Aman tadımız kaçmasın diye yuta yuta büyüttüğümüz o kırgınlıklar var ya... İşte onlar bir süre sonra içimizdeki bütün hevesi öldürüyor. İnsan anlaşılmadığı yerde ısrar etmeyi bıraktığı an, en büyük huzuru buluyor.
birini ne kadar seversen sev sevgin onun yetiştirilmesine, karakterine, alışkanlıklarına, hayata bakışına ve yıllardır taşıdığı doğrularına galip gelemez. sevgi çok şeydir ama bir insanın bütün geçmişini değiştirecek kadar güçlü değildir.
Seni görmek istemedikleri için görülmeye değer olmadığını mı düşündün? Bu gece sana sevgi gönderiyorum. Bil ki, sen görülmeye ve bilinmeye değersin. Daha çok ön plana çık olur mu? Parla ve yüksel. Olduğun halinle yeterlisin ve görülmeyi de en çok sen hak ediyorsun.
Sen onu her haliyle kabul eder, gösterdiği sevgi kırıntısına bile razı olurken, Allah buna razı olmayıp seni onun elinden alır. Senin kendine layık gördüğünü Allah sana layık görmez. Nasıl bir rahmet insan anladığı an hayret ediyor..
Bir kavga sonrası sessizliği mideni ağrıtmıyorsa ona aşık değilsin. Onu ağlarken görmek düşüncelerini altüst etmiyorsa ona aşık değilsin. Onun acısı seni işleri düzeltmek için harekete geçirmiyorsa ona aşık değilsin.
İnsanlar gerçekten sevdikleri için ne emekler veriyor, ne yollar katediyor... Bu yüzden kimsenin size lütuf gibi sunduğu sevgi kırıntılarıyla yetinmeyin. Sevgi, eksik verilmemeli.
Karşınızdaki insanı maddi veya manevi olarak korumak, onu yormamak için gösterdiğiniz incelik çok asil bir davranıştır. Ancak partneriniz bunu bir fedakarlık olarak değil de sizin zaten çok az şey talep eden, sınırları esnek biri olduğunuz şeklinde anlamlandırıyorsa ortada ciddi bir idrak sorunu vardır.
Görülmeyen bir ASİLLİK için üzülmek, sağır birine şarkı söyleyip ritim tutmasını beklemek gibidir. Sizin neden geri durduğunuzu, neden bazı şeyleri talep etmediğinizi idrak edemeyen birine sürekli incelik yapmak ise enerjinizi boşa akıtmaktan başka bir işe yaramaz.
Üstelik ilerleyen süreçte öz değer problemlerine sebebiyet verebilir. Çünkü sizde tüm bunlara rağmen “değer göremiyorum, demek ki haketmiyorum.” Algısına dönüşecektir.
Imagine loving someone so deeply that their betrayal doesn’t just break your heart it changes the way you think, trust, and see people. Some pain doesn’t simply pass; it leaves you permanently more guarded than you ever wanted to be.
Kova yerleşimlerinin manevi sınavı, başkalarının beklentilerini karşılayamama korkusundan, yani utanç ve suçluluktan özgürleşmektir. Sırf kabul görmek için sıradanlaşmayı reddedip kendi özgünlüğünü kabul ettiğinde ruhsal olarak olgunlaşmaya başlar.
Kova’nın enerjisi sadece ben marjinalim deyip kendini soyutlamak değildir. Kendi farklılığını kucakladıkça başkalarının da kendi özgünlüklerini korkmadan ifade etmelerine alan açar. Asıl hümanist tarafı da burada ortaya çıkar.
Kova/Satürn temaları, astrolojik psikolojide geçmişte farklı olduğu için dışlanma, yargılanma veya baskılanma hissiyle ilişkilendirilebilir. Bu hayattaki ders ise başkalarının onayından bağımsızlaşmak ve suçluluk duymadan “Ben kendi yolumdayım” diyebilmektir.
Akrep ateş olamaz. Ateşin içinde ne varsa dışındadır. Akrep ise dibi görünmeyen su. Ateş görünür, akrep gizlidir. Yengeç Ay'dan ötürü ruh hali değişimi yaşayabilir ama bir balık gibi değişken değil. Yengeçte olan kalıyor. Ruh hali git gel yapıyor, kararı değil. Yengeci alıştığından koparmak zordur.