"Zeki Velidî Togan... Başkurt hükûmetinin lideri, Sovyetlere karşı Başkurt ve Türkistan direnişçisi, eşsiz bir târihçi ve Türkistan'ın en önemli târihî coğrafya haritasını hazırlayan bir kişi...
Sonraki süreçte Türkiye'ye geliyor. Viyana Üniversitesi başta olmak üzere Avrupa'nın birçok önemli üniversitesinden da'vet alıyor. Ama Türk Târih Tezi denilen ve hiçbir bilimsel ve ciddî tarafı olmayan iddiâları reddettiği için Reşid Gâlip ve Âfet İnan'ın en akıl almaz saldırılarına uğruyor. Öyle ki, dönemin Millî Eğitim Bakanı Reşid Gâlip, ilkokullarda bile ders vermemesi gereken kişi olarak nitelendiriyor. Bağnazlık böyledir. İster dîn, ister devrim adına olsun, fark etmez. Yusuf Akçura gibi eski arkadaşları susarken, İstanbul'daki Türkiyat asistanlarının bir kısmı, başta Atsız olmak üzere destek oluyorlar. Tabiî, akademik kariyerleri pahasına...
Türkiye'de çalışma imkânı kalmayınca, Viyana Üniversitesi günleri başlıyor. Bilimsel çevrelerde, haklı olarak el üstünde tutuluyor. Öyle ki, Freud ile komşu oluyor. Ama içindeki Türkiye özlemi hiç bitmiyor. Bu yüzden Atatürk'e mektûp bile yazıyor. Ama ulaştırıldığını hiç sanmıyorum.
Tâ ki, İnönü devrine kadar Türkiye'ye gelemiyor. İnönü devrinde gelse de, bu sefer 1944 zulmü günlerinde hapse atılıyor. Yıllar evvel kendisine destek çıkan Atsız ile birlikte hapis yatıyor. Sonraki yıllarda ise tamâmen bilimsel çalışmalara dönmesine izin veriliyor. Genel Türk târihinin en önemli ismi olduğu gibi, Şarkiyat alanında da çok önemli bir isim oluyor. Ayrıca İstanbul Üniversitesi bünyesinde çıkarılan İslâm Araştırmaları Mecmuâsının kurucu müdürlüğünü yapıyor. İlk sayıda yazdığına göre yetkin bir ilâhiyatçı çıktığı zamân Togan, görevi ona devredecekti. 1950'lerden öldüğü 1970'e kadar derginin müdürlüğünü yapıyor.
Bu arada Türk târihçiliğinin en önemli isimlerinden olan hocası, Hakas Türklerinden Katanov'un muhteşem kütüphânesini, Yusuf Akçura sâyesinde 1914'de İstanbul'a göndermişti. O eşsiz kütüphâne, 28 Şubat sürecinde İstanbul Üniversitesi rektörü Kemâl Alemdâroğlu tarafından eskicilere ve sahhaflara satılmıştı.
Sosyal bilimlerde Türklerin en önemli ismi, 55 yıl önce bugün öldü. Bize de anmak düştü..."
Not: Mezarına uğrayıp, bir duâ etmek ya da anmak isteyen varsa, Karacaahmed Mezârlığının Burhan Felek Spor Salonu kısmındaki kapısından girip, Şâkirin Câmii'nin yanında uzanan yolda, yaklaşık 600 metre yürümeleri gerekiyor. Yürürken, sağ tarafta kalıyor. Avrasya Tüneli kısmındaki kapıdan girilmesi durumunda ise önce yaklaşık 130 metre kadar yürümeleri ve sola sapıp, 120 metre daha yürümeleri gerekiyor.
İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn
Sevgili babam,
TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi, Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Ortadoğu ve Orta Asya Araştırmaları Enstitü Direktörü, İlahiyatçı Prof. Dr. Hilmi Demir vefat etmiştir.
Cenaze namazı 24 TEMMUZ(YARIN) cuma namazına müteakip Etimesgut - Ahimesut Söğüt Camii'nde kılındıktan sonra Elvanköy Mezarlığı'na defnedilecektir.
Rabbim mekânını cennet eylesin.
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli doğrultusunda müfredatta:
Haçlı Seferleri yerine Haçlı Saldırıları
Orta Asya yerine Türkistan
Ege Denizi yerine Adalar Denizi
Bizans yerine Doğu Roma
Tehcir Kanunu yerine Sevk ve İskan Kanunu
Ermeni Meselesi yerine Asılsız Ermeni İddiaları
👏👏👏
Anadolu çocuklarının hakkını yiyen, önünü kesen;
O fetöcü göt oğlanları ile uyuşturucu satıcısı puştlara ne oldu, buhar olup uçmadı ya.?
Senden, benden daha vatansever(!) takılıyorlar.!
Ruhun şad olsun #Sepetçioğlu
Eserlerinde yalnızca mücadeleyi, müdafaayı ve müdahaleyi değil; her hadisede "niçin" ile "nasıl" kadar "neçe"yi, işin ölçüsünü, nizamını ve kıvamını da öğrettin bana
Yüce Allah rahmetyle kuşatsın Mekanın cennet, ruhun şad olsun Toprak seni incitmsin
güneye doğru genişleme arayışını dengelemek olduğu unutulmamalıdır.
NATO üyesi olan Türkiye açısından, ittifakın içinde dahi kendisine yönelebilecek stratejik tehditler dikkate alındığında:
Zarlar henüz atılmış değildir; Rubicon ise geçilmez bir sınır değildir..
NATO'nun stratejik pusulasını Çin ya da İran üzerinden okumaya çalışmak, ittifakın kuruluş gerekçesini ve güvenlik refleksini göz ardı etmektir. Yetmiş yılı aşkın süredir değişmeyen ana tehdit algısı Rusya'nın Avrupa kıtasına yönelik askeri ve jeopolitik baskısıdır.
Bu noktada Rusya, Çin ve İran'ın yumuşak karnını oluşturan Türk Dünyası önümüzdeki dönemde yalnızca kültürel değil, jeopolitik ve jeoekonomik açıdan daha fazla değer kazanacaktır.
Birleşik Krallık'ın 19. yyıldaki Hindistan ve UzakDoğu politikalarının temelinde Çarlık Rusya'nın