Atıf Yılmaz, Günahsızlar filmini çekerken yaşanan bir olayı şöyle anlatır:
"Gene 12 Mart sonrası. Ankara'da Jandarma Genel Kumandanı'nın öldürüldüğü günün ertesi gecesi. Gayrettepe'deki 14 katlı 42 daireli apartmanımızın hemen arkasında, senaryosunu Selim İleri'nin yazdığı Günahsızlar filminin bir sahnesini çekeceğim. Filmde Cüneyt Arkın'la Sevda Ferdağ oynuyor. Set yakın olduğu için oyuncular bizim evde hazırlanıyor, istirahat ediyor, rol sırası gelince sete çağrılıyorlar. Cüneyt'in dayak yediği bir sahne çektik. Dayak şiddetlendikçe kuşkusuz Cüneyt'in makyajı da artıyor. Yüz göz, üst baş kan revan içinde.
Sahne bitti, Selim'e Cüneyt'i, Sevda'yı alıp bizim eve gitmesini söyledim. Cüneyt yıkanıp paklanıp, giysilerini değiştirip başka bir sahne için hazırlanacak. Sevda da öyle. Ellerinde bavulları bizim apartmana giriyorlar. Onlar hazırlanırken ben başka sahneler çekeceğim. Bir süre sonra yeniden sete dönüyorlar. Olanlar o sırada oluyor.
Bizim katın kapısı çalınıyor. Ayşe'nin kapıyı açmasıyla dehşete uğraması bir oluyor. Karşısında ellerinde makineli tüfekleri, 19-20 polis ve sapsarı yüzüyle kapıcı duruyor. 'İçerde kim var?' diyorlar. Evde Ayşe'yle yardımcımız Şerife'den başka kimse yok. Bir sağır dilsiz diyaloğudur başlıyor aralarında. Şerife Ayşe'den daha akıllı: 'Abla bunlar anarşist arıyorlar' diyor. Ayşe 'Girin bakın' diyor. Polisler, bir süre içeri girmeye cesaret edemiyorlar. Sonunda, çaresiz kelleyi koltuğa alıyor, duvar köşelerini siper alıp 'Teslim olun!' diye naralar atarak bütün evi, elde silah, dört dönüyorlar.
'Demin buraya üç kişi girdi mi?' sorusuyla Ayşe için mesele açıklık kazanmaya başlıyor. Polis sefini arka pencereye götürüp sokağı aydınlatan projektörleri gösteriyor. 'Kocam Atıf Yılmaz, Cüneyt Arkın'la film çekiyor.' Biz çalışmaya devam ederken polis araçlarının setin kenarında bir süre durup bizi seyrettikten sonra uzaklaştıklarını fark ettim, devriye gezen bir ekip zannedip üzerinde pek durmadım.
Evde yaşanan karabasını gece yarısı eve dönüp Ayşe'yi perişan halde küfrederken bulunca öğreniyorum ve ertesi gün kapıcı saygıdeğer muhbirimizi açıklıyor. Dördüncü katta oturan bir üniversite profesörüymüş. Cüneyt'in kanlar içinde, elinde bavul apartmana girdiğini görünce ilk işi polisi aramak olmuş. Biz olanlardan habersiz film çekip dururken apartman 50-60 polis tarafından saatlerce kuşatılmış."
(Şuradan aldım: Atıf Yılmaz, Söylemek Güzeldir. Afa Yayınları, 1995, 250-251)
YENİ Parti’yi kuran, milletimizdir.
İşçinin YENİ Partisi
Emeklinin YENİ Partisi
Memurun YENİ Partisi
Esnafın YENİ Partisi
Çiftçinin YENİ Partisi
Kadınların YENİ Partisi
Gençlerin YENİ Partisi
Türkiye’nin YENİ Partisi…
Hayırlı, uğurlu olsun.