Avrupa Şampiyonu olarak Türk Bayrağını zirveye taşıyan Filenin Sultanları’nı yürekten kutluyoruz.
Milletimize büyük bir gurur yaşattınız. Başarınız, sizin izinizden yürüyen kız çocuklarımıza cesaret, Türk sporunun geleceğine umut veriyor.
Bu zaferde emeği bulunan bütün sporcularımıza ve teknik ekibimize teşekkür ediyoruz. Hepinizle gurur duyuyoruz! 🇹🇷
Erkin Güney yüksek lisans tezini bugün başarıyla savundu. Erkin tezinde Milliyetçi Kongre Derneği’ni inceledi. Yaygın adıyla “seküler milliyetçilik” hareketinin Türk milliyetçiliği geleneğinde nereye oturduğunu, ne tür devamlılıklar ve kopuşlar içerdiğini MKD üzerinden çalıştı.
Evet dostlar, 3. sayımız çıktı. Emrah Ece imzalı bir de hediyemiz var. Bugünden itibaren verdiğiniz siparişler için 3. sayımız gönderilecek.
Hadi ay bitmeden tüketelim!
https://t.co/E10xaXbic4
"Biz, emperyalistlerin pençesine düşen bir kuş gibi yavaş yavaş aşağılık bir ölüme mahkûm olmaktansa, babalarımızın oğulları olarak vuruşa vuruşa ölmeyi tercih ediyoruz."
Türk yurdunu emperyalist pençesinden kurtaran, Anadolu'yu kanıyla ve zaferiyle Türk'ün ebedî vatanı kılan Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü, silah arkadaşlarını, kahraman Türk ordusunu ve kahraman şehitlerimizi saygı ve minnetle anıyoruz.
30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun. 🇹🇷
Malatya'da Şehitlerimize Saygı Yürüyüşümüzü gerçekleştirdik. Şehitlerimize saygısını göstermek ve onların emanetine sahip çıkmak için gelen herkese teşekkür ederiz.
28 Ağustos Cuma günü saat 18.00’de Malatya Kernek Meydanı’nda, Türk bayraklarımızla bir araya geliyoruz.
Şehitlerimize saygısını göstermek, onların emanetine sahip çıkmak isteyen bütün Malatyalıları yürüyüşümüze davet ediyoruz.
Bayrağını al, sen de gel!
1071’de Sultan Alparslan’ın süvarileriyle Anadolu’ya vurulan Türk mührü, 1922’de Başkomutan Mustafa Kemal Paşa'nın ordularıyla yeniden parladı.
Bizi bu vatandan söküp atmaya kimsenin gücü yetmedi, yetmeyecek. Bu topraklarda daha nice bin yıllar yaşayacak, daha nice zaferler göreceğiz.
Hak arama mücadelesi veren kahraman gazilerimize verdiği destek sırasında polis müdahalesi ile yaralanan İYİ Parti Bursa Milletvekilimiz Sn. @YS_Turkoglu’na geçmiş olsun dileklerimizi iletiyor, kendisine acil şifalar diliyoruz.
Günlerdir gazilerimize reva görülen muamelenin ardından bugün yaşananlar, iktidarın muhalif seslerden duyduğu rahatsızlığın boyutunu göstermektedir. Hakkını arayan er şehit ailelerinin ve er gazilerin sesini kısmaya çalışan, yanlarında duran milletvekilini darp edecek kadar ileri giden bu anlayışın sorumlularının hukuk önünde hesap vereceği günlerin bir an evvel gelmesini temenni ediyoruz.
Teröristlerin ayağına milletvekili gönderilirken, gazilerle saf tutan bir milletvekilinin saldırıya uğraması Türk Milleti’nin saldırıya uğramasıdır. Arzu ettiğimiz gibi bir vekillik yaparak lafla değil gövdesiyle Türk’ün yanında duran Selçuk Türkoğlu’na hem teşekkür ediyor hem geçmiş olsun diyorum.
Sürece dair Türk Milleti’nin görüşlerini paylaşanı hemen gözaltına alan devlet, bir milletvekiline saldırana nasıl muamele edecek hep birlikte izleyeceğiz.
Polis tarafından ablukaya alınan gazilerimizin yanındayız. Yönetim Kurulu Üyelerimiz Sayın Oğuzhan Metin, Sayın Semir Yapıcı ve avukat üyelerimizle birlikte abluka ortadan kalkana kadar alanı terk etmeyeceğiz.
Partisiz ve hatta bazı parametrelerde düzelme görmezse sandığa gitmemeyi düşünen bir seçmen olarak bir talebimi dile getirmek istiyorum.
Bu ikinci ihanet süreci ilkinde olduğu gibi yıldırma politikası güdüyor. Akıl almaz işler oluyor, laflar ediliyor. Hiçbir karşılığı, bedeli olmuyor. Dayatan dayattığıyla kalıyor, 600 simsarın içinde 400'ünü ikna eden keyfine göre Türk'ün servetini pay edebiliyor.
Üstelik bu defa daha tecrübeliler. Simsar düzeninin kuklalarını kolayca transfer ediyor, vatandaşlık vazifesini yerine getirip devletin vazifesini yerine getirmesinden başka beklentisi olmayan milyonlarca Türk'ü "ne yaparsam nafile" fikrine getirmeye çalışıyorlar.
Böyle bir ortamda haklı olmak anlamsızdır. Haklı ve güçlü olmak icap eder. Bir bayrak rüzgar beklemiyor - rüzgar var, bayrak açmak gerekiyor.
Bu manzarada ittifak lafları dahi anlamsızdır. İttifak matematiği bu süreci durdurmaz. Yılgın milyonlara yeniden azimli ve heyecanlı olmak için bir gerekçe sağlamak şarttır. Bunun da yolu Türk milliyetçisi partilerin birleşmesidir. Siyasetten uzaklaştıkça fark ediyorum, milliyetçilik iddiasında bulunan muhalif partilerin ayrı partiler olmasının gerekçesi yok. Ya bu gerekçeleri sunsunlar ve kavga etsinler ve biz taraf olalım ya da ittifak, işbirliği gibi siyaseten anlamsız lafları bırakıp birleşsinler.
Müsavat Dervişoğlu ve İYİ Parti bu birleşmenin doğal adresidir. Başka fikirde olanlar mutlaka vardır ama onları ikna etmek yahut onlar tarafından ikna edilmek mümkün. Yeter ki bu konuşulsun - hatta parti başkanları kamuoyu önünde, canlı yayında konuşsunlar. Pazarlıklarını da böyle yapsınlar. En azından kişisel pazarlığına milliyetçileri ve milliyetçiliği vasıta edenlerden tiksinenlerin kafasının yeniden partilere dönmesi için bir vesile olur. O tür pazarlıkları halen yapmaya devam edenlerin de partiler üzerindeki vesayeti kırılır.
Düşmanın saldırması hiçbir zaman büyük tehlike değildir. Biz Türkler tarih sahnesine çıktığımız andan beri çevremizin düşmanla sarılı olmasına alışığız. Ancak dost safların bu kadar isteksiz, bıkkın ve şüpheci olması varoluşumuza bir tehdittir. Eninde sonunda Türk milliyetçiliği iktidar olacak - bu kadar kötü yönetilen ve hikayesiz kalmış devlet ile milleti ancak Türk milliyetçiliği toparlayabilir. O iktidara giden yolda, bugün en azından ikinci partinin milliyetçi olması mümkündür, yeter ki siyaset yapmayın, milliyetçilik yapın ve kafaların size dönmesini sağlayın.
Yalnız baraj geçmek, yalnız yarın ne yapacağı meçhul tiplerin vekillik hesabına hizmet etmek adına parti kurulmaz, idame ettirilmez, oy istenmez. Zira o ticareti daha iyi yapanlar varken küçük aktörün kimse yüzüne bakmaz. Bizi büyük aktör haline getirin, iktidar hesabı yapalım artık. Pençelerimiz duvar yumruklarken dağılıyor, dişlerimiz çenemizi sıkarken ufalanıyor. Şu günlerde sessizce yeminler eden milyonlar bırakın da kavgada, mücadelede, bir mukaddes nöbette yıpratsınlar kendilerini; sefilliklerine dövünerek değil.
Rabia Nur Coşkun'un adli kontrolle serbest bırakıldığını öğrendik. Kendisine geçmiş olsun diyoruz.
İhanet sürecine karşı çıkan Türk milliyetçilerinin başına gelen her olayda dayanışmamızı sürdüreceğiz.
Bölücü terör örgütü PKK, asker, polis, sivil, öğretmen demeden nice Türk kadınını canice katletti; anneleri evlatlarından, çocukları annelerinden, aileleri sevdiklerinden kopardı.
Bu katil sürüsüne af ve cezasızlık yolu açan süreçle, Türk milletinin hafızasında acısı hâlâ taze olan şehitlerimizin hatırası siyasi hesaplar uğruna incitiliyor.
Terörün hedef aldığı bütün şehitlerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyoruz.
Onların katillerine af getirenlere de ar diliyoruz.
Milliyetçi Kongre Derneği olarak ikinci ihanet sürecine ve bölücü teröristlere af getiren sözde yasaya karşı Türk milliyetçisi sivil toplum kuruluşlarının ortak basın açıklamasına katıldık.
Derneğimiz adına basın açıklamasını Yönetim Kurulu Üyemiz Sn. Alperen Özmen yaptı.
Basın açıklamamız:
Türkiye, yıllar boyunca ağır bedeller ödeyerek mücadele ettiği terör örgütüne ve onun siyasi hedeflerine hukuk eliyle alan açılmak istenen bir sürecin içinden geçmektedir. “Çerçeve Yasa” adı verilen düzenleme de bu sürecin en kritik eşiklerinden biridir.
Türk milleti geçmişte benzer bir sürecin nelere mal olduğunu gördü. Devletin geri çekildiği, terör örgütünün güç kazandığı, şehirlerin silah ve patlayıcılarla doldurulduğu, hendeklerin kazıldığı, egemenlik alanlarının fiilen tartışmaya açıldığı günlerin bedelini askerlerimiz, polislerimiz, korucularımız ve sivil vatandaşlarımız canlarıyla ödedi. O dönemin hesabı hâlâ tam anlamıyla verilmiş değildir.
Şimdi aynı anlayış yeniden karşımızdadır. Terör örgütü mensupları için özel hukuki hükümler hazırlanmış, geçmişte işlenen suçların sonuçlarını ortadan kaldıracak veya etkisizleştirecek yollar açılmış, örgütün yıllardır siyasi zeminde dile getirdiği taleplerin önü adım adım genişletilmiştir.
Bölücü terör örgütüne tanınan her ayrıcalık, Türklerin egemenliğinden verilen bir tavizdir. Hukukun teröristlere göre yeniden düzenlenmesi, olmaması için canlarımızı verdiğimiz topraklarımızın bölünmesinden bile daha feci sonuçlar doğuracaktır.
Türkiye’nin üniter yapısı, Türk milletinin egemenliği ve Cumhuriyetimizin kuruluş esasları hiçbir pazarlığın konusu yapılamaz. Irak’ta ve Suriye’de yıllardır yürütülen etnik temelli parçalanma siyasetinin Türkiye’ye taşınmasına, federalizm ve özerklik tartışmalarının meşru bir siyasi zemin gibi sunulmasına karşı durmak bugün her Türk milliyetçisinin tarihî sorumluluğudur.
Biz Milliyetçi Kongre Derneği olarak bu sorumluluğun farkındayız.
Şehit ailelerine yıllarca “evlatlarınız bu vatan için can verdi” deyip bugün onların katillerine hukuk düzeni hazırlayan bir siyaseti kabul etmiyoruz. Gazilerimizin bedenlerinde taşıdığı yaraları görmezden gelip terör örgütüne yeni bir siyasi gelecek kurulmasına razı gelmiyoruz.
Bu topraklarda Türk egemenliği bin yıldan uzun süredir şeksiz ve şüphesiz şekilde sürmektedir. Türkiye Cumhuriyeti de kan ve ateşin içinden geçilerek kurulmuştur.
Edirnekapı’dan, kahramanlar kahramanı şehitlerimizin huzurundan açıkça söylüyoruz:
Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceği terör örgütlerinin taleplerine göre şekillendirilemez. Türk milletinin egemenliği hiçbir müzakere masasının konusu olamaz. Teröristlere can güvenliği garantisi vermek, terör örgütünün meşruiyetini sağlamak Türk milletinin ve Türk devletinin borcu değildir.
Devletimizin üniter yapısını aşındıracak, terör örgütlerine hukuki ve siyasi meşruiyet kazandıracak her girişimin karşısında duracağız.
Bugün önümüze getirilen bu sürecin adı ne olursa olsun, açacağı yolun farkındayız.
Biz o yolun nereye çıktığını daha önce gördük.
Şehitlerimizin emanetine, gazilerimizin mücadelesine, Cumhuriyetimize ve Türk milletinin egemenliğine sahip çıkacağız. Bir kişi kalsak bile yılmayacağız, yıkılmayacağız; bıkmadan, usanmadan bu yolda yürüyeceğiz.
Başta aziz huzurlarında bulunduğumuz kahramanlar kahramanı şehitlerimiz olmak üzere hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Ne Mutlu Türküm Diyene!