Allah'ın razı olduğu kişi şöyle buyurdu: Ne nimetlere kavuşmayı, ne de belalardan savuşmayı seç.
Senin iştiyakın yahut nefretinle değişmez, kısmetin olan seni bulacak.
Senin için takdir edilen onlarsa eğer belalar da sana ulaşacak.
İster onlardan muzdarip ol, ister onları duayla kaldır, ister onlara sabret,ve ister de Halık-ı Zülcelal'in rızası için onlara tahammül göster.
Takdir edilene teslim ol ki, sende fiilini icra etsin.
Eğer nimetler takdir edilmişse, şükürle meşgul ol.
Eğer belalarsa takdir edilen, dayan ve sabır göster.
(Fütuhu'l Gayb /Abdülkadir-i Geylani Sayfa 37)
Mesele elde olana şükredip en iyisini elde etmeye çalışmak.
Bundan 2 sene önce sorduklarında fiziğim, kıyafetlerim, oturduğum semt/ev, kazandığım para, gittiğim spor salonu ile ilgili birkaç şey söylemek isteseydim aşağı yukarı bunları tarif ederdim.
Bugüne baktığımda bunların da yetmediğini, bunların da tatmin etmediğini görünce anlıyorum ki mesele ne ev ne semt ne kazanılan para. Nankörlük ettiğimi görüyorum.
Lüks bir araba, lüks bir ev, lüks kıyafetler evet bir amaç olmalı ama şükürsüzlük sebebi olmamalı.
Kalben sevebilmek ve sevilmek, saygı görmek, bir kahveden tat alabilmek, koşulsuz destek sağlayabilmek, özür dileyebilmek, kibirden uzak ve egoyla yarışabilmek asıl hedef olmalı.
110 kilo olup 230 kilo squat attığım zamanlar. Grappler bi kızla flörtleşiyoruz. Benim cockyolup özgüvenimin tavan olduğu zamanlar powerlifting gücüme güvenip.
Kıza bana karşı işe yaramaz muhabbeti çektim, deneyelim dedi, ağzıma sıçtı. Foto da oradan.
Bugün oversharing
Hayat sahnesinde hiç kimse kendi hikayesinin kötü adamı değildir
En zalim, en haksız insan bile kendi eylemlerini meşrulaştıracak, vicdanını rahatlatacak sahte bir kılıf bulur.
Kendi hatasını halının altına süpürür, maruz kaldığı tepkiyi ise "büyük bir haksızlık" gibi pazarlar
Terk edildim, sevildim ve sevgisizlikle sınandım, açlıkla boğuştum, kayboldum, depresyona girdim, intiharın kıyısnda dolandım, bipolarımla savaştım, hatalar yaptım, risk alıp memuriyeti bırakıp ticareti girdim, bir sürü şeyi elime yüzüme bulaştırdım, umutsuzluğa düştüm, zihnin gürültüsünden delirecek gibi oldum, 2 sene tek başıma saatlerce çalışıp bir şeyler yapmaya çalışıp hayatı ıskaladım.
Belki araya bir kaç güzel şey sıkıştırmışımdır bilmiyorum ama hayatın karanlığının, çıkmazının, kaosunun, acısının her zaman fazla olduğuna inanacak kadar şeyle sınandım.
Kendimle de hep sınandım, çok kere sallandım, her şeyi elime yüzüme bulaştırmaya, depresyona hep meyilliydim.
Kendimi hiç tam hissetmedim ama bu eksiklik hissi beni hep fazlası olmaya itti, fazlasını yapmak için içimdeki gücü ateşledi.
Ama bunları kabul ettim, eksik olma yanılgımı, kusurlarımı zamanla tüm bu çıkmazımı güçlenmek için bir yakıt olarak kullanmayı öğrendim.
Artık biliyorum ki düşmek benim sonum değil, beni daha güçlendiren bir sınav sadece.
Her dibe vurduğumda oradan alacağım bir şey, öğreneceğim bir ders, sertleşecek bir tarafım olduğunu gördüm.
Hepimiz için bu geçerli aslında.
Bazılarımız şanslı doğdu, bazılarımız hayatı savrulmamak için her gün yeniden direniyor.
Ama direnen taraf olmak belki büyük bir ödül, seni derinleştiren, büyüten, farklılaştıran, omurganı sağlamlaştıran.
Ben şanslı doğanlardan olmadım.
Bana verilen her şeyi tırnaklarımla kazıyarak elde ettim hep bedel ödemek zorunda kaldım, kazandığım şeyleri de çoğu zaman kaybettim.
Ama şimdi geriye dönüp baktığımda, o karanlık günlerden utanmıyorum.
Onlar benim zayıf anlarım değil, en çok şey öğrendiğim anlarımdı.
Çünkü insan iyiyken değil, dibe vurduğunda tanıyor kendini, bir şekilde tamamlanmanın yollarını öğreniyor.
Hala tam toparlamış değilim, hala yolun ortasındayım.
Ama artık emin olduğum bir şey var.
Önemli olan hiç düşmemek değil.
Önemli olan, düştüğün yerden bir kez daha kalkabilmek.
Ve ben şimdiye kadar her seferinde kalktım.
Bundan sonra da kalkacağım.
Çünkü artık hayatın bana ne yaptığıyla değil, benim ona nasıl cevap verdiğimle ilgileniyorum.
Ve insan bir gün acının geçeceğinden değil, ne olursa olsun devam edeceğinden emin olduğunda gerçekten güçleniyor.
Belki de asıl ödül budur.
sevdiği kızla aynı yeri yazıp gittikten sonraki 2. ayda ayrılacak olan ya da kızın sınavı kötü geçince onla beraber mezuna bırakıp 3 5 ay sonra mal gibi ortada bırakılarak 18-19 yaşını kafa kırık babayla papaz şekilde geçirecek kardeşlere sınavda başarılar diliyorum