Dünya gemisi üzerinde seyahat eden insanın, (Ben ahirete gitmem) demesi ahmakçadır. Bu gemi ahirete gitmektedir. Gitmemeye kudreti yeten varsa, aşağı insin!!!
🎬 Ortasöğütlü Çerkes Festivali kapsamında ilk kez izleyiciyle buluşan “21 MAYIS 1864 – SAMSUN” adlı kısa belgesel filmini sizlerle de paylaşalım.
Siz de izleyin, izlettirin...#Adiges#21Mayıs1864
Sayın Bakan @MahinurOzdemir, ben müsaadenizle size sorunları da çözümlerini de yazayım...
1) 1+1 80 m2 evde çocuk değil ancak kedi besleyebilirsiniz...
Bunun için BARINMA sorununu insana yakışır şekilde çözmeniz lazım önce, insanlar sizin gibi binlerce metrekare bakanlık binalarında yaşamıyorlar...
2) Şu anda EKONOMİ BERBAT...
2 genç aldığı maaş ile 20'li yaşlarda bırakın hayata atılmayı aile evinden çıkamıyor ne evlenmesi...
3) Kadın da erkek de aynı anda çalışmadan MÜMKÜN DEĞİL bırakın insan gibi geçinmeyi hayatta kalamazsınız...
Hayatta zor kalan insan da "AAA hükumet böyle istiyor" diye sizin hatırınıza çocuk yapmaz...
4) Evlilik kurumunu özendirmeniz lazım evlenen erkeğe haklı da olsa haksız da olsa MÜEBBET HAPİS cezası vermeniz değil...
5) Milli Eğitim diye bir kurum yok onun adı GÜNDÜZ BAKIM EVİ...
Eğitim sistemi rezalet, işsizliği gizlemek için gençler 25 yaşına kadar okullarda kalsın diye çabalıyorsunuz ama gemi karaya oturdu hatta su bile çekildi...
Şu an GERÇEK işsizlik rezaletinin farkında değilsiniz sanırım ( Şişirme TÜİK rakamlarından bahsetmiyorum)...
Bu şartlar altında insanlar çocuk yapmaz yapamaz...
6) Sokaklar, parklar, oyun alanları hiçbir yer güvenli değil...
İti kopuğu her anlamda cirit atıyor gelin akşam bir parkta oturalım bakalım tacize uğramanız kaç dakika sürecek...
Bu şart altında siz olsanız çocuk yapar mısınız...
7) Köyden kente değil kırsala göçü özendirmeniz lazım ki nüfus artsın, dünyanın hiçbir yerinde metropollerde nüfus artmaz bu bilimdir...
8) Çocuklara daha okulda toprağı, hayvancılığı, ziraati, meslek erbabı olmayı öğretmeniz ve sevdirmeniz lazım yoksa PLAZA KIZLARI ve OĞLANLARI ile anca TİKTOK çekersiniz...
Sonuç itibari ile bu sistem sizin eseriniz uzaylılar sebep olmadı bunlara...
Bu güne kadar ne yaptıysanız TAM TERSİNİ yapın ya da HİÇ ELLEMEYİN düzelir...
Ama lütfen YALVARIRIM TEDBİR ALMAYIN anamız ağladı...
1⃣-) Şimdi size X platformunda FETÖ'nün Atatürkçü taklidi yapan binlerce sahte hesapla nasıl bir etkileşim ağı kurduğunu ve Atatürkçü söylemlerle nasıl büyük algı operasyonları yürüttüğünü göstereceğim.
Benim tahminim, FETÖ'cülerin halk nezdinde hiç itibarı olmaması sebebiyle Türkiye'de bu operasyonları yürütebilmek için Atatürkçü bilinen gerçek kişilere ihtiyaç duymuşlar. Başta @KendineMuhabir @BRCNYLDRM_ @sokakkedisitv ve yurtdışına kaçan FETÖ itirafçısı @av_06_asgari olmak üzere çok sayıda Atatürkçü görünümlü fenomen bilerek ve isteyerek şu an FETÖ'nün kurduğu bu yapıya hizmet ediyor. Size bunun kanıtlarını da bu paylaşımda sunacağım. Öncelikle FETÖ'nün kurduğu bu korkunç büyüklükteki mekanizmayı biraz anlatmaya çalışayım.
2016 öncesinde FETÖ'nün elinde 600 bin Twitter hesabı olduğu biliniyor. 2016 sonrası yurtdışına kaçan ve bir kısmı ise hala ülkemizde ikamet eden çok sayıda örgüt üyesi için tek kurtuluş yolu, herkesin bildiği gibi iktidarın değişmesi. Bu sebeple sayısını bilemediğimiz kadar FETÖ üyesi, sosyal medyadaki bu yapıya gönüllü olarak hizmet ediyor. Özellikle son bir kaç yılda ellerindeki binlerce çok takipçili hesabı, Atatürkçü profillere dönüştürdüler. Son zamanlarda bütün algı operasyonlarının da Atatürkçülük üzerinden gerçekleşmesinin sebebi aslında bu. Sosyal medyada gördüğünüz Atatürkçü hesapların en az dörtte üçü aslında FETÖ'cüler tarafından yönetiliyor. En aşırıcı ve halkı provoke etmeye yönelik söylemleri de işte bu hesaplar yapıyor. Dahası CHP sosyal medya çalışmalarının da neredeyse tamamını bu yapı üzerinden yürütüyor. Kesin bir işbirliği söz konusu. (Onu ikinci seride anlatacağım)
Buyrun şimdi bu yapıyı incelemeye başlayalım.
Türkiye’nin Sessiz Devrimi: Baykar Nükleer Reaktör Üretiyor!
Dün Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın ağzından çıkan tek bir cümle, Türkiye’nin yakın geleceğini değiştirecek bir depremin ilk sarsıntısıydı:
“Baykar, 40 MW kapasiteli küçük modüler nükleer reaktör (SMR) prototipi üzerinde çalışıyor.”
Bu cümle, sosyal medyada birkaç saat içinde milyonlarca kez paylaşıldı. Kimisi “yine abartı” dedi, kimisi “hayal” dedi. Ama gerçek şu ki:
Türkiye, ilk kez özel sektör eliyle, kendi mühendislerinin tasarladığı bir nükleer reaktör geliştirmeye başladı. Ve bu reaktörün adı Baykar olacak.
Bu haber, sadece bir enerji projesi değil. Bu, Cumhuriyet tarihinin en büyük “bağımsızlık hamlesinden” biri.
Neden şimdi? Neden Baykar?
Türkiye 2024’te elektrik üretiminin %38’ini ithal doğalgazla yaptı. Her ay 5-6 milyar dolarlık doğalgaz faturası ödedik. Cari açığın en büyük kalemi hâlâ enerji. Akkuyu gibi dev santraller güzel ama 20 yılda ancak bir tane yapabiliyoruz ve Rus teknolojisiyle.
Baykar’ın geliştirdiği 40 MW’lık SMR ise bambaşka bir dünya.
Fabrikada üretilecek, tırla taşınacak, 3-4 yılda devreye girecek.
Bir Organize Sanayi Bölgesi’ne koyduğunuzda, o bölge artık doğalgaza muhtaç olmayacak.
Bir limana koyduğunuzda, gemileriniz aylarca yakıtsız dolaşabilecek.
Kızılelma’nın kanatlarına koyduğunuzda, “nükleer enerjili insansız savaş uçağı” diye bir kavram doğacak – dünyada henüz kimse yapamadı.
Evet, yanlış okumadınız. Baykar sadece İHA yapmıyor artık. Baykar, Türkiye’yi enerji kölesi olmaktan çıkarıp enerji silahı olan bir ülkeye dönüştürüyor.
Bir SMR’nin Türkiye’ye maliyeti ne olacak?
Bir tane 40 MW SMR, yılda yaklaşık 320 milyon metreküp doğalgaz ithalatını önleyecek. Bugünkü fiyatlarla bu, yıllık 400-450 milyon dolar demek.
100 tane SMR koyduğunuzda (ki Baykar’ın hedefi bu), sadece doğalgaz faturasından yılda 40-45 milyar dolar tasarruf ediyoruz.
40 milyar dolar ne demek biliyor musunuz?
2024’te savunma sanayii ihracatımız 5,5 milyar dolardı.
40 milyar dolar, her yıl 8 tane savunma sanayii ihracatı demek.
Veya 20 tane Akkuyu demek.
Veya 100 bin km bölünmüş yol demek.
Ama asıl bomba başka. Bu teknolojiyi ihraç edeceğiz.
2050’de dünya neye ihtiyaç duyacak?
Küresel SMR pazarı 2035’te 300 milyar dolar, 2050’de 1,5 trilyon dolar olacak (IAEA tahmini).
Bugün bu pazarda NuScale (ABD), Rolls-Royce (İngiltere), Rosatom (Rusya) var. Yarın dördüncü oyuncu “Baykar” olacak.
Bir düşünün, Katar çölde 100 tane Baykar SMR alıyor. Pakistan 50 tane. Endonezya adalarına dağıtıyor.
Türk mühendisi tasarlamış, Türk işçisi üretmiş, Türk bayrağı taşıyan reaktörler…
Bu, sadece para değil, jeopolitik güç demek.
“Ama nükleer tehlikeli değil mi?”
En çok duyduğumuz soru bu. Cevap basit: Baykar’ın geliştirdiği 4. nesil SMR’ler pasif güvenlik sistemine sahip. Elektrik kesilse bile kendi kendine soğuyor, erime riski sıfır.
Çernobil’in olduğu 2. nesil, Fukuşima’nın olduğu 3. nesil teknolojiler değil bunlar. Bugün ABD’de bile üniversitelerin kampüsüne SMR konuluyor.
Bu bir makine değil, bir manifesto
Baykar’ın nükleer reaktör projesi, Selçuk Bayraktar’ın 2023’te TEKNOFEST’te söylediği şu cümlesinin somut hali:
“Biz artık takip eden değil, yol açan ülke olacağız.”
O gün İHA/SİHA’da söylediler, yaptılar.
Bugün nükleer reaktörde söylüyorlar.
Yarın uzayda, yapay zekâda, kuantumda da söyleyecekler.
Türkiye, 100 yıl önce “muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkacağız” diye bir hedef koydu. O hedefe en yakın olduğumuz an, belki de tam şu andır.Çünkü bu kez hedefi devlet değil, bir avuç Türk genci koyuyor.
Paylaşın ki, Türkiye’nin sessiz devrimini herkes duysun.
🚨 Bilim dünyasında kanser tedavisinde şok eden gelişme:
LED ışıkları, hiçbir kemoterapi ve radyasyon olmadan, 30 dakikada kanser hücrelerinin %92’sini yok etti.
Yanındaki sağlıklı hücreler?
Tamamen sağlıklı ve zarar görmedi.
Her yıl 10 milyon insan, tek bir tümöre ulaşmak için tüm vücuda zarar verebilen kemoterapiye maruz kalıyor.
Saçlar dökülebiliyor.
Organlar zarar görebiliyor.
Bağışıklık zarar görebiliyor.
On yıllardır bu vahşi takası kabul etmek zorunda kaldık ama şu an bir şeyler değişmeye başlıyor gibi umarım çok hızlı gelişir:
Bilim insanları sonuca her gün daha da yaklaşıyor!
↳ LED ışık + kalay oksit nano-flakes
↳ 30 dakikada cilt kanseri hücrelerinin %92’si yok edildi
↳ Sağlıklı hücrelere sıfır hasar
↳ Maliyeti telefon şarj aletinden bile ucuz
En çarpıcı olan şu:
Bu yöntem milyar dolarlık lazer sistemleri gerektirmiyor.
Evdeki masa lambanızla aynı LED teknolojisi.
Kalay oksit nano-flakes minik güneş panelleri gibi davranıyor:
Işığı sadece kanser hücresinde ısıya çeviriyor.
Tümör ısınıp yok oluyor.
Vücut zarar görmüyor.
Su bazlı. Toksik çözücü yok.
Bugün ölçeklenebilir.
Bu neden oyunu değiştiriyor?
↳ Köy kliniklerinde bile kanser tedavileri
↳ Evde tedavi ihtimali
↳ Kanser ve yaşam kalitesi arasında seçim yapmak zorunda kalmamak
↳ Kuruşlarla hassas onkoloji
Çarpan Etkisi:
1 LED cihaz → acısız kurtarılan bir hayat
10 klinik → boşalan kemoterapi servisleri
100 ülke → kanser zulmünün sona ermesi
Küresel ölçek → kanseri zehirlemeden yenmek
Erken klinik bulgular, özellikle cilt, meme ve akciğer tümörlerinde inanılmaz sonuçlar gösteriyor.
Bu, onkolojide gerçek bir devrimin başlangıcı olabilir.
50 yıl boyunca hastaları iyileştirmek için onları neredeyse öldüren tedavileri mükemmelleştirdik.
Şimdi ise ışıkla iyileştirmeyi öğreniyoruz.
📄 Araştırma:
Jean Anne Incorvia et al.
“SnOx Nanoflakes as Enhanced Near-Infrared Photothermal Therapy Agents”
ACS Nano (2025)
♻️ Paylaş, insanlar yeni kanser tedavilerini öğrensin.
#WinterHasComeToGaza
Gazzeyi gündemden düşürmeyi başardılar. İtrail istediği zaman ateşkesi bozuyor,yardım girişlerine izin vermiyor. Garantör ülkeler ne yapıyor? Biz ne yapıyoruz? Müslümanlar ne zaman birleşip bu katliamın hesabını soracak?😠
Esselâmu Aleyküm ey davanın neferleri…
Ey nice zorlukta sabırla direnenler, ey sayılardan değil sadakatten güç alanlar…
Bu satırlar size; sayıların değil, imanların konuştuğu o kutsal ırmaktan yazıldı.
Zaman değişti, ama Talut’un nehri hâlâ akıyor…
Ve biz, o suyun başında yine sınanıyoruz.
Kur’an’da Talut, ordusuyla Calut’a yürüdü.
Ama yolda bir nehir çıktı karşılarına.
Emir açıktı:
“Kim ondan içerse, benden değildir.”
Ve o gün, ordunun üçte ikisi elendi.
Susuzluktan değil; sabırsızlıktan…
Dava değil, rahat seçildi.
Bugün de sosyal medyada, meydan aynı.
Bir kısmı suya koşar gibi destekten kaçar,
bir kısmı paylaşmaktan korkar,
bir kısmı “yeter ki adım karışmasın” der…
Oysa zafer, hep o kalan azınlığa yazıldı.
Bir dava sadece “beğeni” ile yürümez.
Gerçek mücadele; paylaşmak, sahip çıkmak, ses olmakla olur.
Bugün kim Talut’un safında kalırsa,
yarın Calut’un karşısında dimdik durur.
Bugün destek vermek;
bir gönderiyi paylaşmak, bir kardeşin sesini duyurmak, bir mazlumun duasına omuz olmaktır.
Nehrin başındayız dostum…
İçmek mi, geçmek mi?
Tercih zamanı.
Biz eksilsek de davamız eksilmez.
Biz yorulsak da Talut’un izinde yürüyenler vardır.
Ve unutma:
Her çağda bir Calut vardır,
ama her çağda onu yenecek az da olsa bir topluluk da vardır.
Bu yazıyı gören her kardeşim,
bugün paylaşıyorsa —o “az”ın içindedir.
Sessiz kalanlar çok olur,
ama Allah hep “azın yanında”dır.