İşlerden ilişkilere kadar özensizlik çağındayız. Muhit; meziyet, şahsiyet, özen ve vefadan yanadır. Dergimizin temmuz sayısı çıkmıştır. Bereketli okumalar dileriz.
Ömer Lütfi Mete: "Makam için yırtınmayı, 'en güçlünün ayakta kalacağı bir doğa düzeninin gereği' saymak herhalde uygarlığı hayvani bir aşama olarak görmektir."
12 Ağustos 2004, Sabah Gazetesi
Makedonya'da Türk izleri;
"Makedonya, Balkan yarımadasındaki diğer bölgelere göre Osmanlı hakimiyetinde en uzun süreli kalan yöredir."
"Türkler Makedonya'da Balkan Savaşlarına kadar en yüksek nüfusa sahip topluluk idi."
"Balkanların Türkçe açısından en hareketli bölgelerinden biri olan Makedonya..."
"Evliya Çelebi, Seyahatname'sinde Makedonları ağzının tadına düşkün insanlar olarak tanımlar."
"Manastır, Türk edebiyatı açısından bereketli bir şehirdir."
*Tuba Işınsu İsen Durmuş, Türk Tarih Kurumu, Ankara, 2025
11 Şubat 1953... Milliyet gazetesinde Ümit Deniz, İstanbul Mercan yokuşunda, tesbih ustasıyla bir röportaj gerçekleştirir.
Deniz aynı zamanda polisiye roman yazarlarımızdan biridir.
Röportajda ustanın adı belirtilmemiştir. Müşterisizlik nedeniyle tesbih yapımının yerini artık sigara ağızlığına bıraktığına dikkat çekilir.
Röportajda ayrıca, Ankara'daki 'eski Türk işleri seyyar sergisi'nin Atatürk tarafından ziyaret edildiği belirtilmiştir.
Ülke genelinde tahminen 140-150 kişi olduklarını, el tezgahları ile çalıştıklarını, bunun zahmetli ve incelik gerektiren bir zanaat(sanat) olduğunu dile getiren Usta; kuka, abanoz, demirhindi gibi ağaç grubuna ait malzemelere artık ulaşamadıklarını, sentetik(plastik) malzemelere erişebildiklerini, "orjinal iş" için ise kehribar, fildişi ya da mercan kullandıklarını söyler.
Osmanlı dönemi ustalarından 'Tosunum Halil Usta'nın ise, 2.Abdülhamid'e ve Alman Kayzer 2. Wilhelm'e işlemeli tesbih hediye ettiğini aktarır.
Tesbihcilik, "can çekişen asırlık sanat" olarak takdim edilir, röportajda.
Bacağı kırık, kaburga kemikleri kırık ama helikopterden 500-600 metre uzaklıkta bulunuyor. Çenesi kırık ama 112 ile telefonda konuşuyor. Donarak ölüyor ama çenede kanama tespit ediliyor.
İsmail Güneş: "...Ayağım çok kötü kırıldı. Ölen de var herhalde. Bu arkadaş kim ya?"
Cemil Meriç: "Ne ikbal sarhoş etmiş Dündar Taşer’i, ne bozgun yeise düşürmüş. Feleğin 'germ-ü serd'(iyi-kötü)ine vakur bir tebessümle bakmasını bilen yalçın bir irade. Bu yiğit mücahidin de Koçi Bey, Sarı Mehmet Paşa ve Cevdet Paşa gibi tek kaygusu var; 'Devlet-i ebed müddetin 'devlet'i ebed müddet' olması'..."
*Cemil Meriç, Mağaradakiler, İletişim yay. İst. 2003, s. 256