Rahmetli İlber Ortaylı vefat ettikten sonra hocasının yanına defnedildi. Öğrencilikten terk-i diyara kadar olan şu bağlılığa bakın. Hangimiz böylesine kutlu bir bağa ve iz bırakan bir rehbere sahibiz? Onlarla ilgili imrendiğim onlarca şeyden sadece biri. Nurlar içinde uyusunlar.
Akademisyenliği meslekten ziyade adanmışlık olarak niteleyenleri, para için yapılmaması gerektiğini söyleyenleri gördükçe nutkum tutuluyor. Kira, faturalar, ödemeler, makale başvuru ücretleri falan derken adanmışlıktan bahsetmek nasıl bir aymazlıktır?
Buradan anladığım kadarıyla yazanların yarısı gerçek bir şok yaşamamış. Mesela biri dipnot vermeye üşendiği için yüksek lisansı bırakan arkadaşına şok olmuş, bir diğeri dekana aşk acısını anlatan arkadaşına… Allah başka şoklar yaşatmasın dostlarım :)
Üslup ve tavır, anlatılan şeyin (bu şey ister "hakikat" olsun, ister alelade bir meselenin izahı) önüne geçer bazen. Anlattığınız şeyi, ne kadar üstün ve değerli olursa olsun, hiç edebilirsiniz. Meselenin derinliğine uygun anlatı, meselenin kendisinden önemlidir.
Sadece yayın yapmak bile büyük bütçeler gerektirirken, niceliksel kriterleri sağlama peşinde zaman harcayan ve ay sonunu nasıl getireceğinin hesabını yapan akademisyenler ne yazık ki “iyi” olma şansını elde edemiyorlar.
İyi akademisyen olmak sadece yayın yapmak değildir.
Farklı kültürleri bilmek, merak etmek, okumak, anlatmak ve gençleri meraka teşvik etmek gerekir.
İlber Ortaylı bu konuda güçlü bir örnekti. Allah rahmet eylesin🙏🏻