Elimde bir mektup var kimden bilmiyorum
Kelimeler sürülmüş lügatlerin namlusuna
Öyle bozulmuş, öyle bozulmuş ki seni anlamak
Ey suyun kıyıya bıraktığı köpük
düşmüş bir kaledir artık okumak
(Biliyorsun ya susarak yaşamak zorundayım seni)
Bu yüzden gecelere ve sözcüklere
Bölüyorum ağırlığını
Yüzünü gözbebeklerime çiziyorum
Kırık kalemleriyle kirpiklerimin
Baktığım her yerde seni göreyim
Ve eksilmesin diye imgen
Artık vakit ne uzun, hayat ne de dar Sarya
Yıllanmış beyazlarımı giydirdim ütopyamıza
Sana el değmemiş, upuzun bir veda bırakıyorum
Ağlıyor, gülümsüyorum aldırma sen bana
Yaklaşan her saniye ismini yutkunsamda...