@ragipsoyluTR@barinkayaoglu Bir tarafta Amerikan Deniz Kuvvetlerinin farklı ülkelerden gemi almasına engel teşkil eden kanunlar.
Diğer taraftan hem LCS projesini hem de Fremm projesini eline yüzüne bulaştırmış bir deniz kuvveti.
Buradan birşey çıkmasını beklemek çok mantıklı değil gibi
When the Chinese army came pouring out of the mountains in November 1950 and the whole American Eighth Army was in danger of being wiped out, the unit that turned and fought a desperate rearguard to save it was not American. It was Turkish. And they fought with the bayonet.
Most people have no idea Turkey even sent troops to Korea. It did, a whole brigade of them, some of the toughest soldiers in the entire United Nations force. They arrived just in time to be thrown into the worst crisis of the war. In late November 1950, hundreds of thousands of Chinese soldiers had secretly crossed into Korea and launched a massive surprise offensive that shattered the UN advance and sent the Eighth Army reeling backward in what became one of the longest retreats in American military history.
The danger was that the retreat would turn into annihilation. The Chinese were trying to get around the flanks and behind the withdrawing Americans to cut them off and destroy them in the open, especially around a place called Kunuri. Somebody had to stand in the gap and hold the enemy back long enough for the main body to escape. That job fell to the Turkish Brigade.
What the Turks did over the next three days became legend among the men who witnessed it. Facing far larger Chinese forces, with communications cut and on bad ground, they dug in and fought. When the Chinese tried to swarm around their flanks and rear, the Turks did the thing that had gone out of fashion in modern war. They fixed bayonets and charged. In close, brutal, hand to hand fighting on the hills and in the valleys, they hurled the enemy back with cold steel, holding positions long after most units would have broken.
They paid a terrible price. Hundreds of Turkish soldiers were killed, wounded, or lost in those days of fighting. But their stand did exactly what it had to do. By absorbing the Chinese blow and refusing to break, the Turks bought the time the Eighth Army needed to pull back without being encircled and destroyed.
Even General MacArthur, not a man given to sharing credit, said it plainly. He told the American public that it was because of the Turks that the Eighth Army could withdraw without falling apart, that the UN forces had been saved from encirclement by the heroism the Turks had shown.
The Turkish soldiers earned a fearsome reputation in Korea for exactly this, ferocity, discipline, and a refusal to leave the field. And it forged a bond between Turkey and South Korea that is remarkably strong to this day, two countries that call each other brother nations because of what happened on those frozen hills. Yet in most Western tellings of the war, the men who saved the Eighth Army at Kunuri barely rate a sentence. They deserve a great deal more than that.
The “Butcher of Bosnia” Ratko Mladić has died in prison aged 83.
The Bosnian Serb general was serving a life sentence in The Hague for genocide for his role in the 1995 Srebrenica massacre ⤵️
https://t.co/4XbQnZdidg
Asl��nda bir tarafta hem @cuneytozdemir'in dilediği özrün, diğer tarafta DEM cenahının sürece aydın desteği gelmiyor yakınmasının tek bir çerçeveden okunması lazım.
Cüneyt Özdemir bu lafları ederken, kendine bir tepki gelmeyeceğini düşünerek, izlenme rakamlarına bakıp destek bulacağını zannederek yaptı.
Diğer tarafta ise DEM, sürece aydınlardan destek gelmiyor diye ağlaşıyor. DEM'e yakın Türk sosyalistleri olayı barış akademisyenlerine bağlasa da (ki @cakir_rusen'in burada bir nebzede olsa haklılığı var) sıkıntı aslında çok daha büyük.
MHP'nin bakış açısına da @grknckrgl üzerinden bakınca olay sanki sadece İYİ Partinin milliyetçiliği yüzünden oluyor. Ne yaptık ki af dileyelim diyen PKK, ilk eylemi havai fişeklerle kutlayan DEM Türk'ün kanına dokunmuyormuş gibi.
Anlaşılmayan şey açık ve net şu "Toplumda destek yok".
Sadece toplumda değil aydınlarda da destek yok.
Barış altında pazarlananın; Erdoğan'ın bir daha seçilmesi, koltuğunu oğluna bırakması gibi süreçlerin altlığı olduğunu anlamayanlar, bugün gazetecileri, belediye başkanlarını hapishanelerde süründürenlerin, milletvekili dövenlerin yancıları olduklarını anlamayanlardır.
Linçlerle Yaşıyorum!
Son Linç bittiyse bir iki kelime etmek istiyorum.
1)Bu yıl gazetecilikte 36.yılım. Her gün canlı yayın yapan biri olarak sık sık tartışmaların ortasında kendimi linçlenirken bulmak artık beni şaşırtmıyor. Hatta dostu düşmanı tanımak için iyi bir vesile oluyor.
2) Canlı yayınlarda kendi kendimin gazına gelip zaman zaman bazı konuları hızlı anlatıyorum, bazılarına fazla hiciv katıyorum, elbette bazen hatalı tespitlerde bulunuyorum, etmemem gereken lafları da ediyorum. İnsan olarak hata yaptığımı gördüğümde de özür diliyorum. Son video da elbette bağlamından kopartılıp buralara salınınca ben de izlediğim kendimden çok memnun kalmadım! 'yavşak' ya da 'uyduruk' ya da 'entel dantel' terimlerini kullanmasam mesele daha doğru bir düzlemde tartışlabilirmiş. Bunun için samimi olarak özür dilerim, eleştirilerinizi yayınlarda daha dikkatli bir dil kullanmam yönünde önemli ve değerli bir uyarı olarak alıyorum.
3) Konuşulan konuların çerçevesi meselesi... Ba(ğ)zen bir şey tartışılırken işin konrolünüz dışında nerelere gelebildiğini gördüğünüzde ağzınız açık kalabiliyor. Çözüm süreci, çerçeve yasa tartışmaları yaşanırken işin bir anda Sabancı Üniversitesi'ne gelmiş olmasını da anlamakta zorlanıyorum. Hiç eğip bükmeden söyleyeyim. Sabancı Üniversitesi bu ��lkenin gurur duyduğu bir kaç özel üniversiteden biridir. Eğitim kadrosundan yönetimine, öğrencisinden akademisyenine kadar dünya çapında başarılara imza atan saygın ve değerli bir kurumdur. Nokta.
4) Gelelim nihayet asıl meseleye. Bakın dün de YPG ve SDG Suriye'de kendini lağvetti ve Suriye ordusuna entegre olduğunu ilan etti. Oysa bizim ekranlarda haftalarca Suriye'de kürtlerin Öcalan'ı asla dinlemeyeceği, YPG'nin silah bırakmayacağı anlatıldı durdu.
E n'oldu?
Bıraktı işte. Peki stüdyolarda o lafları eden 'akademisyenler' bugün en azından küçük bir özürcük bile dilemeyecekler mi?
5) 90'ların karanlığında gazeteciliğe başlamış biri olarak bu tür süreçleri halklar, ülkeler adına bir fırsat olduğunu düşünüyorum. 'Nasıl bozarız'dan çok 'nasıl hayata geçiririz' kısmı benim için gazeteciliğin de ötesinde insani bir mesele... Daha sağlıklı bir zeminde tartışmamız konuşmamız gerek bunun da farkındayım ama belki de onca şeyin tanıklığı ve ağırlığı ile bende de bazen ipler kopabiliyor!
6) Bu linç de bana ders olsun:))
https://t.co/FmCIVF2VjD
1071'de yurt alan Sultan Alparslan'a ve erlerine,
1922'de yurdu teslim etmeyip savunmak için taarruza kalkan Başkomutan Mustafa Kemal ve erlerine selam olsun
Onları bize gönderene şükürler olsun
#26Ağustos
@cuneytozdemir'in hiçbir argümanı olmayan boş laf kalabalığı.
Her barış diyene, elimde tuzum var diye koşmanın yeni versiyonu.
Her adı barış süreci olan planda, RTE sadece hakim konumunu güçlendirdi.
Bugünde ortaya çıkan kanunda bir gram dahi demokratikleşme yada adalet yokken, birkaç ay sonra hepimiz RTE'nin 3. defa ve belki de meclis tarafından seçileceğine dair kanunun önümüze geleceğinden eminken, doğru düzgün analiz yapabilen insanlara akılsız insanların hakaret etmesi gerçekten bir rezillik.
Konu güneydoğuyu bilmek değil, Erdoğan'ı bilmek ve tanımak. Bunu anlayamayacak kadar geri insanların kendilerini aydın sayması yada @berkesen gibi aydınlara yavşak demesi kadar dandik bir durum olamaz sanırım
🔴 “Ya*şak ya*şak şey yapıyorlar”
🗣️Cüneyt Özdemir çerçeve yasayı eleştirenler hakkında:
- Bu ülkenin entel danteli Güney Doğu'yu bilmiyor, 90'ları bilmiyor, faili meçhulleri bilmiyor.
- O yüzden de böyle ya*şak ya*şak şey yapıyorlar "barış geliyor da nereye geliyor yani" böyle üstten bakmacı bir şeydeler. Yada "Erdoğan yapıyorsa kötü yapıyor"
Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu, Genel Başkan Yardımcımız ve Milletvekilimiz Sayın Selçuk Türkoğlu’nu tedavi gördüğü hastanede ziyaret etti.
Ardından, Milletvekilimiz Selçuk Türkoğlu’nun gazilerimizin haklarını savunurken yaralandığı Kurtuluş Parkı’nda kahramanlarımızı ziyaret etti.
Madem sağcıyız, sağcı gibi cevap verelim
İşçi sendikalarının iktidar yandaşı olmasından daha kötüsü, işveren teşkilatlarının yandaş olmasıdır.
İktidarı ekonomi konusunda uyarması, düzeltmesi gerekenler o iktidarın yandaşı olur, gerçeklikten koparsa ekonominin düze çıkabileceğine olan inanç kaybolur.
İşlerin kötü olduğu aşikar, gerçeği balçıkla sıvarsan birgün gerçeğin altında kalırsın
🔴 İTO Başkanı Şekip Avgadiç:
"Şu anda en çok karşılaştığımız konulardan bir tanesi de 'Türkiye pahalı' algısı.
Bu çok tehlikeli bir söylem. 'Türkiye pahalı' algısı belirli bir kitleye yerleşirse, orta ve uzun vadede mal ihracatının yanında, alışverişin yanında turizmi de vuracaktır."
Bu hesapla, Yunanistan ve İsrail ikilisi (hatta sonra GKRY ile üçlü) Türkiye'yi çevreleme yarışına girmişler.
Buda bizi çift cepheli bir savaşa yaklaştırabilir.
Fakat esas sorun, bizim İsrail gibi önleyici saldırılar yapıp, Yunan tarafını vuramayacağımız gerçeği.
Daha da kötüsü, İsrail askerlerimizi Suriye'de vursa bile Nato 5.maddesinin uygulamaya girmeyeceğini biliyor. Gerçi anavatanı vursa bile kaç NATO üyesi yardıma gelir o da ayrı mesele.
Her iki cephede de F35'e sahip iki farklı Hvkuvveti ile karşı karşıya kalmak ayrıca büyük rezillik.
İsrail, Yunanistan'a kuracağı Aşil Kalkanı sisteminin bir parçası olan ve GKRY'ye de teslim ettiği ELM-2084 başta olmak üzere radar ve komuta kontrol sistemleri ile Selanik'ten Tel Aviv'e kadar uzanan tüm bölgede hava resmine sahip olacak.
Çürüme artık akıl almaz boyutlarda
Bunca çürümeye ancak kangren denir. Ya kangrenli bölge kesilir atılır, yada bütün vücut kangrene teslim olur yok olur gider
Gazilerimizin Yanındayız
Polisler sabah 04.45'te Güvenpark'a baskın düzenleyip 38 gündür özlük haklarının iyileştirilmesi için eylem yapan er şehit aileleri ve er gazileri dağıttı.
Gaziler otobüslere doldurulup uyum evine götürülürken, Güvenpark da bariyerlerle kapatıldı.
Ortada ne demokratikleşme var, ne de adalet mekanizmasının düzelmesi.
Ne meclis gücüne kavuşuyor, ne gazeteciler özgürleşiyor.
AKP'nin dayattığı metne barış için evet diyenler, hala bu ülkeye yaptıklarının farkında değiller.
Eski HDP Milletvekili Altan Tan:
"Bugün Özgür Özel tarafı, Türk solu ve Ali'siz Aleviler bir panik içinde. Denge değişti.
DEM Parti, erken seçim kararında da, Cumhurbaşkanlığı seçiminde de Cumhur İttifakı'nı destekleyecek."
Kuvvayı Milliye; İzmir’in işgalinden sonra 18 May��s 1919’da Alamescit’de toplanan halk tarafından başlatıldı.
Bugün 16 Ağustos 2026, Müsavat Dervişoğlu, İYİ Partililer ve vatana gönül verenler yeniden hep birlikte mücadeleye başlıyoruz
#BayrakAçıyoruz #BayrakAçıyorum
Katılmadığım nokta; 1,5 senedir geleceği belli olan yasa için hiç düşünmemiş olmaları iddianız.
Özel ve İmamoğlu grup kararı alıp evet deme niyetindeydi. Ve Yeni Parti grubuda bence aynı düşüncedeydi.
Sorun tabanı okuyamamış olmaları. Tabandan karşı tepki, üstelik büyük bir güçle gelince, ne yapacaklarını bilemez halde kaldılar.
Bir tarafta, Türkiye’ye diz çöktürdük gösterisi yapanlar.
Bir tarafta, süreç farklı bir yöne giderse her şehir Gazze olur diyenler.
Bir tarafta, ne yaptık ki af dileyelim diyenler.
Bir tarafta bebek katiliyle kanun teklifi hazırlayanlar.
Bir tarafta o kanun teklifine evet diyen solcular, milliyetçiler siyasal islamcılar.
Biz sizden değiliz, Cumhuriyeti savunmaya devam edeceğiz.
#BayrakAçıyoruz
Dün gece Mersin ve Mardin'de, terör örgütü PKK'nın Türk askerinin kanını ilk kez döktüğü 15 Ağustos 1984 Eruh ve Şemdinli baskınlarını kutlamak amacıyla havai fişekler atıldı.