Fotoğrafta gördüğünüz kişi abim Samet Özgül.
Gazi Üniversitesi öğrencisi ve motokurye olarak çalışan abim Samet, Ankara’da trafikte uyardığı 3 kişi tarafından darp edilip canice boğazından bıçaklanarak katledildi.
Sabıkalarında uyuşturucu dahil 20 ayrı suç olan 2 kişi serbest bırakıldı, 19 yaşındaki katilin ise 'pişmanım' sözüyle müebbet hapis cezası 25 yıla indirildi. Dava dosyamız hala Yargıtay’da!
Samet için ses verin, adalet yerini bulsun!
@adalet_bakanlik@TCYargitay
#SametÖzgülİçinAdalet
Yazık çok yazık bu ülkeye. Nasuh Mahruki’yi tutukladılar. Kendileri gibi düşünmeyen herkesi hapsedebilecekleri bir hukuksuzluk düzeni inşa ettiler. Nasuh Mahruki FETÖ ile mücadele ederken siyasal iktidar Fetöcülere ne isteseler veriyordu. Şimdi 15 Temmuz Tweeti nedeniyle Mahruki’yi tutuklattılar.
X hesabımız @morcativakfi geçtiğimiz günlerde BTK kararıyla Türkiye’de erişime engellendi. Hukuki süreç sonuçlanana kadar açtığımız bu yeni hesabı kullanacağız.
Takip ederek ve paylaşarak destek olabilirsiniz.
Fatoş Pınar Türker'in, kendisine yaşatılanları dün anlattığı saatlerde Ankara'da 'iktidar/savcı diliyle' konuşan Kemal Kılıçdaroğlu ise "arınacağız" diyerek CHP'li belediyelere yapılan operasyonları destekliyor, tutukluların "masumiyet karinesini" hiçe sayıyordu.
Nevşehirli bir doktorun kızı…Dedesi Nevşehir’deki üniversitenin arazinin bağışçısı. Aldığını geri verme kültürü ile büyüdüm derken bu örneği verdi.
İsviçre’de eğitim gördü. Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi mezunu.
Yapı Kredi’de, Koç Grubu’nda üst düzey yöneticilik yaptı. Petrol Ofisi’nde İcra Kurulu Üyesi oldu. HSBC’de Grup Başkanlığı görevini yürüttü.
İstanbul Kültür Üniversitesi’nde öğretim üyeliği yaptı. Boğaziçi Üniversitesi İşletme Bölümü’nde ders veriyor. Türkiye’nin en başarılı öğrencilerine mentorluk yaptı.
Sonra kamuya geçti.
Bugün 15 aydır tutuklu olan İBB Medya AŞ Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker, hakim karşısında savunmasını yapıyor.
Mahkemede kendisini şöyle anlattı…
“Kadın-erkek eşitliğine değil, fırsat eşitliğine inanıyorum.”
“Kurumsal ve çok uluslu şirketlerde üst düzey yöneticilik yaptım. Uluslararası denetimlerden, iç denetimlerden, bakanlık ve Sayıştay denetimlerinden alnımın akıyla çıktım.”
Ve ardından şu cümleyi kurdu…
Dolayısıyla böyle bir özgeçmiş ve kariyerle Medya A.Ş.'de, bile isteye, şahsi işlerin altına imza atmam ya da bir örgüt hiyerarşisinde yer almam mümkün değildir. Bu nedenle burada durduğum için utanç duyuyorum ama kendi adıma değil de, ülkem adına utanç duyuyorum. Yoksa benim alnım ak, ben buradan da yüzde 100 beraat edeceğime inanıyorum, biliyorum. Bütün mal varlığımı da iş hayatına başladığım 1998 yılından, Medya A.Ş.'de başladığım 2021 yılına kadar çalıştığım işlerden elde ettim. Hem ailemin desteği hem oradaki gelirlerimle. Medya A.Ş.'de çalışmaya başladıktan sonra hayatımda, yaşamımda, mal varlığımda en ufak bir artış ya da değişiklik olmadı.
Kendisine hiç kimsenin yasadışı bir iş yaptıramayacağını da ekledi.
Peki bu kadar kusursuz bir kariyerin ardından neden kamuya geçti? Onu da yanıtladı.
“Bir nedeni başarma arzusuydu. Diğeri ise artık kendimi tekrar ettiğimi düşünmemdi. Bu ülkenin devlet okullarında okudum, iyi eğitim aldım. Aldığını geri vermek gerektiği öğretilerek büyütüldüm….”
Mecbur değilim ama beyan etmek istiyorum. Eski CHP Genel Başkanı olarak tanınan Kemal Kılıçdaroğlu'nu tasavvur edebildiğim bütün evrenden ve aklımdan sildim. O kişi yoktur.
Gazeteci İsmail Arı savunmasına devam ederek, “Size şaşıracağınız bir şey söyleyeceğim. Yunus Emre Vakfı davasını siz yürüttünüz Sayın Hâkim. Hatırlayın siz yine orada oturuyordunuz, yine aynı savcı aynı yerdeydi, ben de arkada izleyicilerin bulunduğu sıralarda gazeteci olarak davayı takip ediyordum. (Hakim gülümseyor, hatırladığını belli ederek başını sallıyor)
Yine aynı salondayız ama ben, izlediğim ve haberleştirdiğim dava nedeniyle bugün yargılanıyorum. Yunus Emre Vakfı’na ilişkin haberimle üç ayrı ödül aldım. Ben bu ülkede gazetecilik yapma hakkımı kullanıyorum. Halk için gazetecilik yaptım. Çok fazla tehdit edildim ama halk için gazetecilik yapmaya devam ettim. Tutuklanınca insanların bunun farkında olduğunu gördüm. Tutukluluğuma itiraz etmek için çeşitli eylemler gerçekleştirildi. Ben tertemiz gazetecilik yaptım, bu yüzden cezalandırıldım. Bana yapılan eziyeti sağır sultan duydu, yargı organları duymadı. Gazetecilik suç değildir. Derhal beraatimi talep ediyorum.” diye bitirdi. Salonda herkes uzun süre alkışladı. Avukatların savunmasına geçildi.
#GazetecilikSuçDeğildir
#İsmailArıyaÖzgürlük
Madenciden yanayım diyen tüm dostlarımıza..işçi, gazeteci, sanatçı, akademisyen, avukat, hekim, mühendis..
Lütfen aşağıdaki çağrıyı kendimiz de yapalım.