Sadece pkk ya özel bir şeyler olmasını vicdanınız kabul ediyor mu ? Bu ülkede fetocu hakimlerin kararları ile hayatları alt üst olan binlerce insan var? Sadece pkk ya af olupda kader mahkumları unutulursa ahımız bunu yapan herkesi bulsun @MetinerBasin
SİLAH YERİNE SİYASETİN,
ÖLÜM YERİNE HAYATIN
İKAME EDİLDİĞİ BİR SÜREÇTİR BU…
(8 Ekim 2025’te TBMM süreç komisyonunda DEMBİR DER adına yaptığım konuşmadan.)
“Konuşmamın başında şu tarihi gerçekliğe değinmeyi bir borç biliyoruz.
Geçmişte bir inkar sorunumuz vardı.
İnkardan kaynaklanan bu sorun süreç içinde silah sorununa dönüştü. Başka bir deyişle, dağ sorununa dönüştü.
Sayın Cumhurbaşkanımızın Başbakan olduğu dönemde inkar sorunu tarihe gömüldü.
Ama silah/dağ sorunu varlığını sürdürdü.
PKK lideri Abdullah Öcalan “İnkar biterse isyan biter!” demişti.
Ama inkarı sonlandıran devlet/hükümet iradesi AK Parti iktidarı döneminde ortaya çıktığı halde isyan bitmedi.
“Terörsüz Türkiye”, inkardan kabule evrildiğimiz yeni Türkiye’de hepimize kazandıracak ve ülkemizi tarih sahnesine güçlü bir biçimde çıkartacak kapsayıcı ve ileri demokratik adımlar atmamızın önündeki ikinci engeli bütünüyle kaldırma isteği ve iradesiyle ortaya çıktı.
İlk denemenin başarısızlığı hepimize ve ülkemize kan kaybettirdi.
Aramıza fitne salarak asırlık kardeşliğimizi ve birliğimizi temelli bozmak isteyen güçlerin oyununu bozmak için cesur olmaya ihtiyaç vardı.
Liderlik cesaret ister.
Geçmişteki başarısızlıktan ürkerek adım atmaktan kaçınanlar tarih yazamazlar.
MHP’nin bilge lideri Sn. Devlet Bahçeli bu cesareti gösterdi.
Geçen yıl 1 Ekim 2024’te meclis açılışında el sıkarak başlattığı hamleyi 22 Ekim 2024’te doğrudan PKK liderine yaptığı cesur çağrıyla taçlandırdı.
Sn. Bahçeli’nin PKK’nın feshi ve silah bırakması yönündeki tarihi çağrısına Öcalan 27 Şubat’ta olumlu cevap verdi.
Tam da Sn. Bahçeli’nin istediği türden bir cevaptı bu.
Öcalan örgütüne artık varlık nedenini yitirip anlam yoksunluğuna düştüğünü hatırlatarak koşulsuz şartsız kendisini feshedip silahlarını bırakmasını söylüyordu.
Öcalan’ın bu tarihi çağrısı yeni bir paradigmaya yaslanıyordu.
O paradigmanın amacı da şu sözlerle netlikle ortaya konuyordu: “Devlet ve toplumla bütünleşmek.”
Yani Öcalan devlet ve toplumla bütünleşmek için silahların koşulsuz bırakılması talimatını veriyordu.
Burada herkesin dikkatine sunmakta yarar gördüğümüz diğer konu da, bu silah bırakma talimatının PKK’nın tüm unsurlarını ve bileşenlerini kapsamasıydı.
Bu iki husus, yeni sürecin, kalıcı bir barışa evrilmesini sağlayacak temel unsurlardandı.
Bu bir al-ver süreci değildi.
Bir pazarlık süreci değildi.
Bir yenme-yenilme süreci de değildi.
Sayın Devlet Bahçeli’nin cesaretle başlatıp Sn. Cumhurbaşkanınız Recep Tayyip Erdoğan’ın da güçlü ve kararlı bir biçimde devlet projesine dönüştürdüğü gönüllü bir entegrasyon süreciydi bu.
Öcalan bu gönüllü entegrasyon sürecine tam da Sn. Bahçeli’nin istediği yanıtı vererek tarihi bir fırsatın yeniden ortaya çıkmasını sağladı.
Bu aslında pozitif anlamda bir al-ver süreciydi.
Silah yerine siyasetin, ölüm yerine hayatın ikame edileceği bir al-ver süreci, herkese kazandıracak bir barışın da temelini oluşturuyordu.”