Günlerdir Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Güneş’in kıyafeti tartışılıyor!!
Kesinlikle istediği yerde,istediği gibi giyinebilir,başını istediği gibi örtebilir,bu bizi ilgilendirmez ama bu kıyafetle bir kurumu temsil edemez!!
Belediye Başkanlarının kıyafet özgürlüğü mü var?
Tebeşir tahtası. Adam daha üst seviyelere ders vermiş. Yıllar önce söylediklerini, çürütmek yerine. Saçma bunlar diyip, üstünü örtüler. Kendilerinin yanlışı ortaya çıkınca, asistanlarim yazmis diyip, geçiyorlar. Sen okumak nedir bilirmisin.
Üstadınizin bütün iddiaları 3-5 vasat tarih öğrencisi ile yaptığımız ayaküstü çay sohbetinde paspasa çevriliyor. Zaten daha üst seviyelerde kendisini pek tanımaz, kale de almazlar.
🔴|”Müminlerden öyle adamlar vardır ki,Allah'a verdikleri söze sadık kaldılar..”
7 Ekim Aksa Tufanı harekâtı esnasındaki fotoğrafıyla hafızalara kazınan Kassam Tugayları Mücahiti İbrahim el-Za’anin, işgalci İsrail’in ateşkesi İHLAL ederek düzenlediği saldırı sonucu ŞEHİT OLDU!🇵🇸
Salak p..ç. mit başkanı felsefi sanat alanında eser yazdı. Mit başkanı mı, kitap mı yazıyor dediler. Hangi alanda makale okumak istiyorsun sen onu söyle ben sana atayım. Makale bol. Tabii okuyacak g..öz varmı.
Ben ülkemdeki bakanın yazdığı makaleleri görmek isterim, tezlerini okumak isterim özel hayatı ve dini görüşleri beni ilgilendirmiyor şovu kesin artık lütfen
Şimdi burada inançlı bir Hanefî Müslüman olarak konuşacağım ama kusura bakmasın kimse, mevzuya biraz rahat ve samimi gireceğim; çünkü bu tarz “nefis terbiyesi”, “disiplin”, “çalışınca başarırsınız” söylemlerinin son yıllarda nasıl bir maneviyat makyajıyla emek sömürüsünü parlatmak için kullanıldığını hepimiz görüyoruz. Dinimizi gerçekten yaşayan biri olarak beni asıl rahatsız eden şey şu: İslâm’ın nefis terbiyesi dediği şey, kulun kendini kibirden, zulümden, israftan ve haksızlıktan arındırmasıdır; gidip de asgari ücretle çalışan, maden ocağında canıyla uğraşan, inşaatta sırtı kırılan, yağmur çamur içinde kâğıt toplayan insanların “hadi biraz daha sabredin, biraz daha çalışın, başarırsınız” diye gazlanması değildir.
Bu söylemdeki gizli mesaj açık: “Sistem sizi eziyorsa sorun sizdedir, yeterince terbiye olmadığınız içindir.” Halbuki asıl nefsi terbiye etmesi gereken, işçinin hakkını yiyen patrondur; marketi sömüren zincirlerdir; emeğin karşılığını vermeyen düzendir. İşçinin sabırla, çalışmakla, terbiye ile zaten dağ gibi durduğunu hepimiz biliyoruz. Sorun onların nefsi değil, onları sömürürken İslâm’ı kalkan yapanların nefsidir. Maneviyatı, emeği uyuşturmak için değil, adaleti tesis etmek için kullanır Müslüman; bizim geleneğimizde sabır, zulme boyun eğmek değil, zulme rağmen doğruda durmaktır. Onlar “çalışın, itaat edin, başınızı kaldırmayın” diye konuşuyor ama kimse kusura bakmasın, bu dinin özü böyle değildir; bu, maneviyatın sermaye için yeniden paketlenmiş versiyonudur.
@selyusuf@ercan63 O beni tanımaz, ben onu tanırım. O adeta başkası için yazılmış bir şarkının, kendi üstüne alıp, sana sigara yaktırmasi gibiydi. Rahmetle.
@bulentakyurek Sen benim kimsenin bilmediği manzarası güzel tepe, berrak tatlı ve soğuk su akan göze, arabada rastgele denk gelen hatırası olan sigea yaktıran şarkısın abi. Değil mi kavuşmalar aksak, ayrılıklar koşar adım. Allah rahmet eylesin.
"Bıktın belki yaşamaktan; Amerika'dan, Avrupa'dan, ekonomiden, geçim derdi ve sınavlardan. Usandın zayıflara ağlayıp cenaze taşımaktan, dişlerini sıkıp uykusuz kalmaktan belki ama bebeğim üzülme, öleceğiz sonunda, her şey düzelecek...
BÜLENT AKYÜREK