Bir kadeh rakı söylerim kendime
Bir kadeh rakı daha söylerim kendime
-Söyle be! Ne zamandır burda bu gemi
-Denizin değil hüznün üstünde.
Belki yarın gidecek
Bir anı gelecek bir başka anının yerine.
İnsan bazen ağlamaz mı bakıp bakıp kendine.”
#EdipCansever
Timur Soykan giydiriyor Kayyumdaroğlu'na.!
"Belediyeleri inceleyecekler miş. FETÖ açısından da inceleyeceklermiş.
Yav sen nesin?
Polis misin savcı mısın hakim misin yargı mısın? AKP yargısıyla el ele verip mi yapacaksın.?
Evet öyle yapacak..Görevi bu"
İmamoğlu’nun bu sabah yaşadığı şeyin adı nedir?
Silivri’den Kartal’daki duruşmaya götürülüyor.
Yolun ortasında “araç bozuldu” deniyor.
Tuvalet ihtiyacına bile izin verilmiyor.
Sonra aynı arızalı araçla geri dönüldüğü söyleniyor.
Yahu araç bozuksa 60 kilometre nasıl geri dönüyor?
Başka araç varsa neden Kartal’a devam edilmiyor?
Bu çağda cezaevi aracı yolda kalıyor, tutuklu siyasetçi duruşmasına götürülemiyor; biz de buna tesadüf mü diyeceğiz?
Bence mesele araç arızası değil.
Mesele İmamoğlu’nun mahkemeye gelişinde oluşabilecek görüntüden, kalabalıktan ve siyasi etkiden duyulan korku.
Hukuk böyle işlemez.
Bu, yargılama değil; eziyet ve gözdağıdır.
#imamoğlu #siyaset #chp #akp #erdoğan
Türkü okuduğu zaman halkla yek vücut olduğunu belirten Ali Ekber Çiçek, “Okuyan da ben dinleyen de ben, kendimi bu huzur içerisinde hissediyorum.” diyor.
https://t.co/zLN6O9KB2I
#AliEkberÇiçek#HayırlıCumalar
Kılıçdaroğlu hakkımda suç duyurusunda bulunmuş. Haber kaynağımı basın etiği gereği açıklamayacağım. Umarım Silivri Cezaevi’nde tutuklu Belediye Başkanı Kılıçdaroğlu’nun teklifini açıklayacaktır. Haberin doğruluğundan şüphem yok. https://t.co/kCjhan1Rjy
Timur Soykan: “Çok önemli bir belediye başkanını Kemal Kılıçdaroğlu ziyaret ediyor. Kılıçdaroğlu bu kişiye 'itirafçı ol, İBB davasını büyüt' diyor. O belediye başkanı ve yakınlarının onayını almadığım için ismini açıklayamıyorum."
"-Ne yazacaktın duvara?
-Haziranda Ölmek Zor.
-Hasan Hüseyin'in şiiri. Nazım Hikmet'in ölümü için yazdığı şiir.
-Sadece Nazım Hikmet değil, Orhan Kemal ve Ahmed Arif için de yazmış, üçü de Haziran'da ölmüşler."
🌱 Çemberimde Gül Oya
Gezi Direnişi sırasında TEM Otoyolu’nda yürüyüş yapanların arasına dalan bir aracın çarpması sonucu henüz 20 yaşındayken hayatını kaybeden Mehmet Ayvalıtaş'ı saygıyla anıyoruz.
Bu cinayet kayıtlara "kaza" diye geçirildi, savcı tanıkları dinlemeden ve MOBESE kayıtlarını izlemeden bir iddianame hazırladı.
Mehmet Ayvalıtaş'ı katledenler tüm yargı süreci boyunca tutuklanmadılar ve hiçbir ceza almadan beraat ettiler.
Alevilerin, dillerine persenk ettiği on iki imamlar nasıl öldüler, ve kimdiler?
1. İmam Ali, camide namaz kılarken kölesi tarafından öldürüldü.
2. İmam Hasan, 18. Eşi Cude tarafında öldürüldü.
3. İmam Hüseyin, İktidar uğruna Yezit tarafından öldürüldü.
4. İmam Zeynel Abidin, 35 yıl medine de cami imamlığı yaptı Medine valisi tarafından zehirletilerek öldü.
5. İmam Muhammed Bakır, 20 yıl camide imamlık yaptı amcası tarafından öldürüldü.
6. İmam Caferi Sadık, 34 yıl camide imamlık yaptı. Mansur tarafından öldürüldü.
7. İmam Musa Kazım, 35 yıl cami de imamlık yaptı. Musa Kazım hacca giderken Medine'ye uğradığında, Harun'un emriyle İmamı Mescid-ün Nebi'de namaz kılarken yakaladılar. Bağdat’ta götürdüler hapse attılar cezaevinde öldü.
8. İmam Ali Rıza, Harun’un ölümünden sonra Medine de 20 yıl cami de imamlık yaptı Harun’un oğlu Memun tarafından zehirletildi.
9. İmam Muhammed Taki, babasının katili memunla hareket etti. Memun kızı ile evlendi. Eşi mutasım tarafından zehirletildi.
10. İmam Ali Naki, Medine de büyüdü camide vaaz veriyordu Kızı mutez tarafından zehirletildi niçin ?.
11. İmam Hasan Askeri, Irakta cami de imamlık yapıyordu. Salgın bir hastalığa yakalandı öldü
12. İmam Muhammed Mehti, daha 5 yaşında iken babası İmam Hasan Askeri ile birlikte yakalandığı hastalık sonucu öldü.
On iki imamlar yaşamları boyunca hiç camiden çıkmadılar.
Beş vakit namaz kılıyorlardı. 30 gün ramazan orucunu tutuyorlardı. Hacca gittiler. Camide imamlık yaptılar. Camide vaaz verdiler. Şeriatı savundular. Şeriatın yayılmasında büyük pay sahibi oldular.
On iki imamlar; Alevi inancı hakkında en ufak bir bilgi sahibi olmadılar.
"4 Kapı 40 Makam" öğretisinin yanından bile geçmediler.
Cemevi hiç görmediler. Müsahip tutmadılar. Eline saz almadılar. Deyiş söylemediler. Semah dönmediler. Eline, Diline, Beline sahip olmadılar. Kadına asla değer vermediler. Her biri ondan fazla evlilik yaptı. İmam Hasan 36 kez evlendi. Kadına saygı göstermediler. Kadınlara şeytan gözüyle baktılar.
Şeriatı savunmayanlara yaşama hakkı tanımadılar. İktidar uğruna çok cana kıydılar.
Alevi inancının varlığında bile haberi olmayan on iki cami imamı için oruç tutmak Hak mı?
Osmanlılar asimilasyonun önemli bir parçası olarak, on iki imamları, Alevi yolun takipçileri gibi gösterdiler. Şiilere ait on iki imam orucunu bir taktikle Alevilere mal ederek Alevileri İslam’ın içine çekerek Müslümanlaştırmaya çalıştılar. Ve başarılı da oldular.
Aleviler 1500 yıllarında Osmanlı zulmünden kurtulmak için çıkış yolu aradılar. İran ile Osmanlılar savaş halindeydiler. Aleviler barbar Osmanlılardan kurtulmak için İran'ı Şah İsmail’i desteklediler. Amaç Osmanlılardan kurtulmaktı. Şah İsmail harekâtı Yavuz Selim güçlerine karşı başarısız oldu. Aleviler Şah İsmail’i desteklediği için çoluk-çocuk demeden kılıçtan geçirildi. Alevilerin Şiilerle inanç bazından asla ortak yanları yoktur. 1700 Yıllarından sonra katliamlarda sağ kurtulan Aleviler zoraki İslam’ı benimsemek zorunda kaldılar. 30 gün oruç tutan on iki imamlar adına oruç tutmak 1700’lerden sonra Alevilerin gündemine getirilmiştir. Ve bu yolla milyonlarca Alevi Müslümanlaştırıldı. Asimilasyona hizmet eden her türlü zihniyetin karşısındayız.
“On iki imam orucu haktır” diyenlere sormak lazım. Pirlerimiz Hallac-ı Mansur, Hünkar Bektaş Veli, Yunus Emre, Taptık Emre, Baba İshak, Börtlüce Mustafa, Tornak Kemal, Şeyh Bedrettin, Şah Kulu, Nur Halife, Şeyh Celal, Baba Zün'nü, Kalender Çelebi, ve Pir Sultan Abdal on iki imam orucunu tutmadılar. Alevilikte on iki imam orucu diye bir oruç yoktur. Alevilerde imam olmaz. Alevilikte Pir, Murşit vardır. On iki cami imamı için oruç tutmak kendi değerlerine yabancılaşmaktır. Değerlerine yabancılaşan kendi kökleri üzerinde yükselmeyen Aleviler, bu güzel inancı yarınlara taşıyamazlar.
Kendi kültürü olan Işık, Doğa, İnsan sevgisi yerine Arap barbarlığına saplanan Alevilik iflah olabilir mi? İflah olması da beklenilemez. Tarih Alevilerden bir kez daha tekerrür istiyor. Bilge insanlarımızın yarattığı doğa ve insan eksenli Alevi inancını çölleştirmek isteyenlere karşı canı pahasına direnen, Pirlerimiz Hallac-ı Mansur, Baba ilyas, İshak, Börklüce Mustafa, Torlak Kemal, Şeyh Bedrettin, Pir Şah Kulu, Nur Ali Halife, Şeyh Celal, Baba Zün'nü, Kalenderi- Hayderi, Nesimi, Pir Sultan Abdal, gibi benzeri çıkışlarla yeniden dirilişler yaratarak, inancımıza sahip çıkmalıyız…
On iki imam orucu hak değildir. On iki imam orucu asimilasyona ivme kazandırıyor. Alevilerin orucu Hızır orucudur.
Barış Aydın
ethem sarısülük, 13 yıl önce bugün ankara'da 4,8 metre mesafede polis ahmet şahbaz tarafından hedef gözetilerek başından vuruldu, 12 haziran'da ise yaşamını yitirdi.
katil polis şahbaz aynı güne ait bir video kaydında gururlanarak, “çektim sıktım üç tane” diyordu. devlet her zamanki gibi “kurşun atıp kurşun yiyen” katillerine kol kanat gerdi, yargılamalarda tanınmamak için şahbaz'ın başına peruk geçirdi ve sadece 14 ay tutuklu kaldı. ethem'in canına karşılık 15 bin 200 lira para cezası verildi, anayasa mahkemesi bunu orantılı buldu. bu para şahbaz’ın, üç aylık maaşına denk geliyordu.
(ethem'in olduğu bu videoya her denk geldiğimde içim eziliyor. şarkıdaki gibi yaz gelmiş, bahar gelmiş, bir gülüş asılı kalmış öyle orta yerde yapayalnız. toprağında, bağrında güller açsın kardeşim.)
Bir insanı sevmeyebilirsiniz, eleştirebilirsiniz, protesto edebilirsiniz. Ama bir mekanda oturan birine “Kalk git, seni burada istemiyoruz” deme hakkını nereden buluyorsunuz? Size mi saldırdı, sizi mi tehdit etti? Kendi halinde oturan birini zorla göndermek düpedüz zorbalık.
dün gece gittiğim mekanda bir kadın arkadaşım bana gelip "ozan güven burada, napalım?" diye sordu.
ben önce mehmet aslantuğ ve bir kadın arkadaşıyla oturduğu masasına yeltendim ama tuvalete gitti. masasına geri dönüp mehmet aslantuğ'a fail ozan güven'i ve hatta onun arkadaşı olan kendisini de güvenli alanlarımızda istemediğimizi, oradaki şiddet mağduru kadınları varlığının tetiklediğini ve toplumsal olarak cezalandırmak istediğimizi söyledim.
fakat bunun üzerine mehmet aslantuğ "yaw abartmayın, çocuklar, tadımızı kaçırmayın" gibi son derece geçiştirmeye yönelik sözler sarf etti.
kendilerinin bu çabasının nafile olduğunu, zaten apaçık bir faille aynı masayı paylaşmanın kendisinin sözünü tamamen değersiz kıldığını, eğer arkadaşını alıp gitmezse mekandan kovulacaklarını söyledim.
bunun üzerine "siz burda yetkili birisi misiniz?" dedi :) dedim ki sokaklarda gayet yetkiliyiz kadınlar olarak, mekanın da sahibiyiz.
yanlarından ayrıldım. fail güven geldi ve onunla konuşmaya başladı. fakat tabi ki yerinden hareket etmedi.
yeniden yanlarında gidip bu kez ozan güven ve yanındaki kadına mekanı terk etmemeleri halinde protesto edileceklerini söyledim. kendisi son derece özgüvenli bir halde önce rest çekti, sonra da "fotoşop hepsi" falan diye tuhaf şeyler geveledi :)
kendisine aynı zamanda avukat olduğumu, dosyaya da gayet hakim olduğumu ve bir yargı dosyası olmasa dahi inandığımız/ gördüğümüz şeyin deniz bulutsuz'un hali ve beyanı olduğunu belirttim.
çıkmaları için son kez uyardım.
en ufak bir hareketlilik olmayınca da mekandakilere seslenerek aramızda bir şiddet faili olduğunu ve onu burada barındıramayacağımızı söyledim.
mekanda protesto alkışları ve sloganları yükselmeye başladı. bu sırada mekan işletmesiyle de dışarı çıkarmaları yönünde konuştuk. çıkmayı reddettiğini, kapı kontrolünde bir şekilde gözden kaçtığını ve ona servis yapmayacaklarını iletti.
yaklaşık 1 saatin sonunda kendileri sloganlarla dışarı çıkmak zorunda kaldı fakat bu süreçte arkadaşı mehmet aslantuğ sık sık yanımıza gelerek "itidal" çağrısında bulundu ve "hukuken cezasını ödüyor" gibi şeyler söylemeye devam etti.
kendisinin örgütlendiği siyasi partiden ve oluşturmaya çalıştığı politik kimlikten söz ederek nasıl büyük bir yanlış içerisinde olduğunu anlatmaya devam ettik. buna rağmen arkadaşını alıp gidemedi.
aşağıda birtakım görüntüler mevcut, dahası da olursa gelir. herkesin de ellerine sağlık.