Regülatörün görevi piyasaya duyulan güveni korumaktır. Ancak yapılan açıklamalar ve atılan adımlar, tam tersine yatırımcının sermaye piyasalarına olan güvenini ortadan kaldırıyor!
SPK’nın açıklaması yatırımcıların korkusunu daha da büyütmektedir. Açıklamada, tasfiye sonunda yatırımcılara “fondaki katılma payı sahipliği oranında” ödeme yapılacağı belirtiliyor. Bunun anlamı açık: Fonun varlıkları eridiyse, alacaklar tahsil edilemiyorsa veya portföydeki varlıkların gerçek değeri düşükse, yatırımcıların eline geçecek tutar da belirsizleşiyor.
Diğer önemli konu, 16 Eylül saat 13.30’dan sonra ve 17 Eylül’de sistem açıkken TEFAS üzerinden satış emri veren yatırımcıların emirleri neden iptal edildi?
Vatandaş sisteme girdi. Sistemin açık olduğunu gördü. Satış emrini verdi. Kendisine sunulan işlem mekanizmasına güvenerek yasal hakkını kullanmaya çalıştı. Şimdi ise bu yatırımcılara, “Emriniz iptal edildi. Fon tasfiye edilecek. Tasfiye sonunda kasada ne kalırsa, o tutar üzerinden payınıza düşeni alacaksınız” deniliyor.
Bu kabul edilebilir değildir.
Kurumların zamanında müdahale etmemesinin, sistemsel veya operasyonel sorunların bedeli yatırımcıya ödetilemez.
Devletin görevi, yatırımcıyı kendi sistemine güvenmeye davet edip ardından o güvenin sonuçlarını vatandaşın sırtına yüklemek değildir.
Önce 17 eylül saat 13:30 öncesi kabul dediler. Sonra yatırımcılar haklarını arayınca konuyu kapatmak için 17 eylül dediler. Resmen haksızlık ve adaletsizlik. 17 eylül sabah verilen emirler geçerli sayılmalı. Ortada büyük bir haksızlık var.
#thf#tly#dfi#pbr#phe#fonmağdurları
#spk#tly#tera#tmv#thf#doh#tp2
BÜTÜN HERKES FONLARDAN ALACAKLI OLARAK ILAN EDİLMELİ.
ÖNCEKİLERİN KÂRINI ÖDE 17.09’DAN SONRAKİLERİ TASFİYEYE DAHİL ETMEK OLACAK İŞ DEĞİL.
ÖNCEKİLERE PARASINI KÂRLA VERİP DİĞERLERİNİ YOK SAYMAK ADALET DEĞİL
Durumun bir fon mağduriyeti değil bir FON DOLANDIRICILIĞI olduğu ortaya çıkmıştır.
Nitelikli dolandırıcılık ile cebini doldurup sonrasında ihaleyi küçük yatırımcıya yıkan kişilerden paralar tahsil edilip ana para iadesi yapılmalıdır!
#paramıznerede
TÜRKİYE hakkında SON twitim:
Sevgili Fon Mağdurları ve Hisse Mağdurları, bu twiti tüm Türkiye'ye yayarsanız sevinirim.
Biliyorsunuz ben YILLAR önce Türkiye hakkında bir daha asla yazmama ve konuşmama kararı almıştım. Bu kararımdan dolayı bana kızanlar, küsenler çok olmuştu. Bu kararıma saygı duyanlarda oldu. Ama ben bu kararıma uydum.
Sonra tam da UZMANLIK alanımda (hem de yıllar önce ÇOK FAZLA uyardığım bir konuda), YÜZYILIN krizi patlak verdi.
O yüzden bir haftalığına bu konuşmama kararımı bozdum sizler için. Kararımda bir değişiklik yok aslında. O yüzden Paranız Kurtarmamızın yolunu çok detaylı bir şekilde yazarak JÜBİLEMİ yapacağım.
Vatandaşı olduğum ülkeme ve mağdurlara karşı görevimdir bu. Her satırını dikkatlice okuyun lütfen.
Önce bu satırları yazan kişinin yani benim hakkımda bir paragraflık bilgi vermek istiyorum. Bunun da nedeni FİNANSIN F'sinden anlamayan DOLANDIRICI Finansal Teröristlerin ben ve benim gibi alanının uzmanlarını yıllarca hakaret, finanse edilmiş saldırılarla sindirmeye çalışmasıdır. Bu operasyonları yapma sebepleri de sonunda ortaya çıktı: Ben ve benim gibi akademisyen, profesyonel, pratisyen veya uzmanların sizleri UYARMASINI engellemek. Uyarsak bile itibarımızı düşürmek.
Ben bir Finans Profesörüyüm. Lisans derecem Boğaziçi Üniversitesi Elektrik Elektronik Mühendisliği. Doktora Derecem ise Finansal Ekonomi. Doktoramı, Yardımcı Doçentliğimi, Doçentliğimi ve TENÜRÜMÜ Amerika Birleşik Devletlerinde elde ettim. 15 yıl orada okudum, yaşadım, çalıştım. Yani Profesörlüğümü BABAMIN veya DAYIMIN bir Üniversitede olması ile ya da adam akıllı akademik yayın yapamadan almadım (Babam Avukattır, Avukatlıktan önce de ÇOBANdı), Kendi Tırnaklarımla kazıyarak aldım. Finans altında 3 tane ANA ALAN vardır. Bunlardan biri Bankacılık (bu benim alanım değil), biri Corporate Finans (bu da benim alanım değil), biri de ASSET PRICING yani Varlık Fiyatlama Modelleri işte bu TAM benim alanım.
Yani Uzmanlığım Finansal Ekonomi, Alt alanım Finansal Varlık Fiyatlamaları. Bu alanda ULUSLARARASI prestijli dergilerde 45 üzerinde akademik yayınım var. Bunlardan bazıları A Seviye dediğimiz en üst düzey dergilerde ( Journal of Financial Economics, Management Science, Journal of Financial and Quantitative Analysis, Journal of Monetary Economics, Review of Finance gibi gibi).
Dolayısı ile TERA ve PUSULA gibi Ponziye karışmış fonların Ponzi ile şişirdikleri hisselerin ne zaman ne kadar ŞİŞİRİLDİĞİNİ hesap etmek benim için çok kolay gözü kapalı yapabileceğim bir olay. Aynı zamanda Kamuoyunun bilmediği şekilde Amerika Birleşik Devletlerinde fon yönetimi alanında Akademi dışı tecrübem var (Bu son cümlem de: Akademisyenler ne anlar bu işten diyecek KIVAMA gelenler içindi).
Yani az sonra yazacaklarım konusunda bilgiliyim ve tecrübeliyim !
Başlıyorum.
Bu yazıyı şöyle planlıyorum:
1)Önce bunu yapanların bu işi NASIL yaptıklarını anlatacağım.
2)Sonra bu işi yapanların hangilerinin ne kadar SUÇLU (Etik veya Cezai) olduğunu düşündüğümü yazacağım.
3)Sonra bu işlerden zarar gören Mağdurların NE KADAR ve NASIL mağdur olduklarını yazacağım.
4)Son olarak da Mağduriyet nasıl giderilir onu yazacağım.
BU İŞİ NASIL YAPTILAR? NASIL BAŞARDILAR?
1)Önce 2021 civarında bu fonları Tefasa kapalı olarak kurdular. TEFAS’a kapalı fon demek herkesin alım satım yapamadığı, herkesin bankadan para göndererek fona giremediği zaman demek. İşte bu zamanı REKLAMLAR olarak düşünebilirsiniz. TEFAS’a kapalı olsalar bile getirileri TEFAS web sitesinden görülebiliyordu. Bu aşamada inanılmaz getiriler elde ederek, küçük (hatta bazen de büyük) yatırımcıya gel gel diyorlardı. TEFAS’a kapalı oldukları dönemde getiriler şişirildikçe, web sitesinden bu inanılmaz getirileri gören Küçük yatırımcı gözlerine inanamadı. Aslında bu dönemde finansal okur yazarlığı olmayan kişiler bu getirilerden etkilenmişti.
2)Bu dönemde halka arz olan küçücük şirketlerin bir kısmını kendi ayrı şirketlerini alıyor ve fona devretmek üzere bekliyorlardı. Hiçbir likiditesi olmayan küçüçük hisse senetleri içeri giren 10 Milyon Dolar gibi küçücük paralar ile ŞİŞİRİLİYOR ve fon getirileri uçuyordu.
3)Sonra TEFAS’a açıldılar. Ilk başta bu getirileri yöneticilerin ZEKASI zannedenler fona para yatırmaya başladılar. Halbuki bu kişilerin ne EĞİTİMİ ne de ZEKASI Dünya çapındaki Hedge Fund yatırımcıları kadardı. Onların yanında SIFIRDI diyebilirim. Ama olayı her zamanki gibi MİLLİYETÇİLİKTEN vurdular. Maalesef Türk halkının en zayıf noktası vatansever olduğunu iddia eden herkese kanması. Dediler ki işte biz Dünyanın en zeki, en eğitimli, en çalışkan Hedge Fund sahiplerinden bile daha iyiyiz. İnananlar ilk paraları yatırdılar.
4)Olay daha yeni başlıyordu. Bu küçük yatırımcıların parasının yanında bu Dolandırıcıların çevresinden bazı insanlar da buraya para koydular. Onların küçük yatırımcılardan farkı bu olayın nasıl yapıldığını MUHTELEMEN bilmeleriydi. Ama sonunda küçük veya büyük yatırımcılar fonlar TEFAS’a açıldığında paralarını fona soktular.
5)Fon sahiplerinin şimdi yeni şirketler bulması gerekiyordu. Çünkü o getirileri gerçekten Ekonomi ve Finanstan anladıkları için değil, Warren Buffet gibi C. Munger gibi gerçekten bilanço okumayı bildikleri için değil, isimsiz İÇİ BOŞ şirketlerin patronları ile anlaşarak hisselerini şişirdikleri için elde ediyorlardı. Ama bu şişirme için sürekli ve ekstra paraya ihtiyaçları vardı. O parayı da oltaya takılan zavallı balıklar gibi fona para yatıranlardan aldılar (olayın nasıl yapıldığını bilerek yatıranlar da vardı elbette).
6)Yeni şirketler bulundu, şirket sahipleri ile dışarıda anlaştılar. Olay çok basitti. Şirket sahibine biz senin şirketinin değerinin 100 TL olduğunu biliyoruz ama 15 katına çıkaracağız. Sen de ses etmeyeceksin ve elindeki hisseleri satmayacaksın dediler. Çünkü şirket patronu eğer ses çıkarsa olay ortaya çıkacak, sistem büyümeden çökecekti. Aynı şekilde 100 TL değeri olan şirketin patronu değer saçma sapan 1500 TL’ye çıktığında elindeki ÇOK FAZLA hisseyi satsa bu sefer fonun getirisi düşecekti. O yüzden patronun susması ve satmaması (En azından çok fazla satmaması) gerekiyordu.
7)Bu SUÇUN karşılığında Patronlara ya dışarıdan para verildi. Ya da çok cüzzi de olsa hisse satmalarına izin verildi. Ama 100 TL değerinde olan hisse 1500 TL olup 15 katına çıkınca sadece %1’lik hisse satan patron resmen şirketin %15 değeri kadar parayı sistem dışına çıkarıyordu.
8)Olay böyle devam etti. Daha fazla fon şirketi kurdular. Artık 1 Milyar Dolar geçilmişti. Daha fazla kurban sisteme giriyordu. Ama bu bir SAADET Zinciri idi. Bu bir PONZİYDİ…. Ponzinin devam etmesi için uyaranların olmaması gerekiyordu. Burada ayrı illegal olaylar başladı. Paralı troller (siyasi veya siyasi olmayan) devreye girdi. Para karşılığı bu konuda uyarma kapasitesi olanlar itibarsızlaştırıldı. Uyaranlar gözaltına alınma ile tehdit edildi. Hatta alındı. Bir çok iyi kalpli insana eziyet ettiler. Tehdit ettiler. Bana olan bunlar arasında az olanlardan olsa da çok üzücü idi.
9)Bu fonların sahipleri ayrıca SOSYOLOJİK Terörizm yolları da uyguladılar. Örneğin Emre Tezmen twitter hesabından sürekli YERLİ ve MİLLİ vurgusu yapıyor. Bir çok bu konuda hassas vatandaşı kandırıyordu. Televizyonlar, yayınlar ve videolar yolu ile nasıl tüm Dünyayı geçeceklerini anlatıyordu. Bunlara Türkün gücü dese de bu aslında bir dolandırıcının olayı süslemesi idi.
10)Bu arada gerçekten bu vatanı seven siyasi görüşünden bağımsız gerçek Milli insanlar atak altındaydı. "Eğitim 5 para etmez", "Borsa başka bir şeydir", "Herkes bilemez" şeklinde söylemler ile vasatlık pompalandı.
11)Sosyal medyada bu şirketlerin ödeme yaptığı (belki de komisyon) twitter hesapları her gün bu fonların AKIL ALMAZ getirilerini paylaşıyor. Uyarmaya çalışan herkes Piyasayı bozucu hareketten suçlanıyordu.
12) Olay o kadar büyüdü ki 10 Milyar dolar üzerine çıkan fonlar yüzünden UYDURUK şirketlerin değeri Türkiye’nin DEV Sanayi, Holding ve Bankalarından daha değerli hale geldi.
13)İşte burada olay koptu. Tam bu aşamada Finansal okur yazarlığı olan, bu işin ne olduğunu anlayıp bilen insanlar bile NEFİSLERİNE yenik düştüler ve fona girdiler. Çünkü bunlar buralara kadar gelebildilerse o zaman siyasi bağlantı vardır belki de izin veriliyordur dediler. Halbuki MİLYONLARCA kişinin MAĞDUR olması %100 olan bir hadisede siyasetin BİR KISMI bu işin içinde olsa da TÜMÜNÜN olması imkansızdı. Ama insanlar TÜMÜ diye düşünüp tamamen içeri girdiler.
14)Artık Miktarlar 20-25 Milyar Dolar civarına ulaşmıştı. VE AÇIK yazayım eğer bu yıl sonuna kadar müdahale edilmese Miktar 100 Milyar dolara ulaşırdı. 2027 sonuna kalsa ülkemizde Sermaye Piyasaları kalmazdı.
15)Sonunda SPK’dan düzenleme geldi. Bu fonlara dendi ki tuttuğunuz TEK bir hisse senedi toplam portföyünüzün falanca kısmını GEÇEMEZ… Bu fonlar için bu ölüm demekti. Çünkü getirileri tek bir hisseyi uçurarak elde ediyorlardı. Bu düzenleme ile uçan o hisselerin bazılarını satmaları gerekti.
16)Satışa ilk olarak PUSULA geçti. Fon bu sefer değer kaybetmeye başlamıştı. Yani HER ZAMAN olduğu ve HER ZAMAN olacağı gibi PONZİ çökmeye başlamıştı. Bu çöküş zaten ben ve benzer kişiler tarafından YILLAR önce biliniyordu. Ama sesimiz çıkamıyordu. Bunu bilen yöneticiler son hamle ile yurtdışına kaçmaya başlamıştı.
17)Tera son dakikada PUSULA’yı alacağım derken sadece ZAMAN kazanıyordu. Yani kendi çöküşünü bir parça ertelemek istiyordu. (Unutmayın Tarihte ÇÖKMEYEN Ponzi yoktur)
18)Bu fonların hiçbiri LİKİT değildi, çünkü o getirilerin hepsi 100 TL değerindeki şirketi 2000 3000 5000’e çıkararak ama sadece KAĞIT üzerinde çıkararak elde edilmişti. Hiçbir yabancı yatırımcının ya da AKLI BAŞINDA yerli yatırımcının o hisseleri o fiyattan almayacağı belliydi.
19)Amaç KAFESE sıkışan fon mağdurlarının parası ile kendi çıkışlarını GARANTİ altına almaktı.
20)Yaz aylarında (ve öncesinde) suçlulardan bir çoğu fonlardan çıkış sağladı. Bir nevi 100TL den aldıkları hisseleri 30-40-50 katına zavallı insanların üstüne yıktılar.
21)Çöküş olmuştu. Geri dönüş yoktu. Hapse girdiler.
BU İŞİ YAPANLARIN HANGİSİ NE KADAR SUÇLU?
1)Fonları kuranlar FECİ SUÇLU bir finansal terörizme imza attılar. Bu vatana bu devlete büyük bir darbe indirdiler. Hem Cezai hem Maddi hem Etik hem de Manevi olarak SUÇLULAR
2)Fonlara bu fonların ne yaptığını bilerek fon kurucuları ile bağlantılı şekilde ilk yatırımları yapanlar FECİ Suçlu. Yine Hem Cezai hem Maddi hem de Manevi olarak SUÇLULAR.
3)Fonlara bu fonların ne yaptığını bilerek fon kurucuları ile bağlantılı şekilde yatırım yapan siyasiler FECİ Suçlu. Yine Hem Cezai hem Maddi hem de Manevi olarak SUÇLULAR.
4)Bu fonların bu getirileri NASIL elde ettiğini FİNANSAL OKUR YAZARLIKLARI ve Matematikleri güçlü olduğu için BİLEREK giren ama fon yönetimi ile bağlantıları olmayanlar sadece SUÇLU ama MANEVİ ve ETİK olarak.
5)Bu fonların bu getirileri NASIL elde ettiğini düşünmeyen ve bilmeyen ama EMRE TEZMEN ve türevlerini gerçekten gerçek fon yöneticisi ve Zeki sananlar SUÇSUZ.
6)Bu fonların bu getirileri NASIL elde ettiğini meslekleri gereği bilen BANKACILAR eğer bu fonları önerdiyse hem ETİK olarak hem Maddi olarak suçlu. Eğer bu önermeler karşığında KOMİSYON aldılarsa FECİ suçlular.
Mağdurların hangisi NE KADAR ve NASIL mağdur?
1)Burada EN MAĞDUR kısım garanti olduklarını düşündükleri için bu fon şirketlerinin PARA PİYASASI fonlarına girenler… Para piyası normalde Mevduat benzeri getiri getiren fonlar olmalı. Ama bu ÇAKAL fon Şirketleri maalesef para piyasası fonu içine riskli varlıkları da koydu. Aynı zamanda riskli varlıkları TEMİNAT olarak gösterdiler. O yüzden EN MAĞDUR kesim bu para piyasası fonlarına yatırım yapanlar.
2)İkinci sıradaki mağdurlar Hisse senedi fonlarına yatırım yapanlar.
3)Üçüncü sıradaki mağdurlar Fon şirketlerinin SANAL olarak ŞİŞİRDİĞİ hisselere bizzat kendileri girenler.
4)Bir de elbette genel olarak piyasa düşüşünden etkilenenler var.
ÇÖZÜM nedir? Gelin ÇÖZÜYORUZ:
1)Devletin elinde bu fonlar ilk kurulduğu günden bu yana kimin içeri ne kadar para koyduğu ve ne kadar para çektiği var.
2)Aynı şekilde Devletin elinde kimin Manipülasyon yapılan hisselere ne kadar para girdiği ne kadar para çektiği var.
3)Devletin elinde her birinin Adı Soyadı, kimlik numarası, banka numaraları, adresleri var.
4)Devletin elinde bu şahısların 1. Derece akrabalarının da bilgileri var.
5)Devletin elinde bu şahısların ne zaman nereye ne akdar para transferi yaptıkları da var.
6)Bu dosyalar toplasanız 50-100 GB büyüklüğündedir. Kolayca STATA veya MATLAB gibi kodlar ile analiz edilir. Tabii bunlar fil tarihinden kalma yazılımlar artık yapay zeka bile diyeceğimi sadece 1-GÜN içinde yapar.
7)Yapılacak şey şu. Para çekenlerin hepsinin çektiği para EKSİ yatırdığı para hesaplanıp bu kişilerden o para istenecektir. Bu kişiler suçludur ASLA diyemeyiz. Suçlu olanlar sadece Fon sahipleri ile ilişkili olanlardır, bunların arasında yetki ve konum sahibi olanlardır. Normal vatandaş suçlu değildir ama yinede suçlu olsun olmasın elde edilen kar SUÇTAN kaynaklanan gelirdir. Bu fark sepete konulmak zorundadır der CLAWBACK kavramı.
8)Bu kişilerin bazıları FAHİŞ karları ile araba, ev almış olabilirler. Farketmez. Haciz yoluna bile gidilmelidir. Bu karlar onların değil parasını buraya kaptıranlarındır.
9)Sepete toplanan para toplanırken: ÇIKAN PARA – GİREN PARA rakamı EN YÜKSEK olanlardan ilk olarak toplanmalıdır.
10)Sepetten ödeme yapılırken ana parasını kaybedenlere ödeme küçük meblağlardan başlanarak yapılmalıdır. AMA Bir Milyon TL gibi sınır koymak haksızlık olacaktır. Sadece parayı sepete alırken BÜYÜKTEN KÜÇÜĞE, parayı fon mağdurlarına dağıtırken KÜÇÜKTEN BÜYÜĞE yapılabilir. Ama Küçükten büyüğe yapılırken Toplam ÜÇ liste yapılmalıdır. Önce Para Piyasası fonlarında sıkışanlar küçükten büyüğe ondan sonra hisse fonlarında sıkışanlar küçükten büyüğe, sonra manipülasyon yapılan hisselerdekilerin ana paraları (elbette bu da küçükten büyüğe).
11)BÜYÜKTEN-KÜÇÜĞE fahiş karlar elde edenlerden bu karlar geri çağrılırken YASAL Devlet faizi uygulanmalıdır diye düşünebilirsiniz. Örneğin bu fona 14 ay önce 10 Milyon TL sokup 13 ay önce 34 Milyon TL çeken bir kişiden 34-10=24 Milyon değil, 24 Milyon TL artı 13 ayın yasal faizi alınmalıdır diyebilirsiniz. AMA BEN BÖYLE DÜŞÜNMÜYORUM. Çünkü bu sefer de bu o karları alanlara HAKSIZLIK olur. Karları alan herkes bu suçun içinde değil. Sadece ŞANSLI oldukları için orada olanlar da var ve bazıları bu karlara faiz geliri elde ETMEMİŞ olabilir o yüzden bunu yapmamak lazım.
12)Bu söylediklerim olayın sadece Finansal kısmı için geçerlidir. Hukuki ve Cezai kısmını Devlet ayrıca halleder diye düşünüyorum. Yani kar edenlerden ŞANS ESERİ bu fonlarda kar edenler sadece karları geri öderken, Fon sahipleri ike komünikasyon halinde bu karları edenler hem karları sepete geri ödeyip hem de cezai işlem görebilir.
13)Bu konuda Türkiye Cumhuriyeti Devleti bazı şirketlerden DANIŞMANLIK alabilir. Bu konuda dünyada bilinen danışmanlık şirketlerini yazmak isterim:
FTI Consulting - Forensic & Litigation
AlixPartners
Alvarez & Marsal (A&M)
Kroll (daha önceden adı Duff & Phelps)
Bunlar arasında benim en fazla okuma yaptığım ve bildiğim KROLL adlı firmadır. Bu firma aynı zamanda FTX borsası çöküşünde de yer almıştır.
Elbette Devlet olarak bunlar ile çalışırsak indirim de almalıyız diyeyim !!
Çünkü bunlar pahalı şirketler. Ama işin güzel kısmı yukarıda anlattığım CLAWBACK uygulamasında en fazla parayı maalesef HUKUK şirketleri yer. Ama bizim durumumuzda ülkemizdeki hukukçular bu işi devralacağı için masrafı çok az olur.
Bunlara MASRAF diyorum çünkü bu firmalara verilen paralar Mağdurlara verilen paradan düşer.
14) Sepete konulan paralar sadece eski giriş çıkış yapan kişilerin KARlarından OLUŞMAZ.
15)Aynı zamanda bu fonların ŞİŞİRMEKTE kullandığı tüm hisse senetlerinin geçmiş 5 yıllık işlemleri geri sarılmalıdır. Buradan elde edilen karlar da sepete konur. 2 tane ŞUBESİ olup da değeri Türkiye’nin MİLLİ SANAYİ şirketlerinin değerini aşan hisselerde KAR edenler heralde bunu kendi ZEKA ve BİLANÇO okuma kabiliyetlerine bağlamıyorlardır. Bağlıyorlarsa da bağlamasınlar ….
16) Sepete aynı amanda Fon şirketlerinin topladığı %2’lik TÜM işletim ücretleri geri konulmalıdır.
17) Son olarak Sepete eğer Maliyemiz bu işlemlerden geçmişte alınan stopajları koyarsa büyük bir iyi niyet göstergesi olur.
Bu işlemler yurtdışında HUKUK firmalarının büyük ayak diremesi nedeni ile ÇOK uzun sürer. Ama Türkiye’de çok daha kısa sürebilir.
18) Sepete Konan paraların Mağdurların tam zararını karşılamaması durumunda fon gelecek yıllarda açık kalabilir. Devlet bankaları açığı kredi olarak kapatır. Sepete zamanında para atmayanlar, Devlet bankalarının ipoteği ve HACZİ altında olur. Ben bu açığın eğer işlemi doğru yaparsak düşük olacağını düşünüyorum.
Tüm Devlet yetkililerini son 1 hafta içinde yaptıkları tutuklamalar ve mal dondurmalar için tebrik ederim. Eğer bu işi temiz bir şekilde ülke olarak çözersek BORSAYA ciddi yabancı yatırımcı da çekeriz. Dünya basınında pozitif olarak da yer alırız.
Ben bu sefer sonsuza kadar Türkiye ile ilgili siyasi, ekonomik, finansal konularda konuşmayı bırakıyorum. Tüm ülkeye geçmiş olsun.
@Cemmdursunn#spk işini yapsaydın bizler şu an bu durumda kalmayacaktık. Vatandaşın menfaati hani korunacaktı bizler #fonmağdurları olarak hakkımızı alın terimizi ve en önemlisi kendi paramızı istiyoruz , sadaka değil.
Bu süreçte hukuken izahı mümkün olmayan asıl mağduriyet ise: 16 Eylül 13:30 sonrası ile 17 Eylül’de sistem açıkken TEFAS’tan satış emri veren tasarruf sahiplerinin emirlerinin tek taraflı İPTAL EDİLMESİDİR!
İnsanlar ekranda sistemi açık gördü, güven duyup yasal satış emrini girdi.
Şimdi bu insanlara; "Kusura bakmayın, emrinizi iptal ettik; fon batık, tasfiye bitince kasada ne kalırsa oransal payınızı alırsınız" demek Anayasa'nın güvencesindeki mülkiyet hakkını ve devlet ciddiyetini hiçe saymaktır.
Regülatörün ve kurumların kendi operasyonel zaafı ve geç müdahalesi vatandaşa fatura edilemez!
Sistem açıkken girilen bu emirler de hukuken tescillidir. Bu insanların hakkı tasfiye zararına kurban edilemez; Salı günkü Külliye zirvesinde bu iptallerin yarattığı haksızlık mutlaka telafi edilmeli, tasarruf sahiplerine hakları eksiksiz iade edilmelidir!
CLAWBACK
CLAWBACK
CLAWBACK
Bu fon ve hisselere para yatırıp da parasını katlayan herkesden o paraları alınsın. Yatırımları oranında ana paraları herkese dağıtalım.
Bitti gitti.
⚖️ FON DOSYASINDA EN KRİTİK MESELELERDEN BİRİ: DİJİTAL DELİLLERİN KORUNMASI
Soruşturma ilerliyor, tutuklamalar ve malvarlığı tedbirleri uygulanıyor.
Ancak #FonMağdurları açısından yarın telafisi mümkün olmayabilecek bir konu var:
📌 17 Eylül’e ait EMİR VE SİSTEM KAYITLARI.
@spkgovtr ve ilgili soruşturma makamlarına açık çağrımızdır:
TEFAS, Takasbank, MKK, banka ve aracı kurumlar nezdindeki;
1️⃣ Emir ID ve referans numaraları,
2️⃣ Emir oluşturma ve iletim zamanları,
3️⃣ Ret/iptal kayıtları ve gerekçeleri,
4️⃣ Sistem hata ve erişim logları,
5️⃣ Emir durum değişikliklerinin zaman damgaları
eksiksiz biçimde muhafaza altına alınmalı ve kurumlar arasında çapraz doğrulanmalıdır.
⚖️ Çünkü yatırımcının hukuki durumu ancak bu delillerle ayrıştırılabilir:
Emri gerçekleşen başka,
emri verip iptal/reddedilen başka,
teknik engel nedeniyle emir oluşturamayan başka,
hiç satış iradesi göstermeyen yatırımcı başkadır.
📢 DELİL KAYBOLURSA HAKKIN İSPATI DA ZORLAŞIR.
17 Eylül saat 13:30 öncesindeki satış iradesini bugünden koruyun.
Soruşturma yalnızca “kim ne yaptı?” sorusunu değil, “hangi yatırımcının hangi hakkı engellendi?” sorusunu da cevaplamalıdır.
⚖️ Maddi gerçeğe ulaşmanın yolu, dijital delil zincirini eksiksiz korumaktan geçer.
#FonMağdurları #Tera #Tly #Tmv #Thf #Doh #Fsu #Tp2 #Pusula #Bulls #Temerrut #Tasfiye #Dfi #Phe #Pbr
17 Eylül satış emirlerinin iptal edilmesi bir zulümdür!
Tüm aracı kurumların dediği tek şey var: 17 Eylül’de emirleri TEFAS reddetti! Dünyadaki en dandik (sözde) kripto borsalarında bile shitcoin’i bile anında satabilirken, bizim büyük Türkiye Cumhuriyeti borsamızda 17 Eylül satışlarının reddedilmesi ve sonradan düzeltilmemesi, yok sayılması dünyaya karşı çok kötü bir algı oluşturabilir.
Buna önem vermek gerekir. Dandik kripto borsalarında bile yatırımcılarını korurlar! Geçen o borsalardan birinde hack olayı yaşandı, bir dünya kripto çalındı ama o borsa tüm yatırımcılarını korudu, parasını verdi! Bizim İstanbul Borsamız onlardan aciz değil, çok güçlüdür ve bu zulmün giderilmesi için açıklama yapmaya bile gerek yok.
Devletimiz bu mağduriyeti görüp tüm aracı kurumlardan bu reddedilen listeleri alıp sisteme dâhil etmelidir. Bu gereklidir, önemlidir ve kulak arkası edilemeyecek kadar büyük bir mağduriyettir.
Biz illegal bir şey yapmadık. Biz vatanımıza, milletimize güvenip borsamızda işlem yaptık. Serbest fon yatırımcıları sattıklarında her seferinde %17,5 stopaj vergisini ödedi. Devletimiz çok iyi biliyor ki bu para bizim. Biz kendi paramızı istiyoruz. Başkasından bir şey istemiyoruz.
Bizim paramızla fonlara hisse aldılar ve kendi haksız, hukuksuz, canavarca elde ettiği 2 milyar TL’yi nasıl iç ettiğini görüyoruz. Bizim en büyük mağduriyetimizi gösteren bu küçük (!) örnektir.
Biz borsamıza güvendik. Biz SPK’nın gerekli kurallarla kurulduğuna inandığımız fonları satın aldık. Kumar oynamadık.
17 Eylül satışlarının reddedilmesi olayının da en kısa sürede çözülmesini bekliyoruz. Emeği geçecek herkese şimdiden çok teşekkürler. @RTErdogan@abakingurlek
#TeraMağduriyetiSonBulsun #TeraMağdurlarıÇözümBekliyor #17eylulreddizulumdur
#tly #thf #fonmağdurları #tera
17 EYLÜL 13.30 ÖNCESİNDE SATIŞ EMRİ VEREN ANCAK EMRİ GERÇEKLEŞMEYEN YATIRIMCILARIN HUKUKİ HAKLARI BULUNMAKTADIR.
Burada özellikle altını çizmek istediğim husus şudur:
Yatırımcı satış emrini zamanında vermiş, satış iradesini açıkça ortaya koymuş olmasına rağmen emir;
– aracı kurum tarafından geç iletilmişse,
– hiç iletilmemişse,
– yatırımcının iradesi dışında iptal edilmişse,
– teknik/sistemsel bir sorun nedeniyle gerçekleşmemişse,
– yatırımcının emir vermesi sistem tarafından engellenmişse,
bu durumdan doğan zararın doğrudan yatırımcının üzerinde bırakılması HUKUKA AÇIKÇA AYKIRIDIR.
Bu yatırımcıların yalnızca tasfiye sürecini beklemek zorunda oldukları düşünülmemelidir. Somut olayın özelliklerine göre; emir iletiminde veya emir gerçekleştirme sürecinde aracı kurumun kusuru bulunması ve bu kusur ile yatırımcının uğradığı zarar için aracı kuruma karşı zarar tazmininde hukuki yollara başvurulması mümkündür.
Yani mesele yalnızca “fon tasfiyesinde ne kadar ödeme yapılacak?” meselesi değildir.
Aynı zamanda;
“Ben satış emrimi zamanında verdim. Emir benim kusurum dışında gerçekleşmedi. Bu nedenle uğradığım zarardan kim sorumlu?”
sorusunun da cevaplanması gerekmektedir.
Bu noktada en önemli deliller;
– emir verilen saat,
– aracı kurum sistem kayıtları,
– emir iletim kayıtları,
– MKK/Takasbank kayıtları,
– emir iptal kayıtları,
– yatırımcının ekran görüntüleri, mesajları ve çağrı merkezi kayıtlarıdır.
Bu kayıtlar sonucunda emrin yatırımcıdan kaynaklanmayan bir nedenle gerçekleşmediği ortaya çıkarsa, yatırımcının uğradığı zararın tazmini bakımından aracı kuruma karşı dava ve diğer hukuki başvuru HAKKI BULUNMAKTADIR.
Özellikle 17 Eylül 13.30 öncesinde emir veren yatırımcıların bu kayıtları mutlaka muhafaza etmesi gerekir.
Çünkü hukuki süreçte belirleyici olan husus, yatırımcının emrini zamanında verdiğini ve emrin kendi kusuru dışında gerçekleşmediğini ispatlayabilmesidir.
Dolayısıyla bu kişilerin;
1. Emir kayıtlarını temin etmesi,
2. Aracı kuruma yazılı başvuru yapması,
3. Gerekirse arabuluculuk ve dava yoluna başvurması,
4. Uğradığı zararın tazminini talep etmesi
hukuken mümkündür.
Burada dava açılması hâlinde talep edilebilecek zarar miktarı da ayrıca önemlidir.
Mahkeme; emrin zamanında yerine getirilmiş olması hâlinde yatırımcının hangi bedeli elde edeceğini, sonrasında fiilen elde edilen veya tasfiye sonucunda elde edilecek tutarı ve aradaki farkı değerlendirecektir.
Bu nedenle yatırımcıların haklarının yalnızca tasfiye sürecindeki ödeme miktarıyla sınırlı olduğunu düşünmemesi gerekir.
Aracı kurumun kusuru nedeniyle emir gerçekleşmemiş ve yatırımcı bu nedenle zarara uğramışsa, şartları oluştuğunda bu zararın aracı kurumdan tazmini için dava açılması mümkündür.
Her dosya kendi emir kayıtları ve teknik verileri üzerinden ayrıca değerlendirilmelidir.
Talebimiz çok açık:
17 Eylül 13.30 öncesindeki bütün emir kayıtları incelenmeli. Emir neden gerçekleşmediği ortaya çıkmalı. Kusur kimdeyse sorumluluk ona yüklenmeli. Yatırımcının kendi kusuru dışında oluşan zarar yatırımcının üzerinde BIRAKILAMAZ.
#TLY #TMV #DFI #FonMağdurları #TeraFonMağdurları #SPK #Takasbank #MKK #YatırımcıHakları #TeraMağduriyetiSonBulsun #TP2FonMağdurları #TP2ÖdemeleriAcilenDuyurulmalı #TP2
Bu yaşananlar sıradan yatırım kaybı değil, büyük bir dolandırıcılıktır. Yılların birikimini teslim eden yatırımcılar sadece ana parasını istiyor.
Gerekirse clawback modeliyle kaybolan kaynakların izi sürülmeli ve mağduriyetler giderilmelidir.
#FonMağdurlarıAçıklamaBekliyor
"Suçlular tutuklandı" denip konu kapatılamaz.
O fonlara güvenip dişinden tırnağından arttırdığı birikimini yatıran binlerce aile perişan halde. Suçluların cezalandırılması kadar, mağdur olan halkın hakkının nasıl ve ne zaman teslim edileceğini bilmek herkesin hakkı.