Hayat bazen insanı bir yerlerden uzaklaştırmaya çalışır. Orada artık işimiz bitmiştir. Biz bunu anlamayıp orada kalmaya devam edersek de hayat bizi oralardan kusar. Git artık der. Bazen bir şehirden, bazen bir ülkeden, bazen bir evden, bazen bir işten, bazen bir arkadaş grubundan, çevreden.
Muhteşem bir olay ya. Tüm ekibin ellerine sağlık.
Ne olduğunu anlamayanlar için olayı biraz açmak istiyorum.
Organ naklinde kan grubu ve doku uyumu önemlidir. Yani birine organ vereceğiniz zaman, uyumlu olması istenir.
Ayrıca öyle kafanıza göre birine organınızı veremezsiniz. Çünkü organ satışı yasaktır. Birine organı verebilmek için haklı bir sebebiniz olmalıdır. Bu bir akrabalık bağı olabilir, yılların dostluğu olabilir (ispat şartı ile). Yani etik kurulu "Ben bu kişiye organımı satmıyorum. Aramızda bir bağ var. Onun sağlığı için organımı bağışlıyorum." cümlesine ikna etmeniz gerekir. Bu nedenle yedi yabancı birine organınızı veremezsiniz. Çünkü arka planda bir satış olup olmadığını ispat etmek mümkün değildir.
Şimdi gelelim çapraz nakile.
Diyelim ki A kişisi ve B kişisi çok yakın. B kişisinin organ ihtiyacı var. A kişisi vermek istiyor ama uyum sağlanamıyor.
C kişisi ve D kişisi de çok yakın. D kişisinin de organa ihtiyacı var fakat C kişisi de onunla uyumsuz.
Fakat A kişisi D kişisine, C kişisi de B kişisine uyuyor. Bu durumda devlet diyor ki "Birbirlerinizin yakınına organlarınızı verebilirsiniz."
Bu durumda da satış olmadığından emin olunur. Çünkü herkes kendi yakınının sağlığı için organını veriyor.
Çapraz nakilde şöyle bir sıkıntı var; ameliyatlar aynı anda başlamalı. Yoksa birisi vazgeçerse zincir bozulur, mağduriyet olur. Mesela diyelim ki A kişisini ve D kişisini ameliyata aldınız. Ameliyat başarılı geçti ama C kişisi vazgeçti. Kolundan tutup zorla ameliyata sokamazsınız. Bu nedenle 4 ameliyatı da aynı anda başlatmanız gerekir.
Çapraz nakil olayı, uyum ihtimalini artırarak hastalar için büyük kolaylık sağlasa da uygulaması inanılmaz zor bir işlemdir. Tüm hastanenin bu işe entegre olması gerekir. Olayı yöneten bir kişi olsa da cerrahından ameliyathane hemşiresine, servis hemşiresinden hastane personeline kadar herkesin tecrübeli olması ve işini kusursuz yapması gerekir. Organ nakli dediğimiz konu zaten kendi başına çok kompleks bir işken, bu çapraz nakil olayı gerçekten muazzam bir şey.
Benim anlattığım 2'li çapraz nakildi. Yani 2 alıcı ve 2 verici var (aynı anda 4 ameliyat). Malatya bunun 7'lisini yapmıştı. Şimdi de 8'lisini yapmışlar. Gerçekten muhteşem bir olay. Başta Sezai Hoca olmak üzere tüm ekibi tebrik ederim. Elleri dert görmesin. Bu tarz öncü olayları ülkemizde daha çok görmek dileğiyle.
Araba sana çarpmıştır ama hayvansın ya, bazılarına göre herhangi bir eşyadan farkın yok canın acımıyor(!) ya… kimse seninle ilgilenmez de arabadaki hasarı uzun uzun inceler….Canım benim…
Çok okumuş, çok gezmiş, çok öğrenmiş. Ruhunu tatmin eden bir işle on yıllarını geçirip başarılı olmuş ve manevi anlamda doymuş, canının istediği gibi yaşamış ve eğlenmiş. Öyle güzel bir ömür geçirmiş ki. Darısı bizlere gerçekten.
Yapıcı bir eleştiri olarak:
Doktora sonrasında, Dr. ünvanı almış bir araştırmacıya burs verilmez.
Çoğu ülkede olduğu gibi proje süresiyle sınırlı sözleşmele imzalanır ve Ar. Gör. ile Dr. Öğr. Üyesi arasında konumlanan bir statüde, maaş ve temel çalışma hakları verilir.
Türkiye sisteminde araştırma emeği askıda bırakılıyor: her ay imzaya bağlanan, güvencesiz, mobbing dolu bir sürece mecbur bırakılıyor.
Bu koşullar bilgi üretimini teşvik etmez, tam tersine kapasite daraltan bir tıkanma yaratır.
We lost someone extraordinary
Ethan Neumann, a PhD candidate in my lab, worked tirelessly to study #fibrolamellar carcinoma, the cancer that would ultimately claim his life
On the day before he died he officially became Dr. Neumann:
https://t.co/qKvfxi3v3h
Hocam çok güzel özetlemişsiniz, Ankara’yı neden sevdiğimi bir kez daha hatırlamış oldum burası benim için sığınak haline dönüştü ben de duygusal açıdan bağımı şu cümlelerimle anlatmıştım bir ara, paylaşmak istedim umarım benim gibi hisseden çok kişi vardır.
Sırtını yaslayabildiğin bir şehir, umut hep var burada. Düşüncelerimi taşıyamayıp oturduğum her kaldırım taşı, bitmedi kalk ve yürümeye devam et diyerek seslenir kulağıma. Nereye gittiğimi bile bilmeden attığım her adım mâna bulur sokaklarında. Bu şehrin ruhu var diyorum! Hissetmeyene anlatılamayan bir garip bağ. Çok ağladık birlikte çok da kahkahalar attık, öyle ki bireyleştirdim onu. Ankara benimle güler, benimle ağlar günün sonunda gelir bir de sarılır. Yalnız bırakmaz. Siz mi bu şehirde yaşıyorsunuz o mu siz de yaşıyor bilinmez..
Bu enerjinizi gidin instagramda çocuğunu kullanarak parayı kıran, ürünleri kullanmadan paylaşan güvenilmez influencer bozuntularına had bildirmek için kullanın. Onların cukkaladıkları, bahsi geçen meblağdan eminim daha fazlasıdır.
Yav deli olcam, mutasyon nedir, kanser ilaçları nasıl çalışır en ufak fikri olmayan cahil dallamalar kendini bilir kişi sanıyor. Bunlar hep biz sizi az aşağılıyoruz diye oluyor. Fazla tevazunun sonu vasat insandan nasihat dinlemektir diye boşuna dememişler.
Ayşenur vardı zamanında, onun için de sen nasıl bu kadar enerjiksin? Kemoterapi insanı yorar sen iş birliği için böyle yapıyorsun dediler. Ne oldu? Kadın aramızda yok. Dolandırılmaya bile varım da hasta olan birine bu kadar kötü söz söyleyen pervasız insanın var olmasına yokum.