"Ar damarı çatlamış," derlerdi büyükler.
Öyle bir damar var ve demek ki çatlıyormuş,
diye düşünürdüm küçükken.
Aslında yokmuş ama büyüdükçe anladım ki olması gereken
bir damarmış.
Bir çocuğun okul kapısından içeri girerken hissettiği tek duygu merak olmalıydı, korku değil.
Çocuklarımızı koruyamadığımız bir dünyada, başardığımız hiçbir şeyin hükmü yok..
#manisa
Ruslar istihbarat kahramanları Vladimir Putin'i başkan yapıp yeniden doğdular, biz ise istihbarat kahramanımız Kaşif Kozinoğlu'nu fetöcü piçlere yem ettik.
Gecenin güzelliği, iyi gecelerde miydi.
Yoksa iyi geceler diyenin güzelliğinde miydi...
Hani bazı günlerin hatırası bütün bir ömre yayılırmış ya.
Hiç değilse arada kendinizi dinleyin derim, belki bir diyeceği vardır..
Milyonların Musa Dedesinin Bağışladığı Ormanını Heyelan Yok Etti " Pes Etmedi, 40 Bin Ağacı Yeniden Dikti"🌲🌲
Milyonların “Musa Dedesi” bu kez bir türküyle değil, diktiği ağaçlarla konuştu.
Mersin’in Mut ilçesinde, doğduğu topraklarda 900 dönümlük bir araziyi yıllar boyunca ağaçlandırdı.
Kavak, sedir, kızılçam, meşe…
Yıllar içinde kendi adını taşıyan büyük bir orman ortaya çıktı.
Sonra doğa karşısına çıktı.
Heyelan, 110 bin metrekarelik alanda büyük tahribat oluşturdu.
Yıllarca büyüttüğü ağaçların bulunduğu alanın bir bölümü toprağın altında kaldı.
Çoğu insan böyle bir manzara karşısında vazgeçerdi.
Musa Eroğlu vazgeçmedi.
40 BİN YENİ ÇAM VE SEDİR AĞACI SİPARİŞ ETTİ. 🌲🌲🌲
Kaybolan ormanın yerine yeniden orman kurmaya başladı.
Üstelik ormanın içine kendisine büyük bir ev de yaptırmadı.
Bağ evini ormanın kenarında tuttu.
Sebebi ise çok basitti:
“Ormanın içinde yaşayan canlılar ürkmesin.”
Yıllar önce doğduğu topraklarda başlattığı ağaçlandırma çalışması böylece bir kez daha devam etti.
Bugün Musa Eroğlu denince akla sadece “Mihriban”, bağlama ve türküler gelmiyor.
Bir de Mut'ta sessizce büyüyen bir orman geliyor akla. 🌲
Çünkü bazı insanlar geride sadece şarkılar bırakmaz.
Ağaç bırakır.
Ve o ağaçlar, insan sustuktan sonra bile konuşmaya devam eder.
Musa Eroğlu'nun bu hikâyesini daha önce duymuş muydunuz? ❤️
Sizin köyünüzde de böyle sessiz bir emek var mıydı hiç? 🧿
Mustafa Kemal, Sultan Beyazid Camii Vaizi Abdurrahman Kamil Efendi’den ertesi günkü Cuma hutbesinde Kurtuluş Savaşı’nın öneminden söz etmesini istemiştir. Gecenin ilerleyen saatlerinde Abdurrahman Kamil Efendi, yarınki Cuma hutbesine hazırlanması gerektiğini belirterek Mustafa Kemal’den müsaade istemiştir. Bunun üzerine Mustafa Kemal ayağa kalkarak:
“Yanınıza bir adam katayım, karanlıktır” deyince,
Abdurrahman Kamil Efendi, Mustafa Kemal’in gözlerinin içine bakarak: “Gözlerinizin ışığı beni götürür paşam...” demiştir.
Bu söz üzerine biraz duygulanan ve düşünen Mustafa Kemal, hocaya:
“Baba!
Bu işte muvaffak olmak da var, olmamak da...
İnşallah muvaffak olacağız. Eğer olamazsak bizi asarlar.
Kelle gider!
Ne dersin?” diye sorunca, Hoca Kamil Efendi, yine Mustafa Kemal’in o derin mavi gözlerinin içine bakarak:
“Oğul! Sen ki genç yaşta başını vatan millet uğruna feda etmişsin, benim bu ihtiyar kelleyi de koy senin uğruna feda olsun” demiştir.
Kaynak: Bizden biri Atatürk, S. 26 - 27
Dr.Zafer Soylu
@harzanay Siz at gözlüğü takmış, uyanmak istemeyen, önyargılı bir kişisiniz. Bana hitabınız bu yönde. Siz gerçekten uyanmak isterseniz, okuyacağınız kitabı bulursunuz. Tıpkı, aç bir insanın hangi yiyeceği bulması gibi.
💥
Hayat çözülmez, yaşanır…
Onu anlamaya çalıştıkça, uzaklaşırsın…
Anlamı zorladıkça hayatın doğal akışını bozarsın…
Bazı şeyler açıklanamaz…
Sadece yaşar, geçersin…
Ne babamızın omzunda ağlayabildik ne de annemiz üzülür diye derdimizi anlatabildik. Bizi biz büyüttük ve biz öldürdük.Gömdük içimizde ne varsa....
Günaydınlar....