🔴 Cihat Yaycı :
‼️Türk vatandaşlarına çağrım şudur: Tatil planı yaparken sadece denizi, oteli ve fiyatı değil; ülkemizin çıkarlarını, ekonomik gücünü ve milli hassasiyetlerini de düşününüz.
Yunanistan, Türk turistleri dostluk ve karşılıklılık anlayışıyla değil, ekonomik ihtiyaç nedeniyle kabul etmektedir. Bugün Türk vatandaşlarına uygulanan kapıda vize sistemi tüm Yunanistan için geçerli değildir; yalnızca Türkiye’ye yakın ve ekonomileri büyük ölçüde Türk ziyaretçilere bağımlı hâle gelen belirli adalarla sınırlıdır. Üstelik bu uygulama geçici ve süreli bir istisnadır.
Buna karşılık Yunan vatandaşları Türkiye’nin tüm sınır kapılarından kimlik kartlarıyla giriş yapabilmekte, hatta birçok durumda süresi geçmiş kimlik kartlarıyla dahi kabul edilmektedir. Türk vatandaşları ise hâlâ vize uygulamalarına tabi tutulmaktadır. Bu durum karşılıklılık değil, açık bir eşitsizliktir.
Bugün Adalar Denizi’ndeki bazı adaların esnafı, restoranı, oteli ve ticareti büyük ölçüde Türk turistlerin harcamalarıyla ayakta durmaktadır. Ancak aynı Yunanistan; 19 Mayıs’ı, yani Türk Milletinin bağımsızlık mücadelesini başlattığı günü sözde “Pontus Soykırımı Günü” ilan eden, nesillerine Türkiye karşıtı tarih anlatıları aktaran, Batı Trakya Türklerinin Lozan’dan doğan haklarını yıllardır kısıtlayan ve Türkiye’ye yönelik maksimalist taleplerini hiçbir zaman tamamen terk etmeyen bir devlet politikası izlemektedir.
Dolayısıyla mesele yalnızca turizm değildir. Harcanan her kuruşun ekonomik olduğu kadar siyasi ve stratejik sonuçları da vardır. Bugün bazı adaların ekonomileri Türk turist sayesinde ayakta dururken, aynı devletin uluslararası platformlarda Türkiye’nin hak ve menfaatlerine karşı faaliyetlerini sürdürmesi, Adalar Denizi ve Doğu Akdeniz’de Türkiye aleyhine politikalar izlemesi üzerinde düşünülmesi gereken bir çelişkidir.
Elbette herkes tatilini istediği yerde yapabilir. Ancak vatandaşlarımız harcadıkları her kuruşun ekonomik, siyasi ve stratejik sonuçlarını da düşünmelidir. Kendi ülkesinin turizmine, esnafına ve ekonomisine katkı vermek sadece bir tatil tercihi değil, aynı zamanda milli bilinç ve sorumluluk meselesidir.
Unutmayınız; bir milletin gücü yalnızca ordusundan değil, ekonomisine sahip çıkan vatandaşlarının tercihinden de gelir.
New research published in The Lancet finds that Western unilateral sanctions have caused 38 million deaths since 1970. The average death toll ranges from 400,000 to over 1 million per year.
Staggering levels of violence. This system is intolerable and must be replaced.
Ankara'da kız kardeşini taciz eden 14 ve 17 yaşındaki iki çocuğa karşı çıkan 22 yaşındaki Hakan Çakır, dükkanında basılıp defalarca bıçaklanarak hayatını kaybetti.
“Bir gün beni sokakta vuracaklar; alnımdan kan akacak, yere serileceğim. Yatakta ölmek nasip olmayacak. Ziyanı yok, varsın vursunlar; benim ölümümle vatan bir şey kaybedecek değildir. Bir Talat gider, bin Talat yetişir.”
💬Talat Paşa
Bakınız Balkan Harbi öyle alelade bir toprak savaşı değil, 20. yüzyılda Avrupa'da vuku bulan ilk etnik temizliktir. Yerleşimlerin yerle bir edildiği, erkeklerin samanlıklara toplanıp canlı canlı ateşe verildiği, kadınların toplu olarak ırzına geçildiği, oracıkta katledilmeyen çocukların soğukta donmaları için üstlerindeki kıyafetlerin dahi alınıp çırılçıplak bırakıldığı ve bu sistematik kıyımın o vakit savaş muhabiri olan Troçki'nin makalelerinden tutun da bölgedeki İngiliz ve Fransız konsolos ve delegelerinin resmî raporlarına kadar sabit olduğu bir mezbahadır. Ortalama bir Batılı için ise görüldüğü gibi bunlar alay ve iftihar konusudur. O nedenle 20. yüzyıl başındaki Türk istiklal mücadelesi ve ulus devlet inşa sürecinde Batılılar tarafından itham edildiğiniz hiçbir şeyden utanmayın. Acınızı iyi bilin ve onu yarıştırın. Çünkü sizden başka herkesin yaptığı bu.
Bu arkeologlar Türk akademilerinde saygı görür el üstünde tutulur. Adamların arkeologları hem hırsız hem manipülatör hem casus ama bizim Türkologlar kaynak olarak bunları gösterir. Tarihin tümden topluca baştan yazılması lazım. Türk Tarih tezine ihanetin affedilecek tarafı yok.
Kimsenin sormadığı soruyu sorayım;
Asgari ücretin 22bin TL olduğu serbest piyasada,
En düşük memur maaşı nasıl 50bin TL oluyor?
Bir işi serbest piyasada 22bin TL yapacak insanlar varsa, devlet neden 50bin TL ödüyor?
Bu fark kimin cebinden çıkıyor?
6 yıldır Çanakkalenin dört bir yanında fotokapanlar kurup yaban hayatını izliyorum. Son 2 yıldır yaban hayatı yerini sahipsiz köpeklere bıraktı.
Tekrar söylüyorum, TEHLİKENİN FARKINDAMISINIZ?
İsveç bu hizmet için yıllık 1,5 milyar $ harcıyormuş.
Bu miktarı büyük ölçüde belediyeler finanse ediyor. Türkiye'de ise belediyeler başıboş köpekleri beslemek için 2022-2023 döneminde 2,4 milyar $ harcadı.
Kurtulun şu çetelerden,
Çocuklarımızı düşünün!
@TCTarim@tcmeb
Türkiye'deki soydaşlarımıza Barzani'nin Kerkük'ten sonra "ikinci hedefimiz Türkiye'dir" sözlerini hatırlatmak isterim.
Bugün Kerkük'ün işgaline sessiz kalmak, Ankara'nın işgaline göz yummaktır.
Bu hataya düşülmemeli.
Muhteşem güzelliğiyle Atatürk'ün camiye çevirdiği onlarca kiliseden birisi olan Niğde Fertek Kilise Cami.
Camileri ahır yaptı diyenler utanır mı acaba?