🔴 Fatih Altaylı'dan Melik Gökçek'e sert sözler:
"80 yaşına merdiven dayadınız, bir yılı aşkın bir süredir hapishanede tutulan birinin eşine dil uzatırken bir nebze olsun utanmadınız mı! Bir katre olsun vicdanınız sızlamadı mı!
Ya siz Nevin Gökçek, en azından siz kocanıza “Terbiyesizlik yapma, çok ayıp. Yakışıyor mu bu yaptığın?” demediniz mi!
Ya da belki de siz kendisine haddini bildirdiğiniz için paylaşımını sildi. Eğer öyle ise ağzınıza sağlık.
Ankara’nın eski belediye başkanının yaptığı “terbiyesizce hareketten” herhalde haberiniz var. İBB’nin tutuklu başkanı Ekrem İmamoğlu’nun eşi Dilek İmamoğlu’nun denize girerken bir fotoğrafını yayınlayıp, “Bilin bakalım, Bodrum’da keyif yapan bu hanımefendi kim?” diye sordu.
O kadar çok tepki aldı, o kadar çok küfür, hakaret yedi ki paylaşımını silmek zorunda kaldı.
Ben de bu beye, bir tutuklunun bu konulardaki fikrini ve hissiyatını anlatayım.
Anlamaz ama denemekte beis yok.
Dışarıdaki sevdikleriniz ne kadar keyifli ve mutlu ise, siz içeride o kadar mutlu ve keyifli oluyorsunuz. Onlar geziyorsa, siz kendiniz gezmiş gibi seviniyorsunuz, onlar tatile giderse siz tatile gitmiş kadar neşeli oluyorsunuz.
Melih Gökçek pek anlamaz ama insani durum aynen böyle tezahür ediyor.
Sevdiğiniz insanların dışarıdaki ruh hali, sizin içerideki ruh haliniz oluyor.
Bu yüzden de bana sorarsanız eşinin denize girmesi Ekrem İmamoğlu’nu mutlu etmiştir.
Bir gün Türkiye’ye gerçek adalet gelip içeri atıldığı gün, Melih Gökçek de ne demek istediğimi anlayacaktır.
O gün, onun için de benzer bir şey söylenirse eğer, onun eşini savunan da yine biz oluruz, kimse merak etmesin!"
Tek kişi kalsam da, ihanet kol geziyor olsa da, Cumhuriyetten, kurucu ideolojiden, Atatürk’ten ve Türk ulus kimliğinden vazgeçmem.
“Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir.”
PKK'nın, Türk askerinin kanını ilk kez döktüğü Eruh ve Şemdinli baskınlarını kutlamak amacıyla havai fişek atıyorlar.
İşte Türk milletine “Barış” diye pazarlanan yalan bu.
11 yıl ve 3 yıl önce yaptığı iki ayrı konuşmada “Bu iktidar değişecek”diyen, 40 yıl Türk devleti ve milletine hizmet etmiş bir amiral tutuklandı.
İstanbul’da çoluk çocuk 12 kişiyi yakarak şehit eden PKK’lı ise pişman değiliz diyerek meydanlarda nutuk atıyor ve halkı kin ve düşmanlığa tahrikten tutuklanmıyor.
Bu düşman ceza hukukudur! Bu hukuk anlayışı iktidara muhalif olanları ikinci sınıf yurttaş olarak gören bir hukuk anlayışıdır. @zaferpartisi@zpgencresmi
İşte sonuç. Bu edepsizler yarın ilk terör eylemi gününü resmi tatil/bölgesel bayram ilan edelim derlerse hiç şaşırmayalım. Çünkü başlatılan süreç çok uluslu bir Yugoslavya modeline gidişi hedefliyor. Ve sonra parçalanmayı.
Olmaz öyle şey diyenler.. kendinize sorun, 3 sene önce Bahçeli’nin Öcalan için kurucu önder diyeceğini, Sıtkı Süreyya Önder’in fotoğrafını seveceğini söyleselerdi ne derdiniz? İnanır mıydınız? @zaferpartisi
Şamil efendi!
Öyle uzaktan sallayıp kaçamazsın.
Ben her sözümün ve kararımın arkasındayım.
Sen ve yaranmaya çalıştıkların gibi fırıldak değilim.
Hangi kanalda istersen canlı yayında sen bildiklerini ( bilmeden salladıklarını da) söyle, ben belgeleri ve tanıkları ile gerçeği göstereceğim.
2004 ten beri üstü katman katman örtülen gerçekleri duymak yarandıklarının işine gelmeyecek ama,en azından sen ve senin gibi yaranmacı borazanın ipliğini pazara çıkarmış oluruz.
Var mısın?
Yiyor mu?
Süleymancılar bu kadar kirli de 86 milyonun önünde yumruk yumruğa miras kavgası yapan Menzil tarikatı çok mu temiz? Konu şaibeli servet meselesiyle Menzil’e niçin operasyon yapılmadı, yapılmıyor?
Dün akşam Mardin ve Mersin’de, PKK’nın ilk askerimizi şehit ettiği gün olan 15 Ağustos 1984’teki Eruh ve Şemdinli baskınları havai fişeklerle kutlandı.
Barış mı? İşte size barış.
RUS YAZAR ANTON ÇEHOV’UN HİKAYESİ;
Rusya’nın ücra bir köyünde, rayların vidalarını sökerken yakalanan bir köylü sorgu odasındaydı.
Müfettiş: "Binlerce insanın canına kastettiğinin farkında mısın? Neden söküyorsun o vidaları?"
Köylü:"Sadece bir vida beyim... Oltama ağırlık yapması için lazım. Ben kimseye zarar vermem. Hem tüm köy böyle yapar; bir vidayı sökeriz, birini bırakırız. Fizik dersinde öğrendik, yük dağılır, tren devrilmez."
Müfettiş: "Delilik bu! Muhtar görmüyor mu bunu?"
Köylü: "Görmez olur mu? Karakolun ve kendi evinin kilitlerini bile bu vidalardan yaptırdı. Bedava sonuçta..."
Müfettiş: "Peki ya maaşınızı artırsak? Vazgeçer misiniz bu hırsızlıktan?"
Köylü: "Mesele para değil beyim, mesele alışkanlık. Adaleti ve ahlakı çocukken öğretmezseniz; büyüdüğümüzde cebimiz para görse de biz o vidaları sökmeye devam ederiz."
Müfettiş, bu cehaletten dehşete düşerek raporunu yazmak üzere başkente giden trene bindi. Camdan dışarıyı izlerken kendi kendine mırıldandı: "Bu sefalet bir gün felakete yol açacak..."
Tam o sırada ray kenarında elinde iki tane vida tutan küçük bir çocuk gördü. Çocuk gülümseyerek el sallıyordu. Müfettiş dehşetle bağırdı: "Treni durdurun!" Ama çok geçti. Kulakları sağır eden o metal çatırtısı duyuldu.
Çocuk ne fizik biliyordu ne de "bir söküp bir bırakma" kuralını. O sadece büyüklerinden gördüğünü yapmıştı; ama yan yana iki vidayı birden sökmüştü. Tren devrildi. Cehaletin ektiği tohum, adaletsizliğin suladığı toprakta dev bir felaket olarak biçilmişti.
Suç veya suçlu kim?
Asıl suçlu kim mi?
Cehaleti normalleştiren toplum,
Çıkarı ahlakın önüne koyan düzen,
“Bir şey olmaz” kültürü,
Ve yanlışa sessiz kalan herkes.
Çünkü bazı toplumlar bir anda çökmez.
Önce vidaları gevşer.