“İçlenme tabiattaki yekpare kederden,
Yas tutma, dağılmış diye kuşlarla çiçekler.
Onlar dönecektir yine gittikleri yerden,
Onlarla giden günlerimiz dönmeyecekler... “
Çağın en iyi yatırımı psikolojik sağlamlılıktır dostlar. Bu umursamazlık değil,kendini yönetebilme becerisidir. Kırıldığında dağılmamak,haksızlık gördüğünde kendini tüketmemek, kaybettiğinde yeniden başlayabilmek,herkesin seni anlamasını beklemeden kendi gerçeğinde durabilmektir.
Bazı şeylerin hakkı "tebessüm edip geçmek"tir.
Öyle kavgalar etmek, nice etkili yollarla laf sokmak, hışımla küçümsemek, haklılığı ispat edecek doneleri bir bir göstermek vs. hiçbiri. Öyle inceden tebessüm edip geçmek.
"Ben demiştim kibri"ne bile tenezzül etmeyen, incecik, biraz müstehzi, feraset dolu, sessiz, bilge bir tebessüm. Birkaç saniye sürüp öyle yoluna bakan bir tebessüm. Seçilmiş, bilinçli, zarif bir tepkisizlik hâli. Bazı şeylerin hak ettiği muamele ve süresi bu kadarcıktır.
Dünyayı kendi anlamına zorlayıp bunu yegane gerçek kabul ederek ömür tüketmek. Büyük illüzyon. Aslında sürekli olarak kendini dayatan bir gerçeklik var: Değişim. Sen aynı kalacağı sanrısına kapılıyorsun ama değişiyor. Ve bu değişim farkındalığıyla yaşamak ürpertici.
Yaşlı bir amca, köyde çektiği videoda verdiği 30 saniyelik hayat dersiyle izleyenleri derin düşüncelere daldırmayı başarıyor;
“Eşeği düğüne çağırmışlar, hiç sevinmemiş!”
İnsan, vicdanının sesini benliğinin ve kalabalıkların sesini açarak duymamaya çalışır. Fakat vicdanın sesi öyle güçlüdür ki; mutlaka bir gün insanı sağır edip başka bir şey duyamaz hale getirir. Çünkü vicdan, “Allah'ın kalbimizdeki sesidir."