Hiç bir vakit yoktur ki, ilim mütalaası, hüzün ve kederi yok etmesin, ilmi mütalaa, kalbin en ince ve en gizli noktalarını harekete geçirir, insanda yüce duygular uyandırır. / İmam Şafii
“Bu babamla ilgili son çağrım: Onu kurtarın!”
📣 Gazzeli kahraman Doktor Hussam Abu Safiya’nın oğlundan babası için SON çağrı!
▪️Babam artık nefes almakta zorlanıyor.
Konuşamıyor
.
▪️Yüzü, gördüğü işkence yüzünden tanınmaz halde.
▪️Ne acı ki, büyük bir yalnızlığa terk edildik.
İki milyardan fazla Müslümana, yirmi ikiden fazla Arap ve İslam ülkesine seslendik. Ama siz duymazdan geldiniz.
▪️Size bir kez daha yalvarıyor, çağrıda bulunuyor, yardım istiyoruz. Çok geç olmadan babamın hayatını kurtarın.
▪️Belki de bu, son yardım çığlığımız olacak. Belki bir daha babamdan haber alamayacağız.
Birmingham Üniversitesi’nde bulunan Kur’an-ı Kerim elyazması, karbon-14 testlerine göre yaklaşık 1370 yıllık. İslam’ın ilk dönemlerine ait bu nüsha ile bugün okunan Kur’an arasında tek bir kelime fark yok. Asırlar geçti, Kur’an aynı kaldı.
Kahramanmaraş’ta yaşanan olayı sadece televizyon dizileriyle, bilgisayar oyunlarıyla ilişkilendirmek yaşananları hafife almaktır. 8. sınıf öğrencisi 5 silah, 7 şarjörle katliam yapıyorsa ardında bir plan vardır. Belki azmettiricisi de. Devletimiz aydınlatıp hesabını soracaktır.
Secde sırasında vücudunuzda olanlar işte bunlar:
Kalp ritmi dengelenir, beyne giden kan akışı artar, sinir sistemi sakinleşir. Stres azalır, zihinsel berraklık artar.
Şam ehlinden, güçlü-kuvvetli, nüfuz sahibi bir kimse vardı.
Zaman zaman Hz. Ömer’in yanına gelirdi. Bir ara, Ömer radıyallâhu anh o kimseyi göremez oldu.
Çevresindekilere:
“–Falan zât ne yapıyor, artık görünmez oldu?” dedi.
“–Ey Mü’minlerin Emîri!
O kendini içkiye verdi.” dediler.
Hz. Ömer kâtibini çağırarak:
“–Yaz!” dedi. “‒Ömer bin Hattâb’dan falan kimseye! Selâm sana!
Kendisinden başka ilâh olmayan, günahları bağışlayan, tevbeleri kabul eden, azâbı çetin ve ihsânı bol olan Allâh’a hamd ederim.
O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur, dönüş ancak O’nadır.”
Hz. Ömer radıyallâhu anh, mektubu yazdırınca arkadaşlarına dönerek:
“–Allâh’a yönelmesi ve Allâh’ın da tevbesini kabul buyurması için kardeşinize duâ ediniz!” dedi.
O zât, Hz. Ömer’in mektubunda zikrettiği; «(Allah) günahları bağışlayan, tevbeleri kabul eden, azâbı çetin olandır…» (Müʼmin, 3) âyet-i kerîmesini tekrar tekrar okudu ve:
“–Allah beni hem azâbıyla korkutmuş, hem de günahlarımı affedeceğini vaad etmiş.” diyerek ağladı ve ve güzelce tevbe etti.
Hz. Ömer radıyallâhu anh,
o zâtın tevbe ettiğini haber alınca:
“–Bir kardeşinizin yoldan çıktığını, günaha saplandığını gördüğünüzde, onu doğru yola getirmeye, Allâh’ın affından ümitvâr olmasını sağlamaya çalışınız.
Tevbe nasip etmesi çin Allâh’a duâ ediniz. Kendisine bedduâ ederek aleyhinde şeytana yardımcı olmayınız.” dedi.
(İbn-i Kesîr, Tefsir, IV, 76)
Resûlüllah -sallâllâhu aleyhi ve sellem - şöyle buyurdu:
“Allah’ın en çok gazap ettiği kişi, husûmeti şiddetli olandır.”
(Buhârî, 7188.)
(Barışmıyor, affetmiyor, hep dargın, hep kendisi haklı, devamlı eleştirir, kin ve nefreti hiç sönmez...)
İnsanın yüreğinde kin tutmaması, belki de olgunluğun en güzel işaretidir. Ben kimsenin kötülüğünü istemem; çünkü her insan kendi seçimlerinin, kendi eylemlerinin sonuçlarıyla yaşar. Bu, hayatın değişmez bir yasasıdır.
Doğaya bakıldığında bu gerçek açıkça görülür: Çürük meyve ağacın dalında duramaz, er ya da geç kendiliğinden düşer. Tıpkı bunun gibi, kötülük de sonunda mutlaka sahibine geri döner. Biri başkasına zarar vermek için attığı adımda, aslında kendi çukurunu kazmaya başlar. Hile, yalan, nefret ve kötü niyet taşıyan her davranış, bir gün mutlaka yapanın kapısını çalar. Bu yüzden intikam peşinde koşmaya, öfkeyle yanıp tutuşmaya gerek yoktur. Hayat kendi hesabını kendi görür. Bizim işimiz temiz bir kalple yolumuza devam etmek, iyiliği savunmak ve huzurla yaşamaktır. Kötülük yapan kendini cezalandırır zaten; biz sadece sabırlı olmayı, affetmeyi ve kendi iç barışımızı korumayı bilirsek, zaten kazanmışız demektir. Herkes kendi kaderini yaşar. Biz sadece kendi ruhumuzu kirletmemekle, vicdanımızı temiz tutmakla sorumlu olmalıyız. Gerisi zaman meselesidir; adalet er ya da geç herkese ulaşır.
Farklı ülkelerden salavat şekilleri… Sesler, tınılar, diller ve renkler değişiyor ama gönülleri aynı hedefe taşıyan gaye değişmiyor: Resûlullah’a yakın olmak. Müslümanları tek bir kardeşlik halkasında buluşturan Allah’a hamd olsun.
O(kadın), hicabın ardındadır; çünkü hicab, onun geleceğine duyduğu emanetin simgesidir. Güzel olanla çirkin olanı birbirinden ayıran bir sınırdır. Zira o örtünün gerisinde, kirlenmesinden korktuğu ruhunun saflığı ve sarsılmasından çekindiği varlığının vakar ve sükûneti gizlidir.
- Vahyül-Kalem - Er-Râfi'i
İsrail destekçisi çeteler tarafından şehit edilen gazeteci Salih Aljafarawi'nin vasiyeti
Rahman ve Rahim Olan Allah'ın Adıyla
Hamd, Âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur. O buyurmuştur ki: "Allah yolunda öldürülenlere 'ölüler' demeyin. Hayır, onlar diridirler, Rableri katında rızıklandırılmaktadırlar." (Âl-i İmran, 169)
Ben Salih.
Bu vasiyetimi bir veda olarak değil, yürekten seçtiğim bir yolun devamı olarak bırakıyorum.
Allah şahittir ki, halkımın evlatlarına bir destek, bir ses olabilmek için tüm gücümü ve çabamı ortaya koydum. Acıyı ve zulmü her detayıyla yaşadım. Izdırabı ve sevdiklerimi kaybetmenin acısını defalarca tattım. Buna rağmen gerçeği olduğu gibi aktarmaktan bir an bile geri durmadım. Bu gerçek, tereddüt edip susanların aleyhine bir delil olarak kalacak; en şerefli, en değerli ve en cömert insanlar olan Gazze halkının yanında duranlar için ise bir onur olacak.
Şehit olursam bilin ki, yok olmadım...
Ben şimdi cennetteyim, benden önce giden yoldaşlarımla birlikte;
Enes'le, İsmail'le ve Allah'a verdikleri sözde sadık kalan tüm sevdiklerimle.
Sizden ricam, beni dualarınızda anmanız ve bu yolculuğu benden sonra sürdürmenizdir.
Beni sadaka-i cariyelerle hatırlayın. Ezan sesini her duyduğunuzda, Gazze'nin gecesini yaran o ışığı her gördüğünüzde beni hatırlayın.
Size direnişi vasiyet ediyorum...
Birlikte yürüdüğümüz yolu ve birlikte inandığımız davayı.
Çünkü kendimiz için bundan başka bir yol tanımadık ve hayata anlamı ancak bu yolda sebat etmekte bulduk.
Size babamı vasiyet ediyorum... Kalbimin en derin yerinde yatan, rehberim olan. Kendimi onda gördüğüm, onun da kendini bende gördüğü... Savaşın tüm zorluklarında yanımda olan... Benden razı olarak cennette buluşmayı diliyorum senden, ey başımın tacı.
Size kardeşim, hocam ve yol arkadaşım Naci'yi vasiyet ediyorum.
Ey Naci... Sen hapisten çıkmadan ben Allah'a kavuştum.
Bil ki bu, Allah'ın takdir ettiği bir kaderdir.
Sana duyduğum özlem kalbimde yaşıyor.
Seni görmeyi, sana sarılmayı, bir kez daha buluşmayı ne kadar çok isterdim.
Ama Allah'ın vaadi haktır ve cennetteki buluşmamız sandığından daha da yakın.
Size annemi vasiyet ediyorum...
Annem, sensiz hayat hiçbir anlam ifade etmiyor.
Sen kesintisiz bir duaydın, asla sönmeyen bir ümitti.
Allah'tan senin şifa ve afiyet bulmanı diledim.
Seni tedavi için yola çıkarken ve gülümseyerek dönerken görmeyi ne kadar çok hayal ettim.
Size kardeşlerimi vasiyet ediyorum.
Önce Allah'ın rızası, sonra da sizin rızanız benim en büyük gayemdir.
Allah sizi mutlu etsin ve hayatlarınızı, onlar için bir mutluluk kaynağı olmaya çalıştığım o naif kalpleriniz kadar güzel kılsın.
Hep şunu söylerdim:
Ne kelime düşer, ne fotoğraf.
Kelime bir emanettir, fotoğraf bir mesajdır.
Siz de onu tıpkı bizim taşıdığımız gibi tüm dünyaya taşıyın.
Şehadetimi bir son olarak görmeyin.
Aksine o, özgürlüğe uzanan uzun bir yolun başlangıcıdır.
Ben, dünyaya -gözlerini kapatan dünyaya, hakkı söylemekte susanlara- ulaşmasını istediğim bir mesajın elçisiyim.
Haberimi duyduğunuzda benim için ağlamayın.
Bu anı uzun zamandır arzuladım ve Allah'tan bunu bana nasip etmesini diledim.
Sevdiğim şeye beni ulaştıran Allah'a hamd olsun.
Hayatımda bana hakaret eden, iftira atan, yalan ve bühtanla haksızlık edenlere diyorum ki: İşte ben Allah'ın izniyle şehit olarak O'na gidiyorum. Tüm hesaplaşmalar Allah'ın huzurunda olacak.
Size Filistin'i vasiyet ediyorum...
Mescid-i Aksa'yı...
Onun avlusuna ulaşmak, orada namaz kılmak, toprağına dokunmak en büyük hayalimdi.
Dünyada ona ulaşamadıysam eğer,
Allah hepimizi ebediyet cennetlerinde orada bir araya getirsin.
Allah'ım, beni şehitler arasına kabul et. Geçmiş ve gelecek günahlarımı bağışla. Kanımı, halkımın ve ailemin özgürlük yolunu aydınlatan bir nur eyle.
Kusur ve eksiklik ettiysem beni bağışlayın. Bana rahmet ve mağfiretle dua edin. Ben ahdime sadık kaldım, değişmedim ve dönmedim.
Selam, Allah'ın rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
Allah'ın izniyle kardeşiniz Şehit
Salih Amir Fuad El-Caferavi
12/10/2025
Gazzeli küçük bir kız:
Elhamdülillah, yıkıntıların altından yeniden doğan bir vatanın tanığı olarak hayatta kaldım.
Hayat nimetine, sönmeyen umuda şükürler olsun. Elhamdülillah, biz hâlâ hayattayız.
Ve hayalin devamı vardır..."