Bakın, bu videoda gördüğünüz cennet yer, "Milli Takım oyuncularına villa hediye ediyoruz" bahanesiyle katledilmek istenen bölgedir. Burası, yıllardır birinci derece sit alanı olarak korunan, nesli tükenmekte olan binlerce canlıya ev sahipliği yapan ve antik kent dokusuna sahip muhteşem bir doğa harikasıdır. Bizim uyanık Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, futbolcular üzerinden bu cennet yerin reklamını yaptırarak, bugüne kadar korunması için alınmış tüm mahkeme kararlarını hiçe sayıyor. Sit alanı olan bu bölge için yeniden mahkemeye başvurup onay çıkartarak, imara açılan bu yere tam 4 bin adet villa inşa edecek…Hiçbir futbolcumuz bu evleri istemezken "Zorla bu çocuklara evlerini vereceğim" diyerek haber ve basında algı oluşturup, arka tarafında 9.7 milyon metrekarelik devasa doğayı katledecekler.
Delirmemek elde değil!
Giresun'un mükemmel fındığı ve çayıyla meşhur ilçesi Tirebolu'daki Sekü köyü sakini Mesut ve köylüleri bayramın üçüncü günü Giresun'un Görele ilçesinde vahşi madene hayır miting düzenlediler.
Mitingin afişlerini etrafa astığı için Doğankent Belediyesi Zabıta Birimi Mesut'a 115 Bin Tl ceza kesmiş!!!
Kendisi Alagöz Madenciliğin Doğankent Çatalağaç köyünde maden atığını dereye boşalıttığını kamuoyuna gösteren genç arkadaşımız.
Doğankent Belediyesi şirket koruması gibi davranıp afiş astı diye sadece kendi suyunu, toprağını savunanlara göz korkutmak için 115 bin Tl ceza kesti! Yuhlar olsun, yuhhhh!!!!
Nerede gelip fotoğraf çektirip giden Milletvekileri? Neden bu gençler yalnız başına savaşıyor?
Gemileri yaktık, geri dönüş yok!
Üç bakanlık bir holdinge söz geçiremiyor. Otobüslerimizi şoförleri tehdit ederek iptal ettiler. Hakkı gasp edilen madenci Ankara’ya gitmesin diye önümüzü kestiler. Bu ferman kimin fermanı?
Tüm halkımızı perşembe günü saat 12.00’de Yıldızlar SSS Holding önüne çağırıyoruz.
#MadencilerAyakta
Sözünüzü tutun!
Beypazarı çıkışında yolumuzun kesildiği yerde geceyi geçirdik.
Doruk Maden işçisi Oğuzcan Türk:
“Bugüne kadar hiçbir verdiği sözü tutmayan Sebahattin Yıldız, üç bakanlık huzurunda verilen sözleri de yerine getirmedi. Bizim artık dayanacak gücümüz kalmadı, sabrımız da kalmadı. Perşembe günü buradan Ankara’ya yürüyeceğiz. Bütün halkımızı da bize destek olmaya çağırıyoruz.”
Ses ver Türkiye!
#MadencilerAyakta
TÜM HALKIMIZI PERŞEMBE GÜNÜ SAAT 12.00'DE YILDIZLAR SSS HOLDİNG ÖNÜNE ÇAĞIRIYORUZ.
Başaran Aksu:
"Kapitalist devlet holdinge dokunamaz, devletin sahibi holding patronlarıdır. Madenci itilir kakılır, holding patronları önünde ön iliklenir.
Madenci hak arayınca kamu düzeni bozuluyor, bozulsun böyle düzen. Bu düzenin bozulması için mücadele ediyoruz. Madenci yurttaş olmaktan çıkartılmış, çocuğunun karşısında saygısını kaybetmekten korkuyor.
Devlet devletmiş gibi yapacaksa, gücüne kuvvetine güveniyorsa perşembeye kadar bu işi çözsün. Bu polis barikatlarının önünde yatacağız. Perşembe saat 12.00'de bu iş bitsin diye her türlü suçu işleyeceğiz."
#MadencilerAyakta
AKP Aydın Milletvekili Seda Sarıbaş'ın 12. sınıfta okuyan oğlunun okula silahla geldiği, silahı okul arkadaşlarına doğrultarak fotoğraf çektirdiği iddia edildi.
Bu iddiayı haberleştiren yerel gazeteci Yelis Ayaz hakkında halkı yanıltıcı bilgiyi yaymak suçlamasıyla soruşturma açıldı.
Ancak 4 öğrencinin durumu CİMER'e şikayet ettikleri ortaya çıktı ve CİMER şikayetleri savcılık dosyasına sunuldu.
(Aydınpost)
📍VE TUTUKLANDI!
Başlığı okuyunca suçlu, kriminal biri sandınız di mi? O halde dikkatle okuyun:
— AKP Aydın Milletvekili Seda Sarıbaş'ın 12. sınıfta okuyan oğlunun okula silahla geldiği, silahı okul arkadaşlarına doğrultarak fotoğraf çektirdiği iddia edildi.
— Bu iddiayı haberleştiren yerel gazeteci Yelis Ayaz hakkında halkı yanıltıcı bilgiyi yaymak suçlamasıyla soruşturma açıldı, apar topar gözaltına alındı.
— Ancak gazeteci, 4 öğrencinin durumu CİMER'e şikayet ettikleri ortaya çıkarttı ve CİMER şikayetleri savcılık dosyasına sunuldu!
— Peki ne mi oldu? Öğrencilerin CİMER şikayetleri dosyaya sunulmasına rağmen Gazeteci Yelis Ayaz az önce “yalan bilgi yaymaktan” tutuklanarak cezaevine gönderildi! (Aydın Post-Etkili Haber)
Yani şahıs gözaltına alınacağına, olayı haber yapan gazeteci Yelis Ayaz tutuklanmış! Yelis hanımı soğuk betonlarda yalnız mı bırakacağız?
Bu yanlıştan dönülmeli, Yelis Ayaz derhal serbest bırakılmalı!
Şebnem Ferah’a verilen reaksiyonu sadece ‘müzik zevki’ sanıyorsanız mevzuyu kaçırıyorsunuz.
İnsanlar sadece bir rock sanatçısına bilet almıyor. Kendi gençliğine, kaybettiği ülkeye, artık var olmayan bir atmosfere dokunmaya çalışıyor.
Bir dönem üniversite şenlikleri vardı bu ülkede. Gerçekten vardı. Öğrenci dediğin şey AVM’de story çekip kahve zincirinde oturan bir müşteri profili değildi sadece. Çimlerde saatlerce oturulurdu. Vega çıkardı. Şebnem Ferah çıkardı. Mor ve Ötesi çıkardı. İnsanlar birbirine benzemeden aynı yerde durabiliyordu.
Ve en önemlisi, herkes bu kadar öfkeli değildi.
Şimdi daha çok Z kuşağı, ‘Şebnem kim ya’, ‘vasat rockstar’ falan yazıyor. Yazabilir. Zevk meselesi. Kimse herkes aynı şeyi sevsin demiyor zaten. Ama bazı yorumlarda korkunç bir tarih yoksunluğu var. İnsan kendi yaşamadığı dönemin duygusunu küçümsememeli. Çünkü bazen cehalet, fikir sahibi olmak değil; bağlamdan habersiz özgüven oluyor.
Arkadaşlar, muhtemelen çoğunuz müziğe Spotify algoritmasıyla doğdunuz. Biz bir şarkının klibini görmek için saatlerce power, mtv falan açık bekliyorduk. Siz her şeye sınırsız erişimle büyüdünüz ama hiçbir şeye tam bağlanamadan büyüdünüz. Aradaki fark bu.
Bir de şu var. O dönem insanlar birbirini sürekli politik kimlik etiketiyle tartmıyordu. Şimdi bir sanatçının söylediği bir selam, ettiği bir cümle yüzünden komple insan silmeye çalışılıyor. Herkes birbirine savcı gibi davranıyor. Sürekli bir linç mahkemesi kuruluyor. Bu konuda bile ve bu çok yoruuc maalesef:)
Bu yüzden Şebnem Ferah’a olan ilgi sadece nostalji değil. İnsanların ‘normal’ hissedebildiği son dönemlerden birine duyduğu özlem. Tıpkıı Çilekeş'de olduğu gibi. Ama tabi ki ve tabi ki Şebnem'in sesini, müziğini, performansını, hep bi ağızdan o şarkıları söylemeyi özledik. Mevzuyu basitleştirmeyim :)
Ama kötü haber de şu ki, bazı şeyler geri gelmiyor. Mesele sadece bir konser hiçbir zaman değil. Ülkenin ruh hali değişti. Kampüs kültürü gitti. Ucuz konserler gitti. Bir arada yaşama refleksi gitti. Genç olmanın o hafif yanı gitti.
Şimdi geriye dönüp bunu anlatınca bazı insanların anlamaması çok normal. Çünkü insan hiç yaşamadığı bir kaybın yasını tutamaz. 🥲
SON DAKİKA
Gülistan Doku soruşturmasında çok önemli bir belgeyi yayınlıyorum.
Gülistan Doku Kaybedildiği dönemde, Uzunçayır Baraj gölüne atladığı iddiası ile aylarca yüzlerce ekip tarafından aranan Gülistan doku ile ilgili dönemin Tunceli Emniyet Müdürü Yılmaz Delen Ankara 7. Asliye Ceza Mahkemesine gönderdiği şahitlik ifadesinde Gülistan Dokun'nun hiçbir zaman intihar etmediğini bu yönlü bir kanıt olmadığını aileye de intihar ettiğine dair bir söylemlerinin olmadığını belirtiyor.
Madem İntihar etmemiş, suda yoksa neden Gülistan doku yüzlerce ekip tarafından aylarca o baraj gölünde arandı, neden 2 kez o baraj gölü boşaltıldı?
Dönemin Emniyet müdürü bu gerçeği aylarca hatta yıllarca neden halktan sakladı?
Valinin oğlunun aracının Gülistan'ın son görüldüğü yerde 4 defa geçtiğini haber yaptığım için Tuncay Sonel hakkımda açtığı davada Tuncay Sonel'in şahitliğini yaparak üzerime ifade veren dönemin Tunceli Emniyet Müdürü Yılmaz Delen mahkemeye verdiği ifadede, valinin oğlunun aracının o yönde geçmediğini de belirtmiş. Oysa aracın 4 defa geçtiği sonradan ortaya çıkarıldı.
Gülistan'ın intihar ettiğine dair bir söylemimiz olmadı diyor? Neden o baraj gölünde aylarca arama yapıldı sayın emniyet müdürü? O aramaların amacı neydi kamuoyuna açıklayın o zaman? Doku ailesi sizi ve valiyi kesinlikle yalanlıyor, Gülistan'ın intihar vali bize defalarca söyledi diyorlar. Buna ne diyorsunuz?
İzmir'de bir müteahhit, emekli generalin oğlunu öldürmüş olay yeri inceleme polisleri cinayeti intihar gibi göstermek için delil karartmış, adli tıp intihar raporu düzenlemiş, savcı dosyayı kapatmış.
Emekli general oğlunun cinayetini ortaya çıkarmak 8 yıl uğraşmış. Polisler delil karartmaktan yargılanıyor. Adli tıp raporu yeniden hazırlandı ve intihar değil cinayet olduğu ortaya çıktı.
Kıçı kırık bir müteahhit polisi savcıyı adli tıbbı bağlamış. Paşa çocuğuna bunu yapan sıradan anadolu insanına neler yapmaz. Yargı ve emniyet bu kadar yozlaşmamalıydı. Bir devletin dini adalettir. Parası ve adamı olanın cinayet örtbas edebildiği bir ülke olmamalıyız.
Sizde hiç utanma, hiç arlanma yok mu?
Açık açık yazmışlar bi de “ortalama” 3 aylık maaşlarını ödemedik diye.
Maaşıyla kıt kanaat geçinen madencinin “ortalama” 3 aylık ücretini ödemediğini açık açık yazmış!
Bir de utanmadan devlete elektrik satamıyoruz ondan yazmış.
Asıl utanması gereken bu kan emiciler değil ama. Bunları başımıza bela edenler!
Asıl utanması gerekenler elektrik üretimi ve dağıtımı gibi zorunlu bir kamusal hizmeti bile özel sektöre parsel parsel peşkeş çekenler!
Asıl utanması gerekenler “şirket gibi” yönettikleri devlette açız diye başkentin ortasında haykıran madencilerin üstüne polis salanlar!
#HakkımıVerDorukMadencilik
Kurtuluş Parkında abluka altındayız. Kimseyle konuşmuyor, kimseyle görüşmüyor, bedenimizi betona yatırıyoruz.
Tüm Türkiye’yi bulunduğu yerlerde ses çıkarmaya çağırıyoruz. Bizimle beraber ablukanın içerisine gelerek açlık grevine gireceğini beyan eden milletvekillerini madenciyle dayanışmaya çağırıyoruz.
#MadencininEliniTut #HakkımıVerDorukMadencilik
Rojin Kabaiş’in babası Nizamettin Kabaiş:
-Daha otopsi yapılmamıştı, Vali bana “senin kızın intihar etmiş, daha yapılacak bir şey yok” dedi. Ben itiraz ettim o bağırdı, ben itiraz ettim o bağırdı, sinirlendi çıktı gitti.
-Benim kızımın başına ne geldiğini sonuna kadar araştıracağım. Canıma da mal olsa mücadele edeceğim.
-En son büyük bir delil çıktı; 2 erkek DNA’sı tespit edildi Rojin’in vücudunda. Onda da 1 sene bizi oyaladılar, bu “bulaş olabilir” dediler. Taşıyan kişiler, doktorlar vs. En son 195 kişiye bakmışlar, DNA’lar kimseninkiyle eşleşmedi. Akrabalar, bizim çocuklar, bizimkilerin de hepsine baktık kimseyle eşleşmedi. Bu ne anlama geliyor? Bu bir cinayettir, belli. Katiller bu DNA’ların sahibi.
-Her iki köy ve üniversite içindeki DNA’lara, hatta rektör ve akrabalarına da baksınlar dedik. Düşünün ki bir iple makarası orada, ucunu aramıyorlar makarayı komple çöpe atıyorlar, diyorlar ucu bulamadık.
-Avukatlarla ricada bulunduk, Rojin’in telefonunu bıraktığı yerde o gece saat 7’yi beş geçe kim o gece oradaymış, kimin telefonu sinyal vermişse orada da bir ipucu elde edebilirler. Onu da yapmamışlar.
-Hem ben hem Gülistan’ın ailesi, ikimiz de fakir aileyiz. Ben amelelik yapıyorum. 21 yaşına kadar o çocuğu ne eziyetle büyüttüm.
-T24
Bütün namuslu insanlara, medyadaki dostlarımıza, iş dünyasını, Cumhuriyetçilere ve topluma çağrı yapıyorum; Tele birin yağmalanması na engel olalım, bize sahip çıkın!
MERDAN YANARDAĞ
Detaylarda aldığım nefesten tiksindim.
Arabada, öz kızını istismar ederken, devriye gezen jandarmaya yakalanıyor. Kimlik kontrolünde baba kız oldukları ortaya çıkıyor. Kız ağlayarak jandarmaya babasının 7-8 yaşından beri kendisini istismar ettiğini söylüyor. Savunma ise 'kızım benden hoşlanıyor' şeklinde. Kızın ifadesi değişiyor. (büyük ihtimalle korkutularak) Ve "delil yetersizliğinden" beraat ediyor.
"Rızası var" diye bir mantık mı olur? Korkutulduğu nasıl düşünülmüyor? Biz nasıl bir ülke olduk?
Bu ülkeyi baştan aşağı yıkasak temizlenmez.
İstinaf, Diyarbakır'da yıllarca kızı Nilay Esmer'e cinsel istismarda bulunan baba Erdoğan Esmer'e verilen 13 yıllık hapis cezasını "rızası var" diyerek kaldırdı. (Ferit Demir)