Uluslararası sistem Netanyahu’yu yeniden tercih etti; Büyük ihtimalle RTE’yi de yeniden tercih edecek. Çünkü her iki lider de ABD’nin Ortadoğu’daki çıkarlarını hayata geçirmek için ihtiyaç duyduğu iki önemli taşeron.
Türkiye ve İsrail, ABD’nin bölgedeki askeri, jeostratejik ve siyasi çıkarlarını korumak ve sürdürmek açısından iki temel güç olarak öne çıkıyor. Washington’la zaman zaman çelişip çıkar çatışmaları yaşasalar de sonuçta ABD’nin Ortadoğu’daki stratejik düzeninin korunmasında önemli roller üstleniyorlar.
ABD’nin çıkarlarıyla çelişen ya da bu çıkarlara karşı duran devlet ve örgütlerle mücadelede de büyük ölçüde bu iki ülke üzerinden yürütülecek. Washington, kendi stratejik hedefleri doğrultusunda Türkiye ve İsrail’in askeri ve siyasi gücünden yararlanarak bölgedeki nüfuzunu korumaya ve kendisine karşı gelişen güçleri etkisizleştirmeye çalışacak. Böylece ABD, Ortadoğu’daki çıkarlarını doğrudan müdahalelerle değil, bu iki bölgesel güç üzerinden hayata geçirecek.
Yönetmen Sinan Çetin:
"Cumhuriyeti çok fazla abartmayalım 1923’te kuruyorsun, 1946’ya kadar seçim yok. 1946’da sahte bir seçim yapıyorsun, ilk gerçek seçimi 1951’de yapıyorsun, seçilen adamı da 1960’ta asıyorsun"
Şengal'de Irak hükümetiyle yapılan anlaşma değerlidir.
Peşmerge ile YBŞ'nin yasal pozisyonu birbirine benzer konuma geliyor.
Haliyle kavga etmek yerine Peşmerge ve YBŞ de birtakım ortak anlaşmalar yaparak yakınlaşmanın yollarını değerlendirebilirler
Şark Islahat Planı doğrultusunda bir proje. Yatılı Bölge Okulları. YİBO belgeseli bu okulları ve bir asimilasyon politikasını anlatıyor.Şükran Demir ve Özgür Ünal’ın emeklerine sağlık..,
M. Kemal bir Osmanlı subayıydı.Birileri cumhuriyet yetiştirmiş gib havaya girip ego kasmanın bir anlamı yok!
“Savaşlar kazandık” dediği ordu Osmanlı ordusuydu.
“Yunan’ı denize döktük” dediği topraklar Osmanlı toprağıydı.
Giydiği potin, sırtındaki palto Osmanlı potini, Osmanlı paltosuydu.
Yediği kuru ekmek bile Osmanlı ekmeğiydi.
1923’e kadar Osmanlı’ydı.
Cumhuriyet, savaşlar bittikten sonra kuruldu.
Cumhuriyet olarak kazandıkları ne?
Kemalizm bu ülkeye musallat olduğundan beri gün yüzü görmedik.
Dün üç kıtaya, yedi iklime hükmediyorduk; bugün kendi içimizde kavga veriyoruz, dün düşmana karşı savaşıyorduk, bugün bir birimizle
norveç krallık, kuzey kore cumhuriyet.
norveç seçeneği varken kuzey kore'de yaşamak isteyen bir tek insan yoktur muhtemelen. cumhuriyet büyük bir kazanım; ama demokrasiyle, adaletle, özgürlükle tamamlanmadığı müddetçe bir anlam ifade etmiyor.
Kimsesizlerin kimsesi Cumhuriyet:
1 Mayıs, sendika kurmak, grev yasaklanıyor. Toprak sahibi eşrafın desteği alınıyor ve toprak reformu yapılmıyor. Öteki inanışlar ve kimlikler yok sayılıyor ve silahla bastırılıyor. Ülkenin bütün vekillerini bir kişi belirliyor. Sonra Koçlar, Sabancılar yaratılıyor. Toprak ağası biri iktidara geliyor. Her mahalleden bir milyoner yaratacağım diyor. Grev, sendika vs yasak zaten. Baskı tam gaz. NATO'ya girmek için garibanın çocuğu Kore'de öldürülmeye gönderiliyor. Cumhuriyetin askeri darbe yapıyor. Cumhuriyetin başbakanını asıyor. Akabinde Demirel, Erbakan, Türkeş, Ecevit ortaya çıkıyor. İş kayıkçı kavgasına dönüyor. Gariban yine gariban, emekçi yine fakir. Gün geliyor Cumhuriyetin askeri yine darbe yapıyor, ülke hapishaneye dönüyor. Derken, derken değişen bir şey olmuyor. Cumhuriyet Koçların, Sabancıların, Cengizlerin, Ağarların, foncuların, yalılarda oturanların cumhuriyeti olmaya devam ediyor. İşsiz yine işsiz, emekçi yine fakir. Cumhuriyeti halkın cumhuriyeti yapana kadar mücadeleye devam.
Dedemiz Pir Seyyit Rıza’nın zalimler tarafında darağacına götürülürken kılı bile kıpırdamadı. Dostta düşmanda bunun böyle olduğunu bilir. Atan’da da özür dilemedi. Ağlayarak günlüğüne yazabilirsin!!!