Fransız filozof Jean Baudrillard’ın Matrix filmi söyleşisini Fransızcadan Türkçeye çevirdik.
“Ortada bir yanlış yorumlama olduğu muhakkak, sırf bu sebepten, bugüne dek Matrix hakkında konuşup konuşmama konusunda tereddüt ettim.”
Tamamı, iyi okumalar: https://t.co/utkJBcnXA6
Prometheus 3 yıl aradan sonra enfes bir flood ile geri dönmüş. Nasıl sevindim anlatamam.
Her floodunu birkaç kez okuduğum tek hesaptır.
Floodlarının sonuna geldiğimde sanki bir bilim-kurgu filmini bitirmiş gibi hissederim.
Takip etmenizi öneririm.
Yeniden hoş geldiniz @LOmecha
Törenin bitmesinin ardından figüranlar ücretlerini almak için cast ajansının ofisine götürülmüş. BirGün muhabiri Ebru Çelik de onların arasında.
Şahane haber. 👏🏾
Most women treat rings as mere decoration.
But ancient queens knew the truth. They wore them as energetic tools.
Metals have a job. Gold attracts and amplifies. Silver neutralizes and protects.
And your hands hold polarity. Right is your external, masculine output. Left is your internal, feminine reception.
Where you place the metal changes the frequency. Because every finger answers to a specific planet.
Thumb (Mars): This is your willpower.
Second-guessing yourself? Slipping a silver ring on your thumb protects your mental state from self-doubt.
Index (Jupiter): Leadership and expansion.
This is where you direct your life force. Wear massive rings here. Sapphire, citrine, or emerald to pull in wealth. Smoky quartz or tiger's eye to guard your aura.
Middle (Saturn): Your karma.
This dictates the energy you put out into the world. Diamonds, garnets, coral, or rubies belong here.
Ring (Venus): Connection and love.
There is a reason wedding bands have lived here for centuries.
Pinky (Mercury): Communication and intuition.
Never underestimate this finger. It controls how the world perceives your energy. Moonstone here opens your psychic abilities. A blue stone set in gold amplifies your voice and clears your throat chakra.
Jewelry isn't just aesthetic. It is intention woven into reality.
Gemini ile Horary nasıl bakılır son gönderimi anlamayanlar için detaylı bir şekilde anlatıyorum. Bir kez olsun deneyin lütfen, çok isabetli öngörüler yapıyor.
Aşağıda nasıl yapacağınızı anlattım 👇🏻
Küba'dan bir çığlık yükseliyor !
DÜNYAYA AÇIK BİR MEKTUP: Küba'dan bir kadın, kimsenin görmek istemediği suçu ifşa ediyor.
--- Tüm insanlığa, dünya annelerine, Sınır Tanımayan Doktorlar'a, dürüst gazetecilere ve hâlâ adalete inanan hükümetlere sesleniyorum:
İsmim, milyonlarca diğer insanınkiyle aynı. Ünlü bir soyadım ya da yüksek bir makamım yok. Ben sıradan bir Kübalı kadınım. Bir evlat, bir kız kardeş, bir vatanseverim. Ve bunları paramparça olmuş bir ruhla, titreyen ellerle yazıyorum; çünkü halkımın bugün yaşadığı şey bir kriz değil. Bu, Washington tarafından soğukkanlılıkla gerçekleştirilen, yavaş ve hesaplanmış bir cinayet.
Ve dünya başka yöne bakıyor.
👵 BÜYÜKANNEM VE BÜYÜKBABAM İÇİN SESİMİ YÜKSELTİYORUM:
Küba'da yaşlı insanların vaktinden önce ölmesini ifşa ediyorum; çünkü abluka, kalp rahatsızlıkları, yüksek tansiyon ve diyabet ilaçlarının ülkeye girişini engelliyor. Mesele kaynak yetersizliği değil. Bu, kasıtlı bir yasak. Küba'ya satış yapmak isteyen şirketler para cezasına çarptırılıyor, baskı görüyor ve tehdit ediliyor. Kendi hükümetleri ise sessiz kalıyor. Ve bu sırada, Kübalı bir büyükbaba göğsünü tutarak bekliyor. Ölüm uyarı yapmaz; ama abluka yapar.
---
👶 ÇOCUKLARIM İÇİN SESİMİ YÜKSELTİYORUM:
Küba'da yakıt yetersizliği nedeniyle kuvözlerin kapatılmak zorunda kalmasını ifşa ediyorum. Amerika Birleşik Devletleri hükümeti hangi ülkelerin bize petrol satıp hangilerinin satamayacağına karar verirken, yenidoğan bebeklerin hayatta kalma mücadelesi vermesini... Washington'daki bir ofiste imzalanan bir emrin, kıyılarından sadece 90 mil ötedeki bir çocuğun feryadından daha önemli görülmesi yüzünden çocuklarının hayatının tehlikeye girdiğini gören Kübalı annelerin varlığını...
Uluslararası toplum nerede? Çocuk haklarını bu denli hararetle savunan örgütler nerede? Yoksa Kübalı çocuklar yaşamayı hak etmiyor mu?
🍽️ KASITLI AÇLIĞA KARŞI SESİMİ YÜKSELTİYORUM:
Ablukanın, kurgulanmış bir açlık yaratma girişimi olduğunu ifşa ediyorum. Gıda, sebepsiz yere ortadan kaybolmuş değil. Gerçek şu ki, onu satın almamız engelleniyor. Gıda taşıyan gemiler taciz ediliyor. Banka işlemleri engelleniyor. Bize tahıl, tavuk ve süt satan şirketlere yaptırım uygulanıyor.
Küba'daki açlık bir tesadüf değil. Bu, ABD hükümetinin bir devlet politikasıdır; 60 yıl boyunca geliştirilmiş, her yönetim tarafından güncellenmiş, Donald Trump tarafından şiddetlendirilmiş ve Marco Rubio tarafından acımasızca uygulanmıştır.
Buna "ekonomik baskı" diyorlar. Bense buna açlığa mahkûm etme terörü diyorum.
ÜLKEMİN DOKTORLARI İÇİN BİR ÇAĞRI:
Tüm dünya çökerken pandemi sırasında hayat kurtaran doktorlarımızın bugün şırınga, anestezi ve röntgen ekipmanından yoksun bırakılmasını kınıyorum. Bunları nasıl üreteceğimizi bilmediğimiz için değil; yetenekten yoksun olduğumuz için de değil. Aksine, abluka yüzünden malzeme, yedek parça ve teknolojiye erişimimiz engellendiği için.
Bilim insanlarımız beş COVID-19 aşısı geliştirdi. Beş tane. Kimsenin yardımı olmadan. Tüm zorluklara rağmen. Ablukaya ve yalanlara rağmen. Yine de imparatorluk, bunu başardığımız için bizi cezalandırıyor.
🌍 DÜNYAYA SESLENİYORUM:
Küba sadaka dilenmiyor.
Küba asker istemiyor.
Küba sevginizi istemiyor.
Küba adalet istiyor. Ne fazlasını, ne de azını.
Halkımın çektiği acıları normalleştirmeyi bırakmanızı istiyorum.
Ablukayı gerçek adıyla, yani İNSANLIĞA KARŞI BİR SUÇ olarak adlandırmanızı istiyorum.
Biz boğulurken "diyalog" ve "demokrasi" masallarıyla kandırılmamanızı istiyorum.
Hayırseverlik istemiyoruz. Sadece yaşamamıza izin verilmesini istiyoruz.
Sessiz kalarak buna ortak olan hükümetlere:
Tarih sizden hesap soracak.
Yalan söyleyen medyaya:
Gerçek her zaman bir yolunu bulup ortaya çıkar.
Yaptırımlara imza atan cellatlara:
Küba halkı unutmaz ve affetmez.
Kalbinde hâlâ insanlık taşıyanlara:
Küba'ya bakın. Ona neler yapıldığına bakın. Ve kendinize sorun: Tarihin hangi tarafında yer almak istiyorum?
---
Bu küçük adadan, devasa bir halkın içinden; pes etmeyi reddeden sıradan bir Kübalı kadından...
Ikay Romay
Eğer bu yazı içinizde derin bir his uyandırdıysa, paylaşın.
İster 10 arkadaşınız olsun ister 10.000 takipçiniz; fark etmez.
Profilinizin herkese açık ya da gizli olması; fark etmez.
Normalde hiç paylaşım yapmıyor olmanız; fark etmez.
Ama bu farklı.
Bu, bir gün batımı fotoğrafı değil.
Bu, bir dedikodu değil.
Bu, sadece bir fikir beyanı değil.
Bu bir HAYKIRIŞ. Ve haykırışlar kendine saklanmaz. Onlar DUYULUR. Onlar TEKRARLANIR. Onlar KOCAMAN BİR KALABALIĞA DÖNÜŞÜR.
Bugün sizden bir "beğeni" istemiyorum.
Sizden, başparmaklarınızı sadece ekranda gezinmekten çok daha büyük bir amaç için kullanmanızı istiyorum.
PAYLAŞIN.
Ki dünya, Küba'da yaşananların sadece bir kriz olmadığını bilsin.
Bu bir SUÇ.
Ki başka ülkelerdeki anneler bilsin; burada çocuklar, abluka yüzünden elektriği kesilen kuvözlerde hayatta kalma mücadelesi veriyor.
Ki başka diyarlardaki büyükanneler ve büyükbabalar bilsin; burada yaşlılar, Washington'ın ülkeye girişine izin vermediği ilaçları beklerken can veriyor.
Ki bu duruma ortak olan hükümetler utanç duysun.
Ki yalan haber yayan medya organlarının saklanacak yeri kalmasın.
Ki sorumlular, SESSİZ KALMAYACAĞIMIZI bilsin.
Bu mesajı paylaşan tek bir kişi dünyayı değiştirmez.
Ama binlercesi, milyonlarcası—işte onlar değiştirir.
@kalenderu Bana da takside olmuştu. Genc bi adam iflas etmiş taksicilik yapıyorum dedi .
Tutunazsın tabi böyle rafine bi zevkin sahibi o arenada napsın
Papazın biri, uzun süredir ahbaplık ettigi Haham'a
"Bana Tevrat'ı öğretmenizi isterim" der...
Haham, olmaz der, "Sen Yahudi doğmadın, kafan Yahudi gibi çalışmaz.
Tevratın kelamını anlaman mümkün değil..."
Papaz ısrar eder, Haham razı olur, ama bir koşulu vardır: "Soracağım soruya doğru yanıt verebilirsen, öğretirim"...
Papaz, "Kabul"
diye yanıtlar. "Sor bakalım!"
Haham:
"İki adam bir bacanın içine düşerler. Biri kirli, öteki tertemiz çıkar. Hangisi yıkanır?"
Papaz, "Bundan kolay ne var?" diye atılır. "Kirlenen yıkanır, temiz kalan yıkanmaz."
Haham içini çeker, "Sana Tevrat'ın kelamını asla anlamayacağını söylemiştim! Doğrusu tam tersi. Temiz kalan adam ötekinin kirlendiğini görünce, kendisinin de kirlendiğini sanıp yıkanır. Kirlenen adam ise karşısındakini temiz gördüğü için kendisini de temiz sanıp yıkanmaya gerek duymaz."
Papaz, kafasını kaşır. "Bak bu aklıma gelmemişti. Bir soru daha sorar mısın?"
Haham aynı soruyu yeniden sorar: "İki adam bir bacanın içine düşerler.
Biri kirli, öteki temiz çıkar. Hangisi yıkanır?"
Papaz, doğru yanıtı artık bildiğinden emin, "Temiz kalan ötekinin kirlendiğini görünce kendisinin de kirlendiğini sanıp, yıkanır. Kirlenen, ötekini temiz gördüğünden kendisini de temiz sanıp yıkanmaz!"
Haham, başını sallar. "Yine yanıldın! Sana söylemiştim, asla anlamayacağını. Temiz kalan adam aynaya bakar, temiz olduğunu görür, dolayısıyla yıkanmaz. Kirlenen aynaya bakıp kirlendigini görünce, gider yıkanır."
Papaz itiraz eder: "Ayna nereden çıktı? Bana ayna var demedin ki..."
Haham, parmağını sallar: "Seni uyardım, bu kafayla Tevrat'ın kelamını kavrayamazsın. Tevrat'ı anlamak için her olasılığı düşünmelisin."
"Peki, peki" diye inler Papaz. "İzin ver, bir kez daha şansımı deneyeyim. Başka bir soru sor!"
"Son kez soruyorum" der, Haham: "İki adam, bir bacadan içeri düşerler. Biri temiz, öteki kirli çıkar. Hangisi gidip yıkanır?"
Papaz, "Artık her olasılığı biliyorum" deyip, bir solukta sıralar: "Eğer ayna yoksa, temiz kalan ötekini kirli görüp kendisinin de kirlendiğini düşünerek gider yıkanır. Kirlenen temize bakıp kirlenmediğini düşünerek, yıkanmaz. Eğer ayna varsa, temiz kalan aynaya bakıp temiz olduğunu görür, dolayısıyla yıkanmaz. Kirlenen aynaya bakıp kirini gördüğü için yıkanır!"
Haham başını sallayıp, cık cık yapar: "Hayır, sana söylemiştim, kafan Yahudi kafası değil, Tevrat'a basmaz! Söyle bana, aynı bacadan içeri düşen iki adamdan birinin kirlenip, ötekinin temiz çıkması mümkün müdür?"
Bu yollarda beraber yürüyüp beraber ıslandıklarınız kirlendi ama siz temiz kaldınız, öyle mi?