@kahvebitmisti Lisede başarı belgesi almistim en yakın dediğim arkadaşım aman bi kağıt parçası ne sanki demisti aslında böyle insanların karşısında başarı elde etmiş olmak beni gururlandırdı 😂
Sera Kadıgil de şöyle seslendi:
“Gülistan Doku dosyasında izliyorsunuz. Çünkü bu ülkede bir erkek zenginse, bir erkek güçlüyse, bir erkek sırtını bir tarikata dayadıysa işlediği suçların cezası yok. Fatma Nur bunu biliyordu. Yok, çünkü arkamda işte yargılanıyor karar duruşması var. Öz babası Ayhan Şengüler isimli insan 6 senedir sürüyor bu dava, biliyor musunuz?
Bu kadın bir günde delirip onların dediği gibi sokaklara düşmedi. 6 sene adalet aradı. Polislere gitti, bakanlığa gitti. Bir gün tek bir tutuklama yapılmadı. Fatma Nur öldü, çocuğu da öldü. Mezarlıktalar şu anda. Onları o mezarlığa sokan Ayhan Şengüler hala tutuklu değil. Hala arkamdaki duruşma salonunda.
Ne Adalet Bakanı'nın ne aile bakanının bir ilgisi, bir bilgisi var. Adalet Bakanı'nın çok daha önemli işleri var çünkü televizyonlarda reklamları izleyip hiç kimsenin umurunda olmayan şeylere tepki veriyor. Çünkü gerçekten tepki vermesi gerekenlere tepki verecek yüzü yok.
Ve bugün biz buradayız. Arkamda bugün ölü bir çocuğun istismar davası görülüyor. Babası tarafından istismar edilmiş ölü bir çocuk. Eğer aile bakanı evde oturup reklam izlemek yerine işini yapmış olsaydı, hekimler bu kadında da kızında da derhal sağlık desteği ihtiyacı var cümlesini kurduktan sonra, 10 gün sonra apar topar tedbir çıkarıp onların evine baskına gitmiş olmasaydı, bunu zamanında yapmış olsaydı, Fatma Nur yanımızda olacaktı. İçeride, adliyede kızının istismar davasını takip ediyor olacaktı.
Şu an olmadı. Ama şunu çok iyi bilsinler ki Fatma Nur'un davası, tıpkı Gülistan'ın davası gibi, tıpkı adını bilip bilmediğimiz yüzlerce, binlerce hemcinsimiz gibi bize emanet. İkra'nın dosyası da bize emanet. Bu insanların ölümünde bir parça günahı, bir parça sorumluluğu olan herkes, bu arkamda gördüğünüz cesur kadınların direnişi ve ses çıkarmasıyla karşılaşmaya devam edecek.
Teşekkür ederiz burada olduğunuz için. Keşke Fatma Nur da burada olsaydı.”
Hakkari'de 11 yaşındaki bir kız çocuğu, köyündeki 3 kişinin TECAVÜZÜNE uğradı!
1- Esra’yı "sana acil bir şey söylememiz lazım, akşam ahıra gel" diyerek kandırıyorlar.
2- Esra akşam ahıra gittiğinde Esra’yı kaçırıp şiddet uygulayıp, tecavüz ediyorlar.
3- Tecavüzcüler, tecavüz ettikleri anları kayıt altına alıyor.
4- Esra’yı da birine söylerse kaydı yaymakla ve öldürmekle tehdit ediyorlar…
5- Tecavüzcüler, Esra’yı kayalıklardan aşağı atıyorlar. Oradan geçen arıcılar (biri kuzeni) Esra’yı bulup hastaneye götürüyor.
6- Esra olayı hastanede bir hemşireye anlatıyor, deliller toplanıyor. Bu 3 tecavüzcü tutuklanıyor.
Deliller:
- Esra’nın paramparça olmuş kıyafetleri
- Esra’yı sabah bulan arıcılar ve kuzeni
- Hastanede olayları anlattığı Ayşe hemşire
- HTS kayıtları (telefon sinyalleri)
- Baz istasyonu kayıtları (konum sinyalleri)
- Adli Tıp kontrolünde tecavüz ve meni bulgusu
- ESRA’NIN BEYANI
7- Tutuklanan 3 tecavüzcü 8 ay sonra adli tıp raporuyla “SERBEST” bırakılıyor.
Gerekçe:
- Adli Tıp Raporu’na göre tecavüz ve meni var fakat rapora “erkek DNA’sı kadın DNA’sına karıştığı için kimlik tespit edemiyoruz” yazılıyor ve serbest kalıyorlar.
8- Bunun üzerine zanlıların avukatının AKP il başkanı olduğu ortaya çıkıyor…
9- Esra artık aramızda değil, tecavüzcüler serbest bırakıldıktan 10 gün sonra intihar etti…
Tecavüzcülerin isimleri:
- Nihat Yılmaz
- Veysi Yılmaz
- Zahir Yılmaz
(Timur Soykan)
Metan gazından şehit olan ve ortalama 35 bin TL maaş alan askerlerimizi, yine ortalama 35 bin alan madenciler mağaradan çıkarmış. Onların ölmemesi için önlem alması gereken 200 bin lira maaşlı milletvekilleri de emekli maaşının 35 bin TL olması gerektiğine kahkaha attı bugün.
Çünkü bu ülkede sağlık personeli:
– Artçı sarsıntılardan etkilenmez,
– Ailesi için endişelenmez,
– Travma yaşamaz,
– Ve asla insan sayılmaz.
Yine en çok çalışan, yine en çok görmezden gelinen…
Yorulunca “görev bilinci”,
Konuşunca “sorumsuzluk” denilen meslek grubuyuz.
Bolu'da imam nikahıyla evlendirilen 11 yaşındaki kız çocuğunun sekiz aylık hamile olduğu ortaya çıktı.
Samsun'da otomobil çarptı diye koma halinde hastaneye getirilen 14 yaşındaki kız çocuğunun, imam nikahlı eşi tarafından odunla dövüldüğü, sonra da kaza süsü vermek için ++
Aybüke Pusat canımın içidir, rol arkadaşımdır. Tertemiz bir kalbi, şahane bir enerjisi, fedakâr bir arkadaşlığı vardır. Hem anayasal hem demokratik bir hak olan “Boykot”a destek için ifade özgürlüğünü kullanarak bir destek storysi atıyor sonra da (belli ki gelen baskılara dayanamayıp) kaldırıyor. Sonra da kamu kurumu olan herkese eşit mesafede olması gereken fakat birilerinin gasp ettiği babasının çiftliği gibi kullanıp sömürdüğü TRT’de oynadığı diziden çıkartılıyor.
Bu sistematik, otokratik baskıyı yıllardır yaşayan birisi olarak arkadaşıma uygulanan bu haksızlığa şaşırmıyorum ama bu vesile ile buna hala ufak da olsa şaşkınlıkla bakanlara, bilmiyorlarsa anlatmak, biliyorlarsa tekrar hatırlatmak isterim ki bu yıllardır yapılıyordu. Buna kendimden örnek vermek isterim.
Gezi Direnişi zamanı TRT’de baş rolünde oynadığım “BİR YASTIKTA” adlı dizinin 14. Bölümü’nde bir kaç arkadaşımla birlikte diziden çıkarıldım sonrasında kara listelere alındım. Sesimi çıkarttım ama duyuramadım. İşsiz kaldım, gelecek kaygısı yaşadım, üzüldüm, ama asla KORKMADIM. Barış Atay, Levent Üzümcü, M.Ali Alabora v.b arkadaşlarımla ve büyüklerimle “Ama onlar da çok konuşuyor… Ama onlar da çok sert çok marjinal denilerek dışlandık ve yalnız bırakıldık. Mehmet Ali dahasını da yaşayarak sürgüne gitti.
(Bu sitemde yakınımda olup bana destek olan, sayısı bir elin parmağını geçmeyen arkadaşlarım hariçtir. Onlara minnettarım.)
Şimdi şaşırıyorlar, nasıl olur diyorlar. Halkın tüm kamun kaynakları sanki yok edilmemiş, yağmalanmamış gibi davranıyorlar. Az da olsa aksak da olsa DEMOKRATİK HAKLARIMIZ iğdiş edilmemiş gibi yapıyorlar. LAİKLİK parçalanmamış, CUMHURİYET sanki şimdi tehlikeye girmiş gibi hayretleniyorlar.
Geçmişe dair özeleştiri verdiklerinde de -Ama çocuğum var- dediler sanki bizim yokmuş gibi.
-Ama korkuyorum- dediler sanki bizim korkmaya hakkımız yokmuş gibi.
-Ama ekmek parası- dediler sanki biz fayans yiyormuşuz gibi.
Vatan, Eşitlik, Özgürlük, Hak, Hukuk, Adalet dedik MARJİNAL olduk.
Bir meslek büyüğümüzün de dediği gibi -Hani biz MARJİNALDİK abi”
Son söz canım Aybüke’ye : Dün gece attığın story’i kaldırdığın için bir arkadaşımla konuşurken seni eleştirdim. Mesele bu hale geldiğinde eleştirim cılızlaşır, sözüme seni candan seven bir arkadaşın olarak tavsiyeyle devam etmem daha etik olur. Canımın içi biz çok çabaladık sesimizi duyurmak için bak seninki göklere ulaştı. Sadece biz değil koca bir halk gördü uğradığın haksızlığı. At o storyi KORKMA canım.
#AybükePusatYalnızDeğildir