İnanmıyorum. Erdoğancılardan bu kadar hakaret yemesine rağmen neden görevi kabul etti? Sırf ikisinin iletişimleri iyi olsun diye hususi Cumhurbaşkanı Yardımcısı atandı. Neredeyse her kesimden Erdoğan çağırınca giden çok kişi var. Erdoğan'ın şansı bu.
Erdoğan çağırınca gidenlerin hepsinin birer kuvvetleri bahaneleri de var ama netice daha kötü durumda bir Türkiye. Hiç birine saygım yok.
Türkiye'ye, Türk Demokrasisine büyük zarar verdi Mehmet Şimşek, Erdoğan ile birlikte yürüyerek.
İPA Başkanı Buğra Gökce, Vatan Emniyet’e gidip kendi isteğiyle teslim olduğunu, polisin kendisine “yakalama görüntüsüne ihtiyacı olduğunu” söylediklerini anlattı:
"Arandığımı öğrenmem üzerine ben kendi irademle Vatan Emniyet’e giderek teslim oldum. Akabinde sağlık kontrolüne sevk edildim. Ancak emniyete girişim, diğer kişilerde olduğu gibi polis eşliğinde görüntülenmediği için olsa gerek, arkadaşlar bir 'yakalama görüntüsüne' ihtiyaç duyduklarını söylediler. Ben de buna itiraz etmeyeceğimi söyledim. Bunun üzerine emniyete girişimin yeniden görüntülenmesine karar verildi.
Dışarı çıktık. Daha sonra bu fotoğraf çekildi. Ardından tekrar yukarı çıkarıldım ve yeniden nezarethaneye konuldum. Bir süre sonra tekrar dışarı çıkarıldım. Bu kez bana, 'İlk fotoğraf olmamış. Dikey çekmişiz, yatay çekmemiz gerekiyor. Bir kez daha çekim yapacağız' denildi. Bunun üzerine üçüncü kez dışarı çıkarıldım ve yeniden emniyete giriş yaptırıldım. Sonuç olarak, bu görüntülerin elde edilebilmesi için ben üç kez polis eşliğinde emniyete sokuldum."
@karabayfurkan5
https://t.co/VjGipCcAHR
İBB davasında yargılanan Taner Çetin, savcılıkta yaşadıklarını anlattı:
“İlk olarak, oğlum yaşlarında olduğunu tahmin ettiğim bir savcı, ‘Gel bakalım Taner’ dedi ve içeri girdim.
Elindeki tespihi göğsünün üzerinde çekerek, ‘Sen 63-64 yaşına gelmişsin. Buradan çıkamazsın. Suçların belli, şansın yok. Gel, etkin pişmanlıktan faydalan; ben de seni çıkarayım’ dedi.
Sosyal medyada çıkan bazı kadın çalışma arkadaşlarımın isimlerini sorarak çirkin ifadelerde bulundu.
Ardından, ‘Sen ne mezunuydun? İlkokul mezunu muydun? Ne mezunusun, diploman yok galiba’ dedi.
Daha sonra da, ‘Zaten senin Ekrem’in de diploması yok. Senin gibi adamları doldurmuş buraya’ ifadelerini kullandı.”
(BirGün)
Dünyanın ilk 8’li çapraz karaciğer nakli Malatya’da gerçekleşti.
İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi'nde, Prof. Dr. Sezai Yılmaz liderliğinde gerçekleştirilen 8'li çapraz karaciğer nakli, tıp tarihine adını yazdırdı.
Bu gurur Malatya'nın ♥️
Muhteşem bir röportaj olmuş. Tüm CHP'lilerin mafya elebaşı ve rant şebekesi lideri şahısla münasebeti bu dozda olmalı. Umarım CHP'nin siyasal eliti de şu an konuştukları dille olması gereken dil arasındaki hatalı marjı idrak edebilir.
Bu ülkede iktidara karşı seçim kazanmak suç.
Silivri halkı 31 Mart’ta sandığa gitti, oyunu kullandı, Bora Balcıoğlu’nu başkanı seçti.
Azılı bir suçlu gibi yine sabah baskınıyla, yine polis araçlarıyla, yine “yolsuzluk” iddiasıyla hedef alındı.
Bora başkanım; sen doğduğun topraklar için mücadele ettin. Silivri seni seçti, çünkü seni tanıyor. Biz de seninle durmaya devam edeceğiz.
Silivri halkına sesleniyorum: Bu muhterislerin çaresizliğidir. Merak etmeyin biz bu kötülüğü bitireceğiz. Sandık gelecek, onlar gidecek.
Nihat Sırdar:
“Sadece yayında ‘bira’ dedim diye kapatma aldık.
Dinleyici 'Yufkadan cips yapmayı öğrendim, biranın yanında iyi gidiyor.' dedi. Bunu okudum diye üç gün yayın durdurma cezası verdiler.
Programımız yerine, üç gün TRT'den yollanan Erzurum belgeseli yayınlandı.”
'Özgür Bey'le de oturur konuşuruz. Onunla konuşurum, bunu yapmamız lazım, kabul edeceğim, CHP genel başkanı olacağım.'
Gazeteci İsmail Arı, ( Kılıçdaroğlu'nun kendisini cezaevinde ziyaret ettiğini anlattı)
"Normalde her gelen benden önce oturmuş oluyordu, bu sefer ben bekledim.
Bakıyorum uzağa kim gelecek diye, köşeyi döndü geldi Kemal Kılıçdaroğlu ve çok şaşırdım.
Çünkü benim Kemal Kılıçdaroğlu'yla daha önce bir sohbetim olmadı.
İlk yarım saat zaten benim dosyama, tutukluluk sürecime, cezaevi koşullarına dairdi.
Mutlak butlan meselesini sordum.
'Bence mutlak butlan kararı %50 %50. Ben samimi olarak bunu düşünüyorum.
Avukatımı mahkemeye yollamıyorum zaten, çok dedikodu çıkıyor falan diye ama ben mutlak butlanı kabul edeceğim' dedi.
'Nasıl, ne olacak peki?' dedim.
'Özgür Bey'le de oturur konuşuruz. Onunla konuşurum, bunu yapmamız lazım, kabul edeceğim, CHP genel başkanı olacağım.' dedi.
'Peki hani bu süreçte çok tepki olacak, itiraz olacak.' dedim.
Ondan sonra kendi partisindeki isimlere dair çok sert sözler söyledi. Çok sert ithamlarda bulundu.
Hatta tam unutmayayım diye o görüşten sonra koğuşa böyle koşa koşa döndüm, gardiyan da şaşırdı. Not alayım cümlelerini aynen, kağıt kalem yoktu o zaman yanımızda.
Kurultayın parayla satın alındığını düşünüyor. Defalarca milletvekilliği yaptırdığı, belediye başkanlığı yaptırdığı isimleri hırsızlıkla suçluyor.
Ve hatta tam kendi ifadesi: 'Kurultayı parayla satın alan hırsızlar bu partiyi de ülkeyi de yönetemez. Bu yüzden ben kabul edeceğim.' diyor.
Sonra örnekler verdi, işte ahlaksızlıkla suçladı yine birçok ismi.
Çeşitli örnekler verdi, 'Uşak mevzusunu biliyorsun' dedi,
'Şu rezaleti de burada görüyorsundur... Bursa ayrı bir şey.' dedi. Böyle çeşitli belediye operasyonlarından örnekler verdi, sordu yani.
'Peki 2 yıldır çok sert eleştiriyorsunuz, siyasi hayatınızda görmediğiniz kadar yaşamadığınız kadar bir eleştiri içerisindesiniz.' dedim.
Orada da böyle güldü, hatta o gülmede biraz kahkaha da vardı.
'Ben bakmıyorum ki, umurumda değil' dedi.
'Nasıl yani?' dedim. 'Ya sosyal medya falan ben okumuyorum' dedi.
'Bu haberleri de okumuyorum. İnan hiç bakmıyorum iki yıldır.
Bunlara bakmadığım için de görmüyorum, görmediğim için de bilmiyorum' dedi."
(BirGün TV)
Bu nasıl bir kötülük seviyesi?
"Ocakta kendini kilitleyen ve açlık grevindeki madencilerle kontrol merkezi üzerinden düzenli iletişimlerinin kesildiğini duyuran sendika, KONTROL MERKEZİNİN PATRON TARAFINDAN DEVRE DIŞI BIRAKILDIĞINI duyurdu"
koca ülkede musluktan akan içilebilir su bırakmamış. halkı şişelenmiş suya muhtaç etmiş. tüm şişelenebilir kaynakları yabancı şirketlere satmış. suyu daha milli diil ama milli füze yapıyo. yap amk.
AB Türkiye Gölge Raportörü Vladimir Prebilic, T24'ten Cansu Çamlıbel'e konuştu:
-Türk hükümeti demokrasi ve hukukun üstünlüğünde tutum değiştirmediği sürece vize ve gümrük birliği alanında hiçbir gelişme olmaz.
-Hükümetiniz durumu halka “Avrupa Birliği Türkiye’den nefret ediyor” şeklinde sunmaya çalışıyor. Biz Türkiye’den nefret etmiyoruz, Türkiye’ye ve Türk halkına yardım etmek istiyoruz. Ama bu hükümetin ajandasına yardım etmeyeceğiz.
-İnsan hakları ve temel özgürlüklerin ciddi ve kasıtlı ihlallerinden sorumlu Türk yetkililerin AB'deki varlıkların dondurulması da dahil olmak üzere yaptırım uygulanması çağrısı yapıyoruz. Burada Adalet Bakanı Akın Gürlek’in ismi bizzat metne girdi. Çünkü kendisini bu siyasi motivasyonla yürütülen yargılamaların baş aktörü olarak görüyoruz.
-Ankara’dan bazı iktidar partisi milletvekilleri ile yaptığımız görüşmelerde açık açık bize “Bu isim kararda olmasın” talebinde bulunuldu. “Akın Gürlek’in isminin metinden çıkartılması için ne yapabiliriz?” diye soruldu. Kendilerine yanıtım çok basitti. “Yanlış soruyu soruyorsunuz çünkü bu ismin metinden çıkartılması için bizim yapabileceğimiz bir şey yok. Bu ismi oradan çıkartacak şey sizin Türkiye’de yapacaklarınızdır” dedim.
ben bu adam icin o kadar üzülüyorum ki kizi öldu ama zerre kadar ipucu bulamadılar telefonun sifresini bile actiramadilar adam bas bas bağırıyor her yerde görüyorm Allah sabir versin cok
Olm sen parti parasıyla 80 ilde miting yapabildiğin kampanyada beni yalnız bıraktılar deyip 5 sene kafamızı siktin, sonra da parti kurdun. Adam darbeyle partiye çökmüş, şimdi mi orta yol bulunabilir bir konu oldu bu senin için