Hocam etkileşim falan tamam güzelde gerçekçi olalım , izlanda nufusu kaç , etkı cevresı kaç ,
yanlıs hatırlamıyorsam daha 2 gün önce ABD baskanı Gronlandı alacagım diyor , 5 10 dk sonra İzlanda başbakanı bizim en büyük düşmanımız Rusya diyor . Böyle bir ülkenin yaptıgı yapacagı baska ne olabilir .. Alta ki yorumlarda iki ülkenin kurucularının mezarları diye atıfta bulunanlarda , Fatih de bizim Gazi de bizim.. Osmanlı da bizim Selçuklu da ... Dip not , Anıtkabir'i sizce GAZİ istemiş olabilir mi ? her tartışmada anıtkabir örnegi gerçekten Gaziye yapılan çok büyük haksızlık
kişiyi tanımam , muhtemelen haklısınızdır . Ancak orada ki konu Mustafanın niyetinden çok , arkada olan siyasi pankartlara en ufak engelleme yapılmadan hatta belki de alkışlanırken Ayetin engellenmesi ve daha da kötüsü bu engellemeyi işte Yeditepe ruhu diye slogan atan okul yönetimi ( görüntülerde ki ses okul yönetimi diye söyleniyor ) .. üstelik LGBT gibi sapıklıklarda onur yürüyüşüne hosgörü duyan bir okul . Kişi art niyetlimidir , olabilir .
Abi sen nasıl bir dünya da yaşıyorsun . Bu adamı buraya sen ve senin gibiler getirmedi mi ? Son 20 yılda Kemal için kötü söz söyleyen herkese saldırdınız linç ettiniz . şimdi aynı sözleri x5 yapıp siz söylüyorsunuz . En az onun kadar sorumlusunuz . en az onun kadar çamur içindesiniz. Bu ülke de Kemal Kılıçdaroglu yanlış yapıyor diyen kaç kişi linç edildi , o insanlara bir özür borcunuz var. Siyaseti kin ve nefrete sürükleyen Siz ve sizin gibi kişiler , her eleştireni AKPli dediniz . Her Akpli için sen ne bilirsin dediniz . Şimdi o gün ne denildi ise hepsini siz diyorsunuz , yarında farklı diyeceğinizi hepimiz biliyoruz .
Abla , son 2 gündür chpden para alan medya hesapları lıstesını gormussundur . bu lıste sızde bılıyorsunuz kı o kadar ıle sınırlı degıl ozellıkle sosyal medya ayagında çok daha vahım bır tablo olacak gıbı . Bu listeler hakkında yorumun nedır ? o lıstelerden bırınde ısmın gecebılır mı?
Bir Ayetten Kim Rahatsız Oldu?
Yeditepe Üniversitesi'nde yaşanan olay, sadece bir pankart meselesi değildir. Asıl mesele, ifade özgürlüğünün gerçekten herkes için geçerli olup olmadığıdır.
Bir mezuniyet töreninde siyasi sloganlar görülebiliyor, ideolojik mesajlar taşınabiliyor, LGBT temalı ifadeler kendine yer bulabiliyor. Peki sıra Kur'an-ı Kerim'den bir ayet meali taşıyan pankarta gelince ne değişti?
"Emrolunduğun gibi dosdoğru ol."
Bu cümlede kimi rahatsız edecek ne vardı?
Bir ayet, siyasi bir slogan kadar mı tehlikeliydi? Yoksa bazı düşünceler ifade özgürlüğü kapsamında görülürken, dini ifadeler mi artık bu özgürlüğün dışında bırakılıyor?
Üniversiteler, farklı fikirlerin bir arada yaşayabildiği kurumlar olmak zorunda değil mi? Eğer ifade özgürlüğü sadece belirli ideolojilere tanınıyor, muhafazakâr veya dini bir ifade söz konusu olduğunda aynı hassasiyet gösterilmiyorsa, burada özgürlükten değil, tercih edilen fikirlerin korunmasından söz edilir.
Bugün kamuoyunun sorması gereken soru tam da budur.
Neden "İmamoğlu'na özgürlük" yazısı sorun olmuyor da bir ayet rahatsızlık oluşturuyor?
Neden siyasi mesajlar normal karşılanırken dini bir mesajın görünmesi engellenmeye çalışılıyor?
Neden LGBT temalı ifadeler "özgürlük" olarak değerlendirilirken, Kur'an'dan bir ayet aynı anlayışla karşılanmıyor?
Bunlar cevabı verilmesi gereken sorulardır.
Bir başka soru daha var.
Yeditepe Üniversitesi nasıl bir nesil yetiştirmeyi hedefliyor?
Her görüşün konuşulabildiği, her inancın kendini ifade edebildiği özgür bireyler mi; yoksa sadece belirli düşüncelerin makbul kabul edildiği tek tip bir akademik anlayış mı?
Bir üniversitenin gerçek sınavı, hoşuna giden fikirleri alkışlamak değil; katılmadığı fikirlerin de barışçıl şekilde ifade edilmesini koruyabilmesidir.
Toplumun merak ettiği bir diğer konu ise şeffaflıktır.
Üniversitenin ifade özgürlüğü ölçütü nedir? Hangi mesaj kabul edilebilir, hangisi edilemez? Bu kararları kim veriyor? Hangi ilkelere göre veriyor?
Çünkü kurallar kişiye, düşünceye veya inanca göre değişiyorsa, orada adaletten söz etmek mümkün değildir.
Yeditepe Üniversitesi'nin bu olay karşısında sessiz kalması, tartışmaları sona erdirmiyor; aksine daha da büyütüyor.
Üniversiteler özgürlüğün adresi olmalıdır. Ancak özgürlük, sadece belirli görüşler için işletiliyorsa, geriye özgürlük değil, çifte standart kalır.
Ve son bir soru...
Bir ayetten rahatsız olan bir akademik anlayış, gerçekten çoğulculuğu mu savunmaktadır; yoksa sadece kendi dünya görüşüne uygun olan düşüncelerin görünür olmasını mı istemektedir?
Bu soruların cevabını yalnızca Yeditepe Üniversitesi değil, ifade özgürlüğünü savunduğunu söyleyen herkes vermelidir.
Son dönemlerde hepimizin önüne düşüyor:
"100 gram altın verdim. O gün 7.500 TL'ydi. Bana altın 6.500 TL'yken geri ödedi. Hakkımı yedi mi?"
veya
"Elimde şu kadar para var, ne yapayım?"
Bu tarz soruların çoğu aslında bilgi arayışı değil; etkileşim avcılığı.
İlginç olan şu:
Herkes bu sorularla dalga geçiyor ama en fazla yorumu, en fazla paylaşımı ve en fazla görüntülenmeyi yine bu paylaşımlar alıyor.
O yüzden asıl soru şu:
Bu soruları soranlar mı sorunlu?
Yoksa her seferinde dönüp yüzlerce yorum bırakarak onları ödüllendirenler mi?
Sosyal medyada kaliteyi algoritmalar belirlemez.
İnsanlar neye ilgi gösteriyorsa algoritma onu büyütür.
Belki de sorun içerikte değil, ilgimizi nereye verdiğimizdedir.
"Aptal soruların bu kadar çoğalmasının nedeni onları soranlar değil; onları her gün trend yapanlardır."
#SosyalMedya #Algoritma #salı #Etkileşim #DijitalKültür #TwitterGerçeği