Helal kazanacağız, çoluğumuza çocuğumuza helal yedirecegiz. Haramdan sakınmadan toplum düzelmez. Asıl sorun bu. Faizin, sahtekarlığın içinde yüzüyor bu toplum. Şaşılacak bir şey yok, her şey doğal akışında gidiyor...
her akşam kederlerin gelip gönlüne yerleşmesini bekleme. dilini istiğfarla diri tut, kalbini “estağfirullah” ile rabbine bağla. kim bilir, daha kapına ulaşmadan senden uzaklaştırılan nice sıkıntı, hiç görmeden üzerinden geçirilen nice musibet ve istiğfarın bereketiyle açılan nice hayır kapısı vardır. istiğfar hepimizin ihtiyacıdır. gencin de yaşlının da, sıhhat içinde olanın da hastalıkla imtihan edilenin de, bolluk içinde yaşayanın da darlık çekenin de. yaşlarımız, hâllerimiz, meşguliyetlerimiz ve imtihanlarımız değişse de Allah���ın mağfiretine olan ihtiyacımız her geçen gün biraz daha artar. ömür ilerledikçe amel defterimize yeni satırlar eklenir. bildiğimiz kusurların yanında farkına varmadığımız gafletlerimiz, kırdığımız gönüller, hakkını veremediğimiz nimetler ve şükrünü eda edemediğimiz nice ikram da birikir. bu yüzden istiğfarı yalnız hatırladığın günahların ardından söylenen bir söz olarak görme. onu ömrünün her hâline yay. huzurlu olduğunda da “estağfirullah” de, sevindiğinde de, rızkın genişlediğinde de, işlerin yolunda gittiğinde de. insan nimetin içinde yaşarken nimet vereni gerektiği kadar hatırlayamamış olabilir. afiyetle geçen bir günün şükrünü, huzurla uyuduğu bir gecenin hamdini, farkına varmadan kendisinden uzaklaştırılan bir belânın minnettarlığını hakkıyla eda edememiş olabilir. işte gönül bunları düşündükçe istiğfarın mânâsı daha da derinleşir. “estağfirullah” derken günahlarımızı, gafletimizi, eksik şükrümüzü, nefsimizin kusurlarını ve Allah’a karşı kulluğumuzdaki noksanlıkları o’nun sonsuz mağfiretine bırakırız. dilin söylemeye muktedirken istiğfarı çoğalt. seherde, yolda, işinin arasında, gecenin sessizliğinde, gönlün daraldığında ve nimetler içinde huzur bulduğunda. bir estağfirullah gönlüne ferahlık, rızkına bereket, işlerine kolaylık ve hayatına hiç hesap etmediğin bir hayır olarak döner. Allah’ım, dilimizi istiğfarından, gönlümüzü mağfiretine duyduğumuz ümitten mahrum bırakma. bildiğimiz ve bilmediğimiz günahlarımızı bağışla, gafletimizi affet, şükrünü hakkıyla eda edemediğimiz bütün nimetlerin için bizi mazur gör. istiğfarı gönüllerimizin temizliğine, ömrümüzün bereketine, rızkımızın genişliğine ve sana yakınlığımıza vesile eyle. âmin.
Baba sen onca badireyi nasıl atlattın? O cenderelerden nasıl geçtin? Sırtındaki bıçak yaralarını nasıl iyileştirdin?
Filmlere sığmaz, her yıla bir tane 25 cilt kitap anlatsın seni. Geleceğe de ışık olsun.
Meselenin kadınların çalışması, güçlenmesi falan değil de ailenin yıkılması olduğunu anladığınızda çok geç olacak.
Burada 10 kadına çalıştığı için maaş ödenmiyor. Zaten çalışmıyorlar. Evde durmasınlar, çocuk yapmasınlar diye ödeniyor. Zaten aile bakma yükümlülükleri olmadıkları için verdikleri para kahve, kozmetik, gereksiz alışverişler ile sisteme yani sahiplerine geri dönüyor.
Peki soruyorum. Buradaki 10 kadının işini sadece 1 (BİR) tane erkek yapabilir mi?
Evet.
Neden sözde ŞİRKET bunu yapmıyor?
Cevap : Erkek kazanırsa aile kurulur.
Vesselam…