istanbulun adam kayırmama işini çok seviyorum. ağlıyor olabilirsin, berbat bir gün geçiriyor olabilirsin ama hepimiz öyleyiz ve ben sana yol soracağım bundan kaçamazsın. hemen toparlan ve devam et.
Kurumsal iş yaşamında, hayatta kalma uğraşının %50’si işini yapmak, diğer %50’si etrafındakilerin kişilik patolojileriyle, ilkel savunma mekanizmalarıyla, aralarındaki güç ve çıkar çatışmalarıyla baş etmektir.
Bir kadın kendi parasını kazandığında, eğitim aldığında, kendi geçimini sağladığında ve kendi hayatını kurduğunda, bir erkeğin ona sunabileceği tek şey, ona nasıl davrandığıdır.
Bunu bir düşünün.
Bir ilişkide “biz” olabilmek için önce iki ayrı “ben”in varlığına ihtiyaç vardır. Sen kendi sınırlarınla, ihtiyaçlarınla, isteklerinle orada olmadığında kurulan şey bağ olmaktan çıkıp zamanla kendinden vazgeçmeye dönüşebilir.
Bir ilişkide kadın erkeği sürekli dürtmek, peşinden çekmek, iletişimi ayakta tutmak zorunda kalıyorsa o ilişki zaten zorla yürüyordur. Erkek gerçekten istediğinde merak eder, arar, plan yapar, çabalar ve hayatında yer açar. Ben kadının erkekten daha fazla çabaladığı ilişkilerin mutlu sonla bittiğini çok az gördüm.
Bekar kalın. Yalnız olun. Gerekirse sıkılın. Ama her konuşmayı güç mücadelesine çeviren, iletişim kurmak yerine sessizliği kontrol aracı olarak kullanan, işler rahatsız edici hale geldiğinde ortadan kaybolan, tutarlılık olmadan bağlılık bekleyen ve güven sunmadan sadakat isteyen biriyle sevgili olmayın.
26 yaşındayım ve ne yapacağıma dair zerre fikrim yok. bu hayatla ne yapılır asla bilmiyorum..oysa 16 yaşındaki halim HER ŞEYİ biliyordu....onun planlı programlı, ne istediğini bilen halini çok özlüyorum. boşluktayım oradan oraya savrulup duruyorum