Burunsuz bir insanın şekli böyledir. Her ne kadar güzel/yakışıklı olursanız olun
burnunuz olmadan güzelliğiniz hep eksik kalacaktır. Bu yüzden burnunuzun en doğru yeri yüzünüzdür, başkalarının hayatı değil.
Sabah kuşaklarından mafya dizilerine kadar her mecra, öfkeyi ve sınır ihlalini sıradanlaştırıyor. Sağlıklı rol modellerin yerini patolojik figürler aldığında, toplumun ruhsal dengesi de aynı yönde şekilleniyor.
Asgari ücretin 28 bin TL olduğu, terapi hizmetlerinin ise 4 bin TL’den başladığı, aylık 16 bin TL’ye denk geldiği bir ülkedeyiz.
Evine 28 bin TL para giren insanın, maaşının en az yarısını kiraya verdiği, yaşamsal ihtiyaçlarını zor karşıladığını düşünecek olursak gelir seviyesi ile terapiye gitmek noktasında ilişki kurmamak için yaşadığınız ülkenin gerçeklerine kör olmak gerekir.
Ayrıca terapide entelektüel bir uğraş içinde değiliz. Bizim işimiz kişinin yaşama içgüdüsüyle, hisleriyle, duygu dünyasıyla bağ kurmasını sağlamak. Bu ise eğitim seviyesiyle değil ilişki ile kazanılabilecek bir yeti. Eğitimli olmak bazen kişiyi entelektüelize etmeye götürerek iç görü noktasında kısırlaştırabiliyor bile. Hiç okuma yazma bilmeyen biri bağrındaki ateşi anlatmak noktasında çok daha becerili olabiliyor. Çok daha istekli olabiliyor.
Ruhsal olgunlaşma, tehlikenin "fizyolojik çaresizlikten" sırasıyla "nesne kaybına", "kastrasyona" ve en nihayetinde "Üstbenlik vicdanına" doğru evrilme sürecidir.
Yetişkin kişi, çoğunlukla, nesneye yönelik cinsel sevgisi ile özgün cinsel amacından alıkonulmuş sevgisini uygun bir biçimde harmanlama yeteneğindedir.
Sıradan Tensel Sevgi: Yalnızca ham cinsel dürtüye dayanır, fiziksel doyumla biter.
Kalıcı/Derin Aşk: Cinsel arzu ile deseksüalize edilmiş sevginin harmanıdır. Cinsel amacından yalıtılan enerji, doyum sağlandıktan sonra ilişkinin sürmesini, sadakati ve derinliği sağlar.
Kaygılı bir zihin için yalnızlık bir boşluk ve terk edilme riski taşırken; kapsanmış bir ego için yalnızlık, dış dünyanın taleplerinden bağımsız olarak benlik sürekliliğinin (continuing to be) hissedildiği alandır.
Kaygılı bir insan için yalnız kalmak, terk edilmişlik ve derin bir boşluk hissi yaratır. İçsel olarak kendini güvende hisseden biri içinse yalnızlık; dış dünyanın beklentilerinden sıyrılıp sadece "kendisi olarak var olabildiği" huzurlu bir alandır.
Nitekim Mark Solms veya Peter Fonagy gibi çağdaş isimler bu iki alanın metodolojik olarak nasıl konuşturulabileceğini gösteriyor. Pozitivist ölçütleri tek geçerli 'bilimsellik' kabul etmek, insan ruhsallığının genişliğini sadece ölçülebilene hapsetme riski taşır."
Psikanalitik kuramların 0–4 yaş çocuk psikolojisine ilişkin varsayımları çok fazla öne çıkıp aktarılmakla beraber bunların önemli bir kısmı günümüz bilimsel ölçütleriyle doğrulanmış değildir. Güncel gelişim psikolojisi, gelişimsel bilişsel sinirbilim, bağlanma ve bebek araştırmaları erken çocukluk hakkında çok daha güvenilir ve deneysel bilgiler verir.
Doğrudan gözlemlenemeyen (bilinçdışı, aktarım, fantezi) olguların ampirik laboratuvar ortamında "doğrulanamamış" olması, onların klinik gerçekliğini yok saymaz.
Yalın cinsel doyum sağlandıktan sonra biten geçici tensel arzunun aksine; derin aşk, cinsel amacından yalıtılmış libido ile cinsel arzunun harmanlanmasıyla oluşur
Deneysel psikoloji ve bebek araştırmaları,bebeğin motor davranışlarını,bakış yönünü, fizyolojik uyarılmasını veya bilişsel gelişim evrelerini ölçer.Psikanaliz ise başından beri bir laboratuvar bilimi değil, öznel anlam,içsel temsil ve fantezi dünyası (ruhsal gerçeklik) bilimidir.
Çocuk Oedipus karmaşasından çıkarken ebeveynlerine yatırdığı cinsel/saldırgan enerjiyi çeker ve bu ebeveyn figürlerini içselleştirerek özdeşime dönüştürür; bu da katı veya esnek bir Üstbenlik yapısını oluşturur.