“Hattı Ankara, Sathı Vatan."
Kurtuluşa giden yolda, ilk büyük zaferin yaşandığı bu topraklarda Sakarya Meydan Muharebesi'nin 105. yılı…
Başta Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm kahramanlarımızı minnetle anıyoruz.
Kamuoyunun yakından takip ettiği ve seçilmiş Belediye Başkanlarımızın yargılandığı davada açıklanan karar, ülkemizin ve hukuk sistemimizin içinde bulunduğu durumu gözler önüne serdi.
İftira at kurtul düzeni, iftira at beraat et düzenine dönüştü.
Bu dava ilk günden itibaren siyasi bir davaydı, bugün verilen karar da bu gerçeği tescillemiş oldu.
Mahkeme heyetinin siyasetin etkisi altında takındığı tavır hukuken izah edilmesi mümkün olmayan bu kararda da devam etmiştir.
Amaç, Türkiye’de değişimi gerçekleştirecek etkili siyasetçileri tasfiye etmek ve yerel yönetimlerin zayıflatılarak halka hizmet etmesinin engellenmesidir.
Bu düzene boyun eğmeyeceğiz.
Adalet için mücadelemizi sürdüreceğiz.
Aziz İhsan Aktaş, “Rüşvet verdim” diyerek etkin pişmanlık hükümlerinden yararlandı. Mahkeme, TCK’nin 254. maddesindeki koşulların oluştuğunu kabul ederek rüşvet suçu yönünden “ceza verilmesine yer olmadığına” hükmetti.
Ardından Aktaş’ı, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama suçundan beraat ettirdi.
O hâlde şu soruların yanıtlanması gerekiyor:
Rüşvet verilerek alınan ihalelerden elde edilen milyonlarca liralık kazancın hukuki niteliği nedir?
Bu kazançlar suç geliri değilse nedir? Suç geliriyse hangi şirketlere, banka hesaplarına ve mal varlıklarına aktarılmıştır?
Para hareketleri, şirketler arası transferler ve edinilen mal varlıkları ayrıntılı biçimde araştırılmış mıdır?
Rüşvet sayesinde elde edildiği belirlenen kazançlar hakkında neden müsadere kararı verilmemiştir?
YENİ Parti, umudun partisidir.
Yeni bir geleceğin partisidir.
Umut bizdedir.
Umut yepyeni kadrolardadır.
Şimdi milletimizin yüzünü güldürecek yeni bir iktidarı kurmak için yürüyoruz.
Fedakârlıksa fedakârlık, sorumluluksa sorumluluk…
Bize emanet Türkiye!
Bir şey oluyor…
Trabzon’da bir şey oluyor.
Karadeniz’de bir şey oluyor.
Türkiye’de yeni bir şey oluyor.
YENİ Parti’yi bir partimiz olsun diye değil; milletin sorunlarını çözmek, Türkiye’yi yönetmek ve iktidar olmak için kurduk.
Şimdi bu umudu sokak sokak, meydan meydan büyütüyoruz.
Karadeniz’den başladık.
Hiç durmadan, hiç yorulmadan yürüyoruz!
YENİ Parti’yi ülkemizin her köşesinde milletimizle büyütüyoruz!
Mahalle mahalle, ilçe ilçe, il il geleceği birlikte inşa ediyoruz.
Demokrasiye, adalete ve ortak geleceğimize inanan tüm yurttaşlarımızı partimize üye olmaya davet ediyoruz.
https://t.co/RasAboLB1K
#Yenibaşlangıç @eczozgurozel@yenipartiyiz
Sinem Dedetaş’tan dikkat çeken sözler:
“Onurunu kaybedersen geri dönüşü yok”
Tutuklanmadan önce “AKP’ye geçecek misiniz?” sorusuna yanıt veren Sinem Dedetaş:
Ben CHP’nin adayı olduğum için kazandığımın farkındayım.
Ben böyle büyük bir ahlaksızlığı yapamam.
Bir tane onurumuz var, yani onu kaybedemeyiz.
Yatarsın, çıkarsın… Suçsuzluğundan eminsen bir gün senin suçsuz olduğun ortaya çıkar.
Ama onurunu kaybedersen onun geri dönüşü yok.
Sesimize ses veren, sancağa el veren; Kuvva’nın şehri Balıkesir’i ay yıldızlı al bayrağımızla donatan on binlerce vatandaşımıza yürekten teşekkür ediyorum.
‘Atın zindana’ dönemi yaşıyoruz. YouTube kaydı yani suçun olmadığının kanıtı yayın ortada. Başka incelenecek hiçbir veri yok. Ama iddianame yazılmıyor ve Deniz Göktaş cezalandırılıyor. Oysa yasaya göre; tutuklama istisnai bir tedbir. Yasaları çiğniyorlar.
Silivri’de İBB duruşmalarının 2. celsesi başladı.
Mahkeme heyeti savunma yapmamı engellemeye devam etmiştir. “Susma hakkını kullandı.” şeklinde alınan uydurma karar sonrası; “uygun gördüğüm zamanda, makul bir sürede savunmayı alacağız.” ifadesi, yargı adına utanç verici, kibirli bir tutumun sonucudur.
“Naklen yayınlansın” önerisine tamam diyenler, çökmüş iddianame sonrası ortadan kayboldular.
İddianamenin sahibi saray zihniyetinin yargı kolları ve aparatları ile kurguladığı oyun milletimizin vicdanında da çökmüştür, yerle bir olmuştur.
“Kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma” suçu işleyenlerin, “savunma hakkı ve adil yargılanma hakkını ihlal” suçunu işleyenlerin, “anayasal düzeni bozma” suçunu makam, mevki, menfaat için işleyenlerin adil yargı önünde hesap verme zamanı yakındır.
Yüzyılın hukuksuzluğuna karşı mücadelemiz; Cumhuriyet, demokrasi ve adalet mücadelesidir.
Enerji Bakanlığı önünde haklarını arayan madencilerimizi ziyaret ederek, onların nezdinde emeğinin hakkını isteyen tüm işçilerimiz için desteğimizi açıkladık.
Zafer Partisi olarak Türk işçisinin sömürülmesine asla sessiz kalmayacağız. Demokratik şekilde haklarını arayan madencilerimizin ve işçilerimizin sonuna kadar yanındayız.
Tüm Türk Milliyetçilerini de Türk işçisinin emeğini savunmaya davet ediyoruz.
2023’te rakibini PKK ile gizli iş birliği yapmakla suçla, “Bunları seçerseniz Apo’yu serbest bırakırlar” diyerek milleti korkut.
Aradan üç yıl geçsin…
Bugün, dün suçladıklarınla aynı süreçte buluşup PKK’lıları affetmek için yasal düzenleme yap.
Peki şimdi ne oldu ?
Dün söylediklerin mi yalandı, bugün yaptıkların mı?
Eğer bugün yaptığın doğruysa, 2023’te millete anlattıkların neydi?
Terörün bitmesini herkes ister. Benim itirazım buna değil.
Benim itirazım; “terörü bitiriyoruz” paketi ile sunulan ülkeyi bölünmenin eşiğine sürükleyen bir sinsi planın ilk adımının atılmasınadır.
Daha önce de “merak etmeyin, böyle olmayacak” denildi ve defalarca aldatıldınız.
“Hayır öyle değil” diyenlerin hepsi ileriyi göremeyen daha önce de defalarca aldatıldık diyenlerdir.
Devlet yönetiminde sizin saflığınızın bedelini millet ödemek zorunda değildir!
Bu ülke sizin deneme tahtanız, milletin iradesi de siyasi hesaplarınızın malzemesi değildir!