Mustafa Kemal'in Askerlerinden rahatsız olan ve ihraç eden son yobaz görene kadar paylaşalım
🇹🇷🇹🇷🇹🇷
Hepimiz
Mustafa Kemal'in Askerleriyiz
#TeğmenlerimizinYanındayız
CEVAP VERİYORUM👇
Sığ ve yanlış bir tarih okuması... Acemoğlu'nun bu yakın tarih okuması ve Atatürk'e bakışı, Atatürk ve laik Cumhuriyet karşıtı İkinci Cumhuriyetçilerin, kimi liberaller ile siyasal İslamcıların temelsiz ve çarpık tezlerinin tekrarı... Yani Acemoğlu yeni bir şey söylemiyor.
Acemoğlu'nun tekrarladığı bu eski tezlere yanıt verelim:
1. "Atatürk politik sistemi açmak yerine gücü elinde merkezileştirmeye çalıştı," diyen Acemoğlu, Türkiye'de Atatürk'ün, Cumhuriyeti kurduğu yıllardaki sosyo-kültürel, sosyo-ekonomik ve siyasi yapıyı ve Atatürk'ün Türkiye'de bir DEVRİM yaptığı gerçeğini tamamen göz ardı ediyor.
1920'lerde 1930'ların Türkiye'sinde "politik sistemi açmak" nasıl mümkün olacaktı? Cumhuriyetin ilanını erken bulan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası (TPCF) ile mi? TPC'yi kuranların hangisi hilafetin kaldırılmasını, hangi laikliği savunuyordu? Boğazımda padişahın ekmeği var diyen TPCF'li yok muydu? TPCF kurucuları önce saltanatın sonra hilafetin kaldırılmasına karşı çıkmadılar mı? Bir TPCF'li "Harf devrimi bizi bolşevik yapar" demedi mi?
10 yıllık savaştan çıkmış, Aydınlanma ve Sanayi devrimlerini yapmamış, yüzde 90'ı, 95'i okur-yazar bile olmayan, nüfusunun yüzde 60'ını oluşturan kadınların medeni ve siyasi neredeyse hiçbir hakkının olmadığı, kadının bırakın sahneye çıkmasını, erkek doktora muayene ettirilmediği, trenlerde, vapurlarda perde ile ayrılan özel bölümlerde seyahat edebildiği, bazı yasal düzenlemelere rağmen kız çocuklarının okula gönderilmediği,
ağalık, tarikat, cemaat düzeninin egemen olduğu, en yaygın eğitim-öğretim kurumunun bozulmuş, yozlaşmış medreseler olduğu, yüksek lise görünümündeki bir Darülfünun dışında bilim üreten tek bir kurumun olmadığı, nüfusunun yüzde 70'i hastalıkların pençesinde, yüzde 85'i köylerde yaşayıp ilkel yöntemlerle yapılan tarımla geçinen, biat kültürünün egemen olduğu, insanların soy adına bile sahip olmadığı, tebaanın henüz yurttaşa dönüşmediği, ulus bilincinin gelişmediği, saltanatın, hilafetin olduğu, demokratik kurumların olmadığı bir din tarım toplumunda ve Osmanlı'nın neredeyse her şeyi yabancılara bıraktığı, devletin neredeyse hiçbir şey üretemediği, borçlu ve bağımlı bir düzenden çıkış sürecinde Atatürk politik sistemi nasıl açacaktı? Çok partili demokratik sistem kurarak mı?
Böyle bir yapıda çok parti kurmak neyi çözecekti?
Yüzlerce yıllık saltanat, hilafet, mederse, tarikat, cemaat, ağalık gibi kurumların milyonlarca taraftarının olduğu, yüzde 90'ı okur-yazar olmayan, toplumun yarısından fazlasını oluşturan kadınların neredeyse hiçbir hakka sahip olmadığı bir din tarım toplumunda çok partili sistem kurmak Atatürk'ün hiçbir devrimini yapamaması demekti. Bu durumda ne saltanat ve hilafet kaldırılabilir, ne cumhuriyet ilan edilebilir, ne medreseler kapatılabilir, ne şeriat hukuku yerine laik hukuk benimsenebilir, ne kadınlara medeni ve siyasi haklar verilebilir, ne yeni harfler kabul edilebilir, ne kul bireye, tebaa yurttaşa dönüştürülebilir, ne ulus devlet kurulup kurumsallaştırılabilir, ne de akıl ve bilim temelli bir aydınlanma gerçelleştirilebilirdi. Atatürk, yüzyılın başında Türkiye'deki siyasal, sosyo-ekonomik ve sosyo-kültürel değişimi bir devrimle gerçekleştirdi.
Atatürk, Türkiye'yi her bakımdan çağdaşlaştırıp kalkındıracak devrimi,devrime karşı olan saltanatçılarla, hilafetçilerle, ağalarla, şeyhlerle, şıhlarla, tarikatlarla, cemaatlerle, şeriat hukukunu savunan kitlelerle, emperyalist Batıya eklemlenmiş yerli yabancı ayrıcalıklı kesimlerle, Batıcı kompradorlarla yapabilir miydi? Asla!
Atatürk, bir gerçek��iydi.Toplumsal değişimin ancak bir kadronun gerçekleştireceği radikal bir devrimle mümkün olacağını gördü. Bunun için CHP'yi kurdu.
Yani, Acemoğlu'nun dediği gibi evet,Atatürk gücü merkezikeştirdi, ancak Atatürk,DEVRİMLER yapmak için gücü merkezileştirdi.O devrimlerle oluşan siyasal,hukuki, kültürel,toplumsal,ekonomik altyapı sayesinde Türkiye 1945'te çok partili hayata,1950'de demokrasiye geçti.Türk demokrasi gökten zembille inmedi.
@DIBAliErbas@diyanetbasin Siz ATAMIZIN adını anmaktan geri durursunuz, biz ATAMIZI yere göğe sığdıramayız. İlelebet var olacak, anılacak, sevilecek.. Sizlerde o köhne dünyanızda yaşamaya devam edeceksiniz!
@davutdogan Davut Bey merhaba, işletmecilikle alakalı çalışanlarınıza yalan beyanlarda bulunmamayı, 4 ayı geçen zamanda hala teslim edilemeyen ürün olamayacağını ve en önemlisi ahlak sahibi olmaları gerektiğinide öğretsinler. Muhatap bulamadım o nedenle size yazmak istedim. Saygılarımla
@doganlarholding@davutdogan@boyabat38@Dogtas değerli yöneticiler, firmanızın 4 aydır ürünlerimi teslim etmeyen, yalancı satışçılarla dolu olduğunun farkında mısınız? ben bu yaşananları büyük bir ahlaksızlık olarak görüyorum. Takdir sizlerin.. Taksitimde son ay ama bu haldeyiz.
Cumhuriyet öyle kolay ilan edilmedi. Sadece düşmanla değil, memlekete ihanet eden hainlerle de mücadele edildi. Atatürk, Nutuk'ta Vahdettin için "soysuzlaşmış" kelimesini kullandı. Çünkü gerekçeleri vardı.
İhanet belgelerini paylaşıyorum.