Bir ilişkiyi bitiren en temel sebeplerden biri, rahatsızlığınızı defalarca dile getirmenize rağmen karşı tarafın inatla aynı davranışları sürdürmesidir.
Bu sevgi değil, güç savaşına dönüşmüş bir inatlaşmanın göstergesidir...
Kadınlar “hakikatin söylenebilir bir şey” olduğunu kalpten bilir, o yüzden sorar, merak eder, ötekini konuşturmak ister, susturmak değil.
Erkekler hakikatin gizli olduğuna inanır, o yüzden saklar, anlamaya çalışır, inceler, beyana değil motivasyona bakar.
Birinden vazgeçmek her zaman kavgalarla, kıyametlerle olmaz bazen çok sakince olur bir gün bakarsın karşı taraf yine seni her zaman ki gibi ihmal etmiştir, sen yine kırılmışsındır. Ama bu sefer canın acımıyordur. İşte o an bağ kopmuştur.
Ne hesap sorarsın ne bağırırsın; sessizce ceketini alır, o kapıyı kapatır ve çıkarsın.
Kendi kişisel hayatımda zamanın hızlandığını hissettiğim için muzdaribim. Haftalar hızla akıp gidiyor, ömür azalıyor. “Zaman nereye gitti?” diye soruyor insan. Belki de bu yanlış sorudur. Belki de giden zaman değil, dikkatimizdir. Belki de zaman sıkıntısı dediğimiz şey çoğu zaman gerçek bir saat kıtlığı değil, bir dikkat kıtlığıdır.
Çözüm, dikkati geri kazanmak. Bir işe, bir insana, bir manzaraya bölünmemiş dikkatle yöneldiğimizde zaman genişler. Kendimizi tamamen kaptırdığımız o akış anlarında saatler dakika gibi geçer; ama işte tam da o anlar, hayatın en dolu anları olarak hafızaya kazınır.
Zaman kaygısı, ancak zamanı gerçekten yaşadığımızda susar.
İnşallah bir gün güneş sen omzumda soluklanırken batacak inanıyorum ki hayat o an yeniden anlam kazanacak temiz bir sevdaya sırtını yaslamak bana bir çok savaşta zırh olacak..o vakte kadar sabredecek kaç gün kaldı bilmiyorum ama gelmene ihtiyacım var
رزق عَظيم، أن يَجد كُل منا جليسه، ومَخبأ أحاديثه، ورَفيق أيامه..
- her birimiz için bir yoldaş, en mahrem düşüncelerimizi paylaşabileceğimiz bir sırdaş ve günlerimize eşlik edecek bir hayat arkadaşı bulmak büyük bir rızıktır..
"İnsandaki tahavvül" (hâlden hâle dönüşme) der sûfiler
"ya kişinin mevcut hâline ilişkin farkındalığının derinleşmesiyle
ya da içinde yaşadığı ahvâlin kalbini incitmesiyle başlar.
Derinleşme insanı tekmîl eder,
incinme ikmâl,
ikisi birlikte kemâl."
İnsan-i kâmil olmak zor mesele.
Yasını tutamadığımız şey, bizi sessizce yönetmeye devam eder; yasını tutabildiğimiz şey ise yavaşça bizim olur, bir parçamıza dönüşür. Hayal kırıklığını göğüsleyebilen insan, dünyayı er ya da geç olduğu gibi kabul eder.