İnsanlar ne kadar da bencil… Aynayı başkasına tutarken kendine çevirmeyi nedense hiç akıl etmiyorlar. Her hikâyede kendini haklı, karşısındakini haksız görmek de ayrı bir yetenek.
Sevdiklerim,evim,ailem,her şeyim 6 şubatta kaldı. O günden bir adım ileri gidemiyoruz.
11 aydır aklımın almadığını kalbime alıştırmaya çalışıyorum.
Her ayın 6sında hissettiğim duygular aynı midemde hissettiğim sancı aynı üstünden asırlarda geçse bu duygular geçmeyecek..
Ben de isterdim, 70 yaşında annemi hastalıktan kaybetmeyi. Ya da babamı yaşlılıktan kaybetmeyi ben de isterdim. Önce annemi ya da babamı kaybetmek ben de isterdim. Ailenden birini kaybederken bir yaşlılık, hastalık evresi yani kaybetmeye hazırlık süreci olmasını ben de isterdim.
Ben de isterdim, ilk yasımı yaşama vaktim geldiğinde kalan ailemle birlikte teselli olabilmeyi. Bir tanecik kardeşim tek başına eş, dost, kardeş, arkadaş olmaya yeterken 26 yaşında beni bırakıp gitmesin isterdim. Kardeşinle yaşamanın, hayallerini gerçekleştirmenin, birlikte yaşlanmanın nasıl bir his olduğunu bilmeyi ben de isterdim. Ablamın düğününü görmek, teyze olmak, tatillere gitmek, birlikte yemekler hazırlamak, kucak kucağa uyuyabilmek, bunları ben de isterdim.
Ailemden biri mezuniyetimi görsün, aile kurduğumu görsün, evladımı görsün, dara düştüğümde bana koşsun, ameliyata girdiğimde refakatçi kalacak biri olsun ben isterdim.
Evim diye gidebileceğim tek yerin mezarlık olmamasını ben de isterdim.
Binlerce derdin altında ezilirken ve bir ömür boyunca ezilecekken birinin sesi, birinin kokusu, birinin teni bana ilaç olsun ben de çok isterdim.
Onlarca insan bana kötülük, vicdansızlık, haksızlık ederken ailemden birinden yardım isteyebilmeyi ben de isterdim.
Tanıştırabileceğim, anlatabileceğim bir ailem olsun ben de isterdim. Bazen bir kişi bile aile olur insana. İşte arayabileceğim biri olsun ben de çok isterdim.
Ama en çok ne isterdim biliyor musunuz? Ailemin 5 gün boyunca tonlarca ağırlığın altında ezilmemesini, parçalanmamalarını, çürümeden gömebilmeyi, en çok ama en çok da onları en son gördüğüm hallerini tanıyabilmeyi isterdim.
Geçen gün Antakya’da sağanak başladı. O gün herkes sessizleşti, tuhaflaştı. Depremde çok yağmur yağıyordu diye o anları çağrıştırdı sağanak. Ve istisnasız her gördüğüm kişi aynı şeyleri söyledi. “O gece de böyle yağıyordu.”
Yağmurdan bile tetiklenen insanların yanına gelip dur biz senin enkaz başında attığın çığlıkların filmini çekicez demenin korkunçluğuna burdan bakın.
Kime izleteceksiniz bu filmi?Depremde nişanlısını kaybeden bana mı,annesini,babasını,karısını,çocuğunu kaybeden arkadaşlarıma mı yoksa hala depremden sonra ailesinin ölüsünü,dirisini bulamayan onlarca insana mı?Bu kadar empati yoksunu olmanız korkunç. Böyle bir şey asla kabul edilemez.
Yeğenim (10) normal bir şekilde sohbet ederken bir anda korkuyorum teyze dedi şaşırdım ve neyden diye sordum deprem olmasından evsiz kalmaktan korkuyorum dedi. 10 yaşında çocuğun derdi oyun oynamak,resim çizmek olmalı bu çocuklar daha kaç travma yaşayacak anlayamıyorum..