Âlimler şu üç şeyin tecrübe ile sâbit olduğunu söylüyor:
1. Ne kadar çok sadaka verirsen rızkın o kadar artar.
2. Namazı ne kadar huşû ile kılarsan mutluluğun o kadar artar.
3. Anne-babana ne kadar iyi davranırsan işlerinde o kadar başarılı olursun.
Bunu şöyle ifade etmek daha doğru…:
Paramızın 53 katı değerli bir para ile, o paranın geçerli olduğu ülke insanlarının bizim ülkemizde yaptığı tatilden daha ucuzunu, o paranın geçerli olduğu ülkelerde yapıyoruz.
İsrail Ben-Gvir’e neden bu kadar kızgın?
▪️ Çünkü milyar dolarlık makyajlarını akıttı.
▪️ Çünkü İsrail’in maskesiz yüzünü ortaya çıkardı.
▪️ Çünkü İsrail’in mağdur propagandasını yerle bir etti.
📍 Italian activists from the Global Sumud humanitarian aid flotilla, detained earlier this week by Israel in international waters, arrived at Rome’s Fiumicino International Airport in Italy
Tarım ve Orman Bakanlığı'nın TRT aracılığıyla "yeni bir sisteme geçiliyor" diye duyurduğu STT ve TETT farklılığını yıllardır milyonlara aktarıyoruz. Dahası, yapılan haberlerde bakanlık personelleri maalesef eksik bilgi vermeye devam ediyor, "tavsiye edilen tüketim tarihi geçmiş ürünler raflarda satılabilir" diyor.
Oysa, bu konuda mevzuat düzenlemesi çok net ve kılavuza uyulması gerekiyor: TETT geçmiş ürünler marketler tarafından "tarihi geçtiği tüketiciye açıkça beyan edilerek" ve "ayrı bir rafta" satışa sunulması gerekiyor. Peki bu önemli bilgi neden bu haberlerde yer almıyor?
@trt@TCTarim
UNICEF is outraged by the killing of two drivers of trucks contracted by UNICEF to provide clean water to families in the Gaza Strip.
The victims were killed by Israeli fire in an incident that took place early this morning at the Mansoura water filling point in northern Gaza. UNICEF extends our condolences to the families of the men killed.
Full statement: https://t.co/gFQLWpCcaP
Filistinli bir çocuğun idamı, sadece bir çocuğun ölümü değil;
sahip olduğumuz bütün insanî değerlerin infaz edilmesidir.
Susmak, suç ortağı olmaktır.
Ses ver!
#onlarçocuk#theyarechildren
İstiklal Marşı’nın aslı, orijinali Osmanlı Türkçesi ile yazılmış, okullara ve her yere öyle asılmıştır.
Osmanlıca’yı Arapça sanan zırcahiller ülkesi burası!
Latin harflerini Türkçe alfabe sanan kapkara cahiller ülkesi!
Bir asırlık mankurtlaştırmanın nasıl başarılı olduğunun trajikomik ispatıdır bu!
Bu ülke
kimseden çekmedi
celladına âşık tasmalı çekirgelerden çektiği kadar…
Osmanlıcaya karşı çıkan Türk de değildir, Müslüman da!
İçimizdeki İrlandalıdır!
Ne demişti Konfüçyüs: Bir ülkeyi yok etmek mi istiyorsunuz: Dilini, müziğini, edebiyatını yok edin kafi!
“Belki bazıları için yanlış milliyete, yanlış dine, yanlış ten rengine sahibiz.
Ama biz insanız ve insan gibi muamele görmeliyiz.”
“İsrail için Birleşmiş Milletler Şartı’ndan farklı bir şart mı var? Söyleyin bize.
Onlar için ayrı bir uluslararası hukuk, bizim için ayrı bir uluslararası hukuk mu var?
Onların öldürme hakkı mı var, bizim tek hakkımız ölmek mi?
Bu konseyin harekete geçmesi için İsrail daha ne yapmalı?”
Filozof Diyojen, bir nehir kenarında oturmuş, akşam yemeği olarak basit bir mercimek çorbası yiyordu. O sırada oradan geçmekte olan saray filozofu Aristippus onu gördü.
Aristippus, krala dalkavukluk yaparak zenginlik içinde yaşıyordu.
Diyojen’e acıyarak baktı ve şöyle dedi:
"Ah Diyojen! Eğer sen de benim gibi Kral’a biraz saygı gösterip ona boyun eğmeyi öğrenseydin, şimdi böyle çöplükte mercimek yemek zorunda kalmazdın."
Diyojen, kaşığını bıraktı, başını kaldırdı ve Aristippus’un gözlerinin içine bakarak şu cevabı verdi:
"Ah Aristippus! Eğer sen de benim gibi mercimek yemeye razı olsaydın, Kral’a boyun eğmek ve dalkavukluk yapmak zorunda kalmazdın."
Özgürlüğün bedeli, konfordan vazgeçebilmektir. Lider, bağımsızlığını korumak için lükslerinden feragat edebilen ve kimseye minnet borcu olmayan (mercimeğe razı olan) kişidir.
(Kaynak: Diogenes Laertius, "Ünlü Filozofların Yaşamları")
Pfizer' in yaptıkları bitmiyor... Peyniri de yoldan çıkarmışlar.
🧀Pfizer, 1980'lerde peynir üretiminde geleneksel hayvan mayasının yerine genetik mühendisliğiyle üretilen fermantasyon kaynaklı kimozin (FPC) enzimini tanıttı ve bu ürün 1990'da FDA tarafından "önemli ölçüde eşdeğer" ve GRAS statüsünde onaylanarak etiketleme zorunluluğu olmadan piyasaya sürüldü.
🧀Bu değişiklik, maya tedarik sorunlarını çözme iddiasıyla başladı ancak hızla pazar hakimiyetine dönüştü; 1990'ların sonunda ABD'deki sert peynirlerin %60'ı, günümüzde ise dünya çapında %90'ı FPC kullanıyor ve geleneksel maya monopolize edilemediği için geride kaldı.
🧀Tüketicilerin bilgisi ve rızası olmadan yapılan bu görünmez değişiklik, uzun vadeli sağlık etkileri araştırılmadan gerçekleştirildi ve şirketlerin kazanç odaklı şeffaflıksız uygulamalarının bir örneğini oluşturuyor.
Hastalığın geçmeyeceğini artık anladığımız o gün.Annem “kimseye yük olmak istemiyorum” dediğinde,
Doğu’nun ayazı evin içine girdi.
Bunu annem söyledi…
Erzurum’da, kışın gecenin sesi sobadan daha yüksek çıktığı bir akşam.
Herkes sofradaydı.
Çaydanlık sobanın üstünde kaynıyordu.
Söz çoktu.
Akıl veren çoktu.
Doktor net konuştu:
“Günlük bakıma ihtiyacı var.”
O an ev sustu.
Sobanın çıtırtısı kaldı sadece.
Biri işten bahsetti.
Biri çocuklardan.
Biri evin darlığından.
Sonra fark etmeden herkes bana baktı.
En güçlü olduğum için değil.
“Hayır demez” dedikleri için.
Hasta bir anneye bakmak kahramanlık değildir.
Kimse alkışlamaz.
Kimse görmez.
Bir zamanlar seni sırtına alıp karın içinde okula götüren kadına
şimdi banyoda kol olmak demektir.
“Sana zahmet oldu” diye gözlerini kaçırmasına dayanmaktır.
"Kadersiz yavrum Allah beni alsa kurtulsan keşke diyince içine ağlamaktır.
Ağlamamak için boğazını düğümlemektir.
Dünya dönmeye devam ederken,
benim dünyam bir odaya küçüldü.
İlaç saatlerine.
Tansiyon ölçümüne.
Uykusuz gecelere.
Bazıları aradı.
“Nasıl?” diye sordu.
Ama gelmedi.
Bazıları zamanla uzaklaştı.
Hastalık ürkütür ve kırılganlık insana ağır gelir.
Bazı geceler sordum kendime:
“Değer mi?”
Bir sabah…
Yastığını düzeltirken elimi tuttu ve dedi ki:
“Başa dönsem, yine seni büyütürdüm.”
İşte o an anladım.
Ben kaybetmiyordum.
Borç ödüyordum.
Sonra garip bir şey oldu.
Tükendiğim yerde güç geldi.
Para yetmez dediğim yerde yetti.
Yalnız kaldım sandığım anda biri çıktı.
Bir de şunu gördüm…
Kaçanların hayatı da sessizce ağırlaştı.
Ceza gibi değil.
Sonuç gibi.
Çünkü yüz çevrilen sevgi, bir gün döner.
Bugün yorgunum.
Evet.
Kimsenin bilmediği izlerim var.
Evet.
Ama geceleri rahat uyuyorum.
Çünkü hayat bir gün bana
“Annen sana muhtaçken ne yaptın?” diye sorarsa
gözlerimi yere indirmeyeceğim.
Ve eğer bunu okuyorsan
ve hâlâ annen baban hayattaysa…
Zaman alıp götürmeden önce anla bunu.
Onlara bakmak seni durdurmuyor
Geride bırakmıyor
Geleceğini çalmıyor
Seni,hayatın yarı yolda bırakmadığı insan yapıyor....
Alıntı... ✍️