Tabloyu, ülkelerde, asgari ücret ve ortalama memur maaşıyla alınacak et miktarı olarak tekrar düzenleyelim:
(Türkiye’de 1.250 lira et fiyatı abartılıdır; dolayısıyla, kilogram fiyatı 950 TL olarak revize edilmiştir.)
-İngiltere (GB):
• Asgari Ücretle: 180 KG (Maaş: 1.900 £ | Et Fiyatı: 10,50 £)
• Ortalama Memur Maaşıyla: 270 KG (Maaş: 2.850 £ | Et Fiyatı: 10,50 £)
-Hollanda (NL):
• Asgari Ücretle: 121 KG (Maaş: 1.950 € | Et Fiyatı: 16 €)
• Ortalama Memur Maaşıyla: 182 KG (Maaş: 2.925 € | Et Fiyatı: 16 €)
-Almanya (DE):
• Asgari Ücretle: 108 KG (Maaş: 1.850 € | Et Fiyatı: 17 €)
• Ortalama Memur Maaşıyla: 163 KG (Maaş: 2.775 € | Et Fiyatı: 17 €)
-İspanya (ES):
• Asgari Ücretle: 87 KG (Maaş: 1.400 € | Et Fiyatı: 16 €)
• Ortalama Memur Maaşıyla: 131 KG (Maaş: 2.100 € | Et Fiyatı: 16 €)
-Fransa (FR):
• Asgari Ücretle: 80 KG (Maaş: 1.440 € | Et Fiyatı: 18 €)
• Ortalama Memur Maaşıyla: 120 KG (Maaş: 2.160 € | Et Fiyatı: 18 €)
-Yunanistan (GR):
• Asgari Ücretle: 64 KG (Maaş: 900 € | Et Fiyatı: 14 €)
• Ortalama Memur Maaşıyla: 96 KG (Maaş: 1.350 € | Et Fiyatı: 14 €)
-Türkiye (TR):
• Asgari Ücretle: 30 KG (Maaş: 28.075 TL | Gerçek Et Fiyatı: 950 TL)
• Ortalama Memur Maaşıyla: 89 KG (Maaş: 85.000 TL | Gerçek Et Fiyatı: 950 TL)
Görüldüğü gibi, AB ülkelerinde asgari ücretle ortalama memur maaşının aldığı et miktarında ortalama %50 fark varken; Türkiye’de bu fark neredeyse %100’e, yani 3 katına çıkmaktadır.
Asgari Ücret ile Kaç KG Dana Eti Alınır? (Avrupa Ülkeleri Karşılaştırması)
İngiltere (GB): 180 KG (Maaş: 1.900 £ | Et Fiyatı: 10,50 £)
Hollanda (NL): 121 KG (Maaş: 1.950 € | Et Fiyatı: 16 €)
Almanya (DE): 108 KG (Maaş: 1.850 € | Et Fiyatı: 17 €)
İspanya (ES): 87 KG (Maaş: 1.400 € | Et Fiyatı: 16 €)
Fransa (FR): 80 KG (Maaş: 1.440 € | Et Fiyatı: 18 €)
Yunanistan (GR): 64 KG (Maaş: 900 € | Et Fiyatı: 14 €)
Türkiye (TR): 22 KG (Maaş: 28.075 TL | Et Fiyatı: 1.250 TL)
Avrupa Genelinde Denge: Hollanda, Almanya ve İspanya gibi ülkelerde asgari ücretliler maaşlarıyla ortalama 80 ila 120 KG arasında et tedarik edebilirken, komşumuz Yunanistan'da bu oran 64 KG seviyesindedir.
Türkiye'deki temel gıda fiyatlamalarının, nominal ücret artışlarına kıyasla çarpan etkisinin yüksek olması bu makasın açılmasındaki en temel faktör olarak öne çıkmaktadır.
#Bist100 #Borsa #Hisse
Ulaştırma bakanlığının; telekomünikasyon, uydu haberleşmesi, telefon, fiber altyapısı, internet erişimi, 5G gibi konularla uğraşması çok absürt.
Ulaştırmanın konusu, adı üzerinde; kara, hava ve deniz yoluyla insan ve yük taşımacılığı…
Ses, görüntü ve veri iletiminin bunlarla ne alâkası var?
Bunlar, başka bir bakanlığın konusu olmalı…
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu:
“5G hizmetinde 30 milyon aboneyi geçtik. Operatörler 81 ilin tamamını ve ilçelerin büyük çoğunluğunu kapsadılar.”
Esas, kayıpları telafi edilmesi gereken kesim; piyasada çalışan asgari ücretliler ve asgari ücret civarında maaş alanlar.
Bunları, kamu görevlileriyle bir arada saymanın anlamı yok.
Çünkü;
-Kamu personeli, maaş yönünden onlardan ortalama 2.5-3 kat daha iyi durumda…
-Kamu görevlilerinin iş kaybetme korkusu yok
-Kamu personeli senede iki defa maaş artışını devletten çatır çatır alıyor.
Esas hakları savunulması gereken kesim, kaderlerine terk edilmiş piyasada çalışanlar.
TÜRK-İŞ: Milyonlarca kişinin enflasyon karşısındaki kayıpları telafi edilmeli
TÜRK-İŞ Genel Başkanı Ergün Atalay, yüksek enflasyon ve ağır vergi yükünün çalışanların alım gücünü ciddi şekilde erittiğini belirterek işçi, memur, emekli ve asgari ücretlilerin yaşadığı gelir kayıplarının telafi edilmesini istedi
Atalay ayrıca kayıt dışı istihdam, taşeron sistem ve sendikal haklar konusunda da dikkat çeken mesajlar verdi
📍Burası İspanya
Tüm plaj ücretsiz denize girmek, kumsalda vakit geçirmek için giriş ücreti ödemenize gerek yok.
Otellerin, lokantaların vs. plajı kapatacak şekilde inşa edilmesi de yasaklanmış.
Türkiye, denetimli serbestlikle dışarııda bulunan hükümlüler de dikkate alındığında; 100 bin kişiye düşen mahkum sayısında muhtemelen dünyada ilk veya ikinci sırada…
Türkiye dünyada en fazla insanın cezaevinde tutulduğu 5'inci ülke...
Sıkça yapılan infaz değişikliklerine rağmen toplam 420 bin kişi cezaevinde tutuluyor.
Her 100 bin kişiden 489'u...
Değerli Meslektaşlarım,
Yargı temsilcileri olarak, görevlerimizi ifa ederken taşıdığımız sorumluluk yalnızca hukuki kararlarımızla sınırlı değildir. Toplumun adalete olan inancı, aynı zamanda bizim tutum, davranış ve genel görünümümüzle de şekillenir. Bu bağlamda, mesleki vakar ve temsil, yargının saygınlığını ve tarafsızlığını somutlaştıran önemli bir unsurdur. Mevzuatımızda katı ve sınırlayıcı bir düzenleme bulunmamakla birlikte, mesleki etik ve toplumsal beklentiler, bu konuda özenli ve ölçülü bir yaklaşımı gerekli kılmaktadır.
🔹 Meslektaşlarımız bu hassasiyeti içtenlikle gözetmekte, vakar ve mesleğin onuruna yakışır bir tutumu sürdürmektedir. Ancak, istisnai de olsa bazı örneklerde bu anlayıştan uzaklaşıldığı görülmekte ve bu durum, toplum nezdinde yargıya olan inancı olumsuz etkileyebilmektedir.
Adalet, soyut bir ideal olmanın ötesinde, toplumun gözünde bizim tavrımız, duruşumuz ve temsil biçimimizle somutlaşan bir değerdir.
Bu nedenle, kişisel tercihlerimiz ile mesleki sorumluluklarımız arasında denge kurmak zorundayız. Anayasa’nın güvence altına aldığı özel yaşam hakkımız elbette dokunulmazdır. Ancak mesleğimizin doğası gereği, toplumun genel kabul görmüş değerleriyle uyumlu, vakar ve ağırbaşlılığı yansıtan bir tutum benimsemek, yargıya duyulan güvenin tesis edilmesinde hayati bir rol oynamaktadır.
🔹 Unutulmamalıdır ki, verdiğimiz kararların adil olması kadar, bu kararların adil görünmesi de son derece önemlidir.
Tarafların ve toplumun yargıya olan güveni, yalnızca hukuki gerekçelerle değil, aynı zamanda yargı mensubunun duruşu ve tavrıyla da pekişir. Aşırılıktan uzak, sade, mütevazı ve mesleğin onuruna yakışır bir temsil anlayışı, hem şahsi itibarımızı koruyacak hem de mesleğimizin saygınlığını güçlendirecektir.
🔹 Bu düşüncelerle; mesleki vakar ve toplumsal sorumluluk bilinciyle hareket ederek, gösterilen özenin sürdürülmesini, istisnai ihlallerin ise hepimizin ortak duyarlılığıyla bertaraf edilmesini önemlidir.
KAMU PERSONEL REJİMİNİN SORUNU, SADECE MAAŞ YETERSİZLİĞİ Mİ?
Kamu personel rejimi, başlı başına kamu personelinin maaş esaslarını düzenleyen bir rejim değildir.
Kamu personel sisteminin sorunları, kamu personelinin maaş tatmini ihtiyacından ibaret değildir.
Devletin idari kapasitesini ve toplumsal hizmet üretme gücünü sadece bir "bordro mekanizmasına,” çalışanını ise yalnızca "maaş artışı peşinde koşan tatminsiz bir kitleye" indirgemek; kamu sorumluluğu açısından sığ bir yaklaşımdır.
Bu doğrultuda sistemin kök problemleri, esas olarak;
-Ünvan enflasyonunun yarattığı dikey hiyerarşik hantallıkta,
-Liyakat zincirinin objektif kriterlerden uzaklaşmasında,
-Personelin niteliklerini ve ürettiği hizmeti ölçemeyen statik performans süreçlerinde yatıyor.
Konuyu, gerçek bağlamından bu kadar koparmamalıyız.
KAMU PERSONEL REJİMİ ARTIK GÜNCELLENMELİDİR
Yıllar geçti, görevler değişti, sorumluluklar arttı...
Ama kamu personel sistemi ve maaş yapısı aynı hızla güncellenmedi.
📌 Aynı kurumda farklı ücretler
📌 Unvanlar arasında derin adaletsizlikler
📌 Enflasyon karşısında eriyen maaşlar
📌 Kariyer ve liyakati teşvik etmeyen yapı
Kamu çalışanı ayrıcalık değil; adil ücret, adil kariyer ve adil bir personel sistemi istiyor.
Türkiye'nin güçlü kamu hizmeti için güçlü ve motive kamu çalışanlarına ihtiyaç vardır.
Kamu Personel Rejimi ve Maaş Sistemi Baştan Ele Alınmalıdır.
#MilSen
#KamuPersonelReformu #Memur #KamuÇalışanları #MaaşAdaleti #Liyakat
@tcbestepe@csgbakanligi@HMBakanligi
Bazı meslekler, halkın gözünde büyük saygınlık ve itibar taşıdığı ve bu nedenle bir tür koruma kalkanına kavuştuğu için; bu mesleklerdeki kirlenme ve erozyon kolay kolay dışarıya yansımıyor.
Mesleklerin, daimi tartışılmazlık ve eleştirilmezlik zırhı altında görev yapmaları doğru değil.
Özellikle halkın gözünde ağırlığı olan kariyer gruplarında ortaya çıkan bozulma ve yozlaşma eğilimleri; kendi denetim mekanizmaları tarafından kontrol altına alınmazsa, içten içe çürümeleri ve çöküntüye uğramaları kaçınılmazdır.
Yetkili kamu otoritesinin;
-Sokaklarda sürüler halinde dolaşan köpeklere ve yaban domuzlarına kayıtsız kalmasıyla,
-İnsanların can ve mal güvenliği için tehlike arzeden sabıkalı ve kriminal tiplerin sokaklarda cirit atmasına karşı ilgisiz ve duyarsız kalması arasında benzerlik var.
İkisinde de, “bana dokunmadıkları sürece sorun yok” anlayışı hakim.
Azgelişmiş ve kamu düzeninin zayıf olduğu ülkelere özgü, “anonim yetkisizlik ve sorumsuzluk” olgusudur bu…
İlginç olan durum, bir taraftan yana yakıla eleman ihtiyacından bahsederken; diğer taraftan kendisinin de harıl harıl bir eleman gibi çalışması…
Eleman bulamamaktan dolayı işleri yetiştirmek için kendisi de bizzat çalışıyor gibi…Yani, patrondan çok çalışana benziyor.
Bahsettiği 38 bin lira ücret ve duruma göre 10-12 saat çalışma; galiba asgari ücret üzerinden mesaili çalışma maaşı…
Teklif ettiği maaş çok düşük. Ama tekstil sektöründeki aşırı rekabet nedeniyle alabildiğine düşük kâr marjıyla üretim yapıyor da olabilir.
Bunu şöyle ifade etmek daha doğru…:
Paramızın 53 katı değerli bir para ile, o paranın geçerli olduğu ülke insanlarının bizim ülkemizde yaptığı tatilden daha ucuzunu, o paranın geçerli olduğu ülkelerde yapıyoruz.
Bizim hastanelerimizde rutin işlemler ve tetkikler için rüşvet istenmesi hiç bir şekilde söz konusu değil.
Ama, özellikle kritik tedavi ve ameliyatlarda “bıçak parası” veya dolaylı yollarla avanta ve rüşvet alındığı yönündeki iddialar ne yazık ki halâ yaygın bir şekilde devam ediyor.
Buna ilişkin bazı operasyon ve soruşturmaların yapıldığına dair haberler de medyaya sıkça yansıyor.
Devlet, 1 milyon civarındaki personelin görev yaptığı sağlık hizmetlerine yılda 3.5 trilyon liraya yakın para harcıyor. Sağlık sistemine bu kadar kaynak ayrılan bir ülkede; hiç kimsenin gözü, hizmet almak üzere sağlık kuruluşuna gelen hastanın cebinde olmamalı…
Uganda'da dikkat çekici bir olay yaşandı. Sağlık Bakanı Sarah, bir devlet hastanesindeki yolsuzluk iddialarını ortaya çıkarmak için cesur bir yönteme başvurdu. Kimliğinin anlaşılmaması için peçeli bir kadın kılığına girerek bir kamu hastanesine gitti ve basit bir kan şekeri testi yaptırmak istedi.
Hastaneye ulaştığında, kayıt bölümündeki görevliler kendisinden testin yapılabilmesi için rüşvet talep etti. Oysa yürürlükteki kurallara göre bu tür sağlık hizmetlerinin devlet hastanelerinde ücretsiz sunulması gerekiyordu. Bakan rüşvet vermeyi reddedip hizmetin ücretsiz olması gerektiğini söyleyince, görevliler kendisine hizmet vermeyi kabul etmedi ve ilgisiz bir tavır sergiledi.
Bunun üzerine Sağlık Bakanı gerçek kimliğini açıkladı. Karşılarındaki kişinin sıradan bir hasta değil, bizzat Sağlık Bakanı olduğunu öğrenen hastane çalışanları büyük şaşkınlık yaşadı. Bakan, olayla bağlantılı personel ve doktorlar hakkında derhal işlem yapılması ve sağlık sektöründeki yolsuzluk ile ihmallerin soruşturulması talimatını verdi.
Bu olay, kamu kurumlarındaki yolsuzluğun çarpıcı bir örneği olmasının yanı sıra, bazı dürüst yöneticilerin vatandaşlara sunulan hizmetlerin gerçek durumunu yerinde görmek için doğrudan sahaya inmelerinin önemini de gösteriyor.**
@akiluno_a