@sedefinci1980 Asıl fark, etiketlere değil insana bakabilmekte.
Bayrak, üniforma ve inanç bunlarin hepsi değişir; ama insanın acısı, sevgisi ve korkusu her yerde aynıdır.
Önce insanı görebildiğimiz gün, gerçek anlamda toplum oluruz.
O insanı görebilmek onemli!
Belki de bütün bunların altında sadece korkularımız yoktur…
Bir de hayatın ağırlaşan yükü vardır.
Ekonomi bozuldukça insanın umudu azalıyor, geçim derdi büyüyor, gelecek kaygısı sevgilerin bile önüne geçiyor. İnsan artık kaybetmekten değil, kaybettikten sonra yeniden ayağa kalkamamaktan korkuyor.
Belki sevmekten değil, sevdiğini koruyamamaktan; yaşamaktan değil, yarını nasıl yaşayacağını bilememekten korkuyoruz.
Ve bazen insan yaşamayı bilmiyor değildir…
Hayat, yaşamayı ona unutturacak kadar ağır geliyordur. Olamaz mı?
Asil mesele içmek değil; insanın hangi duygudan kaçtığıdır. Kimi acısını susturmak için içer, kimi sevincini büyütmek için… Kimi de hayatında eksik olan cesareti bir kadehin dibinde arar. Ama hiçbir içki geçmişi değiştirmiyor, geleceği de kurmuyor. Sadece insanın içindekini biraz daha yüksek sesle konuşturuyor. Mesele bu.
Böyle düşünüyorum ama, ben de iciyorum!..
Bu katili beslemeyin,
atın zindana çürüsün...
Kucağında çocuğuyla bir kadını öldüren bir zalime yalnızca “müebbet” demek, geride kalanların acısını tarif etmeye yetmiyor.
Bir anne öldürülüyor, bir çocuk annesiz bırakılıyor ve toplum yine aynı soruyu soruyor: Daha kaç kadın, korunamadığı için hayatını kaybedecek?
Ama asıl tartışmamız gereken şudur: Kadın cinayetlerinde caydırıcılık neden hâlâ yeterli değil?
Bir insanın hayatını, hele ki çocuğunun gözleri önünde sonlandırmanın bedeli; güçlü, hızlı ve caydırıcı bir adaletle karşılanmalıdır.
Adaalet sadece katili cezalandırmak değil, bir sonraki kadının hayatını kurtaracak kadar caydırıcı olabilmektir.
Bu katlil beslemeyin, atın zindana çürürsün...
@sedefinci1980 Aynen... Hayat, “keşke” demeyecek kadar kısa… O yüzden ertelemeden sevin, söyleyin, yaşayın. Çünkü bazı fırsatlar geçince değil, ömür bitince kaybolur.
Ama; Avrupa ülkeleri için geçerli. Biz mezara kadar çalıştığımız için bazi seyleri erteleyemiyoruz...
Yüzün kiminle gülüyorsa,
Yüreğin ona aittir...
Gerçek mutluluk, yanında kendin olabildiğin insanla yaşanır. Onunla konuşurken yüzündeki tebessüm, kalbindeki huzurun en güzel işaretidir.
Bazı insanlar hayatımıza sessizce girer ama yüreğimizde derin bir iz bırakır. İşte sevgi biraz da budur; kalabalığın içinde bile gözlerinin onu araması, adını duyunca yüzünün kendiliğinden gülümsemesidir.
Bu insanlar sadece yüzünü güldürmez; kalbinin ritmini değiştirir. Onu gördüğünde dünya susar, gözlerin parlar, yüreğin hızlanır… İşte o an anlarsın; insanın kalbi, sevdiğini herkesten önce tanır.
Sevda, Nazdan Öte...
Sevda, sevdiğinin sadece nazını değil, gerektiğinde kahrını da çekebilmektir. Çünkü gerçek aşk, güzel günlerde yan yana olmak kadar zor günlerde birbirine omuz vermektir.
Seven insan kusur aramaz; anlamaya çalışır. Kırıldığında hemen gitmez, biraz susar, biraz sabreder. Çünkü bilir ki gerçek sevgi, en güzel hâlini değil, en zor hâlini de sevebilmektir.
Sevda, kolay olanı değil; gönülden geleni seçmektir.
,#seni seviyorum...
@sedefinci1980 Günaydınlar ☀
Gülümseyin; çünkü hayat, yüzünüze yakışan bir tebessümle güzelleşir. Bugün neşeniz herkese bulaşsın, huzurunuz hiç eksilmesin. 🌺
@sedefinci1980 Kesinlikle… Hayat beklemiyor. Bazen en büyük mutluluk, sahip olduklarımızın kıymetini bugün bilmektir. Dün geçti, yarın belirsiz; elimizde olan tek gerçek, yaşadığımız andır.