Osmanlı Zamanında 19. Yüzyılın ikinci yarısında Tahran'da Osmanlı Devleti'nin himayesinde açılan Kürt ve Beluç mahallelerindeki Ehl-i Sünnet Camileri İnşaallah savaş akabinde Türkiye'nin Mütekabiliyete dayalı talebi ile yeniden açılır. Türkiye, Cumhuriyet devrinde Laiklik hassasiyeti ile bu camilere sahip çıkmadığından Tahran'daki bu camiler Rıza Han zamanında kapandı. İstanbul'daki İranlılar Camileri ise Şah/Pehleviler zamanında da sahip çıkıldığı için halen de açık. Erzurum Antlaşmasının Mütekabiliyet maddelerine dayanılarak Türkiye Sünni Kürt ve Sünni Beluç Camilerinin yeniden açılmasını talep edebilir.
NATO'nun 1964 yapımı "Prospect of Turkey" belgeselinde yer alan bu tarihi kayıtta; "Devrimcilerin ozanı" olarak anılan Âşık İhsanî'yi, elinde sazı ve yanında ailesiyle birlikte Nevşehir Ürgüp'teki bir köy meydanında kalabalığa türkü söylerken izliyoruz.
Spekülasyonlu hisse, fon ve borsa muâmelelerinin câiz olmadığı hakkında televizyonlarda birçok sorulara cevap verdim ve bu hususta “Fâizli Muâmeleler” kitabımın içerisinde bir bölüm ayırdım. YouTube'da bu konuda videolarımı bulabilirsiniz.
Ama yine de hacca ve umreye gidip, beş vakit kılanların bazılarının helâl haram hassâsiyeti gözetmeyip bu işlere bulaşarak kul haklarını yedikleri maalesef görülüyor.
Üzerinde kul hakkı bulunarak ölenler sadece namaz abdestle kurtaracaklarını sanmasınlar. Nitekim ulemâ: “Bir şahsın bir peygamber kadar sâlih ameli bulunsa fakat üzerinde yarım dirhem miktarı başka bir kulun hakkı kalsa onu ödeyinceye kadar cennete giremez” (el-İmâmü’r-Rabbânî, el-Mektûbât, cilt:2, mektûb rakamı:87) buyurmuştur.
İnsanlar faizden ve haramdan kaçayım derken onların bu iyi niyetini istismar ederek haram yiyenler iki cihanda da felah bulamazlar.
Bu işe bulaşan babam olsa ben harama haram derim ve Allah için nasîhatimi yaparım. Ama bu dünyâ hırsı maalesef Müslümanları da dünyâda belâya, âhirette azaba doğru sürüklüyor. Allah âkıbetimizi hayr eylesin. Âmîn!
https://t.co/VI2xzjjB1P
Uğur Güzel dostumuzun X hesabı Türkiye'de askıya alınmış, YouTube kanalı da kapanmak üzere.
Sebebi ne?
Altay Cem Meriç ve Erlik ve Jahrein gibi faizci Protestanların ve sahte milliyetçilerin iç yüzünü ifşa ettiği için.
Bir kamuoyu oluşturmayı başardığı için önünü kestiler, bu görünüşü üç benzemez ama esasta kardeş olan kişilik.
Testi kırılmadan..
İsmail dayı, bilinen adıyla konjektür reis, bir konuşma yaptı etkisi yıllar sürdü/sürüyor, hiç değilse bile %2/3 etkisi olmuştur siyasete, milliyetçi muhafazar bir abimiz, noldu biliyor musunuz? Hiç bir teşkilat ziyaretine gitmedi, köşeleri onun rüzgarıyla kazananlar tuttu, hali hatrı hiç sorulmadı, hiç bir yere davet edilmedi, eli hiç öpülmedi..
Anlayana...
Yanılıyorsunuz. Bediüzzaman sıfatını kendisi değil, kabri Bitlis’te olan Şark’ın önemli alimi Siirtli Molla Fethullah Efendi tarafından 1892 yılında verilmişti.
Şu fakir, garîb Nursî ki, "Bid'atüz-zaman" lâkabıyla müsemmâ olmaya layık iken, haberi olmadan "Bediüzzaman" ile meşhur olan biçare, tedennî-i milletten ciğeri yanmış gibi feryad ü figan ederek, "Ah, ah, ah! Vâ esefâ!" der ki…” (Muhakemat)