"Elon Musk, akıllı telefonların 5 yıl içinde var olmayacağını söylüyor. "Geleneksel anlamda bir telefonumuz olmayacak. Telefona dediğimiz şey, aslında yapay zeka çıkarımı için bir kenar düğümü olacak, bağlantı için bazı radyo sinyalleriyle tabii ki, ama özünde sunucu tarafındaki yapay zekanın cihazınızdaki yapay zekayla iletişim kurmasını sağlayacak." "Gelecekte işletim sistemleri olmayacak, uygulamalar olmayacak. Ekran ve ses için orada olan bir cihazınız olacak, cihazın üzerine mümkün olduğunca çok yapay zeka yüklemek için, böylece kenar düğüm cihazınız ile sunucular arasındaki bant genişliği ihtiyacını en aza indirmek amacıyla." "Her şeyi yapay zeka aracılığıyla alacaksınız. Aklınıza ne gelirse, ya da gerçekten yapay zekanın aklınıza gelebileceğini öngörebileceği her şeyi, size gösterecek." "Muhtemelen beş ya da altı yıl, öyle bir şey.""
1773’te yapıldı.
Elektrik yok.
Motor yok.
Pil yok.
Ama hâlâ çalışıyor.
Gümüş Kuğu, 250 yılı aşkın süredir yalnızca yaylar ve pirinç dişlilerle hareket eden bir mühendislik şaheseri.
Bazen mühendisliğin zirvesi, elektriğin icadından çok önceydi.
Avrupa, İran savaşının yol açtığı kargaşanın ardından enerji güvenliği alternatiflerini araştırıyor
"Yetkililer, AB liderlerinin enerji tedarikini güvence altına almak ve çatışma bölgelerinden geçen güzergâhlara olan bağımlılığı azaltmak amacıyla boru hatları, kablolar ve yenilenebilir enerji projelerini değerlendirdiklerini belirtti.
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula Von Leyen ve Avrupa Konseyi Başkanı Antonio Costa, İran savaşı nedeniyle ithalat maliyetlerinin 25 milyar avro artmasının ardından, Hürmüz Boğazı’nı devre dışı bırakacak enerji altyapısını geliştirmek üzere Körfez ülkeleriyle işbirliği yapıyorlar.
İran savaşının ardından Aramco, nakliye hacmini günde 7 milyon varile çıkardı; bu durum, Avrupa Birliği’ni alternatif ihracat rotaları aramaya itti. Fransa Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Pascal Confavreux, liderlerin “Hormuz Boğazı rotasının dışında” kalacak altyapı seçeneklerini tartıştıklarını belirtti.
AB tarafından desteklenen ve 1.208 kilometre uzunluğundaki Great Seas Interconnector elektrik kablosu, Avrupa, Kıbrıs ve İsrail’deki elektrik şebekelerini birbirine bağlamayı amaçlıyor. İsrail merkezli Ulusal Güvenlik Araştırmaları Enstitüsü’nden Gallia Lindenstrauss, bu projeyi “modern enerji ihtiyaçları için son derece pragmatik bir çözüm” olarak nitelendirdi.
Hindistan-Orta Doğu-Avrupa Ekonomik Koridoru’nun hayata geçirilmesi, İsrail ile Suudi Arabistan arasında diplomatik ilişkilerin normalleşmesini gerektiriyor; bu da karmaşık bir engel teşkil ediyor. Alman Marshall Fonu’ndan Gabriel Mitchell, Körfez ülkelerindeki ortak enerji projelerinin geliştirilmesinin oldukça uzun zaman alacağı konusunda uyarıda bulundu.
ABD Enerji Bakanı Chris Wright, geçen hafta Doğu Akdeniz’i “küresel enerji gelişimi açısından giderek daha önemli hale gelen bir bölge” olarak nitelendirdi; zira ABD’nin girişimleri, bölgesel güvenliği güçlendirmek amacıyla Yunanistan, Kıbrıs ve İsrail arasında daha yakın enerji bağlarının kurulmasını teşvik ediyor."
GrandNews
İktidar yanlısı kesimlerde İzmir Belediye Başkanı Cemil Tugay'ın CHP'den istifası sonrası, "İzmir'de 23 yıllık CHP Dönemi bitti" nitelemesi kullanılıyor.
Tabii bu komik ve düşündürücü bir niteleme. Bir eziklik ifadesi aslında. Belediye Başkanı CHP'den Ekrem İmamoğlu'na destek olmak ve Özgür Özel'e de dolaylı bir mesaj vermek üzere istifa etmiş, bundan sana ne hele de 23 yıllık dönemle ne ilgisi var?
Türk Siyaseti, iktidarı ve muhalefeti ile dökülüyor!
Rusya artık süper güç değil, coğrafi olarak büyük ülke, siyasi olarak orta devlet, gelecekte ise orta altı bir Doğu Avrupa ülkesi olacak. Tataristan'ın bağımsızlığı ise bu gerçekliğin imzası olacaktır.
"Rejeneratif Tıp”ın Gerçek Anlamı
"Rejeneratif tıp, tek bir ürün kategorisi olarak değil, tek bir hedef etrafında birleşen bir yaklaşımlar ailesi olarak anlaşılmalıdır: hasar görmüş insan hücrelerini, dokularını ve organlarını onarmak, değiştirmek veya yenilemek suretiyle normal işlevlerini geri kazandırmak. Uygulamada ise, birbiriyle örtüşen çeşitli disiplinleri kapsar. Doku mühendisliği, işlevsel doku yetiştirmek veya yeniden oluşturmak için hücreleri, iskelet yapıları ve sinyal moleküllerini bir araya getirir. Hücre tedavileri, hasarlı hücreleri onarmak veya değiştirmek için canlı hücreler kullanır. Biyomalzeme bilimi, hücrelere yeniden yapılandırma için bir çerçeve sağlayan iskelet yapılarını geliştirir; bu yapılar genellikle vücudun en bol bulunan yapısal proteini olan kolajen gibi biyolojik kaynaklı malzemelerden oluşturulur. 3D biyobaskı ise hücreleri ve biyomalzemeleri katmanlar halinde birleştirerek giderek daha karmaşık, hastaya özel yapılar oluşturur.
Bu alandaki en çok ilgi gören konunun temelinde ortak bir unsur yatmaktadır: hücre dışı matriks, ya da ECM. ECM, vücuttaki hücreleri çevreleyen doğal bir iskelet yapısıdır; hem fiziksel yapıyı sağlar hem de hücrelere nereye gideceklerini ve nasıl düzenleneceklerini söyleyen biyokimyasal sinyalleri verir. Biyolojik kaynaklı malzemeler — bunların başında kolajen bazlı iskeletler gelir — doku rejenerasyonunda kullanılan biyomalzemelerin en büyük payını oluşturur; bunun nedeni, tam da bu doğal ortamı yeniden yaratmaları ve vücut tarafından genellikle iyi tolere edilmeleridir. Stratejik cazibesi oldukça açıktır: Vücuda doğru iskeleti sağlayabilirseniz, kalıcı bir yabancı implanta güvenmek yerine, vücudun kendi kendini yeniden inşa etmesini sağlayabilirsiniz."
GlobeNewswire, 18 Haziran 2026
Bir uygulamanın hataları, yanlışları ya da eksikleri başka bir şey bir yapısal düşmanlık başka bir şey. İkisini ayırt edememek ve hataları bir kan emme sürecine çevirmek yanlış.
Yanlışın sınırlarını çizememek totalitarizm yatkınlığıdır. Faşizmler komünizmler böyle doğar. Hitler, Stalin böyle oluşur.
Biz söyleyelim de dinlenilmeyeceğini Devrim Gazetesi kültüründen beri biliyoruz.
Ama itiraz o şekilde değil. Bir sistemde her zaman aksaklık olur. o aksaklığı eleştirir ve onun kısmiliğinin nasıl olduğunu ve sınırlarını belritir ve çözüm ister ya da daha iyisi önerirsin. Gerici dil ile itiraz kültürüne nefret arka planı eklemezsin. Mesele bu.. Yoksa itiraz noktaları ifadesi makbuldür. Dilin düzeltme dili olacak... O d abelli olur, oluyor...
Tarık Akan anlatıyor:
Maden filmini çektim Cüneyt Arkın ile. Aynı zamanda filmin prodüktörüyüm. Filmi aldım İstanbul'dan Ankara'ya sansüre götürüyorum. Sabah yola çıktım arabamla tam İzmit'e doğru gelirken, ya dedim Yılmaz (Güney) abi burda kalıyor bi yanına uğrayayım dedim.
Girdim hapishaneye, Müdür Bey'in odasına çıktım. Çok sıcak karşıladı beni sağ olsun. Yılmaz Güney ile görüşmek istiyorum deyince "Aa hemen" dediler. Haber geldi, ben odadan dışarı çıktım. Böyle upuzun bi koridor var 200 metre uzunluğunda. Karşıdan kollarını açmış sonuna kadar ve hiç indirmeden yanıma kadar geldi. Bi sarıldı bana, bırakmıyor. Müdür Bey'in odasına girdik. Hoşbeş konuştuk şurdan burdan.
Bana "napıyosun" dedi. Bende "Maden filmini çektik bitirdik Ankara'ya sansüre götürüyorum" dedim. Bir iki saat sonra bana dedi ki "Tarık filmi buraya bırakıyosun. Sen İstanbul'a dönüyosun. Yarın gelip filmi alıyosun" dedi.
Yılmaz abi gözünü seveyim hapishanede sen bu filmi napıcaksın, bak iflas etmek üzereyiz, çok zor durumdayız borcumuz var dedim. "Karışma sen" dedi. "Filmi buraya bırakıyosun, sen gidiyosun" dedi. Hay Allah dedim kutuları taşıdım, filmi bıraktım döndüm İstanbul'a.
İstanbul'da beni görenler şaşırdı. "Lan napıyosun burda Ankara'ya gitmedin mi?" dediler. Valla dedim durum böyle böyle. Yılmaz Abi filmi aldı napıcak nasıl seyredecek bilmiyorum dedim. Meraktan da ölüyorum.
Ertesi gün sabah saat 7'de atladım arabaya hapishaneye gittim. Hapishanenin içine girdiğimde bütün mahkumlar nasıl alkış kıyamet. Dedim ki ya bunlar nasıl seyrettiler bu filmi burda. Sordum Yılmaz abi sen bunu burda nasıl seyrettin dedim. "Ne var ya, gece saat 12'de İzmit'te bir sinemadan sinema makinesini söktürdüm, getirttim buraya kurdurttum hep birlikte izledik" dedi.
Çok şaşırdım tabi. "1 dk bekle" dedi, içeriye gitti. Geldi, içinde para dolu mendil. "Al" dedi. Ben bunu neden alacakmışım dedim. "Borcunuz var, bunu alacaksın" dedi. Almam Yılmaz abi dedim. "Almadan çıkamazsın burdan" dedi. Tamam dedim aldım parayı ama bak borç dedim. "Peki tamam borç" dedi.
Aldım parayı Ankara'ya gittim, sansürden geçirdim. Film çok büyük hasılat yaptı, iyi paralar kazandık.
Sol yalancılık, Devrim Gazetesi günlerinden beri hiç bitmez. Bunlar sürekli yalanla, komplo ile, manüplasyonla yaşarlar. Bu kültürü sonraki nesle de aktardılar. Bu yerden başka bir yerde muayene yapılmadıysa ve o saklanmıyorsa burada durum açık.
Sol yalancılık, sol ahlaksızlık yine ülkemizin gündemini bir kere daha, daha sonra binlerce kere daha olacağı gibi meşgul etti.
İBB Medya AŞ Genel Müdürü Pınar Türker’in “beni çıplak aradılar, cinsel organını aç dediler” iddiaları üzerine soruşturma başlamıştı.
Kadın polis memuru eşliğinde yapılan aramanın 1 dakikadan az sürdüğü belirlendi iddiaların asılsız olduğu belirlendi.
Çöp.
Tabii ki zorlananlar var ama alternatifine göre çok daha kolaylaştırıcı…
İşte sol bu nedenle gerici. İtiraz tırıvırı...
İktidar tamamen bu tarzı kaldırsa küfürle başlar gericilikle bitirir…. İşte tam da bu...
Muhalif ne derse doğrudurdan çıkmanız lazım.
Tersten totalitarizm işaretleri veriyorsunuz
Bunu kimsenin sorgulamamasına anlam veremiyorum. İlerideki yaşta insanlar için sorun olduğu gibi telefonla yaşamayı tercih etmeyenler için de sorun. Kamunun her hizmetinin akıllı telefon uygulamalarına bağlanması, telefonsunsuzluk seçeneğine yer bırakılmaması bir dayatmadır.
Telefonunuz çalışmıyorsa müzeye bile giremiyorsunuz. Ne hakla!
Ekrem'in Partisi, CHP değil ama İyiP'i tarihe gömebilir. Büyük kayma olacaktır. Yarısı kadar... Kalan yarının yarısı da dörtte birini Ekrem'in Partisine kaptıran Ümit Özdağ'ın partisine kayar. CHP bütün oylarının en fazla %35'ini kaybeder, ki zaman içinde o %35'in 5-10'unu geri alır.
Bütün bu tablonun en beüyük kaybedenlerinden birisi de Mansur Yavaş olur. Mansur Yavaş, zaten düşük olan adaylık ihtimalini altındaki zeminin kaybı ile sıfırlar. Bakmayın siz Ekrem'n çevresinin bugünlerdeki Ekrem değilse tabii ki Mansur söylemine. O bir yemleme ve süreli. 6 aya kalmaz sönümlenir. İyiP ise mezara girmeden bir süre daha zombi olarak yaşar.
Ak Parti'den çok düşük bir yüzde belki %1 Ekrem'in partisine kayar ama Erdoğan onu DEM oylarından rahatlıkla telafi edecektir.