Dünyanın zirvesinde ay yıldız var!..
2026 FIVB Milletler Ligi şampiyonu olan Filenin Sultanları’nı tebrik ediyorum.
Ay yıldızlı bayrağımızı dünyanın zirvesinde dalgalandıran sporcularımıza, teknik heyetimize ve emeği geçen herkese teşekkürler.
Cephede kazanılan zaferler, masada milletin hakkını savunacak bir iradeyle tamamlanır.
Lozan Barış Antlaşması; milletimizin istiklal mücadelesinin diplomasiyle taçlandığı tarihî bir belgedir.
Bu büyük mücadelenin bütün kahramanlarını rahmet, minnet ve saygıyla yâd ediyor; bağımsızlığımızı ve millî egemenliğimizi sonsuza kadar koruma kararlılığımızı bir kez daha ifade ediyorum.
Anahtar Parti Lideri Yavuz Ağıralioğlu, Kızılay’da hak mücadelesi veren er gazileri ziyaret etti:
“Ben, sizin hak için mücadele ettiğiniz; siz mücadele ederken sizi öldüren alçakların miting yaptığı bir ülkede konuşuyorum.”
Rifat Hisarcıklıoğlu da sonunda konuştu!
Bu; esnafın ve iş dünyasının içinde bulunduğu tablonun ne kadar ağırlaştığını gösteriyor.
Bir liralık yatırıma karşılık 5.5 lira faize kaynak ayıran bir anlayışla ne üretim büyür ne de ekonomi…
Devlet ahbapla yönetilmez!..
Devlet; liyakatle, adaletle ve hesap verebilirlikle yönetilir.
Ahbap-çavuş ilişkilerini değil devlet ciddiyetini tercih etseydiniz; bugün bu tabloyu konuşmuyor olacaktık...
Anahtar Parti Genel Başkanı Sayın Yavuz AĞIRALİOĞLU;
BİR TEK VATANDAŞIMIZI BİLE GÖRMEZDEN GELEMEYİZ
Kamuda kadro bekleyen 138 bin taşeron işçimizin sesini duyuyoruz. Aynı işi yapıp farklı muamele görmek, aynı yükü taşıyıp aynı hakkı alamamak adalet değildir.
Devlet; vatandaşları arasında imtiyaz değil, eşitlik tesis etmek zorundadır. Eşit işe eşit ücret, hakkaniyetin de devlet ciddiyetinin de gereğidir.
Taşeron işçilerimizden emeklilikte kademe bekleyenlere, prim mağduriyetlerinden hakkını arayan bütün vatandaşlarımıza kadar herkesin meselesi bizim meselemizdir. Plansızlığın bedelini millete ödeten değil, adaleti ve liyakati esas alan bir yönetim anlayışını inşa edeceğiz.
Hiç kimse kendisini bu devletin kapısında unutulmuş hissetmeyecek. Devlet, milletin hakkını teslim ettiği ölçüde güçlüdür.
#AnahtarParti #YavuzAğıralioğlu #EşitİşeEşitÜcret #TaşeronİşçilereKadro #AslolanTürkiyedir
@anahtarparti@yavuzagiraliog@APartiSimo@KamuKatib@kamudataseron@kamutaseronlari@IcyerMerye96984@KamuTaseron@KIscileri1817
''HİSARCIKLIOĞLU BİLE KONUŞTUYSA DURUM VAHİM DEMEKTİR''
Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu:
Rifat Hisarcıklıoğlu sonunda konuşabildi.
Yani bu tecrübe ettiğiniz sistem neyse, aslında esnafın derdine, yıllardır çektiği dertlere konuşmak zorunda olan biri sonunda konuşabildi.
Rifat Bey konuşabildiğine göre anlayın mesele ne kadar vahim hal aldı.
Normalde bunlar böyle hani 'Kanal A'yı seyredip, memleket her şey güzel, güllük gülistanlık' falan kıvamında süreci yönetmeyi tercih ediyorlardı. Artık o bile dayanamadı. Niye? Çünkü açıklandı rakamlar.
Efendim, yatırıma ayırmışsınız 267 milyar, 5,5 katını faiz ödemişsiniz. 1 liralık yatırıma 5,5 kat faiz ödemişsiniz. Gördünüz mü nasıl?
Faiz lobilerine imkân buluyorsunuz, faize para buluyorsunuz; esnafınıza, iş adamınıza para bulamıyorsunuz."
Kaliteden ödün vermeden üretmek için elimden gelen her türlü gayreti gösterdiğim her derde deva organik keven, kekik, çiçek ballarımız 10-15 güne satışa hazır hale gelecektir. #balterra#Ihlara vadisi
Beğenmeyen para vermesin😍🧿♥️🐝
#SONDAKİKA
Yavuz Ağıralioğlu’nun bir vatandaşla gerçekleştirdiği sohbet sırasında yaşanan diyalog dikkat çekti.
Vatandaşın, “Allah aşkına ittifakta olmayın, umut olun yeter” sözleri üzerine Ağıralioğlu’nun verdiği yanıt gündem oldu.
Ağıralioğlu, vatandaşın çağrısına, “Müstakil kalacağız” sözleriyle karşılık verdi.
#SONDAKİKA
Sosyal Medyada Rekor İlgi: Ağıralioğlu’nun İzmir Videosu Gündeme Oturdu
İzmir ziyaretine ilişkin görüntülerin yer aldığı videoda Ağıralioğlu’nun vatandaşlarla buluşmaları, esnaf ziyaretleri ve yoğun ilgi gören programlarından kesitler yer aldı. Sosyal medya kullanıcıları tarafından binlerce kez paylaşılan video, farklı platformlarda da geniş yankı uyandırdı.
Siyasi iletişim açısından dikkat çeken çalışmanın özellikle genç kullanıcılar arasında hızla yayılması, Ağıralioğlu’nun dijital alandaki görünürlüğünü artırdı.
Destekçileri videoyu “sahadaki enerjinin yansıması” olarak değerlendirirken, paylaşım kısa sürede günün en çok konuşulan içerikleri arasına girdi.
Biz devleti tutacağız.
Millet bizi tutacak.
Biz hukuku tutacağız.
Adalet bekleyenler bizi tutacak.
Biz çiftçinin elinden tutacağız.
Biz şehitlerin emanetini tutacağız.
Millet bizi tutacak.
Çünkü bu hareket neyi tutacağını bilenlerin hareketidir.
Ve millet, doğru yerde duranları tutar.
İsrail’in Orta Doğu’daki varlığını kalıcı hâle getirmek ve güvenliğini tahkim etmek amacıyla bölgesel güvenlik mimarisini yeniden şekillendiren İbrahim Anlaşmaları, yalnızca diplomatik normalleşme süreci gibi gösterilmek istense de aynı zamanda jeopolitik pazarlıkların da zemini olacaktır. İbrahim Anlaşmalarını imzalamak, İsrail tarafından yıllardır sistematik biçimde zulme maruz bırakılan ve soykırıma uğrayan Filistin halkının haklı davasının üzerine son toprağı atmak demektir.
Daha önceki yazılarımda da belirttiğim üzere Türkiye, küresel Siyonizm tehdidine karşı Pakistan’ı da içine alan; Türkistan, Orta Doğu ve Afrika ülkelerinden oluşacak askerî, ekonomik ve teknolojik bir birlikteliğe liderlik etmek durumundadır. Türkiye bu hedefte farklı coğrafyalarda etkinliğini artırarak önemli adımlar atmaktadır. Böyle bir birliktelik, hem küresel ölçekte haklı bir dava için hem de ulusların gelecekteki varlığını tehdit eden hastalıklı bir düşünceye karşı verilecek varoluş mücadelesi açısından elzemdir. Bu süreçte yalnızca Arap ülkelerinin değil, ilerleyen dönemde herhangi bir tehdit unsuru oluşturmamaları adına, hâlihazırda İsrail ile diplomatik ilişkileri bulunan Kazakistan gibi Türki Cumhuriyetlerinin de sembolik olarak anlaşmaya dâhil edilmesi hedeflenebilir. Bunun temel amacı Türkiye’yi bölgesel anlamda kuşatmaktır.
Körfez ülkeleri ve Bilâdüşşam coğrafyası için emsal teşkil edebilecek en önemli gelişme ise Suudi Arabistan’ın İbrahim Anlaşmaları’na katılım sürecidir. Uzun süredir iki devletli çözüm olmadan bu anlaşmalara sıcak bakmayan Suudi Arabistan’ın tavrı, son dönemde patlak veren İran-İsrail savaş sürecinde Körfez ülkelerinin İran tarafından hedef alınması ve ABD’nin baskıları nedeniyle değişebilir. Nitekim Trump’ın, “Eğer ABD ile İran anlaşırsa; Türkiye, Pakistan, Mısır, Ürdün ve Katar da İsrail ile anlaşarak İbrahim Anlaşmaları’nı imzalamak zorundadır.” şeklindeki açıklaması bu baskının en somut cümlesidir.
Amerika’nın bölgedeki tek ve en önemli hedefi İsrail’in güvenliğidir bu amaç doğrultusunda ülkelerin sınırlarının yeniden çizilebilmesi de dahil olmak üzere her şeyi göze almaktadır. İbrahim Anlaşmalarını imzalamasına karşılık Fas’ın Batı Sahra’daki egemenliğini tanıması bunun bir örneğidir. Benzer şekilde, Türkiye’ye de anlaşmayı imzalaması ve İsrail ile ilişkileri normalleştirmesi karşılığında Adalar Denizinde bulunan adaların teklif edilmesi ihtimali dâhi söz konusu olabilir. Çok yönlü bir diplomasi yürütülerek İsrail’in bu konuda Yunanistan’ı ikna etmesi ise, tıpkı Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri örneklerinde olduğu gibi, gelişmiş savunma sistemleri ve siber teknoloji imkânlarına erişim sağlanması üzerinden gerçekleşebilir.
Sürecin mimarı olarak görülen Trump, Amerika Birleşik Devletleri başkanlığına seçildiği ilk dönemde Netanyahu’nun söylemleri doğrultusunda ilk büyük icraatlarından biri olan İbrahim Anlaşmaları’nı bölge ülkelerine yayarak, Netanyahu ve İsrail’in desteklediği bir aday olarak Nobel Barış Ödülü’nü alma hedefi taşımaktadır. Bu bağlamda İbrahim Anlaşmaları, ülkeler açısından bir “kutsanma” yahut “lanetlenme” sınavı olarak değerlendirilmektedir. Evanjelik kehanetlere göre Kudüs’te üçüncü tapınağın inşası ve Mesih’in gelişi için İsrail çevresinde barışın sağlanması gerekmektedir. Son büyük savaşa giden süreçte barışı zorunlu gören bu kehanetler doğrultusunda hareket eden bağnaz ve ruh hastası anlayış, bölgeyi ve dünyayı ateşe atmak için adım adım ilerlemektedir. Ne yazık ki güç, para ve medya da büyük ölçüde onların yanındadır. Ancak zulme karşı mukavemet anlayışıyla Nemrut’un karşısına dikilen İbrahim gibi, bu mücadelede mazlumun yanında yer almak ve direnmek bize özgüdür.
Olağanastü gündemle toplanan Anahtar Parti Başkanlık Divanı’nın verilen ‘mutlak butlan’ kararı ile ilgili açıklaması aşağıdaki gibidir:
“Verilen bu mutlak butlan kararıyla Yüksek Seçim Kurulu, sandık; dolayısıyla demokrasi yok sayılmıştır.
Verilen bu kararın demokrasimize, hukuk sistemimize, ülke ekonomimize ve uluslararası itibarımıza ağır sonuçları olacaktır.
Anahtar Parti olarak her zaman adaletin, demokrasinin, millet iradesinin ve devletin kurumsal varlığının yanında olduğumuzu ifade ederek, kararı doğru bulmadığımızı Türk milletine saygıyla arz ederiz.”
Verilen bu mutlak butlan kararıyla Yüksek Seçim Kurulu, sandık; dolayısıyla demokrasi yok sayılmıştır.
Verilen bu kararın demokrasimize, hukuk sistemimize, ülke ekonomimize ve uluslararası itibarımıza ağır sonuçları olacaktır.
Anahtar Parti olarak her zaman adaletin, demokrasinin, millet iradesinin ve devletin kurumsal varlığının yanında olduğumuzu ifade ederek, kararı doğru bulmadığımızı Türk milletine saygıyla arz ederiz.