Hoşuma gitmiyor ama çepçevre kuşatılınca, her paylaşımda destek talebimi yinelemek zorunda kalıyorum.
Birçok hesapta aynı sıkıntı var, maalesef.
Ya hesap kapatılıyor ya da görünürlük kısıtlanıyor; mücadele etmemiz, mağduriyetleri dile getirmemiz ve sesimizi duyurmamız zorlaştırılıyor.
X’teki görünürlük kısıtlamasını aşabilmek için videoların altına bırakacağınız her nokta, yalnızca bana verilmiş bir destek değil; sesimizin daha fazla insana ulaşmasına ve düşüncelerimizin daha geniş bir çevrede karşılık bulmasına katkıdır.
Lütfen bunu, yaşanabilir bir ülkenin inşâsı için koyacağınız küçük ama değerli bir tuğla olarak düşünün.
Desteğiniz için şimdiden teşekkür ediyorum.
@X
Ankara'da seyyanen zam talebiyle AYM önünde eylem yapan emeklilerin protestosunda, #emekli polis Ali Şekeroğlu, beylik tabancasıyla intihar etti.
Anayasa Mahkemesi önüne gelirken elindeki pankartta şu yazıyordu:
“Para için değil, onurumuz için.”
Ali Şekeroğlu artık aramızda değil. Yaşamına son verdi.
Hepimizin içi acıyor.
Emekliler yıllarca çalıştı, prim ödedi, bu ülkeye emek verdi. Bugün istedikleri; insanca yaşayabilecekleri bir gelir ve onurlu bir hayat.
Dün, bugünlerin habercisiydi. Fakat toplum yaşanan acılara ve yapılan haksızlıklara duyarsız kaldı. Nice masum can hayatını yitirdi. Kadın, çocuk, genç, yaşlı, hasta… İntihar eden, bilmediği işlerde çalışırken iş kazalarında yitip giden bu toprağın insanı yüzlerce can…
Kimin umurunda?
Ötekileştir, hatta yiten insanların ve ailelerinin acısı üzerinden hamâset yap.
Efendiler, yapmayın! Haksızlığa karşı sessiz kalmayın. Yarın haksızlığa uğradığınızda yanınızda kimseyi bulamayacaksınız.
Dedik ama dinletemedik.
Hâlâ bildiklerini okumaya ve üstenci bir dil ile ötekileştirneye devam ediyor siyasiler ve taraftarları.
Bugün Ali Şekeroğlu’nun ardından üzülüyoruz. Toplum olarak birbirimizin acısına ne kadar duyarlıyız?
Haksızlık karşısında susmanın bedeli, oluşturduğu tahribat bu gidişle daha ağır ve hissedilir hâle gelecek.
Rahmet olsun yiten canlara ve Ali Şekeroğlu’na.
Bu ülke hepimizin!
“Pencereniz kirliydi, gördüğünüz her insana çamur attınız.”
Cemal Süreya, Günler
Kusuru başkasında arama huyunu bırakıp; kendimizi onarmaya çalışalım.
#KaraAyLilith
#KHKlarİptalEdilirse
Biz tekrar öğretmen olacağız belki de aynı okulda çalışacağız ve öğrencilerimize kaldığımız yerden hukukun,demokrasinin,insan haklarının önemini anlatacağız.
Evlatları, eşleri -suçsuz olduklarını kanıtlayan delillere rağmen- adil olmayan yargılamalarla mahkum edilen asker anneleri ve eşleri ofisime teşekkür ziyaretine geldiler. Sağ olsunlar 🙏🏼♥️
Bu annelere daha fazla acı yaşatmayın beyler. Gönülden ettikleri ahlar hepimizi yakar.
-Bu bir af yasasıdır.
-Kapsamı sorunlu ve adaletsizdir.
-Silahlı bir yapı ile barışırken, silahla, şiddetle ilgisi olmayanları içerde tutmak hukuka uymaz.
-Yasanın hukuka uygun hale gelmesi için AYM’ye gitmek doğru olur.
@tv5televizyonu’nda anlattım.
https://t.co/mkxF1gcm9A
Görünürlük kısıtlaması için nokta dahi olsa yorum yazmanızı rica ediyorum.
Her şeye rağmen "ayrımsız adalet" vurgusu yapmaya devam edeceğiz.
Eline silah almamış; savcılar, hakimler, öğretmenler, avukatlar, doktorlar, mühendisler, akademisyenler, 15 Temmuz gecesi verilen emre uyan askerler, subaylar ve askerî öğrenciler; pasta-börek yaparak geçimini sağlayan, talebelerine burs verenler; devletin faaliyet izni verdiği bankaya parasını yatıran sıradan insanlar yıllardır mahpus.
Bir ülkede suç ile fiil, delil ile kanaat birbirine karışmışsa; hukukun kendisi de mahpus demektir.
Adalet, kişiye göre değişen bir ölçü değildir. Suç, failine göre suç olmaktan çıkmaz; delilin niteliği de kişiye, makama, zamana veya siyâsî şartlara göre değişmez.
Mukaddime'de İbni Haldun:
"Adalet, bir devletin can damarı ve medeniyetin koruyucu kalkanıdır." diyor.
Hukuk herkese aynı mesafede durmadığında, adalet olmaktan çıkar ve gücün aracı hâline gelir.
Bugün mesele yalnızca cezaevlerinde tutulan insanların yaşadığı mağduriyet değildir. Yarın aynı ölçünün başkaları için de kullanılabileceği endişesidir. Hukuk, herkesi koruyan ortak bir güvence olmaktan çıkıp siyasî tercihlere göre işletilen bir araca dönüşürse, hiç kimse kendisini güvende hissedemez.
Bir toplumda adaletin terazisi şaşarsa, sadece masumlar ağır bedel ödemez; devletin vicdanı, toplumun güveni ve geleceğe dair umudu da yara alır.
Ertuğrul Günay'ın ifadesiyle:
-Bu bir af yasasıdır.
-Kapsamı sorunlu ve adaletsizdir.
-Silahlı bir yapı ile barışırken, silahla, şiddetle ilgisi olmayanları içerde tutmak hukuka uymaz.
-Yasanın hukuka uygun hale gelmesi için AYM’ye gitmek doğru olur.
@ErtugrulGunay
15 Temmuz 2016'dan sonra, yüz binlerce insan bir gecede işinden, geleceğinden koparıldı.
Bu hukuksuzluğun üzerinden yaklaşık 10 yıl geçti. Ocaklar söndü, canlar yitti. Kimi bir fişlemeyle, kimi somut delil olmadan sadece bir şüpheyle "terörist" damgası yedi.
Bu, sadece bir iş kaybı değil; ailelerin dağılması, umutların sönmesi, geleceğin çalınması, yıllarca emek verdiğiniz işinizin, mesleğinizin sorgusuz sualsiz elinizden alınması, çocuklarınızın gözlerindeki endişe demekti.
Çoğunun suçu; bir sendikaya, bir derneğe üye olmak, bankaya para yatırmak ve yoksunlar tarafından iftiraya maruz kalmaktı.
OHAL Komisyonu'na yüz binin üzerinde başvuru yapıldı. Başta vefât edenler olmak üzere bir avuç insan, suretâ haktan görünmek için iâde edildi.
Çabuk unutan bir toplumuz. Bu sebeple hatırlatmakta fayda var. Dönemin Hükümet Sözcüsü ve Adalet Bakanı Bekir Bozdağ şu açıklamayı yapmıştı:
"Biz bu insanları yargılayıp suçlu diye ihraç etmedik. İrtibatlı ve iltisaklı gördüğümüz için idari bir tasarrufla ihraç ettik."
Dün olanlara, yüz binlerce insana yapılan haksızlığa, hukuksuzluğa itiraz edilseydi bugün ülke bu durumda olmayacaktı
Bu ülke, ortak yurdumuzdur. Bu topraklarda hiç kimse diğerinden daha değerli ya da daha üstün değildir.
İrtibat,İltisak gibi kavramlar siyasidir.
Hukuk etiketlerden bağımsız; 👇
somut fiil,
yasal delil,
kast ve
kişisel sorumluluk gibi
somut deliller ister.
AİHM "suç yoktur"dedi.AİHM kararları uylanmalı ve KHK sorunu çözülmelidir.
#KHKİhraçlarıSiyasidir
Alman devlet televizyonu ZDF’nin
“10. Yılında 15 Temmuz”
Konulu belgeseli için @Adana_KHK platformundan bir grup arkadaşla 10 yılda yaşadıklarımızı konuştuk.
Eski asker mahpusları da dinledim. Darbe yargılamasından yargılanan askerleri dinledim ve ne kadar adil olmayan yargılamalar yapıldığını gördüm.
İnsanların hayatı yakılmış, bir emre uyan ve darbe diye bir niyeti olmayan kişilerin ağır cezalara çarptırıldığını, adil olmayan yargılamalarla bunun yapıldığını gördüm.
KHK veya idari kararlarla mesleğinden ihraç edilen kişiler, idare mahkemesi kararıyla göreve iade edilse bile karar kesinleşene kadar görevlerine başlatılmayacak.
Peki mahkeme kararının üstünde kim var?
CEMAAT ve KHK'LILAR KAPSAMDIŞI BIRAKILACAK
GÖZÜMÜZ AYDIN, SÜRECİ YÖNETEMEDİK
Numan Kurtulmuş, “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin konuştu.
2 Yıl önce başlatılan PKK barış ve af sürecinde sona gelindi.
Buna göre;
🔶Çıkarılacak olan yasa müstakil ve geçici olacak. Yani örgüt mensuplarını, MÜNFESİH ÖRGÜT mensuplarını (SADECE PKK) kapsayacak geçici bir yasadır. Belli bir süre verildikten sonra gelenler bundan istifade edecek, gelmeyenler için de kapı kapanacak.
Tam 10 yıldır KANUNSUZ suçlamalarla toplumun ve dünyanın gözleri önünde insanlık tarihinde eşine az rastlanan her türlü ayrımcılığa, açlığa, cezaya maruz bırakılan bir kesim yine büyük bir hayal kırıklığı yaşayacak.
Devletin resmi söylemine göre:
40 bin kişinin katili olan, 40 yılda 4 tirilyon dolar maddi kayba yol açan bir örgüt aftan yararlanacakken (asla karşı değilim) terör, şiddet nedir bilmeyen yüzbinlerce masum insan TERÖRİST OLARAK YAŞAMAYA DEVAM EDECEK.
Cemmat karar vericileri, 2 yıl önce PKK ile başlatılan barış sürecini fırsata çevirebilirdi. Oysa, liderleri Gülen hayatta değildi, süreci yönetmek ve yumşama zemini oluşutmak daha kolaydı.
Pensilvanya merkezli yönetim heyeti sessiz kalmayı, beklemeyi bir strateji olarak benimsedi.
Bir strateji bir yol haritası belirlenmediği için bugün
TC Devleti kendisine en büyük düşman ve tehtid olarak bu cemaati görüyor.
Bunun içindir ki bugün bile her gün ama hergün ev baskınları, operasyonlar devam ediyor.
Ne diyelim bir fırsat daha kaçmak üzere...
Devlet hedefine koyduğu cemaati kadın, çocuk, hasta ve yaşlı ayırt edilmeksizin cezalandırılma devam ediyor ve edecek.
Onbinlerce kişi kaderine terk edilmiş olarak cezaevlerinde kalmaya devam ediyor ve edecek.
Oysa "YARATICI" nimetlerin en büyüğü olan AKLI vermiş KULLANIN diye...
Genel Kurul'da bugün görüşülmeye başlanacak olan kanun teklifi şu anlama gelmekte: 👇🏼
“İdare Mahkemesi’nin bir KHK’lı için ‘bu kişi haksız yere işinden atılmıştır, görevine iade edilsin’ kararına rağmen bu kişi işine dönemeyecektir. Karar kesinleşinceye kadar, yani on yıla yakın bir süre beklemek zorunda kalacaktır.
Anayasa’nın 138. maddesi gayet açıktır. Devlet, mahkeme kararlarına uymak zorundadır ve bu kararların uygulanmasını hiçbir şekilde geciktiremez. Bu teklif ise Anayasa’nın açıkça yasakladığı geciktirmeyi bizzat kanun maddesi haline getirmektedir.”
https://t.co/UKo95khzqd
Takipsizlik veya beraat almış, mahkemece haklı bulunmuş kişilere dahi "Sana güvenmiyorum." denilerek göreve başlatılmaması hukuk devletiyle bağdaşmaz.
Mahkeme kararlarını yok sayan bu düzenlemeyi kabul etmiyoruz.
Bu madde geri çekilmeli, hukuksuzluğa son verilmelidir.