Seni mutlu eden ne varsa sarıl ona.Eğer bir insansa sev ömrünün sonuna kadar; bir hayalse git peşinden gerçek olana kadar. Değer ver,sev,gülümse;hayatı,anı kucakla.
Mutluluk,küçük şeylerin içinde saklı,fark etmeni bekliyor,bul onu" #açii#woswos#gezenwoswos#açiininkamerasından
@kuguvaga@katfar Ben bir işçi kızı olarak sizin masal dediğiniz şeyi yaşadık. Şimdi o masalı bir özel sektör öğretmeni olarak 15 yıldır gerceklestiremiyorum. Babanızla şimdiki sizin iş hayatınızı karşılaştırın. Belki masal mı gerçek mi anlarsınız!
Tarım ve Orman Bakanlığı, Mart 2022’den beri yayımlanmayan taklit-tağşiş listelerini artık anlık olarak paylaşıyor fakat listede bir eksik var: Pestisit analizleri.
Limitlerin üzerinde pestisit kullananların da açıklanması için sen de harekete geç: https://t.co/Xy1hS8HqZ6
(TEŞHİR) Milli Eğitim Bakanlığını (@tcmeb) bir kez daha uyarıyoruz!
Franchise sistem (isim hakkı) üzerinden yürütülen eğitim düzeni son bulmalıdır. Sonuçları acıdır ve eğitim alanları kolay yoldan para kazanmak isteyen kişilerin eline teslim edilemez. ◾Özel öğretim kurumu açmak isteyenler için hem hukuki hem mesleki şartlar ve sınırlar getirilmelidir.
◾ Özel öğretim patronlarının kendi şirket isimlerini başka kişilere satmaları, buralardan isim hakkı ve yayın geliri elde etmeleri yasaklanmalıdır.
◾Bir kişinin ( örnek Abdüsselam Şahin / ABD Eğitim) çok sayıda eğitim kurumu olamaz. Denetim ve sınır zorunlu tutulmalıdır.
◾ Eğitim-öğretim dönemi başladıktan sonra velilerden parayı toplayıp kurumu başka kişi ya da kişilere devrederek kaçanların sayısı artmıştır. ( Örnek : Final Eğitim Kurumları Çamlıca/ Abdüsselam Şahin)
◾ İsim hakkı alan kişilere yüzlerce öğretmen, binlerce öğrenci teslim edilmektedir. Mafyası, gayrimenkul patronu, tekstilcisi ya da para kazanmak isteyen eğitimcisi sektöre "kurum temsilcisi" sıfatı ile girmektedir. Bu kişilerin tavrı ve yaklaşımları tehditkar ve problemli.
◾Bir büyük patron olarak Nazmi Arıkan üzücü bir şekilde isim hakkı verdiği kişi tarafından bir anlaşmazlık sonucu öldürülmüştür. Nazmi Arıkan o gün çiftliğinde değil de bir okulda olsaydı katil burada daha canice bir olaya imza atabilirdi. Katilin isim hakkı üzerinden yıl yıl yaptığı dolandırıcılık ilçe MEM'lerde şikayet dosyası olarak bulunuyor.
◾Öğretmen cinayetinin yaşandığı Eyüp Final Akademi Anadolu Lisesi de franchise sistem üzerinden işletilmektedir. İbrahim Taşel, marka ismini bir kişiye satmış o da henüz bir ay önce -dönem ortasında- başka bir kişiye devretmiştir. Kurum yeni alan kişinin üzerine değildir ama kişi okulda patronluk yapmaktadır. Asıl mesleği estetisyenliktir. ( Örnek : Kartal Fen Bilimleri Medeniyet Okullarının sahibi kampüsü Okyanus kolejine dönem ortasında devretmiş kendisi çekip gitmiştir. Demir işi ile uğraşmaktadır. Okyanus Koleji kampüste kendi idaresini kurmuş ve faaliyeti sürdürmekte, bir sonraki dönemi dizayn etmektedir. Resmi imza ise yoktur. Öğretmenlerin ücret iyileştirme talebi eski patron "gemiyi terk ettiği" için bizim meselemiz değil diyerek boşa düşürülmektedir.)
◾ Eyüp Final Akademi Anadolu Lisesinde cinayeti işleyen öğrenci daha önce Kağıthane Bil Kolejinde öğrenim görmüş ve oradan Final'e geçiş yapmıştır. Aralık ayında okuldan gönderilmiş ve tekrar Kağıthane Bil Kolejine geri dönmüştür. Bu geçişler özel öğretim piyasasının başı boşluğunda asıl gerekçeleri ile kayıt altına alınmamış ve öğrenci son olarak Kağıthane Bil Kolejinde sadece sınavlara girerek eğitimi "sürdürmüştür".
◾Özel öğretim kurumlarında kamu okullarında olduğu gibi denetim mekanizması eğitim sürecinin bir parçası olarak objektif esaslarla yürütülmelidir. Bunu sağlayacak olan en önemli araç ise sendikanın varlığıdır. Tek yanlılık, tek yorum bitmelidir. "Parayı inşaata/borsaya yatıran ve kaçan" patronları kollayan düzen son bulmalıdır.
◾ Öğrencilerin, öğretmenlerin ve eğitim emekçilerinin yaşam hakkı, iş güvenliği sağlanmalıdır. Mevcut patron profili ve şirketlerin egemen olduğu bir eğitim sistemi bu yaşam hakkını sağlayamayaz. Rekabetin ve ticaretin olduğu her alan da suç canlı bir organizmadır.
◾ Çekmece sözleşmeler, 10 aylık sözleşmeler, sigorta priminin gasbı vs. isim hakkı kurumlarda ağırlıklı olarak sürmektedir.
Enver ve Hüseyin Yücel, Selçuk Pehlivanoğlu, Ali Osman Öztürk, İbrahim Taşel bu sistemin zenginleridir.
Milli Eğitim Bakanlığı patronların bakanlığı , Yusuf Tekin ise (@Yusuf__Tekin) patronların bakanı olmamalıdır. Derhal düzen sağlanmalıdır!
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası olarak tüm engellemelere ve tehditlere rağmen emek, haysiyet ve onur mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz. Emeğimizi ve mesleğimizi patronlara teslim etmeyeceğiz.
İntiharda, iş cinayetlerinde, saldırılarda kaybettiğimiz meslaktaşlarımızın asıl katili bu eğitim düzenidir!
#EgitimdeŞiddeteHayır
#ÖzelÖğretimeDenetim
@Kertilmeyen5ik@bizadanaliyik Muzlu sütü meşhur... Adı var sadece, tadı abartılacak kadar nefis değil. Pek bir esprisi yok bence😏 😂 Adana sıcağında soğuk bir şeyler içmek için alternatif sadece kuzuum
"Araştırmalar, erken yaşta verilen dini eğitimin çocukların hayal güçlerini baskıladığını ve eleştirel düşünebilme becerilerini engellediğini ortaya koyuyor." https://t.co/uW5eWVDTT6
Her fırsatta Atatürk’e beddua ettiler. Her fırsatta…
Ülkeyi işgal eden İngilizlere bu kadar beddua etmediler mesela. Çocukları Londralarda okudular. Ülkeyi işgal eden Fransızlara bu kadar beddua etmediler. Kulesinin önünde poz verip parfümlerini sıktılar. Ülkeyi işgal eden İtalyanlara bu kadar beddua etmediler. Trikolarını giyip düğün düğün gezdiler.
Yunana sövdüler, haklarını yemeyelim. O da İzmir’i işgal ettikleri için değil, tarih bilgileri facebook ve Cüneyt Arkın filmlerinden ibaret olduğu için Yunanı Bizansla eşlediler. Ülkemizi işgale yeltenen 1900lerin Yunanına değil, 1400lerin Yunanına sövdüler. Kurtuluş mücadelemizde Ruslarla da savaştığımızı zaten bilmiyorlardır. Onlara beddua etmemelerini anlarım. Fakat Ermeni çetelerine, Rum çetelerine, düşmanla anlaşan ağalara beylere, sırtımızdan vuran Araplara bile bu kadar beddua etmediler. 15 temmuzda, ağzından Allah’ı eksik etmeyen, çalınan sorularla, bağlı olduğu tarikat torpiliyle yüksek mevkilere getirilen tipler, kısıtlı yetenekleri ve cehaletleriyle ülkenin ırzına kastettiler. Bunlar, halkın, ordudaki şerefli askerlerin, kahraman polislerin zaferini sahiplenip, bizi de dışında bırakıp, o günü kendi bayramları bellediler. 7 düvele Allah Allah diye hücum eden kahramanları es geçtiler. Anaların, babaların yürek acısına şahit topraklarda, Kurtuluş savaşına yalan dediler. Bir ay sonrasını tahmin edebilen dayıların müridi oldular da, yüz yıl sonrasını satır satır anlatan Atatürk’e dönüp bakmadılar.
Oysa en çok onlar bakmalıydı. Zira Atatürk 100 yıl evvel, tam da bu insanları anlattı.
“İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır.”
Kamusal eğitim çöktü, eğitimde nitelik düştü. Okullaşma oranı geriledi, devlet eliyle çocuk işçiliği teşvik edildi. Üniversite sayısı arttı da ne oldu, akademik başarı dibe vurdu. Diplomalı işsiz ordusu var. MEB’e göre 2022’de 5-17 yaş, 1 milyon 200 bin kişinin okulda kaydı yok.
Eğitimde tam bir başarısızlık var. 21 yılda 9 bakan değişti. Her seferinde müfredat yenilendi. Milyonlarca çocuğumuz doğru dürüst eğitim alamadı. Devlet okulları imam hatip oldu, özeller ticarethane. Gençler. İş size düşüyor. Dayatılan vasatlığa inat müfredatın ötesine geçin.
Bu genç kadının adı Ayşe Bibi. Time'a kapak oldu. Ulusal kahramanlığı ya da Nobel aldığı için değil.
Kocası burnunu ve kulaklarını kestiği için.
Ülkesi, kadınların sözünün geçmediği şeriatle yönetilen Afganistan.
Kızkardeşiyle birlikte bir Taliban cihatçısına verildi. 12 yaşında, babasının borçlarına karşılık...
Köle gibi davranıyorlardı. Evden kaçmak istedi. Kocası "ibret-i alem olsun" diye böyle cezalandırdı.
Ayşe bunu yaşayan tek kadın değil; dayılarının istediği adamla evlenmeyi reddeden Fazilet var, kıskanç kocasının çakısında uzuvlarını bırakan Zarka var, sürekli döven, üstelik üstüne kuma getiren kocasını 3 aylık bebeğiyle terk etmek isterken aynı sonu hançerle yaşayan Reza Gül var. Var da var...
Bir kadın nasıl olur da böyle bir hayata özenir? Bir erkek nasıl olur da bunu meşru gören bir hayatı talep edecek kadar insanlıktan çıkabilir?
Nasıl olur da eşit haklar veren çağdaş yaşam yerine hilafeti ve şeriat savunulur?
Akıl alır gibi değil.
Taliban da beyaz Kelime-i Tevhid bayrağı kullanıyor.
En başta yapmaları gereken şeyi son saate bırakmak zafer değil! Takımlarin, Türk milletinin onuru bir kere oraya gitmekle çiğnendi. Neyimizi satarız diye yokladılar.(Bu cüreti kim verdi)Utanmadan Atatürk'ü de mevzubahis ettiler. Ama #ATATÜRK KAZANDI. Ve hep o kazanacak.
#GSvsFB