacak kadar vicdansızlaşmışlar. Sonra herkes üç gün konuşup başka gündeme geçecek.
Yok öyle.
Bu işin peşini bırakmayın. Gören, bilen, tanıyan varsa konuşsun. Yetkililer de bu şerefsizleri bulup gerekeni yapsın.
Bugün sustuğumuz her vahşet yarın daha da büyüyor. Şu iki mahlukat bulunmadan bu konu kapanmasın. Kapatmayın. Kapatmayalım..
Sayın Bekir Bey… Bekir amca… Abi… Başkanım… Ne diye hitap etmem gerekiyorsa öyle hitap edeyim. Yeter ki sesimizi duyun.
Elinizi ayağınızı öpeyim, gerçekten yalvarıyorum. Bizim gibi vicdanını kaybetmemiş insanların sesini duyun. Bu olay öyle geçiştirilecek, “olur böyle şeyler” denilecek bir şey değil.
Bir canlının başına bunu getiren o alçakları bulmamıza ne olur yardım edin. Kim olduklarını ortaya çıkaralım. Gerekli cezayı alsınlar.
Biz burada sosyal medyada bağıra bağıra sesimizi duyurmaya çalışıyoruz. Yetkili olarak sesimizi duyabilecek insanlardan biri sizsiniz.
Ne olur bu kez bizi duyun. Elinizden ne geliyorsa yapın.
Çünkü artık gerçekten yeter. Bizim vicdanımız kaldırmıyor bunu.
@bekir_kaplan@abakingurlek@adalet_bakanlik
BİZ NE ZAMAN BU KADAR CANİLEŞTİK?
Vicdanımızı, merhametimizi, insanlığımızı ne zaman kaybettik?
Savunmasız, zararsız bir hayvana işkence etmek nasıl bir ruh halidir? Allah’ın yarattığı bir canlının acısından zevk almak hangi inanca, hangi ahlaka sığar?
Bunu yapanları görünce insan demeye bile utanıyorum. Benim vatandaşım, benim dindaşım olamazlar demek istemiyorum ama yaptıkları vahşet insanlıkla bağdaşmıyor.
Allah bu zulmü yapanların cezasını versin. Mazlumun ahı yerde kalmasın.
Bir canlının çığlığına sessiz kalan herkes de vicdanını sorgulasın.
Bu aşalık varlıklar aynı şekilde yargılanmalı. Ben artık işkence odalarını destekliyorum. Bunları içeri tıkıp vergilerimizle beslenmesini istemiyorum.
Bir kediyi yakalayıp işkence etmek nasıl bir insanın aklına gelir? Hayvanın canını yakarken ne hissettiniz? Eğlendiniz mi? Güldünüz mü?
“Şaka yaptık” diye çıkıp gelmeyin. Şaka dediğiniz şeyde bir canlı can çekişiyor. Bunun adı şaka değil, düpedüz vahşet.
Böylelerini savunan, “abartmayın” diyen, “gençlik hatası” diye geçiştiren de en az bunlar kadar mide bulandırıyor.
Kedi konuşamıyor diye sahipsiz değil. O canın da hesabı var.
Bulun bunları. Yargılayın. Gereken cezayı verin.
Milletin sinir uçlarıyla oynamayın artık. Her şeye “insanlık” deyip geçilecek noktayı çoktan geçtik.
BİZ NE ZAMAN BU KADAR CANİLEŞTİK?
Vicdanımızı, merhametimizi, insanlığımızı ne zaman kaybettik?
Savunmasız, zararsız bir hayvana işkence etmek nasıl bir ruh halidir? Allah’ın yarattığı bir canlının acısından zevk almak hangi inanca, hangi ahlaka sığar?
Bunu yapanları görünce insan demeye bile utanıyorum. Benim vatandaşım, benim dindaşım olamazlar demek istemiyorum ama yaptıkları vahşet insanlıkla bağdaşmıyor.
Allah bu zulmü yapanların cezasını versin. Mazlumun ahı yerde kalmasın.
Bir canlının çığlığına sessiz kalan herkes de vicdanını sorgulasın.
Bu pisliklerin artık acilen temizlenmesi lazım.
Çoluğu çocuğu, genci yaşlısı demeden milleti bu bataklığın içine çekiyorlar. Sonra da utanmadan “zorla oynatmıyoruz” lafının arkasına saklanıp melek gibi görünmeye çalışıyorlar.
Bedava bonus, bedava bakiye, hoş geldin promosyonu diye insanları içeri çekip parayı sömürüyorsunuz. Mesele sadece kumar oynayan adam değil; insanı kumara alıştırmak için kurduğunuz bu düzen.
Bunun adı eğlence falan değil. İnsanların zaafını kullanıp para kazanmak.
Artık şu “melek” maskesini çıkarın. İnsanları bu bataklığa sürükleyen herkesin hesabı sorulsun.
Rıdvan Abi ismiyle tanınan sosyal medya fenomeni Rıdvan Çelik hakkında soruşturma başlatıldı.
Çelik’in, kumarhane reklamındaki görüntülerine yönelik inceleme sonrası savcılık, klipteki kadınlara yönelik de işlem başlattı.
(Kaynak: Burak Doğan)
Bu ne alçakça, ne kendini bilmez bir hareket ya. İnsanlar çocuklarına bir şeyler alabilsin, garibanın çocuğunun yüzü gülsün diye uygun fiyata ürün arıyor. Siz gidip stoklayıp üstüne fahiş fiyat çekiyorsunuz. Sulu boya bu ya.
Her şeyden para kazandınız, sıra çocukların mutluluğuna mı geldi?
Sakın bu stokçulara para vermeyin. İhtiyacı olan varsa veya tanıdığınız bir çocuğun ihtiyacı varsa bana ulaşsın. ücretsiz göndereceğim.
Bari çocukların mutluluğuna göz dikmeyin.
#suluboya